Showing posts with label Güzellik. Show all posts
Showing posts with label Güzellik. Show all posts

Saturday, December 19, 2009

BESLENMEYLE GELEN GÜZELLİK

MARİE CLAİRE-DİLARA KOÇAK



20'li yaşlardan itibaren cildimiz yaşlanmaya, bedenimiz hırpalanmaya, hücrelerimiz yorulmaya başlar. Şehir yaşamı, yorgunluk, Stres, hava kirliliği, Sigara kullanımı, zararlı güneş ışınlan gibi olumsuz faktörler erken yaşlanma sürecini oluşturuyor. Cildinizde kırışıklık ve ince çizgiler yoğunlaşırken, gerginliğini kaybetmiş ton farklılıklarının göze çarptığı, nemsiz ve soluk bir görünüm yerine gergin, renkli ve Canlı bir cilt istiyorsanız, cildinizi hem içerden hem dışardan beslemenizi tavsiye ediyorum. Kremlerle dışarıdan yapılan desteğe ilave olarak, gıdalar ile içerden de destek yapmak daha doğru. Dışarıdan sağlıklı ve ölçülü beslenmeyen kişilerin Gıda destek kapsülleri kullanabilir. Cilt konusunda uzmanların açıklamaları cildin gençliğini uzun süre muhafaza edebilmesi için, cildin ve bedenin, içeriden de desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.



Bedenimiz için gerekli vitamin, mineral ve antioksidanlar, sadece besinlerden sağlanabilir mi?



Serbest radikaller hücre hasarı yaratıp, yaşlanmayı tetikleyen önemli maddeler. Bunlar ile savaşan ve bedeni temizleyen maddeler ise antioksidanlar. Doğru ve bilinçli beslenerek, antioksidanları temin etmek mümkün. (Her gün beş ila yedi porsiyon sebze-meyve, haftada iki gün balık, her gün 10-15 badem veya fındık, dört beş fincan yeşil çay, yağsız yoğurt gibi). Ancak tüketilen sebze ve meyveler, yetiştiği toprağın cinsi, kullanılan gübre, hasattan sonra size ulaşana kadar geçen süre, siz tüketilmeden önce hangi şekilde pişirildiği gibi birçok ayrıntı, besinlerin içindeki bu faydalı maddelerin azalmasına sebep olabiliyor. Bazen de formda kalmak uğruna, düşük kalorili beslenenlerin ve hatalı Diyet yapanların bu önemli maddeleri yeteri kadar tüketemediğini görüyoruz. Bunun sonucunda ise cilt ve bedende erken yaşlanma süreciyle beraber, hastalıklara karşı da korunmasız kalınabilir.



Tek bir kapsül içerisinde antioksidan, vitamin ve mineraller bir arada bulunabilir mi?



Bu konuda yapılan çalışmaların sonucunda geliştirilmiş olan, cilt destek kapsülleri pek çok antioksidan, vitamin ve minerallerden oluşan güçlü bir kombinasyon olarak ortaya çıkıyor. Kapsüller, yaşlılık savaşçıları olan, likopen, izüm çekirdeği özü, çam kabuğu ekstresi, resveratrol, CO Enzim Q_10, alphalipolik asit, yeşil çay gibi son dönemin en gözde antioksidanlarının yanı sıra, beta karoten, E vitamini, C vitamini, B12 Vitamini gibi önemli vitaminleri de kapsıyor. Bunlara ilaveten metabolizma, saç ve tırnak sağlığı için önemli görevleri olan demir, krom, magnezyum, çinko mineralleri ise bu güçlü kapsüllerin içeriğinde yer alıyor. Cilt destek kapsülleri metabolizmayı yaşlandıran faktörlere karşı savaşan güçlü bir silah. Amacı birden fazla besin takviyesi ile metabolizmayı yormak yerine, içeriği zengin tek bir takviye ile hem cildi hem bedeni takviye etmek. Bu tip ürünler güçlü bir antioksidan özelliğinin yanı sıra, vitamin ve mineralleri de içermesi nedeniyle cilt sağlığının yanı sıra diyet yapanlar içinde iyi bir takviye olabilir.


