Showing posts with label en iyi. Show all posts
Showing posts with label en iyi. Show all posts

Thursday, December 31, 2009

5 yaşındaki çocuk nasıl beslenmeli?

İSTANBUL - Bu sürecin hatta yetişkin birer birey haline gelindiğinde oluşabilecek Sağlık sorunlarıyla bile ilinti olduğunu belirten Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Ayça Ilıca Murat, bu dönemde doğru beslenme alışkanlıkları kazanma konusunda anne, baba ve aile büyüklerinin önemli birer örnek teşkil ettiğini vurguladı, süreç hakkında şu bilgileri verdi:
"Bu yaş grubundaki çocukların günlük olarak her besin grubundan tüketmesi sağlanmalıdır. Bu besin grupları süt ve süt ürünleri, et grubu, sebze–meyve grubu, yağ grubu ve tahıllardan oluşmaktadır. Yapılan fiziksel aktivite göz önünde bulundurularak çocukların günlük beslenme düzeni ayarlanmalıdır. Bu dönemde özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta kahvaltı yapma alışkanlığının oluşturulmasıdır. 1-2 dilim peynir çeşitleri, tam tahıllı ekmek, zeytin, pekmez-bal, süt, haftada 2-3 kere yumurta veya omlet, taze meyve, evde yapılmış kuru meyveli kek veya börek çocukların kahvaltılarında olabilecek gıdalardır.TEMEL GIDALARIN YETERLİ MİKTARDA ALINMASI ÖNEMLİBu yaş grubu çocukların oldukça aktif oldukları ve gelişimlerinin en yüksek düzeyde seyretti düşünülerek gereksinimleri karşılayacak hem besleyici değeri yüksek hem de çocukların severek tüketebileceği gıdalarla beslenmesi gerekmektedir. Her zaman olduğu gibi her öğün kendi içerisinde yeterli miktarlarda karbonhidrat, protein ve yağ içermelidir. Mutlaka kahvaltı arkasına ara öğün, öğle yemeği, bunu takip eden 1 veya 2 küçük ara öğün ve akşam yemeği Okul çocuğunun gereksinimlerini karşılayacak yemek sistemidir. Özellikle çocukların ana öğünlerde temel besin grubumuz olan ekmek ve ekmek türevi olan çorba–pilav–makarna gibi gıdalar, et/ tavuk haftada en az 1 gün balık ve mevsiminde olan herhangi bir sebze yemeği, bunun yanında oldukça önemli kalsiyum kaynakları olan süt ve yoğurt hem ana öğünlerde hem de ara öğünlerde tükettirilmelidir.HÜCRE YENİLENMESİ İÇİN PROTEİNBüyüme ve gelişme sırasında vücutta meydana gelen bir çok mekanizmada proteinlere önemli görevler düşer. Eğer vücudumuz protein alamazsa vücut hücreleri yenilenemez. Bu durumda büyüme yetersiz kalır. Vücut için temel protein kaynakların yiyeceklerimizden sağlanır.Proteinler bitkisel ve hayvansal kaynaklar olmak üzere iki kaynaktan elde edilir. Hayvansal kaynaklar yumurta, et, tavuk, balık, deniz ürünleri, süt,y oğurt gibi kaynaklardır. Proteinlerin bitkisel kaynakları ise kurufasuyle, nohut, mercimek gibi kurubaklagiller ve tahıl ürünleridir. Tabii bunların dışında hayatın başlangıcında aldığımız en değerli protein kaynağı anne sütüdür. Hayvansal kaynaklı proteinlerin biyoyararlılığı yüksektir. Yani vücudumuz bu proteinlerden daha çok yararlanır. Bitkisel kaynaklı proteinlerin vücut tarafından kullanımı ise daha düşüktür. Hayvansal besinlerin içinde proteinin vucüt tarafından en iyi kullanıldığı gıdalar anne sütü ve yumurtadır. Her ikisinde de bulunan proteinlerin neredeyse tamamı vücudumuz tarafından kullanılır. Bu yüzden yumurta ve anne sütündeki proteinler “örnek protein ” olarak adlandırılırlar.Çocuklarda büyümenin devam etmesi sebebiyle protein gereksinimi fazladır. Her yaş grubu için protein gereksinimi farklıdır. Alınan protein kaynaklarının vücudun kolay kullanabileceği kaynaklardan olması gerekir. Bu nedenle bitkisel kaynaklı proteinlerle beraber hayvansal kaynaklı proteinler de beslenmede kullanılmalıdır. Proteinin eksik alınması çocuklarda büyümeyi ve zihinsel gelişimi etkileyebilir.Büyüme-gelişme sorunları oluşabilir. Ayrıca proteinin vücutta bir çok önemli reaksiyonda yer aldığını düşünürsek bu reaksiyonlarda da aksamalar gerçekleşebilir.
