Akraba evliliği çocuğun bağışıklığını çökertiyor
Saturday, April 10, 2010
Akraba evliliği çocuğun bağışıklığını çökertiyor
Akraba evliliği çocuğun bağışıklığını çökertiyor
Çocuklar neden kabız oluyor?
İnek sütünün bebeklerde kabızlığa yol açması nedeniyle bir yaşına kadar inek sütünü önermediklerini belirten Dr. Sevil Elçin Kızılok, bebeklerde ve çocuklarda sık görülen kabızlığın nedenlerini şöyle sıralıyor:
"Barsak genişliği gibi doğuştan gelen hastalıklar kabızlığa yol açabiliyor. Bu tip sorunlar olduğunda çocukları, çocuk cerrahisi ve çocuk gastroenterolojisi uzmanları takip ediyor. Ailesel barsak yavaşlığı da önemli faktörlerden biri. Çocuğun süt içmesi sağlıklı gelişmesi açısından önemli. Ancak günde 500 ml yani yarım litreden sonrası zararlı hale geliyor. Bu miktardan fazla süt tüketen çocuklarda demir eksikliğinin yanı sıra kabızlık da görülüyor. Çocukları kabızlıktan koruyan besinler var. Sebze ve meyvelerdeki lifler, posa oluşmasına neden oluyor. Bu nedenle ailelerin çocuklarını beslerken, sebze ve meyve ağırlıklı beslemeleri gerekiyor. Eğer çocuk bu besinleri sevmiyorsa, seveceği bir hale sokmakta örneğin meyveli yoğurt gibi farklı gıdalarla karıştırarak cazip hale getirmesinde yarar var. Çocuğun sürekli katı Gıda almasına izin vermemek gerekiyor. Katı gıda kabızlığa yol açabiliyor. Çocuğun yeterince sıvı tüketmesi de önemli. Anne sütü, çocuğun her türlü ihtiyacını karşılıyor. Ancak bazen bağırsak yapısındaki sorunlar anne sütünün bile kabızlık yapmasına neden olabiliyor. Çocuklarda görülen başka bir etken, okulda tuvalete gitmeme. Birçok çocuk teneffüs aralığının kısa olması, tuvaletlerin kalabalık olması gibi çeşitli nedenlerle tuvalete gitmiyor. Büyük tuvaletini tutuyor. Psikolojik nedenlerle tuvaletini yapmak istemeyen çocuklar var. Bu çocukları, eğer çocukta herhangi bir sindirim sorunu ya da anatomik bir sorun yoksa, psikologa yönlendirmek gerekebiliyor."
İLAÇLAR NASIL KULLANILMALI?Kabızlık tedavisinde bazı ilaçlar kullanılıyor. Ancak ilaçların kullanımı sırasında sorun yaşanabiliyor. Ailelerin ilaçları alışkanlık yapacağı korkusuyla gerektiği kadar kullanmadığını söyleyen Dr. Kızılok, "Oysa bu ilaçlar sertleşen dışkının yumuşamasını sağlıyor. Bazı anneler, bebeklerinin kabızlık tedavisinde, ilaç yerine fitil kullanmayı tercih edebiliyorlar. Çünkü fitil, anneler açısından çok daha rahat. Oysa anneler, uzmanların verdiği ilaçları, zamanında ve gerektiği şekilde kullanırsa, tedavideki başarı oranını artırıyor" diye konuşuyor.
DOĞRU BESLENMEK KABIZLIKTAN KORUYORKabızlık sorununa posalı yiyecekler tüketmemenin yol açtığına değinen Dr. Sevil Elçin Kızılok, Beslenme konusunda şu bilgileri veriyor:
“Yeterince sebze ve meyve yememek, bağırsaklarda posa oluşmasına engel oluyor. Bu durumun sonuçlarından biri de, kabızlık. Bu sorunun oluşmaması için beslenmeye dikkat etmek gerekiyor. Ayrıca aç karnına su içtikten sonra, kuru kayısı ve kuru incir tüketmenin barsak hareketini artırdığının bilinmesi gerekiyor. Çocuk, kuru kayısı ve ya kuru incir yemezse, yoğurda karıştırarak ya da meyve püreleriyle beraber vermek etkili olabiliyor. Dikkat edilmesi gereken başka bir önemli nokta, ara öğünlerin atlanmaması. Ara öğünler de bağırsak hareketlerinin artmasına yol açıyor. Beslenmesinde şekerlemeler, çikolatalar, hamburger ve diğer fast-food gıdalarda aşırıya kaçılmaması bir başka önemli nokta. "ÇOCUK İSTİYOR" DEMEYİNBazı anneler çalıştığı için çocuğa büyükanneler bakıyor, onlar da çocuğa kıyamadıkları için katı ya da şekerli gıdalar verebiliyorlar. Oysa ‘Çocuk istiyor’ diyerek sağlığını olumsuz etkileyen besinler vermek, doğru değil. Asıl önemli olan çocuğu doğru ve sağlıklı beslenmektir. Bunun temelleri de çocukluk döneminde atılıyor. Bu nedenle, çocuğa Sağlıklı Beslenme alışkanlığı kazındırma konusunda ailelerin daha hassas davranması gerekiyor. Ancak bu alışkanlığı emek ve sabır istediği de akıldan çıkmamalı.”
Çocuklar neden kabız oluyor?
Cips yerine kestane yiyin
Havaların soğuması, hareketin azalması ve evde geçirilen zamanın fazlalaşmasıyla birlikte artan abur cubur tüketimi, kış aylarında kilo almamıza yol açıyor. Uzun kış gecelerinin abur cubur tüketimini artırdığını söyleyen Medikal Park Fatih Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sevil Nas Can, "Doğru abur cuburları seçerseniz, hem sağlığınızı hem kilonuzu koruyabilirsiniz" dedi. Can, "Cips ve pastane ürünleri yerine yağsız patlamış Mısır veya kestane, gazlı içecekler yerine sahlep veya boza, çikolata yerine de dondurma yiyin" diye konuştu.
Cips yerine kestane yiyin
Çocuğunuzu günde 10 kez zıplatın
Prof. Hatun, son 30 yılda fazla kilolu çocuk sayısının 3 kat arttığını belirterek, “Dünyada 5 yaş altındaki 20 milyon çocuğun fazla kilolu veya şişman olduğu tahmin edilmektedir” dedi.
ŞEHİR ÇOCUKLARI PASİFLEŞTİRİYORDünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) özellikle şehirde yaşayanların giderek pasifleşmeye başladığına bunun da risk faktörü olduğuna dikkati çektiğini belirten Hatun, şunları kaydetti:
“DSÖ'ye göre, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan pek çok ülkede gençlerin üçte ikisinden fazlasının yeterince aktif olmadığı tahmin edilmektedir. Oysa, aktif olmak gençlerin ve çocukların kas uyumunu geliştirmelerine, sağlıklı kemikleri, kasları ve eklemleri korumalarına, kilolarını korumalarına, aşırı kiloları vermelerine ve kalp ve bağırsakların işlevlerini geliştirmesine yardım eder."
Kocaeli il merkezindeki lise öğrencileri arasında yapılan bir araştırmaya göre öğrencilerin yarıya yakının düzenli Egzersiz yapmadığı, kızların yüzde 57'sinin erkeklerin ise yüzde 43'nün beden eğitimi derslerine katılmadığı belirlendi. Aynı öğrenciler arasında internet kafeye gitme ve ortalama 1 saatten fazla TV seyretme oranı ise yüzde 75'e kadar çıkıyor.SIÇRAMA HAREKETİ KEMİKLERİ GÜÇLENDİRİYORÇocukların geçmişte apartmanların bahçelerinde ip atladığını, sek sek, saklambaç, misket, yakan top gibi fiziksel aktivite gerektiren Oyunlar oynadığı, bunun da kasları geren ve yer çekimine karşı yapılan egzersizler olduğunu dile getiren Hatun, şöyle devam etti:
“Kemiklerin yer çekimi etkisiyle bile olsa gerilimden uzak kalması kemiklerin erimesine neden olmaktadır. Yakın zamanda yayımlanan bir araştırmada, 8 ay süreyle günde 10 veya daha fazla sıçrama hareketi yapan çocukların, normal Okul aktivite programındaki çocuklara göre kemik yoğunluklarında yüzde 1.2 oranında artma olduğu görüldü. Kemik yoğunluğundaki yüzde 5 oranındaki artma, osteoporotik kırılma riskini yüzde 40 azaltmaktadır. Bu nedenle yüzde 1'lik bir artış bile çok önemlidir. İzmit'teki 551 10-16 yaş grubundaki öğrenciler üzerinde yapılan araştırmada da şişmanlık sıklığı yüzde 4.1, şişmanlık riski altında olanlar ise yüzde 9 olarak saptandı. Aynı araştırmada şişmanlık sıklığı ile günde 5 saatten fazla TV seyretme, 'atıştırma' tarzında beslenme, ailede şişmanlık olması ve 'fast food' Beslenme arasında yakın bir ilişki olduğu belirlendi.”
ÇOCUKLARDA ŞİŞMANLIK TEDAVİSİ Orta derecede şişman çocukların kilo almasının engellenmesinin yeterli olduğunu belirten Hatun, “Çünkü boyları uzayınca ideal ağırlıklarına yaklaşacaklardır. Belirgin olarak şişman çocuklarda ise haftada en fazla 0.5 kg verdirecek programlar hazırlanmalıdır. tedavi, Diyet, fiziksel aktivite, davranış, Yaşam tarzı değişikleri, ailenin tedaviye katılımı ve düzenli izlem şeklinde olmalıdır” dedi.
Çocuğunuzu günde 10 kez zıplatın
Thursday, December 31, 2009
5 yaşındaki çocuk nasıl beslenmeli?
