Showing posts with label Mısır. Show all posts
Showing posts with label Mısır. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Cips yerine kestane yiyin

Havaların soğuması, hareketin azalması ve evde geçirilen zamanın fazlalaşmasıyla birlikte artan abur cubur tüketimi, kış aylarında kilo almamıza yol açıyor. Uzun kış gecelerinin abur cubur tüketimini artırdığını söyleyen Medikal Park Fatih Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sevil Nas Can, "Doğru abur cuburları seçerseniz, hem sağlığınızı hem kilonuzu koruyabilirsiniz" dedi. Can, "Cips ve pastane ürünleri yerine yağsız patlamış Mısır veya kestane, gazlı içecekler yerine sahlep veya boza, çikolata yerine de dondurma yiyin" diye konuştu.


Cips yerine kestane yiyin

YGS ye gireceklere beslenme önerileri

BURSA - Uludağ Üniversitesi (UÜ) Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar, sınavlarda hiçbir gıdanın başarıyı tek başına, mucizevi bir şekilde etkilemeyeceğini söyledi.Tayar, doğru beslenmenin sınav sırasında oluşabilecek mide bulantısı, kabızlık ve gaz gibi sorunların önüne geçebileceğini ifade ederek, iyi beslenmenin sınavda başarıya katkı sağlayabileceğini vurguladı.Yeterli ve dengeli beslenmenin, dört besin grubunda bulunan besinlerin yeterli miktarda tüketilmesiyle olacağını belirten Tayar, süt ve yoğurt, et, tavuk, yumurta ve kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ile tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç, Mısır ve tarhana ile doğru beslenmenin yakalanabileceğini kaydetti.
YGS'ye gireceklere beslenme önerileri