AİLENİN BESLENME ALIŞKANLIKLARINI ÖRNEK ALIRÇocuklar genellikle renkli yiyecekleri severler. Bu nedenle özellikle et yedirmekte zorlanıyorsanız köftesini sebzelerle karışık pişirebilirsiniz veya tabağını renkli biberlerle, havuçla süsleyebilirisiniz. Ancak çocuklar çoğu zaman ailenin beslenme alışkanlıklarını örnek alırlar. Örneğin akşam yemeği için çocuğunuza etli bezelye gibi yemekler yapıyor ama siz bu yemeği sevmediğinizi söylüyorsanız O da yemeyecektir. Bu yüzden özellikle yemek seçen çocuğunuzla beraber sofraya oturmaya ve aynı yemekten yemeye özen göstermelisiniz.
Proteinli gıdaların yapısı yüksek ısıda bozulur. Bu nedenle yüksek ateşe maruz kalmaması ve kavrulmaması gerekir. Orta veya kısık ateşte pişirilmesi daha doğru pişirme teknikleridir. Ayrıca et, tavuk gibi gıdaların yağda kızartılması durumunda zararlı bazı kimyasal maddeler oluşur. Bu maddeler özellikle kanserin öncü maddelerini oluşturabilir. Bu nedenle et, tavuk gibi gıdaları kızartmak yerine haşlama veya fırında pişirme yöntemleri tercih edilebilir. Balıklar buğulama yapılabilir veya fırında pişirilebilir. Yumurta haşlanırken de rafadan değil tam olarak haşlanmalıdır.Böyle pişirilirse proteinin vücut tarafından kullanımı daha fazla olur. ÇOCUK ABUR CUBURLA KARNINI ŞİŞİRMEMELİBu yaş grubunda anneleri en çok üzen ve telaşlandıran konulardan bir tanesi çocuklarının iştahsız olup yemek yememeleridir. Çocuğumu doyuramıyorum, aç kalıyor düşüncesiyle ne yapacaklarını şaşıran anneler, doğru sandıkları bir çok yanlış yaparak yemek yemeği, ya çocukları için işkence haline getirirler ya da kendileri için büyük bir tehdit unsuru oluştururlar. Çocuklarda iştahı etkileyen en büyük etkenlerden birisi öğün aralarında abur-cuburla karnını doyurmalarıdır. Buna bağlı olarak doygunluk hisseden çocuk ana öğünlerde yemek yemeği reddedecektir. Oyalamak için ana yemek öncesi çocuğunuzun eline tutuşturduğunuz bir gofret veya bir dilim kek onu tıkayacak ve sofrada yiyecekleri reddetmesine neden olacaktır. Bu tip durumlarda çocuğun sofra düzenine alışık olması çok önemlidir. Çocuğunuz bir yaşına geldiğinde artık aile sofranıza oturur hale gelmeli ve yemek zamanının aile ile bir araya gelinen, herkesin yemek yediği eğlenceli bir vakit olduğunu öğrenmelidir. Bunun yanı sıra çocuğunuz gereksinimlerini karşılayacak küçük ara kahvaltılar ya da meyveler, kahvaltı ile öğle yemeği arasında, öğle yemeği ile akşam yemeği arasında verilebilir ancak bu ara öğünler iştahı kapatacak miktarda ve ana öğün saatine çok yakın olmamalıdır. Ayrıca yemek tabaklarının çocuğunuzun ilgisini çekecek tarzda renkli ve eğlenceli olması, tabağına yiyebileceği kadar yemek konması çocuğunuzun çok daha istekli yemek yemesini sağlayacaktır. Bunların dışında çocuğunuzla beraber Alışveriş yapmanız, sofra hazırlanırken yardım istemeniz hatta onun da yemek hazırlanmasında katkıda bunmasına fırsat tanımanız çocuğunuzun yemek yeme isteğini artırıcı yönde olumlu etkiler oluşturacaktır.
5 yaşındaki çocuk nasıl beslenmeli?