"Bu yaş grubundaki çocukların günlük olarak her besin grubundan tüketmesi sağlanmalıdır. Bu besin grupları süt ve süt ürünleri, et grubu, sebze–meyve grubu, yağ grubu ve tahıllardan oluşmaktadır. Yapılan fiziksel aktivite göz önünde bulundurularak çocukların günlük beslenme düzeni ayarlanmalıdır. Bu dönemde özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta kahvaltı yapma alışkanlığının oluşturulmasıdır. 1-2 dilim peynir çeşitleri, tam tahıllı ekmek, zeytin, pekmez-bal, süt, haftada 2-3 kere yumurta veya omlet, taze meyve, evde yapılmış kuru meyveli kek veya börek çocukların kahvaltılarında olabilecek gıdalardır.TEMEL GIDALARIN YETERLİ MİKTARDA ALINMASI ÖNEMLİBu yaş grubu çocukların oldukça aktif oldukları ve gelişimlerinin en yüksek düzeyde seyretti düşünülerek gereksinimleri karşılayacak hem besleyici değeri yüksek hem de çocukların severek tüketebileceği gıdalarla beslenmesi gerekmektedir. Her zaman olduğu gibi her öğün kendi içerisinde yeterli miktarlarda karbonhidrat, protein ve yağ içermelidir. Mutlaka kahvaltı arkasına ara öğün, öğle yemeği, bunu takip eden 1 veya 2 küçük ara öğün ve akşam yemeği Okul çocuğunun gereksinimlerini karşılayacak yemek sistemidir. Özellikle çocukların ana öğünlerde temel besin grubumuz olan ekmek ve ekmek türevi olan çorba–pilav–makarna gibi gıdalar, et/ tavuk haftada en az 1 gün balık ve mevsiminde olan herhangi bir sebze yemeği, bunun yanında oldukça önemli kalsiyum kaynakları olan süt ve yoğurt hem ana öğünlerde hem de ara öğünlerde tükettirilmelidir.HÜCRE YENİLENMESİ İÇİN PROTEİNBüyüme ve gelişme sırasında vücutta meydana gelen bir çok mekanizmada proteinlere önemli görevler düşer. Eğer vücudumuz protein alamazsa vücut hücreleri yenilenemez. Bu durumda büyüme yetersiz kalır. Vücut için temel protein kaynakların yiyeceklerimizden sağlanır.Proteinler bitkisel ve hayvansal kaynaklar olmak üzere iki kaynaktan elde edilir. Hayvansal kaynaklar yumurta, et, tavuk, balık, deniz ürünleri, süt,y oğurt gibi kaynaklardır. Proteinlerin bitkisel kaynakları ise kurufasuyle, nohut, mercimek gibi kurubaklagiller ve tahıl ürünleridir. Tabii bunların dışında hayatın başlangıcında aldığımız en değerli protein kaynağı anne sütüdür. Hayvansal kaynaklı proteinlerin biyoyararlılığı yüksektir. Yani vücudumuz bu proteinlerden daha çok yararlanır. Bitkisel kaynaklı proteinlerin vücut tarafından kullanımı ise daha düşüktür. Hayvansal besinlerin içinde proteinin vucüt tarafından en iyi kullanıldığı gıdalar anne sütü ve yumurtadır. Her ikisinde de bulunan proteinlerin neredeyse tamamı vücudumuz tarafından kullanılır. Bu yüzden yumurta ve anne sütündeki proteinler “örnek protein ” olarak adlandırılırlar.Çocuklarda büyümenin devam etmesi sebebiyle protein gereksinimi fazladır. Her yaş grubu için protein gereksinimi farklıdır. Alınan protein kaynaklarının vücudun kolay kullanabileceği kaynaklardan olması gerekir. Bu nedenle bitkisel kaynaklı proteinlerle beraber hayvansal kaynaklı proteinler de beslenmede kullanılmalıdır. Proteinin eksik alınması çocuklarda büyümeyi ve zihinsel gelişimi etkileyebilir.Büyüme-gelişme sorunları oluşabilir. Ayrıca proteinin vücutta bir çok önemli reaksiyonda yer aldığını düşünürsek bu reaksiyonlarda da aksamalar gerçekleşebilir.
AİLENİN BESLENME ALIŞKANLIKLARINI ÖRNEK ALIRÇocuklar genellikle renkli yiyecekleri severler. Bu nedenle özellikle et yedirmekte zorlanıyorsanız köftesini sebzelerle karışık pişirebilirsiniz veya tabağını renkli biberlerle, havuçla süsleyebilirisiniz. Ancak çocuklar çoğu zaman ailenin beslenme alışkanlıklarını örnek alırlar. Örneğin akşam yemeği için çocuğunuza etli bezelye gibi yemekler yapıyor ama siz bu yemeği sevmediğinizi söylüyorsanız O da yemeyecektir. Bu yüzden özellikle yemek seçen çocuğunuzla beraber sofraya oturmaya ve aynı yemekten yemeye özen göstermelisiniz.
Proteinli gıdaların yapısı yüksek ısıda bozulur. Bu nedenle yüksek ateşe maruz kalmaması ve kavrulmaması gerekir. Orta veya kısık ateşte pişirilmesi daha doğru pişirme teknikleridir. Ayrıca et, tavuk gibi gıdaların yağda kızartılması durumunda zararlı bazı kimyasal maddeler oluşur. Bu maddeler özellikle kanserin öncü maddelerini oluşturabilir. Bu nedenle et, tavuk gibi gıdaları kızartmak yerine haşlama veya fırında pişirme yöntemleri tercih edilebilir. Balıklar buğulama yapılabilir veya fırında pişirilebilir. Yumurta haşlanırken de rafadan değil tam olarak haşlanmalıdır.Böyle pişirilirse proteinin vücut tarafından kullanımı daha fazla olur. ÇOCUK ABUR CUBURLA KARNINI ŞİŞİRMEMELİBu yaş grubunda anneleri en çok üzen ve telaşlandıran konulardan bir tanesi çocuklarının iştahsız olup yemek yememeleridir. Çocuğumu doyuramıyorum, aç kalıyor düşüncesiyle ne yapacaklarını şaşıran anneler, doğru sandıkları bir çok yanlış yaparak yemek yemeği, ya çocukları için işkence haline getirirler ya da kendileri için büyük bir tehdit unsuru oluştururlar. Çocuklarda iştahı etkileyen en büyük etkenlerden birisi öğün aralarında abur-cuburla karnını doyurmalarıdır. Buna bağlı olarak doygunluk hisseden çocuk ana öğünlerde yemek yemeği reddedecektir. Oyalamak için ana yemek öncesi çocuğunuzun eline tutuşturduğunuz bir gofret veya bir dilim kek onu tıkayacak ve sofrada yiyecekleri reddetmesine neden olacaktır. Bu tip durumlarda çocuğun sofra düzenine alışık olması çok önemlidir. Çocuğunuz bir yaşına geldiğinde artık aile sofranıza oturur hale gelmeli ve yemek zamanının aile ile bir araya gelinen, herkesin yemek yediği eğlenceli bir vakit olduğunu öğrenmelidir. Bunun yanı sıra çocuğunuz gereksinimlerini karşılayacak küçük ara kahvaltılar ya da meyveler, kahvaltı ile öğle yemeği arasında, öğle yemeği ile akşam yemeği arasında verilebilir ancak bu ara öğünler iştahı kapatacak miktarda ve ana öğün saatine çok yakın olmamalıdır. Ayrıca yemek tabaklarının çocuğunuzun ilgisini çekecek tarzda renkli ve eğlenceli olması, tabağına yiyebileceği kadar yemek konması çocuğunuzun çok daha istekli yemek yemesini sağlayacaktır. Bunların dışında çocuğunuzla beraber Alışveriş yapmanız, sofra hazırlanırken yardım istemeniz hatta onun da yemek hazırlanmasında katkıda bunmasına fırsat tanımanız çocuğunuzun yemek yeme isteğini artırıcı yönde olumlu etkiler oluşturacaktır.
5 yaşındaki çocuk nasıl beslenmeli?
Tuesday, December 29, 2009
Bebeğiniz neden çok ağlıyor?
Bebeklik döneminde en sık rastlanan Gıda alerjisi, “süt alerjisi” yani “inek sütü alerjisi”dir. İnek sütündeki proteinlere karşı (özellikle beta laktalbümin) vücudun verdiği bir alerjik reaksiyondur. İnek sütünün bebeğe direk verilmesi ile olabildiği gibi, anne sütü ile beslenen bebeklerde, annenin diyetindeki inek sütü içeren gıdaların bebeğe emzirme yolu ile geçmesi sonucu da ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca çoğu hazır mamanın inek sütü proteinlerini içermesi nedeni ile, mama ile beslenen bebeklerde de Alerji görülebilmektedir.
Emziren Anne Beslenmesine Dikkat Etmeli İnek sütü alerjisi olan çocuklarda genellikle keçi sütü ve soya sütüne karşı da çapraz alerji gelişebilmektedir. Bebeğe ve anneye Beslenme önerilerinde bulunurken bu konuya dikkat edilmelidir. Memorial Hastanesi çocuk sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökçe Günbey, bebeklerde görülen süt alerjisi ile ilgili bilgi verdi.
Bazen İlk 6 Ayda Bazen Daha Büyük Çocuklarda Alerji Ortaya Çıkabilir Belirtiler bebeğe ve alerjinin ağırlık derecesine göre değişkenlik göstermektedir. Bazı bebeklerde tek bir belirti olurken, bazılarında birden fazla belirti birlikte olabilmektedir. Klinik bulgular genellikle ilk 6 ayda başlamakla birlikte, bazen daha geç yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir. Belli başlı belirtiler şunlardır:• İlk aylarda aşırı ağlama ve ciddi gaz sancısı• Beslenme sonrası kusmalar ve buna bağlı olarak tartı alamama• Kanlı ve sümüksü dışkılama ve bazen de kabızlık• Ciltte egzema tarzında kızarık ve kaşıntılı deri döküntüleri• Geçmeyen bir hışıltı, öksürük, burun tıkanıklığı• Tekrar eden bronşit ve/veya bronşiolit atakları• Anafilaksi (çok nadirdir, inek sütü proteini alımından hemen sonra ( en geç ilk 1 saat içinde)gelişir. Deri döküntüsü, yüzde, dil ve ağızda şişme, solunum yollarında gelişen ödeme bağlı olarak ortaya çıkan nefes almada güçlük ve tansiyonda düşme ile birlikte görülen bir şok tablosudur. tedavi edilmediğinde ölümcüldür.)
Genetik Faktörler Önemli
Bebekteki belirtiler ile inek sütü arasındaki bağlantı, aile ile görüşülerek sorgulanmalı ve ailede alerji öyküsü araştırılmalıdır. Fizik muayene bulguları ve aileden alınan öykü doğrultusunda inek sütü alerjisinden şüphelenilen bebeklere daha ileri tanı yöntemleri uygulanabilir.Tanıda 3 yöntem kullanılmaktadır. • Deri testi: Her yaşta yapılabilir, güvenilirlik yüzde 95 tir.• Kanda inek sütüne özgü antikorların tespit edilmesi (inek sütü spesifik-Ig-E), yüzde 90 güvenilirdir.• Eliminasyon yöntemi: İnek sütü içeren gıdalar bebeğe bir süre verilmez. Bu süre içinde mevcut belirtilerin kaybolması beklenir. Belirtiler geçtikten sonra inek sütü tekrar denenir. Belirtilerin yeniden ortaya çıkması inek sütü alerjisini destekleyecektir.