Uzun kış gecelerindeki tehlike

İSTANBUL - Soğuk havalarda metabolizma kendini koruma altına almak için enerji harcamak istemez ve yağ dokusunu korumayı tercih eder. Bu nedenle sürekli yeme hissi, özelliklede basit karbonhidrat içeren tatlı, şekerli, hamur işi gıdalara yönelim artar. Gecelerin uzaması, hareketin azalması, evde geçirilen zamanın artması da eklenince abur cubur tüketimi iyice artar ve kış aylarında belirgin kilo artışı gözlenir. Genellikle kış aylarında birçok kişide gözlenen Depresyon hali de yeme eğilimini artırır. Medical Park Fatih Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sevil Nas Can, uzun kış gecelerindeki abur cubur tüketiminin ciddi kilo artışına neden olabileceği uyarısında bulundu ve önerilerini şöyle sıraladı:
"Abur cubur tüketimini azaltmak için yeme sıklığı ve saat düzenine çok dikkat edilmeli. Uzun süren açlıkta, kan şekeri düzensizliği olarak tatlı ve karbonhidratlı Gıda tüketimi artar. Kan şekerini dengede tutarak üç saati geçmeyecek şekilde ana ve ara öğünlerimizi ayarlarsak besin tüketimimizi daha ölçülü seviyede tutabiliriz. Basit karbonhidratlı gıdalar (tatlı, şeker, hamur işi, gofret, biksküvi vb.) kan şekerinde ani değişiklikler yaratarak daha fazla tatlı isteğine sebep olabilir. Onların yerine kompleks karbonhidratlı gıdaları (tam tahıllı ürünler, yulaf ezmesi, kuru meyveler, kepekli bisküvi, krakerler vb) tercih ederek, hem şeker-insülin seviyesini ayarlayabilir hem de daha az yağ ve kalori almış oluruz.
CİPS, KURUYEMİŞ ve PASTANE ÜRÜNLERİ RİSKLİEn tehlikeli abur cuburların başında cips, kuruyemiş ve yağ ve tuz yönünden zengin olan pastane ürünleri gelmektedir. 100 gram cips; ortalama 30 gram yağ, 10 gram doymuş yağ, 3 gram trans yağ, 3 gram tuz ve yaklaşık 500-550 kalori içermektedir. 100 gr. kuru yemişte ise ortalama 650-750 kalori vardır ve yaklaşık 50-60 gram yağ içerir. 100 gr. bisküvi-kraker gibi gıdalar da ortalama 400-450 kalori ve 20-30 gram yağ içerir. Doymuş yağ, kolesterol, tuz ve kalori deposu olan bu gıdalar kilo artışının yanı sıra yüksek tansiyon, Kalp Hastalıkları, felç ve şeker hastalığı gibi birçok Sağlık sorununa zemin hazırlayabilir.
KIŞ AYLARININ EN FAVORİ İÇECEKLERİ: SAHLEP ve BOZASoğuk kış günlerindeki favori içeceğimiz salebin; barsak çalıştırmada, öksürük ve bronşitte, bağışıklık sistemini güçlendirmede faydası vardır. Ancak içerdiği karbonhidrat ve şeker nedeniyla ölçülü tüketilmesi gerekir. 100 ml salep (1 çay bardağı) ortalama 80-90 kaloridir. Şeker içeriğinden dolayı Diyabet hastalarının tüketmesi uygun değildir.