Thursday, December 24, 2009

Sarımsak kanamayı artırıyor

Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Şenol, bağışıklık sisteminin, “vücudu, saldıran tüm yabancılardan korumak için programlanmış bir Bilgisayar sistemi gibi çalıştığını” söyledi.Bağışıklık sisteminin kuvvetli olması için “fazla güçlü kılınmasının hedeflenmediğine” dikkati çeken Şenol, “Çünkü, bağışıklık sisteminin fazlaca uyarılması ve çalışması, kişinin kendi hücreleri ya da dokuları ile ihtilafı anlamını taşımaktadır ve günümüzde artan Alerji ile eklem iltihaplarının nedeni olmaktadır. Arzulanan ise bağışıklık sisteminin yeterli ve zamanında çalışmasıdır” diye konuştu.Şenol, sürekli ya da yoğun Stres, hava kirliliği, kimyasal atıklara maruz kalmak, sigara, uykusuzluk ve fazla alkol alımının bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini dile getirerek, “Yaşlılık bağışıklık sisteminin de yaşlandığı, enfeksiyonlar ve kanser riskinin arttığı bir süreçtir. Stressiz Yaşam, düzenli uyku ve beslenme, düzenli hafif-orta düzeyde egzersiz, temiz çevre, kirlenmemiş su-gıda tüketimi bağışıklık sisteminin düzenli ve etkin çalışmasında önemlidir” dedi.İyi Beslenme ve demir, çinko, bakır, selenyum, vitamin A, B6, C ve E gibi vitamin ve minerallerin bağışıklık sisteminin yapı taşlarını oluşturduğunu anlatan Şenol, şunları kaydetti:“Ancak bu vitamin ve mineralleri almanın en iyi yolu dengeli beslenmedir. Son yıllarda tüm dünyada vitamin, bitkisel ürünler ve minerallerin, ilaç halinde kullanımına yaygın bir eğilim bulunmaktadır. Bunların ilaç halinde destek olarak kullanılmasının bağışıklık sistemini güçlendirici etkilerini kanıtlayan Bilimsel veri yoktur.C vitaminin olumlu etkisi olabileceğini bildiren çalışmalar olmakla birlikte, uzun süreli ve üç gramdan fazla yüksek doz kullanımı, ishal, mide rahatsızlıkları gibi olumsuz yan etkilere neden olabilmektedir.Yaşlılar, ciddi beslenme sorunları olanlar, Sigara ve fazla alkol alanlar, gebelik ve emzirme dönemleri, beslenme yetersizliği ya da artan beslenme gereksinimi nedeniyle vitamin E, çinko ve selenyum gibi vitamin ile mineral desteklerinin yararlı olabileceği özel durumlardır.”BİTKİSEL ÜRÜNLERŞenol, bitkisel ürünlerin doğal olmasının zararsız oldukları anlamına gelmediğine dikkati çekerek, “İki aydan uzun süreli ve fazla miktarda kullanımları sonucunda, ağır alerji, kullanılan diğer ilaçlarla birlikte böbrek, karaciğer hasarları, merkezi sinir sistemine olumsuz etkiler gibi pek çok zarara yol açabilmektedirler. Özellikle, ameliyat öncesi dönemlerde sarımsağın fazla tüketilmesi kanamayı artırmaktadır” uyarısında bulundu.Sarımsağın içinde yüksek oranda sülfür içeren bileşikler bulunduğunu anlatan Şenal, “Tiyosülfonat denilen bu bileşikler allisin içeriyor. Allisin ise kanı sulandırıcı etki gösteriyor. Bu nedenle özellikle kanama eğilimi yaratan aspirin ve benzeri ilaçlarla ve ameliyat öncesi dönemlerde alınmaması gerekiyor. Ameliyat sonrasında ameliyat bölgesinde kanama olan hasta bildirimleri bulunmaktadır ve bunlar bilimsel düzeyde kanıtla teyit edilmiştir” diye konuştu.“UZUN SÜRELİ, NEFESSİZ BIRAKAN Egzersiz DE ZARARLI”İlaç yapımında bitkilerin kullanıldığını ve zararsız olduğu kanıtlandıktan sonra piyasaya sürüldüğünü anlatan Şenol, bitkisel ürünlerin ise analitik çalışmalardan geçmediği için zararlı olabileceğinin unutulmaması gerektiğini bildirdi.Şenol, tavuk suyuna çorbadan, fazla sarımsak ya da baharat tüketimi ve bitki çaylarına kadar ev tipi reçetelerin fazladan zararı olmadığının bilindiğini, ancak bağışıklık sistemini güçlendirdiklerinin ya da hastalık bulgularını azalttığının da kanıtlanmadığını vurguladı.Hafif ve orta düzeyde egzersizin, genel direnci olumlu etkilediğini ifade eden Şenol, özellikle aç karnına ve 90 dakikayı geçen uzun süreli ve nefessiz bırakan egzersizlerin de bağışıklık sistemine olumsuz etkisi olduğunu kaydetti. Şenol, “Özellikle eklem ve kas ağrıları varken ve ateş 380 dereceden yüksekken egzersiz yapmak hastalık bulgularını çok ciddileştirebilir” dedi.Hastalıkların arttığı kış aylarında el yıkama, temiz Gıda ve su tüketimi, aşılanma, hasta kişilerden olabildiğince uzak durma, iyi uyku, yeterli sıvı alımının direnci yüksek tutacak kuralların başında geldiğini ifade eden Şenol, antibiyotiklerin sık ve gereksiz kullanılmasının da hem vücuda yararlı bakterileri yok ettiğini söyledi.
Sarımsak kanamayı artırıyor

Wednesday, December 16, 2009

Yaşınızla birlikte kilonuz da artmasın


Dilara Koçak

İlk sohbetlerimde 60 yaş ve üzeri danışanlarımda genelde hep bir kabullenmeyle karşılaşıyorum. “Benim yaşım ilerledi, kilo vermem zor biliyorum ama...” diye başlayan cümleler çok fazla tekrarlanıyor. Oysa yaşınız ilerlerken kilonuzun artmasını durdurmak sizin elinizde. Aslında en doğrusu, kilo almadan önce tedbir almak. Ancak olsun kilo almış bile olsanız vazgeçmediğiniz sürece yaşınız kaç olursa olsun kilo verebilirsiniz.