İnek Sütü Yerine Hindistan Cevizi Sütü Anne sütü ile beslenen bebeklerde annenin tükettiği süt ve süt ürünleri emzirme yolu ile bebeğe geçerek alerjiye yol açmaktadır. Bu durumda anne sütü ile beslenmeye devam edilmesi, ancak annenin diyetinden süt ve süt ürünlerinin tamamen çıkarılması önerilmektedir. Anneyi kalsiyum eksikliğinden korumak için medikal destek önerilmeli ve diyetisyen eşliğinde beslenmesi düzenlenmelidir. İnek sütü alerjisi olan bebeklerde soya proteini ve keçi sütü alerjisi de birlikte olabileceğinden annenin diyetinden bu grup ürünlerde çıkarılmalıdır. Tereyağı ve margarin yerine bitkisel yağlar tercih edilmeli, krema, süt tozu, sütlü bisküviler, sütlü makarnalardan kaçınılmalıdır. Pirinç sütü, yulaf sütü ve hindistancevizi sütü, inek sütü yerine kullanılabilir.
Ürün Etiketleri İyice Okunmalı
Süt birçok hazır gıda maddesinde bulunduğundan satın alırken ürün etiketi dikkatlice okunmalıdır. İçinde kazein, kazeinat, sodyum ve/veya kalsiyum kazeinat ve laktalbumin olan gıdalardan uzak durulmalıdır.
Zaman Zaman İlaç Tedavisi de Gerekebilir Tedavide ana prensip alerjiye yol açan maddeden kaçınmaktır. Anne sütü ile beslenen bebekte annenin diyetinden süt ve süt ürünlerinin çıkarılması ile tedaviye başlanmış olacaktır. Ayrıca alerji ortadan kalkana kadar mevcut klinik bulgulara göre, bebeğe ilaç tedavisi uygulanması da gerekebilmektedir.
Özel Mamalar Tercih Edilmeli Mama ile beslenen bebeklerde ise inek sütü proteini içermeyen mamalar tercih edilmelidir. Bu mamalar 3 grupta ele alınabilir:1. Soya bazlı mamalar: İnek sütü alerjisi olan bebeklerin yüzde 17-47 sinde soya proteinine karşı da alerji gelişebilmektedir. Ayrıca soya bazlı mamalar 6 aydan küçük bebeklerin beslenmesinde uygun değildir. Bu nedenle inek sütü alerjisinde soya bazlı mamalar ilk tercih olmamalıdır.2. Tam hidrolize mamalar: Özel işlemlerden geçirilerek proteinleri parçalanmış ve alerjik özellikleri yok edilmiştir. Tatları çok iyi değildir. İnek sütü alerjisinde ilk tercih edilmesi gereken mamalardır. 3. Amino asit bazlı mamalar: Tam hidrolize mamalara yanıt alınamayan yüzde 10 vakada kullanılması gerekir.
Bebek Büyüdükçe İnek Sütüne Uyum Sağlar İnek sütü alerjisi saptanan bir bebeğe 12-18 ay süre ile inek sütü içeren gıdalar ve inek sütü bazlı mamalar verilmez, özel mamalar ile beslenmesi desteklenir. Bu sürenin sonunda tekrar inek sütü verilmeye başlanarak belirtilerin ortaya çıkıp çıkmadığı gözlenir. İnek sütünü tolere etmeye başlama süresi bebekten bebeğe değişiklik göstermektedir. Çocukların yüzde 56’ sında 1 yılda, yüzde 77’ sinde 2 yılda, yüzde 87’ sinde 3 yılda inek sütüne tolerans gelişmektedir. Alerji saptadığımız bir bebekte inek sütünü diyetten ne kadar elimine edebilir ve bebeği bu alerjen maddeden ne kadar çok koruyabilirsek, tolerans gelişmesi ve iyileşme süreci de o kadar çabuk olacaktır.
Anne Sütü İle Beslenme Korunmada Önemli Tüm hastalıklarda olduğu gibi inek sütü alerjilerinde de korunma çok önemlidir. Anne sütü ile beslenme korunmada esastır. Anne sütü, bebekleri alerjik astımdan koruduğu gibi, gıda alerjilerinden ve özellikle inek sütü alerjisinden de koruyucu rol üstlenmektedir. İlk 6 ay bebekleri sadece anne sütü ile beslemek, alerjen gıda ile yani inek sütü ile bebeği mümkün olduğunca geç tanıştırmak ve ilk 12-18 ay inek sütü vermemek korunmada doğru bir yaklaşım olacaktır.
Bebeğiniz neden çok ağlıyor?
Saturday, December 19, 2009
Bebeğinizi masajla koruyun
Bebeğinizi masajla koruyun
Wednesday, December 9, 2009
Bebeğiniz reflüyse biberonla beslemeyin
Medical Park Fatih Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı Dr. Feyza Çivici Gümüş, hastalığın salgılar, mide asidi ve gıdaların hazmedilmesini sağlayan pepsin maddesinin yani mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması olduğunu söyledi, hastalık hakkında şu bilgiyi verdi: Normalde gıdaların yemek borusundan mideye geçmesinden sonra, yemek borusuna geri gelmemeleri gerekir. Ama reflü hastalığında bu düzen bozuluyor. Mideden yemek borusuna doğru olan kaçak, sadece yemek borusunun alt kısmında olduğunda buna ‘gastro-özofageal reflü’, gırtlak seviyesine kadar olduğunda ‘larengo-farengeal reflü’ adı veriliyor.
BEBEKLER DE REFLÜDEN MUZDARİPYetişkin hastalığı olarak bilinir ama aslında tam tersidir. Reflü hastalığı, sanıldığının aksine sadece yetişkinlerde görülmez; hatta daha sıklıkla bebeklerde ve çocuklarda gözlemlenir. Bebeklerde reflünün sık görülmesinin nedeni; gıdaların mideye geçişine izin veren kapakçık mekanizmasının henüz yeterince çalışmıyor olması ve bebeklerin çoğunlukla yatar pozisyonda olup, sıvı gıdalarla beslenmesidir.
Bebeklerin çoğu mama yedikten veya süt emdikten sonra yediklerini çıkarırlar. Bazı bebeklerde bu daha sık ve yoğun olarak görülür. Bebekler yediklerini çok sık çıkardıklarında, anne ve babalar telaşlanarak doktora başvurur. Reflü pek çok farklı belirtiyle kendini gösterdiğinden ve diğer organları da etkilediğinden birçok hastalıkla karıştırılabiliyor. O nedenle belirtilerini çok iyi bilmek gerekiyor. Tekrarlayan üst solunum yolu iltihapları, geçmeyen ses kısıklıkları, hırıltılar, öksürük gibi solunum yolu belirtilerinde, reflü hastalığı ihtimali düşünülmeli.
YÜRÜMEYE BAŞLADIĞINDA GEÇERBebeklerde sıklıkla görülen reflü, fizyolojik olarak nitelendirilir ve hastalık olarak kabul edilmez. Bu bebeklerin gelişiminde ve kilo almasında bir sorun olmaz. Sadece sık olarak kusmalar gözlenir. Bebeğin büyümeye başlamasıyla (özellikle yürümeye başladığı bir yaşına doğru), katı gıdalara geçilmesi ve kendi başına dik şekilde oturmaya başlamasıyla kendiliğinden belirtiler azalır ve reflü ortadan kalkabilir. Böyle bebeklere tedavi gerekmez. Kısacası sabırlı olur ve zaman tanırsanız bebeğiniz bir yaşında reflüyü atlatmış olur. Ancak kusmalar şiddetini ve sıklığını arttırıyor, bebek kilo alamıyor, solunum yolu şikayetleri yoğunlukla yaşanmaya başlanıyorsa, çocuğun Doktor takibine alınması gerekir.
BAŞKA HASTALIKLARA DA NEDEN OLABİLİRBebeklik çağında yaşanan reflü çoğunlukla kendiliğinden veya alınacak bazı tedbirlerle düzelmekle beraber birtakım farklı hastalıklara da neden olabilir. Bunlar içinde en sıklıkla rastladıklarımız yemek borusu deformiteleri, larenjit, solunum yolu enfeksiyonları, zatürree, kansızlık, sinüzit ve orta kulak iltihabı sayılabilir.
BAŞI YUKARIDA YATIRINBebeğin reflüden az etkilenmesi için duruş pozisyonuna çok dikkat etmek gerekir. En doğru pozisyon; yemek yedikten sonra onları karınları üzerine baş yukarıda olacak şekilde yatırmaktır. Ancak bebeklerin çoğu bu pozisyonda durmak istemez ve ağlarlar; bu durumda bebek sırt üstü ve baş ve gövde dik olacak şekilde 45 derecelik açıyla, yukarıda olacak şekilde yatırılabilir. Bu duruş için yatakta kaymayı önleyici ve açı verici yastıklardan yararlanılabilir.
BİBERON YERİNE KAŞIKAnne sütüyle beslenen bebeklerde reflüye daha az rastlanır. Bebek mümkün olduğunca anne sütüyle, az ve sık beslenmeli. Anne sütü almayan bebeklerde; mamada değişiklik yapılması, reflünün bir süre azalmasını sağlar ama bir süre sonra şikayetler yeniden başlar. Biberonla Beslenme de reflüyü artırıcı etki yapabilir. Bebek biberondan mamayı çekemediğinde daha fazla hava yutar ve bu da reflüyü tetikler. Katı yiyeceklerle ve kaşıkla beslenmeye geçildiğinde reflünün azaldığı görülür.
CERRAHİ MÜDAHALE YAPILABİLİRKusmalar şiddetini ve sıklığını arttırıyor, solunum yolu şikayetleri yoğunlukla yaşanmaya başlanıyor ve alınan tüm önlemlere rağmen şikayetler devam ediyorsa; önce ilaç tedavisine, nadiren de olsa cerrahi tedaviye başvurulabilir. Tedaviye gerek görülen çok az çocukta sıklıkla uygulanan tedavi ise ‘nissen funduplikasyon’ ameliyatıdır. Bu ameliyatta, midenin üst kısmı yemek borusunu çevresine sarılır. Böylece mide kasıldığında, sarılan kısım da kasılarak ve yemek borusunu kapatarak geriye kaçış önlenir.
BASİT AMA ETKİLİ ÖNLEMLERAnne ve babalar aşağıdaki önlemleri alırsa çoğu bebekte ilaca gerek kalmadan reflü tedavi edilebilir:
Bebekleri Beslenme sonrası başı yukarıya gelecek şekilde karın ya da sırt üstü yatırmak (yatakta kaymayı önleyici ve istenilen 45 derecelik açıyı sağlayan yastıklar kullanılabilir). Mümkün olabildiğince anne sütü ile sık sık, az az beslemek. Bebeğini anne sütü ile besleyen annelerin; kendi beslenmelerinde kafeinli içeceklerden kaçınması ve sigaradan uzak durması. Bebeğin beslenme sonrası gazının çıkartılması. Daha koyu kıvamlı özel mamaların kullanılması. Beslenme sonrası bebeğin ağlama ve gülme gibi karın kaslarını harekete geçiren ve hava yutmasına neden olan aktivitelerden uzak tutulması.