Kışın önemli içeceklerinden biri olan boza; darı, su, ve şekerden oluşur. 100 ml’si 240 kalori, 57.5 gr karbonhidrat, 3.5 gr protein ve 0.5 gr yağ içerir. B vitaminleri, kalsiyum fosfor ve çinko içerir. Ortalama 1 bardak boza, 1-2 kase sütlü tatlıya eşdeğer kalori almamızı sağlar. O yüzden tüketim sıklığı ve miktarına dikkat edilmelidir. Haftada 2 gün, 1 su bardağını geçmeden tüketilebilir.
DONDURMA KIŞIN DA TÜKETİLEBİLİR100 gr. sütlü dondurma ortalama 190 kalori içerir, kalsiyum ve protein deposudur. Unlu şerbetli ve hatta sütlü tatlılardan dahi daha düşük kalorilidir. Sağlık açısından da daha besleyicidir. Protein, A, B, C, D, E vitamini, kalsiyum, magnezyum, fosfor, potasyum, demir ve çinko içerir.
Buzlu olmayan sütlü dondurma çeşitlerinden, buzluktan çıkarıldığı anda değil de 5-10 dakika oda ısısında bekletilerek tüketilmelidir. Yalanarak, küçük lokmalar halinde tüketilmesi daha uygun olur. Ortalama 3 top dondurma, özelliklede sade veya meyveli olup, çikolata sosu ilave edilmemişse haftada 2-3 gün tüketilebilir.
GAZLI İÇECEKLERE DİKKAT! Gazlı içecekler; şeker, renklendiriciler, asit ve kafein gibi bileşenlerden oluşur. Kalori ve şeker içeriği hayli yüksektir. 1 bardak normal kolada ortalama 110 kalori, diyet kolada ise ortalama 0.3 kalori vardır. Fakat diyet kola da yüksek oranda tatlandırıcı içermektedir. Tatlandırıcının aşırı tüketilmesi de sağlık açısından zararları olabilir. Gazlı içecek tüketme alışkanlığı olanlar eğer kilo veya şeker problemleri yok ise diyet kola veya gazoz, yoksa normal kola veya gazozu günde 1 bardağı geçmemek üzere tüketebilirler. Hamile veya emziren anneler ve çocuklar ise en fazla haftada 1-2 bardakla sınırlandırmaları gerekir.
Her yediğimiz yiyeceğin kalori içerdiğini unutmamalıyız. Her alınan fazla kalori de vücutta yağa dönüşerek depolanır ve kilo artışına sebep olur. Bizleri mutlu edecek gıdaları tüketirken sağlığımızdan olmamaya dikkat etmeliyiz.
UZUN KIŞ GECELERİ İÇİN SAĞLIKLI ABUR CUBUR ÖNERİLERİ Tatlı grubundan ayva veya elma tatlısı gibi az şekerli olanları tercih edin. Hazır gıda ve abur cuburlar yerine, ev yapımı az yağlı kekler, az yağlı süt ile meyve karışımları, taze meyve ile yoğurt karışımları, yağsız patlamış Mısır, kuru meyveli gevrekler, meyve tatlıları, 5-6 tane kestane ve taze meyve suyu gibi gıdaları tercih etmeliyiz. Az yağlı meyveli yoğurtlar, diyet süt ile beraber kuru meyveli tahıllı ürünler, kuru meyveler, az şekerli meyve tatlıları, yağsız sütün içine tarçın ve bal katarak hazırlanmış içeceklerin tercih edilmesi; kilo almamızı engelliyeceği gibi atıştırma isteğimizi de yatıştırır.
Haftada 2 gün 1 su bardağı boza ya da salep tüketebilirsiniz. Asitli ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, sade soda, meyve çayları, ayran, süt ve su tüketiminin artırılması kalsiyum ve vitamin almamızı sağlarken, sıvı tüketimine de artırmış olur.
Uzun kış gecelerindeki tehlike