Sağlıklı beslenmenin birçok yararı vardır. Enerjiniz yükselir, iyi bir zihin sağlığı, hastalıklara karşı direncin yükselmesi, daha çabuk iyileşme, daha iyi bir ilaç etkisi ve kronik hastalıkları daha iyi yönetmek gibi olumlu etkiler ile hareketliliğiniz artar ve Yaşam kaliteniz yükselir
Yaşlandıkça kilo almayı etkileyen faktörler:
- Aktivite seviyesi: Yaşı ilerleyenler bazı fiziksel veya medikal nedenlerle, genelde daha az hareket eder. Bu da, yakılan kalorilerin düşmesine ve kilo alımına yol açabilir.
- Metabolizma: 40 yaşından sonra, metabolizmamız her yıl daha yavaşlar. Kilo almamak ve yediklerinizi azaltmamak istiyorsanız harcadığınız kaloriyi artırmanız en kolay yoldur.
- Tat alma ve iştah: Tat ve koku alma duygusu yaş ilerledikçe zayıflar. O nedenle, yiyeceklerinize önce olduğundan daha fazla tuz ve baharat katma eğiliminiz olabilir.
- Sağlık sorunları: Fiziksel şikayetler ve reçeteye tabi ilaçlar iştahı olumsuz etkileyebilir. Bu da tek yönlü Beslenme ve tatlıya olan eğilimi artırabilir.
- Sindirim: Sindirim sistemindeki değişiklikler, daha az tükürük ve mide asidi salgılanmasına yol açar. Bu da vücudun, B12, B6 ve folik asit gibi zindelik, hafıza ve iyi bir dolaşım sistemi için gerekli olan vitamin ve minerallerin emilimini etkileyebilir.
- Duygusal faktörler: Yalnızlık, Depresyon gibi faktörler, beslenme tarzını etkiler. Moral bozukluğu bazı kişileri yiyeceklere yönlendirirken, bazı kişilerin de yiyememesine neden olabilir. Eğer, duygusal sorunlar iştahı etkiliyorsa, bir terapist veya doktorla konuşulması önemlidir.
YILLARA MEYDAN OKUYUN
İleri yaşlar için (doktorunuz aksini tavsiye etmediği sürece ) bazı basit öneriler:
- Su kaybını ve yüksek tansiyonu engellemek için tuzu azaltın.
- Sağlıklı bir kolesterol seviyesi için yağ alımına dikkat edin.
- Kemik sağlığı için daha fazla kalsiyum ve D vitamini ve maden suyu tüketin.
- Kabızlığı önlemek için daha fazla zengin posalı yiyecekler tüketin.
- Şekeri azaltın.
- Daha çok su tüketin.
NE YEDİĞİNİZ KADAR ‘NASIL’ YEDİĞİNİZ DE ÖNEMLİ
Kilonuzu korumanız için, etkili bir yeme tarzına odaklanmanız faydalıdır. Bu da, kalori miktarı değil, besin değeri daha yüksek besinler seçmeniz anlamına gelir. Meyve, sebze gibi doğal yiyecekler, tam tahıllar, bakliyat, sağlıklı protein kaynakları (kümes hayvanları, balık, yumurta gibi) ve kalsiyum içeren süt ve sütlü gıdalar tüketmek, doğru bir beslenme tarzıdır. Çok işlemden geçmiş yiyeceklerin kalorileri yüksek, besin değerleri düşüktür. Aslında, bunları tükettikten sonra, hâlâ kendimizi aç hissetmemizin nedeni de budur.
İŞTAHINIZ KAÇARSA
Her şey iyi giderken, hiç bir şey yemek istemediğiniz durumlar olabilir. Bunun nedenini doktorunuzdan öğrenin. Ancak eğer iştahsızlığınızın nedeni yediklerinizin lezzetsiz oluşu veya hep aynı şeyleri yemeniz ise şu doğal lezzetleri ekleyebilirsiniz:

- Zeytinyağı
- Sirke, balzamik
- Sarımsak
- Soğan çeşitleri
- Kimyon, karanfil, zencefil, zerdeçal
SAĞLIKLI BESLENMEK ASLINDA ÇOK KOLAY
- İyi karbonhidratlara odaklanın. Rafine edilmiş ‘beyaz’ ürünlere değil, tam tahıl (kahverengi pirinç, tam buğday ekmek, yulaf, arpa) gibi gıdaları seçin.
- Sebze ve meyveye her gün yer verin. Her gün beş porsiyon sebze ve meyve yemelisiniz, bunların iki porsiyonunu çiğ tüketmeyi hedefleyin.
- Buhar, sebzeleri pişirmenin en iyi yoludur. Böylece besin değerlerini korur. Bir sonraki iyi yöntem de, sote yapmaktır. Haşlamak, besin değerini yok eder ama haşlama suyunu çorbada kullanabilirsiniz.
- Proteini yağsız seçin. Balık, kümes hayvanları, yumurtalar, fasulyeler, bezelyeler ve tofu (soya peyniri) sağlıklı protein seçenekleriniz olabilir.
- Kalsiyumu unutmayın. Tüm sütlü gıdalar aynıdır. Süt, peynir ve yoğurt kalsiyum için iyi kaynaktır. Yaşı ilerlemiş kişilerin diyetinin bir parçası olarak, düşük yağlı veya yağsız sütlü gıdaları seçmesi daha doğrudur.
- Su, su, su. Vücudunuzdan toksinlerin düzgün olarak atılması, kabızlığı önlemesi, eklemlerinizin esnekliğine yardım etmesi için suyu hep hatırlayın.