BU BELİRTİLERE DİKKAT!Aşağıdaki belirtiler varsa bebeğiniz reflü olabilir:
Bebeğiniz reflüyse biberonla beslemeyin
Çocuk beslenmesinde üç altın kural
Çünkü çocukluk çağındaki Beslenme yetersizliği ve dengesizliği çeşitli Sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu Talak, çocuklara evde ve okulda iyi bir beslenme planı yapılmasının önemine değinirken, tuz alımı ve fast food tarzı beslenmenin kısıtlanmasını, abur cubur tüketilmesinin azaltılmasını öneriyor.
Çocukların yeterli ve dengeli beslenmesi için bütün yiyecek gruplarından, belirli miktarlarda yemesi gerekiyor. Günlük beslenme piramidinin şöyle dengelenmesinde yarar var. BEYİN VE GÖZ İÇİN OMEGA 3 VE 6Günlük enerji ihtiyacının yüzde 55-60’ı karbonhidratlardan, yüzde 15-20’si proteinlerden, yüzde 30’u ise yağlardan (yemeklere ilave edilen yağların eşit miktarlarda karıştırılmış olarak, zeytinyağı, soya ve mısırözü gibi bitkisel yağlardan oluşturulması gerekiyor. Çocuklarda Omega 3 ve Omega 6 gibi yağ asitleri, çocuklarda göz ve beyin gelişimini, bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesini ve kalp-damar hastalıkları riskinin azalmasını sağlıyor. Bunun için çocukların lahana, brokoli, karnabahar, semizotu ve tüm yeşil yapraklı sebzelerle, balık, ceviz, fındık, badem gibi yiyecekleri diğer besinlerle birlikte düzenli tüketmeleri gerekiyor. Anneler çocuklarının günde ne kadar kalori tüketmeleri gerektiğini merak ediyor. Şengül Sangu Talak, çocukların harcadıkları günlük enerji miktarlarının fiziksel aktivitelerine göre değişeceğini söylüyor.
GÜNLÜK KALORİ MİKTARLARIDört-altı yaş grubu çocuklarda ortalama 1800 kalori kcal/gün9 – 12 yaş erkek çocuklarında 2100 kcal/günKız çocuklarında ise 1700 kcal/gün
Çocuğun günlük enerji ihtiyacının, düzgün öğünler şeklinde ve her besin grubundan belirli miktarlardan bir arada yedirilmek koşuluyla sağlanmasının mümkün olduğuna değinen Şengül Sangu Talak şunları söylüyor:
“Tek tip gıda alımı zararlıdır. Günde bir yumurta, bir-iki kibrit kutusu kadar peynir, iki-üç köfte, 500 mililitre süt veya yoğurt, iki porsiyon sebze, iki-üç porsiyon meyve, 10–12 porsiyon ekmek veya grubundan (1 porsiyon ekmek yerine, iki yemek kaşığı pilav, makarna, bulgur yenilebilir. Bir kase çorba, bir dilim börek tüketilebilir) gıdaların alınması sayesinde, günlük öğünde tüketilmesi gereken besin grupları dengelenmiş oluyor.”
KAHVALTIYI ATLAMAK, ABUR CUBURU SEVDİRİYORAnneler okul döneminde çocuklarının beslenmesi konusunda, evde kurdukları düzen ve okul kantinlerindeki sağlıksız gıdaların tüketilmesi sorunu arasında sıkışıp kalıyor. Şengül Sangu Talak, okul çağı çocuklarının sağlıklı beslenmeleri konusunda şu önerilerde bulunuyor:
Okul kantinlerinde satılan cips, şekerleme, çikolata, bisküvi, poğaça, kek gibi gıdaların esas yemek yerine ve çok miktarlarda yenilmesini engelleyin. Bu nedenle çocuğunuza verdiğiniz cep harçlığını bu yanlış seçimlerden bolca yapmasına engel olacak şekilde ayarlayın. Beslenmesinde, meyve, ayran, süt, kuru üzüm, kuru kayısı, fındık, ceviz gibi yararlı, vitamin, protein ve kalsiyum içeriği yüksek yiyecekler bulundurun. Kahvaltı, bu yaş grubu için günün en önemli öğünüdür.KAN ŞEKERİNİ DENGEDE TUTUNUzun süren açlıktan sonra enerji ihtiyacının karşılanmasında, vücut için gerekli besin öğelerinin günün ilk saatlerinde vücudun en fazla ihtiyaç duyduğu dönemde vücuda dengeli bir şekilde alınmasında, kan şekeri düzeylerinin dengelenmesinde, böylece dikkatin derse yoğunlaşmasında, güne daha dinamik başlamalarının sağlanmasında etkili olduğundan kahvaltının yapılmasına çocuklarınızı özendirin.
Tüm bunlardan dolayı; çocuğun enerji deposunu dolduracak, proteinden zengin gıdaları tercih edin. Sürülebilen çikolata, bal, reçel gibi tatlılar yerine kan yapıcı ve kemik gelişimi için kalsiyum içeren pekmeze kahvaltıda yer verin. Genellikle hafta sonu tüketilen yumurta sayıca gerektiğinden az yenir. Oysa yumurta yüzde yüz emilebilen en kaliteli protein kaynağıdır ve kan yapıcıdır. Yanında çay içilmesi demir emilimini engeller, ayrıca çok fazla kaynatılması da besin değerini düşürür.
Kahvaltılara az miktarda ilave edilen domates, salatalık, maydanoz gibi vitamin ve posa içeren sebzeler iştah açıcı ve barsak çalıştırıcıdır. Kahvaltıda sadece ve sürekli Mısır gevreği+süt alımı belki pratiktir ama sakıncalıdır. Okulda verilen alternatifler Sağlıklı Beslenme alışkanlığının kazandırılmasına yönelik olarak seçilmelidir. Okul kantinlerinde taze meyve satılabilir, dengeli hazırlanmış sossuz sandviçler verilebilir. Ayrıca okulda hazırlanan alternatiflerin hazırlama koşullarının hijyenik olması bu çağ çocukların sağlığı için ayrı önem taşımaktadır.
KAHVALTI ÖRNEKLERİBirinci alternatif:Mısır veya yulaf gevreği, kuru üzüm veya 2-3 kuru kayısı, 6-8 adet fındık kırığı veya 2 ceviz, 1 kivi veya 1/2 muz, süt veya yoğurt.
İkinci alternatif:1–2 dilim ekmek, 1 tatlı kaşığı pekmez veya bal, 1 yumurta, 1bardak taze meyve suyu
Çocuk beslenmesinde üç altın kural
Sağlıklı bir beslenme çantası için...
İSTANBUL - İlkokul çağı, çocuğun ailesinden ilk kez uzun saatler ayrıldığı ve çevresi ile iletişiminin arttığı bir dönemr.Aileler bu zamana kadar çocuğun Beslenme düzenini yakından takip etme imkanına sahipken, artık çocuğun okula başlaması ile sürekli yanında olamayacakları için daha kontrollü davranmalı.Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Yeşim Çelik, beslenme çantasında bulundurulması gereken yiyecek ve içecek önerileri ile anne babaları bilgilendiriyor.
BESLENME ÇANTASINDA TÜM BESİN GRUPLARINDAN OLMALIOkul çağında çocukların oldukça aktif oldukları ve gelişimlerinin en yüksek düzeyde seyrettiği düşünülerek gereksinimleri karşılayacak hem besleyici değeri yüksek hem de severek tüketebilecekler gıdalarla beslenmeleri gerekir. Çocuğunuzu okula, uygun özelliklerde ve uygun besinlerle doldurulmuş bir beslenme çantası ile yollamanız çocuğunuzun sağlıklı bir büyüme ve gelişme sağlayabilmesi için önemli bir anahtardır. Sağlıklı bir beslenme çantası hazırlamanın en kolay yolu, içine bütün besin gruplarından bir çeşit besin yerleştirmektir.
SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ MUTLAKA BULUNMALIBeslenme çantasında sıkça bulunması gereken bir grup, süt ve süt ürünleridir. Çocuğunuzun çantasında uzun ömürlü sütlerin yer alması daha uygundur çünkü bu sütler kutuları açılmadığı müddetçe oda sıcaklığında da güvenle saklanabilirler. Sütün menüde bulunmadığı günlerde küçük paket yoğurtlar veya kutu ayranlar beslenme çantasında yer almalıdır. Sandviçlerin içine konulan peynir çeşitlerinin de süt ve süt ürünleri grubunda olduğunu hatırlatalım.
ET ÜRÜNLERİNE DİKKATOda sıcaklığında saklanması en zor olan besin grubu budur. Bu sebeple, beslenme çantasına konulan bu tür besinlerin uzun süre bekletilmeden tüketilmesi gerekmektedir. Beslenme çantalarında en sık yer alan et ürünü yumurtadır. Yumurtanın çocuğunuza yararlı olmasını istiyorsanız, yumurtasını 10 dakika haşlamalısınız. Et ürünlerinden salam, sosis, sucuk ve bunlara benzer besinlere beslenme çantasında yer verilmemesi idealdir fakat çocuğunuz bunları tüketmek istiyorsa haftada bir kez yer verilebilir.
YEMEK MENÜSÜNE KEK VE BÖREKBeslenme çantasında en sık yer alan tahıl ürünü ekmektir. Ekmeğin dışında, çocuğun menüden sıkılıp dışarıda satılan besinlere yönelmemesi için bir dilim kek, bir-iki parça börekte çantasına konulabilir. Patates salatası veya pirinç pilavı gibi besinlerin beslenme çantasında yer almaması daha uygundur. Çünkü bu tür besinlerin oda sıcaklığında bekletilmesi sağlıklı değildir.
DOMATESLİ SAHDVİÇ ÇOCUK İÇİN İDEALÇocuğunuzun vitamin ihtiyacını karşılaması için, sebze ve meyvelerin mutlaka beslenme çantasında yer alması gerekmektedir. Sandviçin içine domates, salata veya tatlı yeşilbiber dilimleri eklemek, ya da patatesli börek yerine sebzeli böreği tercih etmek, çocuklar için daha uygun olacaktır.