Tuesday, December 29, 2009

Yatakta mutlu olmanın 12 yolu

İŞTE YATAKTA MUTLU OLMANIN 12 YOLU
İlişkinizin zamana yenildiğini mi düşünüyorsunuz? Hep ilk günkü heyecanda kalsa güzel olurdu; ancak bunun için hem siz hem de partneriniz emek harcamalısınız. Cinsel Sağlık Enstitüsü Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe, uzun süreli ilişkilerde zamanla heyecanın azalıp, cinsel hayatın monotonlaşmasının yaygın bir sorun olduğunu söylüyor. Her zaman aynı şeyleri, aynı sıra ile yapmak cinsel hayatı rutinleştirebilir. Zamanla ve yaşla birlikte cinsel istekte azalma olabilir, ayrıca şeker, tansiyon, kalp gibi rahatsızlıklar cinsel sorunlara yol açabilir. Kilo alımı, kadın ve erkeğin eski fiziksel çekiciliklerinin azalması ve kadının anne olması gibi etkenler de çiftin birbirine cinsel olarak bakış açılarını değiştirebilir. Bu hemen her çiftte görülebilen bir durum. Ancak bir kader değil. Eğer çift isterse ilişkide heyecanı hep Canlı tutabilir, monotonluğu kırabilir, farklı cinsel aktiviteler deneyebilir. Bu tamamen çiftin motivasyonuna bağlı.Sağlıklı bir ilişki içinDr. Keçe, sağlıklı bir Cinsellik için en önemli koşulun, çiftin açık, samimi ve dürüst bir iletişim kurması olduğunu söylüyor. Çift olarak birbirinizle ilgili arzu, istek ve beklentilerinizi paylaşırsanız hem daha sağlıklı ve tatmin edici bir cinsel yaşantınız olur, hem de bir sorun yaşandığında onu daha kolay çözebilirsiniz.
Ne zaman doktora başvurmalı?Ne yazık ki, Türk toplumunda cinsellik, doğal ve normal bir olgu olarak görülmüyor ve hâlâ ayıp, yasak ve günah kavramlarıyla ilişkilendiriliyor. Bu nedenle de çiftlerin cinsel sorunları olduğunu kabul etmeleri ve bir uzmana başvurmaları uzun zaman alıyor. Cinsel hayatınızda neyin ters gittiğini konuşun ve davranışlarınızda da ufak tefek değişiklikler yaparak sonucu gözlemleyin. Ancak var olan cinsel sorun kadın, erkek ya da her ikisindeki daha derin psikolojik bir soruna ya da kişilik yapısına dayanıyorsa, bir cinsel terapistten uzman yardımı almanız daha doğru olacak.
Cinsel terapi gerekirseCinsel sorunları olan kişiler, bu sorunu kafalarında çok büyütürler ve asla çözemeyeceklerini düşünürler. Oysa ki cinsel terapi, diğer psikoterapilerden farklı olarak daha yoğun ve kısa sürelidir. Yani çift ve terapist işbirliği yaptığında ve çift terapinin gereklerini yerine getirdiğinde, kısa sürede çözüme ulaşılıyor. Cinsel terapi, yaklaşık olarak 10-12 seans sürüyor. Bu süre 10 gün olabileceği gibi, 1-2 aya da yayılabiliyor. Terapi başladığında, ilk muayene, çifti tanımak ve sorunu anlamak için yapılıyor. Çift ya da tek başına geldiyse kişi, terapiye başvurma nedeni, ne zamandan beri bu sorunu yaşadığı, bu sorunun hayatında ve ilişkisinde ne gibi etkileri olduğu ile ilgili bilgi veriyor. Daha sonra terapist, cinsel terapinin ne olduğu ve sürecin nasıl işleyeceğini anlatıyor. Eğer sorunun kaynağının fiziksel olabileceğinden şüpheleniliyorsa önce bir jinekoloji veya üroloji muayenesi istenebiliyor.Nefes ve gevşemeTıkanan ilişkileri eski haline döndürmek için terapinin bir parçası nefes ve gevşeme egzersizleri. Cinsellikte rahatlamış ve gevşemiş bir durumda olmak ve anın tadını çıkarmak çok önemli. Ancak çoğu zaman günlük hayatın