Yaşınızla birlikte kilonuz da artmasın

Tuesday, December 8, 2009

SİZİN İÇİN DE BAŞLAMAK SORUN MU?

Diyeti genel Beslenme alışkanlığınız haline getirin

Diyet 'kilo vermek istediğinizde yedikleriniz' değil, 'genel olarak beslenme alışkanlıklarınızın tümü' anlamına gelir. Sizin için en iyi diyet, tüm yaşamınız boyunca sürdürülebilir olandır. Dolayısıyla 'diyet yapıyorum' veya 'diyetim sona erdiğinde' gibi cümleleri asla söylemeyin. Çünkü Diyet bir ray üzerinde ileri geri giden bir tren değildir; sağlıklı yaşama doğru yapılan tek yönlü bir gezidir.

Dengeli beslenme en önemli kural

Dengeli bir beslenme çok çeşitli gıdaları kapsamalıdır: bol bol meyve, sebze, ayrıca kepek ekmeği ve tam tahıllı kahvaltılık gevrekler gibi nişastalı gıdalar; et, balık ve mercimek gibi yağsız proteinli gıdalar; az yağlı süt ürünleri... Midenizde arada bir kaçamak yapacak kadar da yer bırakmalısınız. İyi ve kötü Gıda diye bir şey olmadığını unutmayın. Her şey bir denge tutturmak ve makul olmakla ilintilidir.

Mutfak dolabına sağlıklı düzen

Mutfak dolabınızın içinde neler bulunduğunu inceleyin ve sağlıklı beslenmeye ters düşecek her şeyi ortadan kaldırın. Ağzınızı sulandıran bisküvi, cips, pasta ve tatlıları ortadan kaldırın. Sonra bunların yerine sağlıklı yiyecekler yerleştirin. Ama unutmayın, mutfak dolabınızdan abur cuburları temizlemiş olmanız bu tür yiyecekleri bir daha asla yemeyeceğiniz anlamına gelmez. Yeter ki iradenizi kullanın.

Liste hazırlayın, haftalık alışveriş yapın

Her gün azar azar alışveriş yapmak yerine, büyük bir marketten haftalık veya on beş günlük alışveriş yapın. Bu, çok daha ekonomik olmanın yanısıra, alışverişe önceden hazırladığınız bir listeyle gitmek, sağlıksız yiyeceklerden uzak durmanızı kolaylaştıracaktır. Ayrıca sizi baştan çıkaracağını bildiğiniz şeyleri satın almayın. Marketin şekerleme bölümlerinden uzak durun; cips, kola, çikolata gibi şeylere kolayca ulaşmanızı sağlayacak bölümlerin yanından geçmeyin.

Ufak notlar alın

Yoldan çıkmanızı engelleyecek ufak notlar yazıp evin çeşitli yerlerine yapıştırın. Bu tür notlar sizi Egzersiz yapmanız konusunda cesaretlendirecek, kilo verme nedenleriniz hakkında size hatırlatmalarda bulunacaktır. Ayrıca unutmayın ki, birşeyi başarmak, neden yaptığınızı bildiğiniz takdirde daha kolaydır. Dolayısıyla bu konuda neden başarılı olmak istediğinizi bir kağıda yazın; bu hedefleri kendinize hatırlatmak, sizi daha çok motive edecektir.

Karşılaşabileceğiniz engelleri listeleyin

Hedeflerinizi belirledikten sonra, bu yolda karşınıza çıkabilecek engellerin bir listesini kağıda yazın. Bu engellerin üstesinden nasıl geleceğinizi belirleyip bunları da yazıya dökün. Örneğin; kilo almanızda dışarıdan satın aldığınız hazır yiyeceklerin katkısı olduğunu düşünüyorsanız, ne yiyeceğinizi haftalık olarak planlayın, böylece hazır yemek sipariş etmenin cazibesine kapılmamış olursunuz.

Sorunlu dönemlere dikkat, pes etmek yok!

Kilo vermeye çalışırken ilerleme kaydedilemeyen dönemlerle karşılaşmak sık rastlanan bir durumdur. Bu dönemlerde kilonuz yerinden bir gram dahi oynamaz. Bu insanı hayal kırıklığına uğratan, cesaret kırıcı bir durumdur. Ama vücudunuzun yeni kilosuna alışmaya çalıştığını gösteren bir işaret de olabilir. Bu nedenle vazgeçmeyin! Diyet ve egzersiz yapmaya devam edin, bir süre sonra yine kilo verme düzenine gireceksiniz.



SİZİN İÇİN DE BAŞLAMAK SORUN MU?