MEYVE SEBZEYİ DOĞRAMADAN KOYUNYemekten sonra meyve tüketemeyecekse bile, teneffüs aralarında açlık hissettiğinde açlığını dindirmenin en sağlıklı yolu meyve tüketimidir. Meyve ve sebzelerin doğrandıktan sonra bekletilmesi vitamin kayıplarına yol açtığından dolayı, beslenme çantalarına konulacak sebze ve meyvelerin mümkün olduğunca tek parça olarak konulması daha uygundur.
İÇECEK SEÇİMİNDE KANTİNE YÖNELTMEYİNBeslenme çantalarına dökülür diye içecek koymamak ya da “içeceğini kantinden alırsın” demek çözüm değildir. İçeceği yanında olmayan çocuk, asitli ve şekerli içeceklere yönelecektir. Bunun yerine, kutu ayran, kutu meyve suları (saf meyve suları) veya kutu sütlerin beslenme çantasında yer alması daha sağlıklı seçimlerdir.
YETERLİ MİKTARDA SU İÇMESİ İÇİN ÇOCUĞU TEŞVİK EDİNDikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de çocukların su tüketimidir. Yeterli su tüketimini sağlamak ve sağlığa uygunsuz suları tüketmesini engellemek için, beslenme çantasına su koymak, güzel bir çözümdür. Çantasındaki su tükendiğinde ve susuzluk hissettiğinde kapalı satılan şişeleri tercih etmesinin daha sağlıklı olduğu çocuğa anlatılmalıdır.
Sağlıklı bir beslenme çantası için...
Kahvaltıyı atlayan çocuk dikkatsiz oluyor
Beslenme alışkanlıkları hayatın her döneminde farklı etkileri ile Yaşam kalitesini şekillendirir. Fakat en önemlisi bu alışkanlıkların temelinin atıldığı çocukluk dönemidir.
International Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin, kahvaltı yapmadan okula giden bir çocuğun gün içindeki dikkat ve algılama faaliyetinin çok düşük olduğunu söyledi, kahvaltının önemi hakkında bilgi verdi.Kahvaltı alışkanlığı olmayan çocuklarda en sık görülen sorunlar dikkat azlığı, öğrenmede zorlanma, problem çözmede güçlük fiziksel güç azlığına bağlı kas koordinasyonunda azalmadır. Tüm aile bireylerinin bulunacağı bir kahvaltı sofrası hazırlamak, kahvaltı alışkanlığı kazandırmak için ilk adım olmalıdır.
YEMİYOR DİYE ÜZÜLMEYİNAilelerin sıklıkla en büyük şikayetleri çocuklarının bir şey yemediği şeklindedir. Her çocuğun besin gereksinimi, çocuğun yaşına, ağırlığına, boyuna ve fiziksel aktivitesine bağlı olarak farlılık gösterir. Bir çocuğun sağlıklı bir Beslenme alışkanlığı olup olmadığını değerlendirmek için her besin grubundan ne kadar tükettiği ve bunların dağılımı göz önünde bulundurulmalıdır. İkinci planda ise bu besinleri hangi sıklıkla ve ne şekilde tükettiği önemlidir. Okul öncesi dönemde aileden etkilenen beslenme alışkanlıkları okul ile birlikte arkadaş, öğretmen gibi kişilerden de etkilenir. Aileden sonra okulda da beslenme eğitimi verilmesi çok önemlidir.
DOĞRU YEME ALIŞKANLIĞINI KAZANDIRMAK İÇİNAnne ve babalar çocuklarının yeme alışkanlıkları konusunda yanlış davranışlarda bulunabiliyor. Diyet uzmanı Dilem İrkin, bu konuda dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:
Çocuklarınız yemek yerken oturmaya teşvik edin. Ayakta dururken, yürürken veya yatakta uzanmış bir şekilde yemek yemesini engelleyin. Çocuğunuzu yemekle değil, sevgiyle ödüllendirin. Çocuğu yemekle ödüllendirmek veya cezalandırmak yemekle ilgili sağlıksız alışkanlıklar kazandırmaya neden olur.Onların besin seçme ve bazı besinleri reddetmelerine izin verin.Çocuklarınızı “hayır, teşekkür ederim” demeye teşvik edin. Besin seçimi yapabilmek çocuğun edinmesi gereken bir davranıştır. Eğer çocuğunuz bir besin grubundaki tüm besinleri 2 haftadan daha fazla süre ile reddediyorsa bir uzmandan yardım alınmalıdır.“Yasaklanmış” yemek kavramından kaçının.Bu davranış o yiyeceği daha çok istemesine neden olabilir.
Servis şekli değiştirilerek Sağlıklı Beslenme planının bir parçası olabilir.Çocuklarınızı kendi kendine servis yapmaya teşvik edin. Bu davranış şekli onların özgüven kazanmaları için de çok önemlidir.Eğer çocuğunuz öğle öğününü okulda tüketiyorsa, okulda çıkan yemeklerin çocuk beslenmesine için ne kadar uygun olduğu sorgulanmalıdır.Sunulan yemeklerin her besin grubundan besin içerip içermediğine bakılmalıdır.Okul menüsünde çocukların büyüme ve gelişiminde ilk sırada olan protein grubundan (et, süt, yoğurt, kuru baklagiller vs.) bir besin mutlaka olmalıdır.İkinci yemek seçimi ise temel enerji kaynağı olan karbonhidratlardan (makarna, pilav, börek vs.) sağlanmalıdır.Üçüncü besin, ise diğer iki besinin tamamlayıcısı olmalıdır. (Yoğurt, sütlü tatlı, salata, ayran gibi.)
Yine bu menüdeki yemeklerin çocukların çiğneme ve yutma faaliyetlerine uygun olup olmadığı önemlidir. Koku, görüntü, lezzet çok iyi sağlanmalı çocuğun besinden uzaklaşmasına neden olunmamalıdır.Yemekler çocukların sevdiği yiyeceklerden, uygun hijyen ve pişirme yöntemlerine göre hazırlanmalıdır.
HANGİ BESİNDEN NE KADAR ÜKETMELİ?Birçok farklı besin büyüme, enerji ve Sağlık için gereken temel besin öğelerini sağlarlar. Bu besin öğelerini içeren besin grupları ise şunlardır:
Birinci grup: Et, tavuk, balık, yumurta ve kuru baklagiller bu grupta yer alır. Bu gruptaki besinler iyi kalite protein ve minerallerce zengindir. Özellikle büyüme ve gelişme, doku kazanımı için bu gruptaki besinler oldukça önemlidir. Bu gruptaki besinlerden günde 2-3 porsiyon tüketilmelidir.
İkinci grup: Süt, yoğurt, peynir, süt ürünleri bu gruptadır. Bu gruptaki besinler kemiklerin, dişlerin gelişimi için gerekli kalsiyum, A-B vitamini ve iyi kalite protein içermektedir. Günde 300 - 400ml.süt ya da yoğurt ve bir kibrit kutusu kadar peynir tüketilmelidir.
Üçüncü grup: Bu grupta temel enerji kaynağı besinler, tahıllar yer alır. Bitkisel protein ve B vitamini bulunur. Günde 2-3 porsiyon tüketilmelidir.
Dördüncü grup: Sebze ve meyve grubudur. C vitamininden zengindir. Bir günde 3-4 porsiyon tüketilmelidir.
Beşinci grup: Şeker ve yağlar bu gruptadır, enerji sağlarlar. Aşırı tüketimden kaçınılmalıdır.
Eğer çocuğunuz okulda, evden getirdiği besinlerle bir öğün tüketiyorsa, besin seçimi iyi yapılmalıdır. Besin seçilirken çocuğunuzun sevdiği besinlerden seçmeye, bir öğünde tüketebileceği miktarlarda, uygun saklama koşullarında hazırlamaya özen göstermelisiniz.
Kahvaltıyı atlayan çocuk dikkatsiz oluyor
İyi uyumayan çocuk şişman ve depresif oluyor
DÜZENLİ UYKU HAFIZAYI GÜÇLENDİRİRUyku zamanı bakıcıların dört gözle bekledikleri soluklanma zamanı olurken; çocuklar için çok daha büyük bir öneme sahiptir. Çocuk uyku sırasında büyümektedir. Çocuk ne kadar küçükse, büyüme o kadar hızlı, uyku ihtiyacı da o kadar fazladır. Düzenli uyuyan çocukta büyüme daha hızlı olacaktır. Yine bu çocuklarda öğrenmenin daha net, hafızanın daha güçlü olduğu ortaya konmuştur. Yetersiz uyuyan çocuklarda durum tam tersidir. Yeterince uyuyamayan çocuklarda obezitenin daha sık olduğu saptanmıştır. Bu çocuklarda abur cubur yeme, fazla kalorili içecekler içme ve Televizyon ya da Bilgisayar karşısında geçirilen süre daha fazladır.
HİPERAKTİVİTE VE Depresyon RİSKİ AZALIRBilimsel araştırmalar okul öncesi çocuklarda düzenli uykunun hiperaktivite, anksiyete ve depresyonu azalttığını göstermiştir. Yine bir haftalık süre içinde 3-4 gün ve fazlası uykunun (bu da gün başına en az 11–12 saat uyku demektir) çocuklar için gerekli olduğu gösterilmiştir. Ergenlik döneminde uyku zamanı genellikle gece yarısından sonraya sarkar ve çocuk az uykuyla yetinmeye başlar.
Günlük 7–7,5 saat uykuyla yetinen çocuklarda Depresyon eğiliminin daha fazla olduğu gösterilmiştir. Bu çocuklarda depresyon sıklığının gece 22.00 den önce yatağa giren çocuklara göre % 42 daha fazla olduğu gösterilmiştir. Ergenlik döneminde ideal uyku zamanı 9 saat iken, birçok çocuk 7–7,5 saat uyku ile yetinmektedir.
ÇOÇUĞA UYKU SAATİ BELİRLEYİN Tüm çocukluk boyunca uykuya yatma zamanının mutlaka gece 22.00’den önce olması sağlanmalıdır. Bunu sağlamak her zaman çok kolay olmayabilir. Sağlıklı uyku alışkanlığının oturtulması erken bebeklik döneminde itibaren başlatılmalıdır.
ÇOÇUĞUN KENDİ KENDİNE UYKUYA DALMASINI SAĞLAYINÇocuk temas, anne göğsü, beslenerek ya da sallanarak uykuya dalmaya alışmışsa şartlı refleks oluşacaktır. Her uyandığında uyumak için zorunlu hale gelen bu koşulların varlığını isteyecektir. Böylece anne ya da bakıcı için uykusuz geceler başlayacaktır. Bu nedenle bebeklik döneminde geliştirilen uyku alışkanlığı konusunda ailenin çocukları ve kendi çıkarları açısından çocukların bağımsız uykuya dalabilme alışkanlığını oturtmaları gerekir. Çocuklarda genellikle ayrılık anksiyetesi söz konusudur. Çocuklar gece uyandıklarında gerçek ile rüya arasındaki ayrımı kavrayabilmek için daha uzun süreyle ihtiyaç duyarlar.