BESLENMEYLE GELEN GÜZELLİK

Thursday, December 10, 2009

Hamilelik kilolarından kurtulma rehberi

Hamilelikte 8 ile 12 kilo almanın normal olduğu söylenir. Ancak Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Remzi Aydın, her kadın için bireysel bir hesaplama yapılması gerektiğini belirtti, "Örneğin Hamilelik öncesi 90 kilo olan ve şeker hastalığı riski taşıyan bir gebe için bu 6-9 kilo olabileceği gibi, çok zayıf hamile kalan biri için 15-17 kilo bile sorun olmayabilir" dedi.
Memorial Hastanesi Uzmanları, doğum sonrası kilo vermeyle ilgili sık sorulan soruları yanıtladı, merak edilen noktalara açıklık getirdi.
DOĞUM SONRA KİLO SAPLANTISI OLUR MU?Op. Dr. Remzi Aydın: Kadınların tabii ki fiziksel görünümleri ve kiloları ile ilgili kaygıları her zaman vardır ve olmalıdır da! Bu, kendi vücudunu beğenme duygusunu beraberinde getirir. Bununla beraber gebelik döneminin çok özel ve geçici bir dönem olduğu akıldan çıkarılmamalıdır ve bu dönemde klasik Güzellik ölçütlerinin geçerli olamayacağı bilinmelidir. Unutulmamalıdır ki bu dönem geçicidir ve bu dönemin sonunda çifti büyük bir ödül beklemektedir.
Doğumla beraber 4-6 kg arasında kilo kaybedildikten sonra, eğer doğru bir Beslenme rejimi uygulanırsa düzenli bir şekilde ayda 1- 2 kg arasında verilebilir. Unutulmamalıdır ki çok az kalori almak hem loğusa sağlığı için zararlı olabilir, hem de sütün azalmasına yol açabilir.
DÜŞÜK KALORİLİ DİYETLER DOĞRU MU?Uz. Dr. Gökçe Günbey: Yeterli ve dengeli beslenme ile anne hem kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılamakta, hem de bebeğinin fizyolojik ve psikolojik açıdan gereksinimi olan anne sütünün yeterli miktarda üretilmesini sağlamaktadır. Bu dönemde annenin hem kendi sağlığı, hem de bebeğinin sağlığı açısından daha çok enerji, protein, vitamin ve mineral alması gerekmektedir.
Emziren annelerin, emzirme dönemi boyunca günlük enerji gereksinimlerine en az 500 kalori ilave edilmesi gerekmektedir. Gebelik döneminde normalden fazla kilo alan ve gebelik öncesinde de fazla kilolu olan annelerin emzirme döneminde vitamin ve mineral alımına dikkat ederek ayda 2 kilo kadar zayıflamasında bir sakınca olmadığı ve bunun süt üretimini olumsuz etkilemediği bildirilmektedir. Ancak emzirmenin herhangi bir döneminde günde 1500 kaloriden daha düşük diyetler asla uygulanmamalıdır. Bu seviyenin altındaki enerji alımlarının süt üretimini bozmasının yanı sıra diğer besin öğelerinde de yetersizliğe yol açabileceği bilinmektedir.
ANNE BESLENMESİ SÜT KALİTESİNİ ETKİLER Mİ?Anne sütünün kalitesi annenin yediği gıdalardan direkt olarak etkilenmemekle birlikte, sütün miktarı annenin aldığı sıvı gıdalarla ilişki gösterebilmektedir. Anne sütünün yüzde 80’den fazlası sudan oluşmaktadır. Bu nedenle süt miktarının yeterli olabilmesi için annenin günde en az 3 litre sıvı Gıda alması gerekmektedir.