Kurban etinden çıkan suya dikkat


Kurban bayramında kesilecek hayvanın muhakkak veteriner kontrolünden geçmiş olması gerekir. Kesim sırasında özellikle uygun koşullarda kesilmeyen kurbanlık hayvanlardan insanlara tenya, şarbon, tüberküloz, kuduz, salmonella gibi hastalıkların bulaşma tehlikesi vardır. Kesim öncesinde eller temiz olmalı, elin etrafında yara, kesik benzeri şikâyeti olanların çiğ etle direk temasa geçmemesi önemlidir. Gerekirse eldiven kullanılmalıdır. Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Şefika Aydın Selçuk, “Kurban bayramında tüketilecek etler hakkında bilinmesi gerekenler” hakkında bilgi verdi.
Et kesildikten sonra hayvanın kanı çok iyi akıtılmalıdır. Kanı iyi akıtılmamış hayvanın etinde zararlı mikroorganizmalar çabuk ürer ve et çabuk bozulur. Kurban eti kesim sonrasında parçalar halinde güneş görmeyen serin bir yere serilerek ilk dinlendirme işlemi yapılmalıdır. Uzun süre lastik kıvamında et yemek istemiyorsanız bu dinlenmeye gereken önemi göstermelisiniz. Ortalama 3-5 saatte oda ısısına düşen eti sonrasında ön soğutma için buzdolabına kaldırmalısınız. Ön soğutma işleminden geçmeli etin tüm yüzeyi ve iç kısımları da gereken soğukluğa ulaşmalıdır.
Etinizi derin dondurucuda saklayın
Kurban etinin dayanma süresi; dinlenmesine, etin cinsine ve soğutma şekline göre değişir. Etin uzun süre muhafazası için derin dondurucu kullanılmalıdır. Buzdolabında et -2 derecede en fazla 1 hafta beklerken, derin dondurucuda -18 derecede 4- 6 ay muhafaza edilebilir. Eti küçük parçalar ve hatta kıyma yapıp buzdolabında bekletirseniz kıyma 3-4 gün içinde bozulacaktır. Bu sebeple en iyi yöntem buzdolabının derin dondurucu kısmıdır.
Dondurucudan alıp çözdürdüğünüz eti tekrar buzluğa atıp saklamayın
Et çabuk bozulma riski olan bir besindir. Buzdolabı poşetlerinde küçük parçalar halinde hava almayacak şekilde koyularak dondurunuz. Büyük parça etler ve özellikle kemikli saklanan etlerde etin hava alması daha da kolay olacağı için daha çabuk bozulabilir. Ayrıca etleri dondurucudan çıkarıp çözüldükten sonra kalan kısmı tekrar koymak da mikroorganizmaların üremesine dolayısı ile zehirlenmeye sebep olur.
Yağlı kısımları ayrılarak bir yemeklik porsiyonlara bölünmesi ve parçaların 10cm’ den daha kalın olmamasına özen gösterilmelidir Büyük parçalı etler diğer pişirmeden önce çözdürülmelidir. Akşam pişirilecek etler sabah dondurucudan çıkartılıp buzdolabında tutularak çözdürülmelidir. Büyük parçalı etlerin çözdürülüp pişirilmelerindeki amaç, etin iç kısmında iyi bir şekilde pişmesinin sağlanmasıdır. Bunun için etin iç kısmının çözünmesine özen gösterilir.
Etten çıkan su zehirleyebilir
Eti çözdürmeden en iyi yöntem akşam yapılacak etin 1 gün önceden veya sabahtan buzdolabının 2-4 derecelik kısmına koyularak çözülmesidir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken derin kaba koyarak çözdürmemiz gerektiğidir. Çünkü etten sıkan su diğer besinlerle çapraz kontaminasyona uğrayarak zehirlenmelere sebep olabilir. Mikrodalgada çözdürme günümüzde pratik ve uygulanabilir bir yöntemdir. Su altında bekletmede yine uygulanabilir yöntem olsa da kimi zaman etin içinin çözülmemesi gibi durumlarla da karşılaşılabilir. Ayrıca o suyu sık aralıklarla değiştirmek gerekir. Bunun dışında kalorifer, soba üstünde bekletme, oda ısısında sıcak ortamda uzun süre bekletme yanlış yöntemler olup sağlığı bozucu etkileri vardır.
Kurban etinden çıkan suya dikkat