BESLENME ALIŞKANLIĞI DA ETKİLİUyku üzerinde bazı Beslenme ile ilgili etkenler de söz konusudur. Gece yarısı kan şekerinin düşmesi uyanmaya yol açacaktır. Bu açıdan uyku saatine yakın karbonhidrattan zengin gıdalardan (unlu ve şekerli) kaçınmak gerekir. Gıda alerjileri de kaşıntı, astım ve sindirim problemlerine yol açarak uyku kalitesini bozacaktır. İnek sütü alerjisi olan çocukta inek sütünün diyetten çıkarılması uyku kalitesinde düzelmeler sağlamaktadır. Ayrıca gıda alerjileri çocuklarda bademcik ve geniz etinin büyümesine yol açarak uyku problemlerine yol açacaktır. Kalsiyum, magnezyum ve B vitaminlerinin (özellikle B6) az alınması gece uyanmalarını artırır. Yatmadan önce alınan kafeinli gıdalar (birçok içecek ve çikolatada boldur) uyarıcı etkisi nedeniyle uykusuzluğa neden olabilir.
MASAL VEYA MASAJLA RAHATLATINDüzenli bir uyku saati, uyku öncesi masal ve rahatlatıcı bir Müzik, gün içerisinde bedensel aktivite için fırsat sağlanması, uyandığında onu bekleyen cazip aktivite ve sürprizler listesi sunmak, çocuğu güven objesi ile baş başa bırakmak (seveceği bir battaniye ya da oyuncağı), badem yağı, papatya ya da lavanta yağı ile Masaj yapmak uykuyu çocuk için sevimli hale getirilebilir.
İyi uyumayan çocuk şişman ve depresif oluyor
Çocuklarda romatizmal hastalıklara dikkat
Erken tedavinin eklemin hasar görmesini engellediğine işaret eden Akman, ''bunun tedavisi var ama geç kalmamak çok önemli, çünkü eklem bir kez harap olduktan sonra giderek kireçleşiyor, hareket fonksiyonunu yitirerek kemikleşiyor'' dedi.
Sağlıklı eklemlerle omurların da rahat hareket ettiğini dile getiren Doç. Dr. Akman, hasarlı eklemlerin ise kolun, bacağın, elin veya ayağın hareketini engellediğini vurguladı. Akman, şöyle konuştu: ''Kronik kalıcı eklem hastalıkları sadece eklemleri değil vücudun diğer hayati organlarını da etkiler. Diz ekleminde şişlikle gelmiş bir hasta farkında bile olmadan körlüğe doğru gidiyor olabilir. Çünkü eklemlerde vücut tarafından üretilen bazı iltihaplar (artrit) gözlerde üveyik dediğimiz, körlüğe kadar götüren bozukluklara neden olabilir. Bazı kronik romatizmal hastalıklar kalbi, böbrekleri, akciğerleri de zedeler. Eklemlerle ilgili yakınması olan çocukların, vakit geçirmeden çocuk romatoloji ünitelerine götürülmeleri gerekir.''
NEDEN ARTIYOR?
Doç. Dr. Akman, enfeksiyonların, çocuklarda romatizmal hastalıkların görülme sıklığını arttırabileceğini de vurguladı. Bazı çalışmalara göre romatizmal hastalıkların yoksul kesimlerde arttığını ifade eden Akman, kötü beslenmenin de hastalığın görülmesine etkisi olabileceğine kaydetti.
Toplumda doğru beslenmenin giderek azaldığını bildiren Akman, katkı maddeli fast food türü beslenmenin daha çok tercih edildiğine dikkati çekti. Akman, ''bu da eklemler açısından son derece önemli. Çünkü eklemleri immünolojik sistem yönlendirdiği için bağışıklık sistemini baskılayan enfeksiyon ve kötü Beslenme kalıcı eklem hastalıklarına neden olabiliyor'' dedi.
Enfeksiyonların zamanında ve doğru şekilde tedavi edilmesi gerektiğini belirten Akman, uygun şekilde tedavi edilmeyen boğaz iltihabının ileri dönemde eklem ve kalp hastalıklarına neden olabildiğini kaydetti. Akman, ''eklemde şişlik ve ağrı olduğu zaman aileler çocuklarına ağrı kesici veriyor. Ağrı geçiyormuş gibi görünüyor ama sonra birden bire kalbi tutuyor. Tedavi edilmeyen çocukların yetişkinlik döneminde, erkeklerde Askerlik sırasında koşarken ya da kadınlarda doğum sırasında ortaya çıkan öldürücü Kalp Hastalıkları olabiliyor'' diye konuştu.
Çocuklarda romatizmal hastalıklara dikkat
Spor çocuğu geliştiriyor
Spor ve egzersizin yararları bilinmekle birlikte başlama zamanı, süresi ve türü tartışmalıdır. Çocukların yetenekleri ve gelişim düzeyleri birbirinden farklı olduğu için her egzersiz her çocuğa uygun olmaz. En doğrusu çocuğun beceri düzeyine göre ilerlemek, özellikle çok küçük yaş gruplarında çocuğun beceri düzeyine uygun zevkli aktiviteler bulmaktır.
Ana hatlarıyla önerilebilecek aktiviteleri şöyle sıralamak mümkün:
2-3 YAŞBahçede veya Oyun alanında koşma, salıncak, oyun bahçesi, su içinde oyunlar, yuvarlanma.
4-6 YAŞDans, yakalama, elim sende oyunları, ip atlama, yakartop, üç veya 4 tekerlekli bisiklet, bu yaştan sonra çocuk takım oyunlarına katılabilir.
ÖNERİLEN OYUNLARYakalamaca, yuvarlanma, ip atlama, yüzme, ebelemece, seksek, frizbi, yürüyüş, bisiklet.
2-6 YAŞ ARASI Bu yaş grubu çocuklar henüz fırlatma, yakalama, koşma, sıçrama, atlama gibi hareketin temel becerilerini öğrenmektedirler. Bu beceriler merkez sinir sisteminin doğru gelişmesine yardım eder. Bu yaş grubundaki çocuklarda düzenli bir egzersiz programı önerilmez. Temel motor becerileri geliştiren Oyunlar oynamak daha doğrudur.
7-10 YAŞ ARASI Bu grup çocuklar temel hareket becerilerini edinmişlerdir. Hafızaları ve karar verme yetileri gelişkin olduğundan bazı oyunların stratejilerini kavrayabilirler. Ancak bazı organize takım oyunlarının gerektirdiği karmaşık hareket ve becerileri başaramayabilirler. Bu grup çocukların temel becerilerini daha zor oyunlarda kullanabilmeleri için değişik Oyunlar oynanabilir. Bisiklet, top oyunları, tenis, masa tenisi, paten, dans, jimnastik, futbol, yüzme önerilebilir.
10 YAŞ VE ÜZERİ Artık çocuklar karmaşık aktivite gerektiren takım oyunlarına katılabilirler. Futbol ve basketbolda çocuğun fiziksel güvenliği önemlidir. Fiziksel yaralanma riski dışında Yarışma sporları ile birlikte kazanma ve kaybetme de başlar. Çocuklar kaybetmeye tahammül edemeyebilirler. Bu nedenle çocuğun doğru yönde odaklanmasına dikkat etmek gerekir. Bu yaşa dek aerobik veya dirençli egzersiz programlarına başlanması doğru değildir. Ergenliğe kadar uzun mesafe koşularına izin verilmemelidir.10 yaş üzeri çocuklarda orta şiddette bir aerobik egzersiz programına başlanmalıdır. Sıklık en fazla haftada 3 gün olmalı, antremanlar arası bir gün istirahat edilmelidir. Antreman süresi 30 dakikayı geçmemelidir. Tüm kasları geliştirmek için değişik şekillerde aktiviteler gereklidir. Organize takım sporları, koşu, paten, bisiklet, ip atlama, aerobik, yüzme, kürek, atletizm.
KAS GÜÇLENDİRMEDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALARTüm güçlendirme aktiviteleri eğitimli personel tarafından denetlenmelidir. Çocuk ne kadar büyük olursa olsun fizyolojik olarak gelişimini tamamlamadığı unutulmamalıdır. Ana amaç tüm egzersizler için doğru tekniğin öğrenilmesidir. Önce teknik öğrenilmeli, direnç daha sonra eklenmeli ve yavaş artırılmalıdır. Doğru nefes tekniği öğretilmelidir. Egzersizin hızı kontrol edilmeli ve ani hızlı germelerden kaçınılmalıdır. Vücut geliştirme ve ağırlık kaldırma yasaktır. Çok eklemi içeren tam eklem hareket açıklığı gerektiren egzersizler yapılmalıdır. Çocuğun söylenileni anladığından ve yapabildiğinden emin olunmalıdır. Yükler set başına 8-12 tekrar yapabilecek kadar olmalıdır, çok ağır yüklerden kaçınmak gerekir. Tüm ana kas gruplarını içeren 8-10 tane farklı egzersizi iki set halinde yapmak, egzersizler arasında 1-2 dakika dinlenmek gereklidir. Güçlendirme antremanları haftada 2 gün yapılmalı ve diğer zamanlarda farklı aktiviteler önerilmelidir.
ÇOCUK SPORUNDA HASSAS NOKTALAR Büyüyen bağ ve kemikler: Çocukların kemikleri büyüklerinkinden farklıdır, kemik uçlarında büyüme plağı denilen ve uzamayı sağlayan kısımlar vardır. Bu büyüme plakları kızlarda 13-15, erkeklerde de 15-17 yaşa dek açık ve aktiftir. Kemiğe aşırı yük bindiğinde tendon ve bağlardan çok bu büyüme plakları zedelenir. Aşırı kullanıma bağlı olarak büyüme plaklarında enflamasyon oluşabilir.
Aşırı kullanım ve zedelenmeler: Çocuklarda fiziksel aktivite tek bir Spor değil, çeşitli fiziksel aktiviteleri içermelidir. Uzun saatler süren antremanlar gerektiren koşu, jimnastik ve Tenis gibi sporlarda aşırı kullanıma bağlı yaralanma riski artmaktadır. Maratona katılma yaşı da bu nedenle 16’dan 18’e çıkarılmıştır.
Kazanma Hırsı ve Yarattığı Sorunlar: Sporun sadece katılım için olmayıp madalya için yapılması bazı tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır. Sadece kazanmak için yapılan spor, sporcu için riskler taşır.