Vejetaryen Diyet ile beslenen annelerde protein ve bazı vitamin eksiklikleri görülebilmekte, bu eksiklikler takviye edilmediğinde bebekte de eksikliklere yol açabilmektedir. Ayrıca annenin diyetinin kalsiyumdan fakir olması durumunda, kalsiyum anne kemiğinden alınıp süt üretimine katılmaktadır. Bu durum hem anneyi, hem de bebeğin gelişimini olumsuz olarak etkilemektedir.Emzirme döneminde annenin iyot gereksinimi de normale göre artış göstermektedir. Özellikle guatr vakalarının fazla görüldüğü bölgelerde, bebekte ve annede eksiklik olmaması için iyot gereksinimi mutlaka karşılanmalıdır. Sonuç olarak diyebiliriz ki; vitamin, mineral, protein, yağ ve karbonhidratlardan oluşan yeterli ve dengeli beslenme hem anne, hem de bebek sağlığı açısından vazgeçilmezdir.
FAZLA KİLOLAR NE ZAMAN VERİLMELİ?Dyt. Şefika Aydın: Anne sütü alan çocuk ilk 3-4 ayda normal bir gelişim göstermektedir. Dört aydan sonra büyüme hızı yavaşlamaya başlamaktadır. 6. aydan sonra da ek besin verilmeye başlanmaktadır. Ülkemizde annelerin çoğunlukla çocuklarını 1,5-2 yaşına kadar emzirdikleri bilinmektedir. Gebeliğinde fazla kilo alan anneler hamileliğin ilk 4 ayını atlattıktan sonra toparlanma dönemi sonrası diyet yapmaya başlayabilirler.
KİLOLAR NE KADAR SÜREDE VERİLMELİ?Yapılan çalışmalarda hamilelik sonrasında haftalık 0.5kg kilo kaybı annenin gereksinimlerini azaltmamakta ve süte her hangi bir etkide bulunmamaktadır. Annenin aylık vermesi uygun görülen kilo 2’dir. Toplam süreç annenin fazla kilosuna bağlıdır. Gebeliğinde 15 kilonun üzerinde alan anne ile gebelik döneminde 9-12 kg alan annenin kalan kilosunu verme süresi kişiden kişiye değişmektedir. Fakat fazla kilolarda süreci daha uzuna yaymak kiloyu korumanın en önemli adımıdır. Hızlı verilen kilo annede kas kaybına sebep olur.
Yorgunluk, baş ağrısı, kan şekerinin düşmesi, Stres, ağız kokusu kemik minerilizasyonunda azalma gibi birçok Sağlık problemleri oluşturmaktadır.
“EMZİRMEK” FORMA GİRMEDE ETKİLİ Mİ?Op. Dr. Remzi Aydın: Emzirmek eylemi anne için yoğun bir metabolizma artışı demektir. Bu hem bebeğe verilecek sütün içindeki maddelerin kalorisi, hem de emzirme eylemi için harcanan kalori demektir. Bu kalori harcamaları tabii ki annenin forma girişini hızlandırabilir. Sadece dikkat edilecek nokta anne sütünü çoğaltabilmek için bilinçsizce kalori alışında artışa yol açmamaktır. Yoksa süt verildiği sürece forma girmek bir yana daha da fazla kilo alımına yol açılabilir.
DOĞUMDAN NE KADAR SONRA SPORA BAŞLANABİLİR?Normal doğum sonrası eğer dikiş yoksa 1. hafta sonrası spora başlanabilir.Ama annenin yoğun bir süt üretim ve yeniden yapılanma döneminden geçtiği ve çok yorgun olabileceği düşünüldüğünde ilk haftalar, günde sadece 15 dk..kadar kısa tutulabilir ve sadece karın ve kaça eklemleri ile ilgili egzersizlerle sınırlı tutulmalıdır. Çok güncel olan '' Pilates '' türü egzersizlerin hafif ve zorlamasız türleri özellikle faydalı olabilir. Buradaki asıl amaç bel ve kalça etrafındaki kasların forma sokulmasıdır. Sezaryen sonrası ise egzersizlere 3. haftanın sonrası başlanılmalı,6.haftanın sonrası aerobik, kalori harcamasını hızlandıracak egzersizlerle desteklenmelidir.
EMZİREN ANNELERE ÖNERİLERİNİZ NELERDİR?Dyt. Sefika Aydın: Emziren anneler aşağıdaki önerilerimizi dikkate almalıdırlar.
Hamilelik kilolarından kurtulma rehberi