Tam 45 kilo verdi

OBEZLER, hem beden ve ruh sağlıklarını hem de görüntülerini bozması nedeniyle fazla kilolarından kurtulmak için her yolu denerken, İzmirli Ziraat Yüksek Mühendisi 1 çocuk annesi 53 yaşındaki Yasemin Erinç, son olarak gittiği Ege Üniversitesi Hastanesi Öbezite Okulu'nda amacına ulaştı. 2.5 ay devam ettiği okuldan sonra Yaşam ve Beslenme düzenini tamamen değiştiren Erinç, 105 kilodan 60 kiloya düştü. 54 bedene veda edip 38 bedene inen ve canının istediği kıyafeti giyme keyfine ulaşan Yasemin Erinç, kendini kuşlar kadar hafif hissettiğini belirterek, “Eşim da bana Uydu, 20 kilo verdi. İlk kez doğru yöntemle zayıfladım, şimdi kilomu koruyorum” dedi.Üniversite öğrencisiyken tartıda 118 kiloyu gördüğünü ve ilk zayıflama macerasına 1974 yılında atıldığını belirten Yasemin Erinç, ilk diyetinde 40 kilo verdiğini ve hepsini kısa sürede geri aldığını kaydetti. Erinç şunları anlattı:“Üniversiteden sonra çalışmadım, evlenip çocuk sahibi oldum. Arada yaptığım diyetlerle kilo verdim ama geri de aldım. Doğum sonrasında da 105 kiloya çıkmıştım. Akupunkturu denedim, 22 kilo eksildim. 15- 20 kilo verip geri aldıkça çok anormal diyetler yaptım, sağlığımla oynadım. B 12 vitamini eksikliği yüzünden ciddi Sağlık sorunları yaşadım. Kalp krizi geçirir gibi oluyordum. Bunun üzerine ‘Sağlıklı olayım da, kilolu olayım’ dedim. Giden kilolar kısa sürede geri geldi ve yeniden 105 kiloya dayandım. Bu kez tansiyon problemi başladı, görüntümden hoşnut değildim. Giydiğim yakışmıyordu. Bana yine diyetin yolları göründü. Ama bu kez doğru bir yöntem bulmaya kararlıydım. Ege Üniversitesi Hastanesi Obezite Okulu'nu denemek istedim. İyi ki denemişim.” ‘BAŞLARKEN 105 KİLOYDUM’2006 Ekim'de halk arasında Şişmanlar Okulu diye bilinen Obezite Okulu'na 54 beden, 105 kiloyla başlandığını, eğitimini tamamladıktan kısa bir süre sonra öğrendiklerini uygulamak için düğmeye bastığını belirten Erinç, sözlerini şöyle sürdürdü:“Eğitim 2.5 ay sürdü. Doğru beslenmenin, hareketin önemini anladım. Yemek pişirirken nelere dikkat etmem gerektiğini, yeni bir yaşam tarzı benimsenmemesi halinde yapılanların gelip geçici olduğunu öğrendim. Hepsinden öte gramla yaşamayı öğrendim. Tuzu kestik, yağı azalttık. Her sabah nerede olursam olayım bir saatlik yürüyüşümü yaptım, seyahate giderken bile tartımı yanımda götürdüm. Neyi ne kadar yiyeceğimi bilerek Diyet yaptım, yiyeceklerimi ölçerek tükettim. Şimdi neyin kaç gram geleceğini doğruya yakın tahmin edebiliyorum. Yiyecek miktarlarımı azaltırken egzersizi artırdım. Hiç sıkılmadan, sağlığımı bozmadan ayarında tam 45 kilo verdim. 3 aydır 60 kilodayım, kilomu koruyorum. 38 bedene düştüm. Artık mağazaların vitrinine iç geçirerek bakmıyorum, her şeyi deneyip yakıştırabiliyorum. Eşim Dündar da 114 kiloydu. O da bana uydu, gramla yedi, 94 kiloya indi. Kilolora veda ettik, sağlıklı ve kilo derdi olmadan yaşam sürüyoruz. Yaşamımız daha hareketli ve canlı. Obezite Okulu'nu keşfettim, fazla kilolara veda ettim.”Obezite Okulu'na bugüne kadar yüzlerce aşırı kilolu kişinin geldiğini, Yasemin Hanım'ın en iyi öğrencilerden biri olduğunu belirten Ege Obez Hasta Derneği Sekreteri Sevgi Demirci de, “Yeni dönemimiz 11 Aralık'ta başlıyor, sağlıklı kilo vermenin doğru adresini arayanları bekliyoruz” dedi.
Tam 45 kilo verdi