Kadın Sporcu Üçlemesi: Kız sporcularda görülen kadın sporcu üçlemesi bunların en bilinenidir. Aşırı antreman sonrasında gelişen anoreksi, amenore ve osteoporoz kız sporcuların sağlığını tehdit eden önemli bir sorundur.
Madde Bağımlılığı: Ciddi bir problem çocuk ve ergen sporcularda ergojenik maddelerin kullanımıdır. Profesyonel sporcuların daima kazanım mentalitesi ergen amatör sporculara da yerleştikçe madde kullanımı artmaktadır. Erken cinsel gelişme gösteren sporcularda steroidli maddelerin kullanımı araştırılmalıdır. Genç sporcular üretici firmalar tarafından güvenli oldukları iddia edilen Beslenme desteği ürünlerini de kullanmaktadırlar. Kreatin ve androstenedione gibi maddeler İnternet üzerinden satılabilmektedir. Ancak bu maddelerin çocuk ve ergenlerde uzun vadede güvenli olduğuna dair hiçbir Bilimsel kanıt yoktur. Koçlarının bile bu konuda teşvik ettiği genç sporcuları bu tür maddelerin kullanımından korumak hekimin ve ailenin birincil görevidir.
Aşırı Kullanım Sendromları: Genç sporcularda görülen ortopedik sorunların üzerinde önemle durulmalıdır. Yüzücülerde omuz sorunları ve koşucularda bacak ağrıları (shin splints) en sık gözlenen aşırı kullanım sendromlarıdır. Aşırı kullanım sendromlarını tanıyarak erkenden önlem alınırsa bunların Stres kıırıklarına yol açmaları önlenebilir.
Spora Bağlı Yaralanmalar: Bu tür yaralanmalar daha çok maç ve yarışma esnasında meydana gelmektedir. İyileşme sürecinde pasif değil, aktif bir istirahat gerekir, çocuğun tekrar spora dönebilmesi için konuda deneyimli bir hekim tarafından izlenmesi ve tedavisinin doğru planlanması şerttır. Futbol gibi saha sporlarında en sık diz ve ayak bilek yaralanmaları, yüzme gibi tekrar eden aktivite içeren sporlarda ise aşırı kullanım sendromları gözlenmektedir.
ÇOK AKTİF ÇOCUKLARDA EN SIK GÖZLENEN YARALANMALARAkut yaralanmalar ani ve travma sonrası olur. Küçük yaşlarda ezilme, burkulma ve zorlanmalar görülür. Ergenlerde kemik kırıkları ve bağ kopmaları olabilir. Yaşa bağlı olmaksızın gözde kanama, retina ayrışması, kornea çizilmesi; kemik kırıkları, bağ yaralanmaları, beyin zedelenmeleri, omurilik yaralanmaları görülebilir. Bu tür akut yaralanmaların nedenleri ekipmanın doğru olmayışı veya gerektiği gibi kullanılmayışıdır. Örneğin Basketbol ve raket sporlarında göz yaralanmaları nadir değildir.
Aşırı Kullanım Yaralanmaları: Aşırı kullanım yaralanmaları çocukların büyüme gelişmelerini etkilediğinden erişkinlerdekinden daha önemlidir. Kemik ve eklemlerin çok fazla Stres altında kalması sonucu görülür.
Ayak bileği burkulmaları: Yaşı büyük çocuklarda ayakbileği bağlarında gerilme veya kopma bilek kırıklarından daha sıktır. Hemen tedavi edilmelidir.
Kırıklar: Aşırı kullanıma bağlı olarak büyüme plaklarında kırıklar oluşabilir.
Sever hastalığı: Topuk ağrılarıyla karakterizedir. Topuk kemiğinin büyüme noktasının aşırı kullanıma bağlı enflamasyonundan olur.
Ön diz ağrısı: Diz kapağının altında hissedilir. Diz hassas ve şiş olabilir. Genellikle uyluk etrfaındaki ana kas grupları olan kuadriseps ve hamstring kaslarının gerginliği sonucu oluşur.
Yüzücü omzu: Yüzmedeki tekarlayıcı kol atma hareketine bağlı olarak omuzun şişmesidir. Ağrı aralıklı olarak başlayıp giderek müzminleşebilir.
Bacak ağrıları (shin splint): Bacakların baldır kısımlarında ağrı ve rahatsızlık hissi mevcuttur. Aşırı antreman veya sert zeminde yapılan antremanlardan sonra gözlenir.
Spondilolizis: Bel kaslarının tekrarlayıcı dönme, geriye veya öne bükülme hareketleri sonucu zedelenmesinden olur ve sürgen bel ağrısına yol açar. Futbol, jimnastik, güreş gibi sporlarda sıktır.
Aşırı Kullanım Sendromlarını Artıran FaktörlerHızlı büyüme dönemleri veya esneklik-kuvvet arası farklarYetersiz ısınmaAşırı aktiviteKötü teknikUygunsuz ekipman
Tekrarlayan yaralanmalarYaralanma yeterince iyileşmeden spora dönüldüğünde gözlenir. Tam iyileşmeden spora dönen sporcunun yeniden yaralanma riski çok yüksektir. Vücut yaralı ve taze iyileşmiş kısmını kullanamadığından onu kompanse etmek için gereksiz veya hatalı hareketler yapabilir. En iyi çare tamamen iyileşmeyi beklemektir. Spor öncesi düzenli biçimde ısınma ve sonrasında da soğuma yapmak gereklidir. Müsabakaya çıkış da yavaş yavaş olmalıdır.
YARALANMAYA YOL AÇAN FAKTÖRLERGenelde 8 yaş altında çocuklar hala büyümekte oldukları için refleks ve tepki zamanları yavaştır, koordinasyonları tam değildir. Çocuklar farklı yaşlarda olgunlaştıkları için de aynı yaşta bile olsalar bazen boy ve kiloları arasında anlamlı farklar görülür. Farklı boyutlarda çocuklar aynı yaşta oldukları için birbirleriyle maç yaptıklarında yaralanma riski doğar. Çocuklar büyüyüp güçlendikçe de bu risk daha da artar. Ayrıca çocuklar bazı aktivitelerin risklerini erişkinler kadar iyi değerlendiremediklerinden farkında olmadan çok riskli durumların içine girebilirler. Temas sporlarında yaralanma riski yüksektir. Futbol diğer sporlara göre daha tehlikelidir. Boks ise çocuklar için uygun değildir. Astıımlı çocuklar spor yapamaz diye bir şey yoktur. İlaçlarla kontrol altında tutulan astımlı çocuklar da yaşıtları gibi spor yapabilirler.
ÇOCUĞA SPOR AYAKKABI ALIRKENÇocukların ayakları sürekli büyür. Bu nedenle ayakkabının burnu ile en uzun parmağın ucu arasında bir parmak mesafe olmalıdır. Dükkanda çocuğa her iki ayakkabı da giydirilmeli, içinde her gün giydiği normal çorapları olmalı, ayakkbı bağcıkları bağlanmalıdır. Birkaç dakika içinde aykkabının uyup uymadığı anlaşılır. Ayaklar akşamüzeri hafifçe şişeceğinden ayakkabı alışverişine akşam üzeri gidilmelidir.
Küçük çocuklarda birçok spor için çok amaçlı ayakkabı yeterlidir. Koşu ayakkabısı çok amaçlı bir ayakkabı olarak uygun değildir, çünkü koşu ayakkkabıları yana doğru harekete izin vermediklerinden yaralanma riskini artırırlar.
On yaşından sonra performansı artırıp ayakları korumak için spora özgü ayakkabılar seçilebilir. Koşu ayakkabısı dışında bütün ayakkabılar genç sporcunun ayağına zarar vermeden birbiri yerine kullanılabilirler.
ÇOCUĞUNUZ EMİN ELLERDE Mİ?Antrenörün Güvenlik ve emniyete verdiği önem, tüm katılanları oyuna dahil edip etmediği, kazanma-kaybetmeye olan yaklaşımı, çocuğa verdiği hedefler, antreman öncesi ısınma-soğuma periodları, çocukların fiziksel gelişim ve beceri düzeylerine göre gruplandırılması gibi faktörler çocuğun emniyeti açısından önemlidir.
ANNE-BABALARA ÖNERİLERTüm ana babalar çocuklarını başarılı birer sporcu olarak görmek isterler ancak çocuğa çok fazla baskı yapmak fiziksel ve ruhsal sıkıntılar yaratabilir. Çocuk spordan hoşlanmalıdır, zorlanırsa hayat boyu spordan nefret edebilir.
Üç çocuğu da aktif sporcu olan bir ebeveyn olarak, sporun çocuklara verdiği zevkin yakın tanığıyım. Ancak aşırı heyecanlı ve ihtiraslı anne babalarla antrenörlerin çocuklara verdikleri zararı da yakınen gözledim. Çoğu antrenörün çocuğu fair play, beceri ve eğlenceyi öğretmekten çok kazanmaya ittiğinin farkındayım. Spor bir stres değil Eğlence kaynağı olmalıdır. Spor faaliyeti çocuğa hayattaki herhangi bir sorunla başa çıkmayı öğretmenin eğlenceli bir yoludur. Çocuklar kaybettikleri zaman cezalandırılmak yerine ellerinden geleni yaptıkları ve yeni beceriler öğrendikleri için ödüllendirilmelidir.
Her çocuk farklı hızda olgunlaştığından takım sporu yaşı çocuktan çocuğa değişir. Bazen anne-babalar çocuğu bir spora iter ve onda çok başarılı olmasını bekler. Bu durumda çocuk her gün çok uzun süreyle antreman yapar. Ergenlik öncesi çocuklarda bu doğru değildir. Erken yaşta çok sayıda sporu öğrenen bir çocuk ileriki yaşlarda spesifik bir sporda dahja kolayca mükemmele ulaşmaktadır. Genelde 12 yaş öncesinde çocuklar antreman stresi ve sosyal yaşamlarına olan etkisi ile başa çıkacak kadar güçlü değildirler. Bu nedenle çocukların 12 yaşından önce tek bir sporda özelleşmeleri iyi değildir.
Özellikle gün boyu uzun saatler antreman yapmayı gerektiren yüzme, buz pateni, jimnastik gibi sporlarda sizin değil, çocuğun gönlünün bu işin içinde olduğundan emin olun. Çocuğa çok fazla performans baskısı yüklemeyin. Saha sporlarında koşu ayakkabıları kullanmasına izin vermeyin, ayak bileği burkulabilir. Ayakkabıları sık sık değiştirin. Hangi spor olursa olsun koruyucu aksam kullanın. Her zaman olumlu ve cesaret verici olun. Kişisel beceri ve kazanma yerine katılım ve elinden geleni yapmanın önemli olduğunu vurgulayın. Kendiniz de iyi örnek oluşturun. Asıl amacınızın çocuğunuzun sağlıklı, mutlu ve üretken bir erişkin olması olduğunu unutmayın.