stresleri, işteki sorunlar veya eşle ilgili problemler cinsel hayata yansıyor ve çift rahatlamayı başaramıyor. Bu nedenle uzmanlar, ılık bir duş sonrası gevşeme egzersizleri yapmalarını öneriyorlar. Ayrıca bu konuda özel olarak hazırlanmış oto Hipnoz CD’leri çifte verilerek ilişki öncesi gerginliklerini atmaları sağlanıyor.Uzmanlar ‘aşk oyunu’ öneriyorÇocukluğumuzdan beri ödev kelimesi bizlere sevimsiz gelir ve sanki yapılması gereken ve hiç istemediğimiz mecburiyetleri hatırlatır. Bu nedenle terapinin bir parçası olan ev ödevleri yerine uzmanlar ‘aşk oyunları’ önermeyi tercih ediyorlar. Aşk oyunları rahatlamak, gevşemek, çifti birbirine ısındırmak ve yakınlaştırmak amacıyla uygulanıyor. Ancak herkese aynı önerilerde bulunulamaz; çiftin sorununa göre, özel olarak aşk oyunları öneriliyor. Öncelikle ideal ortamı yaratmak çok önemli. Rahat edebileceğiniz ve rahatsız edilmeyeceğiniz, kendi zevkinize uygun bir ortam hazırlamalısınız. Daha sonra ılık duş alıp, gevşeme ve nefes egzersizlerini uygulayın. Sonra birbirinize Masaj yapın. Bu aşamada çiftlere bazı ödevler ya da aşk oyunları öneriliyor. Sorununa göre vajinaya giriş ya da mastürbasyon ödevleri, vajina kasılmasını engelleyici egzersizler, erken boşalmayı önleyici boşalma kontrolü egzersizleri de uygulatılabiliyor. Ancak sorun nasıl çifte özelse, terapi de çifte özel olarak dizayn edilmeli.Kegel egzersizleri işe yarıyorCinsel birleşme sırasında görev yapan bazı kasları güçlendirmek cinsel hazzı artırıyor. Leğen kemiği-pelvis kaslarını çalıştıran bu egzersizlere Kegel Egzersizleri adı veriliyor. Hangi kas grubunu çalıştıracağınızı anladıktan sonra gün içinde ortalama 200 kere bu kasları kasıp gevşetme egzersizini uygulayabilirsiniz. Pelvis kasları idrarınızı yaparken bir anda tutabilmenizi sağlayan kaslardır. Tuvalette idrarınızı tutup bırakarak bu kas grubunu nasıl kontrol edebileceğinizi fark edin. Gün içinde aklınıza geldikçe 10 saniye boyunca bu kasları sıkın, 10 saniye boyunca da bırakın.
Sağlıklı ilişki için iyi besleninBeslenme alışkınlıklarımız hem sağlığımız için hem de cinsel yaşamımız için son derece önemli. Mutlu bir cinsel Yaşam için, cinsel iştahı arttırıcı besinleri tercih edebilirsiniz. Beslenme kadar düzgün ve esnek bir fiziksel yapıya sahip olmak da, sağlığımız ve cinsel yaşamımız için önemli. Çünkü bedenimizde sinir sistemimiz, salgı bezlerimiz ve iç organlarımız arasında güçlü bir ilişki bulunuyor. Bilim dünyasında bu konuda ortak bir görüş bulunmasa da, bazı besinler cinsel gücü artırıcı, bazıları da azaltıcı olarak biliniyor. Beslenme düzeninizi aşağıdaki önerilere göre ayarlamak ilişkinizi canlandırmaya yardımcı olabilir...
Afrodizyak besinler- Fesleğen, tarçın- Çilek, muz, avokado, kayısı, incir- Çikolata, yulaf ezmesi, badem, istiridye, bal- Domates, kırmızı ve yeşil acı biber, sarmısak- Et, yumurta- Beslenme tüyoları- Proteinli besinler cinsel gücü artırıyor. - İyot, B ve C vitamini alın.- Nane, kişniş, Mısır gevreği ve soyalı ürünleri aşırı tüketmeyin.- Alkol, Sigara ve kafeinli içecekler cinsel hayatı çok olumsuz etkiler. Bu maddeleri aşırı tüketmekten kaçının.- Yağlı ve ağır gıdalardan uzak durun.
YATAKTA MUTLU OLMANIN 12 YOLU
Yatakta mutlu olmanın 12 yolu