En çok yapılan 10 diyet hatası

1-ASIL SUÇLUYU BİLMEKAsıl suçlu düşünceler ve besinlerle kurduğunuz yanlış iletişimdir, yani beyninizde şekillendirdiğiniz Beslenme hatalarıdır. Neyi neden yeriz? Bu sorunun yanıtı kendinizi mutlu etmek, kafanızı dağıtmak, canınızın çekmesi, kendinizi durduramamak gibi şeyler ise burada sıkıntı var demektir. Yemek vücudun doğru çalışması için gereken besinlerin sağlanması, bir Yaşam amacı ve aracıdır. Zayıflama sürecinde önce bu düşünce yapısını düzeltmeli, beyninizi arındırmalısınız. Zayıflama niyetindekilerin en büyük problemi aslında neden kilolu olduklarının farkında olmamalarıdır.
2-STAR DİYETLERİNİ UYGULAMAKGazete ve dergilerden ikoncanların listeleri ile zayıflamaya çalışmak en büyük hatalardan biri. Shakira'nın kalçaları veya mankenlerinki gibi bir beden hayal eder, onların isimleri ile yayınlanmış diyetleri uygulamaya çalışırsanız en büyük Diyet hatasını yapmış olursunuz. Her diyet kişiye özeldir, kesinlikle bir başkası için hazırlanmış bir Program sizin için yararlı olamaz, denemeyin bile. Profesyonel yardım alarak diyetisyen eşliğinde, biyokimyasal bulgularınıza, beslenme alışkanlıklarınıza, sosyo ekonomik şartlarınıza uygun diyetler uygulamalısınız. Bu nedenle ideal kilonuza inmeye niyetliyseniz Hülya Avşar nasıl zayıflamış, Beyonce’nin son Moda diyeti neymiş gibi star diyetlerini araştırmak yerine sağlığınıza yatırım yapıp kendinizi star olarak görün.
3-KENDİNİ ALDATMAK, KENDİNE İNANMAMAKKısa sürede fazla kilo vermeyi amaçlayan mucizevi yöntemlerle kolay yoldan zayıflamaya çalışmayın. Öncelikle çabuk yorulup vazgeçebilirsiniz, yanlış yollara sapabilir, sağlığınıza sakıncası olabilecek ilaçlar ve yöntemlerle aldanabilirsiniz. Yolun sonunu görmek zorunda değilsiniz, önemli olan her adımda hedefe yaklaşıyor olduğunuzu bilmek. Küçük başarılardan keyif almalı ve kendinize inanmalısınız. Bunun için makul, mantıklı hedefler koymalı kendinizi takdir etmelisiniz. Unutmayın başarılarınızı kutlamak, takdir etmek sizin için en iyi motivasyon olacaktır.
4-HAREKETSİZ YAŞAMAKYediklerinizden fazlasını harcayın, kilo verin ama tek amaç bu mu? Sağlıklı bireyler için vücudun kas kitlesinin korunması, postürün düzgün olması, vücut elektriğinin doğru topraklanması, oksijen alışverişinin düzenli olması, mineral eksikliği ve kemik inşaatının sağlam temellere dayanması için hergün hareket edin. Neyi, ne kadar ve ne sıklıkta yapmanız değil severek yapmanız da çok önemli. Yeter ki hergün bir hareketiniz olsun.
5-SPORDA AŞIRIYA KAÇMAKVücudu olması gerekenden fazla zorlamak, fazla beslemek kadar sakıncalıdır. Performansınızın çok üzerinde Spor hatta antreman yapmak vücudu strese sokabilir. Bu da bazı kayıplara neden olabilir. Öte yandan fazla egzersize alışan bünyeniz azıcık ara verseniz size tatsız süprizler hazırlayabilir. Her geçen gün daha fazlasını isteyecek metabolizmanızı sakinleştirmek için ideali, günde 4 kereden fazla Egzersiz yapmamaktır.6-AÇ KALMAKDoğru zaman, miktar ve kombinasyonlarda yemek yemelisiniz. Aç kalarak ateşi sönmüş bir fırın gibi ısı alamazsınız, bunun için sık sık odun atmalısınız ki daha iyi enerji elde etmiş olun. Aç kalırsanız bir sonraki öğünde kendinizi tutamaz kuvvetle muhtemel fazla yersiniz.
7-BOŞ KALORİ TÜKETMEKVücudu beslemeyen, sadece depolama sinyali yaratan, mide kapasitesini genişleten boş kalorilerden uzak durun. Rafineri ürünlerle, fabrikasyon beslenerek, vücudu doğal ritminden çıkararak sadece yağlanırsınız. Özellikle şekerli gıdalar, kızarmış besinler, katkılı hazır besinler, genetiği ile oynanmış mutasyonlu gıdalar, vücudun tanıyamadığı şifreleri değişmiş yapay tatlar, vücudun enerji yakma ve kullanma sistemlerini bozarak şişmanlamasına neden olur.
8-BOYALI VE GAZLI İÇECEKLER TÜKETMEKMümkün olduğunca doğayı izleyerek mevsimsel beslenin. Vücudun arınmasını sağlamalı, sirkülasyonu sağlayarak alınan kalorilerin maksimum yakılması ilkesine dayalı beslenmelisiniz. Bunun için sıvı olarak gazlı ve boyalı içeceklerden uzak durup su içmeli, bitki çaylarına ağırlık vermelisiniz. Bir havuzun devir daim yapmasını düşünürsek havuza bol su vermeli, motorun çalışıp rotasyon sağlaması için bitki çaylarına bu görevi yüklemelisiniz. Bunun için şekerli gıdaları minimum almalısınız. 9-PORSİYONLARI TERBİYE EDEMEMEKMideniz ne kadar yemeniz gerektiğini bilir, sizi uyarır da. Ancak çoğu zaman ona kulak asmazsınız çünkü gözleriniz doymamıştır. Çünkü gözleriniz daha fazlasını yemeye alışmıştır, suçu ise mideniz çekmektedir. Ve tabii bir de kalçanız, göbeğiniz ve basenleriniz...Bu nedenle ideal porsiyon ölçülerini unutmadan beslenmelisiniz.
En çok yapılan 10 diyet hatası