SIK SORULAN SORULARÇocuğuma sporu nasıl sevdirebilirim?Televizyon seyretmesini ve Bilgisayar oyunlarını kısıtlayın. Kendiniz de spor yaparak ona örnek olun. Birlikte yapabileceğiniz koşu, yüzme, bisiklet, tenis basketbol gibi bir spora başlayın.
Aşırı yorulmalarını nasıl önlerim?Çocuğa serbest oyun zamanı tanıyın. Çok sayıda spora katılmak çocuğun motor becerilerini arttırır, sportmenlik, kendine güven duygularını geliştirir, sosyal yönden çocuğu zenginleştirir. Tek bir spora yönelmesini önleyin. Çocuk antremana gitmek istemiyorsa, veya antreman öncesi mutsuzsa durumu araştırın.
Maçlarda nasıl davranmalıyım?Sadece çocuğunuz için değil, tüm takım için tezahürat yapın. Çocuğunuzu müsabaka sırasında karışmayın, antrenörlük yapmaya kalkışmayın. Duygularınızı dizginleyin, çocuğunuzu destekleyin ama hep seyirci alanında kalın. Antrenörlere, hakemlere teşekkür etmeyi unutmayın.
Spor çocuğu geliştiriyor
Tuesday, December 8, 2009
Doğum sonrası kilo vermenin yolları
Doğumdan sonra birçok kadın Hamilelik döneminde aldığı kiloları verememekten şikayet eder oysa bu kilolardan kurtulmak için biraz çaba harcamak yeterlidir. Memorial Hastanesi çocuk sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökçe Günbey, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Remzi Aydın ve Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Şefika Aydın, doğum sonrası kilo verme ile ilgili sorularımızı yanıtladı.
Hamilelik döneminde kilo alma oranı ne olmalıdır? Op. Dr. Remzi Aydın: Klasik olarak hamilelik dönemi boyunca 8 ila 12 kilo alımı normaldir dense de, her kadının hamilelik öncesi kilosu, metabolizması ve risk faktörleri farklı olduğundan standard bir limit koymak doğru değildir. Her kadın için bireysel olarak hesaplanmalıdır. Örneğin gebelik öncesi 90 kg olan ve şeker hastalığı riski taşıyan bir gebe için bu 6 - 9 kg olabileceği gibi, çok zayıf hamile kalan için 15 - 17 kilo bile sorun olmayabilir.
Doğum sonrasında hastaların kilolarıyla ilgili saplantıları oluyor mu? Op. Dr. Remzi Aydın: Kadınların tabii ki fiziksel görünümleri ve kiloları ile ilgili kaygıları her zaman vardır ve olmalıdır da! Bu kendi vücudunu beğenme duygusunu beraberinde getirir. Bununla beraber gebelik döneminin çok özel ve geçici bir dönem olduğu akıldan çıkarılmamalıdır ve bu dönemde klasik Güzellik ölçütlerinin geçerli olamayacağı bilinmelidir.Unutulmamalıdır ki bu dönem geçicidir ve bu dönemin sonunda çifti büyük bir ödül beklemektedir!
Doğumun hemen sonrasında zayıflamaya başlamak kadını nasıl etkiler?
Op. Dr. Remzi Aydın: Doğumla beraber 4-6 kg arasında kilo kaybedildikten sonra, eğer doğru bir beslenme rejimi uygulanırsa düzenli bir şekilde ayda 1- 2 kg arasında verilebilir. Unutulmamalıdır ki çok az kalori almak hem loğusa sağlığı için zararlı olabilir, hem de sütün azalmasına yol açabilir.
Doğum sonrası yapılan diyetler zararlı olabilir
Annenin doğumdan hemen sonra düşük kalorili diyet yapması zararlı olur mu?
Uz. Dr. Gökçe Günbey: Yeterli ve dengeli beslenme ile anne hem kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılamakta, hem de bebeğinin fizyolojik ve psikolojik açıdan gereksinimi olan anne sütünün yeterli miktarda üretilmesini sağlamaktadır. Bu dönemde annenin hem kendi sağlığı, hem de bebeğinin sağlığı açısından daha çok enerji, protein, vitamin ve mineral alması gerekmektedir. Emziren annelerin, emzirme dönemi boyunca günlük enerji gereksinimlerine en az 500 kalori ilave edilmesi gerekmektedir. Gebelik döneminde normalden fazla kilo alan ve gebelik öncesinde de fazla kilolu olan annelerin emzirme döneminde vitamin ve mineral alımına dikkat ederek ayda 2 kilo kadar zayıflamasında bir sakınca olmadığı ve bunun süt üretimini olumsuz etkilemediği bildirilmektedir. Ancak emzirmenin herhangi bir döneminde günde 1500 kaloriden daha düşük diyetler asla uygulanmamalıdır. Bu seviyenin altındaki enerji alımlarının süt üretimini bozmasının yanı sıra diğer besin öğelerinde de yetersizliğe yol açabileceği bilinmektedir.
Annenin beslenmesi sütün kalitesini etkiler mi?Uz. Dr. Gökçe Günbey: Anne sütünün kalitesi annenin yediği gıdalardan direkt olarak etkilenmemekle birlikte, sütün miktarı annenin aldığı sıvı gıdalarla ilişki gösterebilmektedir. Anne sütünün % 80’den fazlası sudan oluşmaktadır. Bu nedenle süt miktarının yeterli olabilmesi için annenin günde en az 3 litre sıvı Gıda alması gerekmektedir.Vejetaryen diyet ile beslenen annelerde protein ve bazı vitamin eksiklikleri görülebilmekte, bu eksiklikler takviye edilmediğinde bebekte de eksikliklere yol açabilmektedir. Ayrıca annenin diyetinin kalsiyumdan fakir olması durumunda, kalsiyum anne kemiğinden alınıp süt üretimine katılmaktadır. Bu durum hem anneyi, hem de bebeğin gelişimini olumsuz olarak etkilemektedir. Emzirme döneminde annenin iyot gereksinimi de normale göre artış göstermektedir. Özellikle guatr vakalarının fazla görüldüğü bölgelerde, bebekte ve annede eksiklik olmaması için iyot gereksinimi mutlaka karşılanmalıdır. Sonuç olarak diyebiliriz ki; vitamin, mineral, protein, yağ ve karbonhidratlardan oluşan yeterli ve dengeli beslenme hem anne, hem de bebek sağlığı açısından vazgeçilmezdir.
Doğum yapan anneler fazla kilolarını ne zaman vermeye başlar? Dyt. Şefika Aydın: Anne sütü alan çocuk ilk 3-4 ayda normal bir gelişim göstermektedir. Dört aydan sonra büyüme hızı yavaşlamaya başlamaktadır. 6. aydan sonra da ek besin verilmeye başlanmaktadır. Ülkemizde annelerin çoğunlukla çocuklarını 1,5- 2 yaşına kadar emzirdikleri bilinmektedir. Gebeliğinde fazla kilo alan anneler hamileliğin ilk 4 ayını atlattıktan sonra toparlanma dönemi sonrası diyet yapmaya başlayabilirler.
Kiloları ne kadar sürede vermeliler?Dyt. Şefika Aydın: Yapılan çalışmalarda hamilelik sonrasında haftalık 0.5kg kilo kaybı annenin gereksinimlerini azaltmamakta ve süte her hangi bir etkide bulunmamaktadır. Annenin aylık vermesi uygun görülen kilo 2’dir. Toplam süreç annenin fazla kilosuna bağlıdır. Gebeliğinde 15 kilonun üzerinde alan anne ile gebelik döneminde 9-12 kg alan annenin kalan kilosunu verme süresi kişiden kişiye değişmektedir. Fakat fazla kilolarda süreci daha uzuna yaymak kiloyu korumanın en önemli adımıdır. Hızlı verilen kilo annede kas kaybına sebep olur. Yorgunluk, baş ağrısı, kan şekerinin düşmesi, Stres, ağız kokusu kemik minerilizasyonunda azalma gibi birçok Sağlık problemleri oluşturmaktadır.
Emzirmek forma sokar mı?Op. Dr. Remzi Aydın: Emzirmek eylemi anne için yoğun bir metabolizma artışı demektir. Bu hem bebeğe verilecek sütün içindeki maddelerin kalorisi, hem de emzirme eylemi için harcanan kalori demektir. Bu kalori harcamaları tabii ki annenin forma girişini hızlandırabilir. Sadece dikkat edilecek nokta anne sütünü çoğaltabilmek için bilinçsizce kalori alışında artışa yol açmamaktır. Yoksa süt verildiği sürece forma girmek bir yana daha da fazla kilo alımına yol açılabilir.
Emziren annelere beslenme önerileri
Dyt: Sefika Aydın: Emziren anneler aşağıdaki önerilerimizi dikkate almalıdırlar. • Doğumdan sonra bebek emzirilirken gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı besin alınmalıdır. Emziklilikte su metabolizmasında artış vardır. Alınan su süt salgılanmasıyla, metabolik su ise artan yiyecek alımıyla artmaktadır. Süt miktarının değişmemesi için annenin sıvı alımını arttırmak gerekir. Günlük alınan toplam sıvı miktarı yaklaşık 3000 ml olmalıdır. Bu miktar pratik ölçüler ile 12 su bardağı su, süt, ayran, hoşaf, komposto, limonata, şerbet, meyve suları şeklinde önerilmelidir. Çay, kahve gibi içeceklerin süt verimini azalttığı bilinmektedir• Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmelidir.• Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kuru baklagil yenilmelidir.• Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur karışımı yemekleri, portakal, mandalina, domates, maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmelidir. Bireysel özelliklere göre gaz yapıcı besinler çıkartılabilir.• Vitaminlerden zengin sebze ve meyveler diyette her öğün olmalıdır.• Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar tüketilmemelidir.• D vitamini besinlerde bulunmaz. Ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Bu nedenle emzikli anne güneşlenmeye özen göstermelidir.• Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinlerde yeterince alınmayan iyot, ancak iyotlu tuzun kullanılması ile anne sütünden bebeğe geçer.• Kuru meyveler ve kuru yemişler yoğun enerjileri yanında, demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir.• Kansızlığa neden olduğundan yemeklerle birlikte çay içilmemelidir. Çayı kuşluk, ikindi gibi öğün aralarında, yani yemek yendikten 1-2 saat sonra açık olarak içilmeli, çaylara limon suyu eklenmelidir. İçecek olarak ıhlamur, nane, papatya, kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir.• Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, limonata tercih edilmelidir.• Pekmez kan yapıcıdır, şeker boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden birisidir.
Doğum sonrası kilo vermenin yolları