Wednesday, December 9, 2009

Yanlış beslenmek hasta ediyor


Ayrıca ne kadar ilgili, bilgili ve dikkatli olursak olalım bazı tuzaklardan asla kurtulamıyoruz. Neticede yiyip içtiklerimizden keyif alıp mutlu olmak bir yana, “bir zarar görecek miyim” diye korkmaya başlıyoruz. Son günlerde (biraz da medyada söylenenler, yazılıp çizilenler nedeniyle) “Nerede yanlış yapıyorum?” ya da “bir hata yapıyor muyum?” gibi soruları eskisinden daha sık sormaya başladık. ıyi de yapıyoruz. Çünkü yanlış beslenmekten kaynaklanan birçok hastalık, pek çok Sağlık sorunu var.
SIK YAPILAN HATALAR
Beslenme yanlışlarımızın başında “ihtiyacımızdan çok Gıda tüketmek” veya “hücrelerimize gereğinden fazla enerji yüklemek” var ama sorun sadece bununla da sınırlı değil: Mesela son yıllarda yiyeceklerimizin yapısı da çok fazla değişim gösteriyor. ıçlerinde çok fazla kimyasal maddeler var. Bunların kimi koruyucu, renk verici, tatlandırıcı, lezzet arttırıcı. Ayrıca eskiye oranla çok daha fazla şeker tüketmeye başladık. Bu bütün dünyada hızla büyüyen bir sorun. Zengin fakir fark etmiyor, her ülkede müthiş bir şeker tüketimi patlaması yaşanıyor. Özellikle Mısır nişastasından elde edilen ucuz şeker çok önemli bir tehdit olarak sayılıyor. ıçtiğimiz meşrubatlardan, gazlı kolalı içeceklerden, gazozlardan meyve sularına, hazır çorbalardan gofret, bisküvi, çikolatalara kadar pek çok yiyecek tıka basa mısır şurubundan elde edilen yüksek fruktoz içerikli şekerle üretiliyor. Meşrubat tüketiminin artması, geleneksel içeceklerin (ayran, süt, su) yerini bol şekerli yeni nesil içeceklerin alması önemli bir sorun haline geldi.
VE DİĞERLERİ...
Muhtemelen yağ tüketimimiz de arttı. Toplam yağ tüketimi artmadıysa bile omega-6 zengini bitkisel yağları ve margarinleri eskisinden çok daha fazla yiyoruz. Bilhassa hazır ve paketlenmiş ürünler, fırın pastane işi besinler, fast food gıdalar da bu yağlardan istemediğiniz kadar var. Bu durum omega-3/omega-6 dengemizi altüst etti. Yağlardan kazanılan kalorileri çok fazla yükseltti.Daha pek çok örnek verilebilir ama konunun özeti şudur: Son yıllarda Beslenme alışkanlıklarımızda da ciddi değişimler var ve bunlar ciddi birer sağlık tehdidi haline gelmeye başladı.
İşimiz zor!
Eskisine göre çok daha fazla miktarda rafine şeker ve şeker eklenmiş şeyler yiyip içiyoruz. Beyaz un ve tuz kullanımımız sürekli artıyor. Bitkisel yağ tüketiminin çoğalması omega-3/omega-6 dengemizi bozuyor, bedenlerimizi baş edemeyeceği kadar yüksek oranda omega-6 yüküyle karşı karşıya bırakıyor. Yiyip içtiklerimizin her biri bir taraftan birer kalori bombası haline gelirken, diğer taraftan üretim, saklanma ve paketleme sürecindeki dikkatsizlikler nedeniyle vitamin ve mineraller içerikleri her gün biraz daha azalıyor. Kısacası işimiz kolay değil. Beslenme yanlışlarının azaltılması yönünde ciddi bir bilgilendirme kampanyasına ihtiyacımız var. Bu kampanyanın öncelikle anneler, çocuk ve gençlerden başlaması gerekiyor. Yoksa sorun (maalesef) yalnızca kilo fazlalığı veya Obezite problemiyle sınırlı kalmayacak. Daha bugünden işaretlerini gördüğümüz kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı ve kanser patlaması daha tehlikeli boyutlara varacak.
Yemek ve mutlu olmak
Yalnız doymak için değil, yediklerimizden keyif alıp mutlu olmak için de yiyoruz. Ülker Grubu’nun 50. yılında bize alıştırmaya çalıştığı fikir çok ama çok önemli. “Sıcacık bir bardak çaya batırılıp çıkarılan bir bisküviyi parçalayıp bölmeden, yarısını bardakta bırakıp, yarısını yere dökmeden yemek” benim de en sıcak çocukluk anılarımdan biridir. Doymak, yerken mutlu olmak, yiyip içtiklerimizden keyif almak ve aynı zamanda bu süreçten bir de “sağlık için de katkı payı” çıkarmak beslenmedeki temel amacımız olmalıdır. Ülker’in son tanıtım kampanyasında emeği geçenleri işte bu nedenle kutlamak lazım. Tebrikler...
Reflü ilaçları nereye kadar
Reflü hastalığında reçete ettiğimiz proton pompa inhibitörleri (PPI) yirmi yıldır tüm dünyada en yaygın olarak kullanılan ilaçlardandır. Bu ilaçlar uzun dönem kullanımda güvenlidirler. Bugüne kadar uzun süre PPI kullanımına bağlı kanser rapor edilmemiştir. Uzun dönem PPI kullanımına bağlı risklerden biri kalsiyum emilim bozukluğuna bağlı olarak gelişen spontan kemik kırıklarıdır. Bu ilaçları kullananlarda kırık riski 2 kat artmıştır. Yine uzun süre PPI alanlarda mide tavanında klinik önemi az olan polip oluşma riski vardır. Bu ilaçlar mide asidini baskıladığı için midedeki bakteri içeriği artar, ancak bunun da klinik önemi yoktur. Son çalışmalar PPI’ların bazı kan sulandırıcı ilaçların etkisini azaltabileceğini göstermiştir. Bu nedenle iki ilacı da kullanmak zorunda olan hastalar dikkatli olmalıdır. PROF. DR. EROL AVŞAR
Yanlış beslenmek hasta ediyor