Tuesday, December 8, 2009

Doğum sonrası kilo vermenin yolları


Doğumdan sonra birçok kadın Hamilelik döneminde aldığı kiloları verememekten şikayet eder oysa bu kilolardan kurtulmak için biraz çaba harcamak yeterlidir. Memorial Hastanesi çocuk sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökçe Günbey, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Remzi Aydın ve Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Şefika Aydın, doğum sonrası kilo verme ile ilgili sorularımızı yanıtladı.
Hamilelik döneminde kilo alma oranı ne olmalıdır? Op. Dr. Remzi Aydın: Klasik olarak hamilelik dönemi boyunca 8 ila 12 kilo alımı normaldir dense de, her kadının hamilelik öncesi kilosu, metabolizması ve risk faktörleri farklı olduğundan standard bir limit koymak doğru değildir. Her kadın için bireysel olarak hesaplanmalıdır. Örneğin gebelik öncesi 90 kg olan ve şeker hastalığı riski taşıyan bir gebe için bu 6 - 9 kg olabileceği gibi, çok zayıf hamile kalan için 15 - 17 kilo bile sorun olmayabilir.
Doğum sonrasında hastaların kilolarıyla ilgili saplantıları oluyor mu? Op. Dr. Remzi Aydın: Kadınların tabii ki fiziksel görünümleri ve kiloları ile ilgili kaygıları her zaman vardır ve olmalıdır da! Bu kendi vücudunu beğenme duygusunu beraberinde getirir. Bununla beraber gebelik döneminin çok özel ve geçici bir dönem olduğu akıldan çıkarılmamalıdır ve bu dönemde klasik Güzellik ölçütlerinin geçerli olamayacağı bilinmelidir.Unutulmamalıdır ki bu dönem geçicidir ve bu dönemin sonunda çifti büyük bir ödül beklemektedir!
Doğumun hemen sonrasında zayıflamaya başlamak kadını nasıl etkiler?
Op. Dr. Remzi Aydın: Doğumla beraber 4-6 kg arasında kilo kaybedildikten sonra, eğer doğru bir beslenme rejimi uygulanırsa düzenli bir şekilde ayda 1- 2 kg arasında verilebilir. Unutulmamalıdır ki çok az kalori almak hem loğusa sağlığı için zararlı olabilir, hem de sütün azalmasına yol açabilir.
Doğum sonrası yapılan diyetler zararlı olabilir
Annenin doğumdan hemen sonra düşük kalorili diyet yapması zararlı olur mu?
Uz. Dr. Gökçe Günbey: Yeterli ve dengeli beslenme ile anne hem kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılamakta, hem de bebeğinin fizyolojik ve psikolojik açıdan gereksinimi olan anne sütünün yeterli miktarda üretilmesini sağlamaktadır. Bu dönemde annenin hem kendi sağlığı, hem de bebeğinin sağlığı açısından daha çok enerji, protein, vitamin ve mineral alması gerekmektedir. Emziren annelerin, emzirme dönemi boyunca günlük enerji gereksinimlerine en az 500 kalori ilave edilmesi gerekmektedir. Gebelik döneminde normalden fazla kilo alan ve gebelik öncesinde de fazla kilolu olan annelerin emzirme döneminde vitamin ve mineral alımına dikkat ederek ayda 2 kilo kadar zayıflamasında bir sakınca olmadığı ve bunun süt üretimini olumsuz etkilemediği bildirilmektedir. Ancak emzirmenin herhangi bir döneminde günde 1500 kaloriden daha düşük diyetler asla uygulanmamalıdır. Bu seviyenin altındaki enerji alımlarının süt üretimini bozmasının yanı sıra diğer besin öğelerinde de yetersizliğe yol açabileceği bilinmektedir.
Annenin beslenmesi sütün kalitesini etkiler mi?Uz. Dr. Gökçe Günbey: Anne sütünün kalitesi annenin yediği gıdalardan direkt olarak etkilenmemekle birlikte, sütün miktarı annenin aldığı sıvı gıdalarla ilişki gösterebilmektedir. Anne sütünün % 80’den fazlası sudan oluşmaktadır. Bu nedenle süt miktarının yeterli olabilmesi için annenin günde en az 3 litre sıvı Gıda alması gerekmektedir.Vejetaryen diyet ile beslenen annelerde protein ve bazı vitamin eksiklikleri görülebilmekte, bu eksiklikler takviye edilmediğinde bebekte de eksikliklere yol açabilmektedir. Ayrıca annenin diyetinin kalsiyumdan fakir olması durumunda, kalsiyum anne kemiğinden alınıp süt üretimine katılmaktadır. Bu durum hem anneyi, hem de bebeğin gelişimini olumsuz olarak etkilemektedir. Emzirme döneminde annenin iyot gereksinimi de normale göre artış göstermektedir. Özellikle guatr vakalarının fazla görüldüğü bölgelerde, bebekte ve annede eksiklik olmaması için iyot gereksinimi mutlaka karşılanmalıdır. Sonuç olarak diyebiliriz ki; vitamin, mineral, protein, yağ ve karbonhidratlardan oluşan yeterli ve dengeli beslenme hem anne, hem de bebek sağlığı açısından vazgeçilmezdir.
Doğum yapan anneler fazla kilolarını ne zaman vermeye başlar? Dyt. Şefika Aydın: Anne sütü alan çocuk ilk 3-4 ayda normal bir gelişim göstermektedir. Dört aydan sonra büyüme hızı yavaşlamaya başlamaktadır. 6. aydan sonra da ek besin verilmeye başlanmaktadır. Ülkemizde annelerin çoğunlukla çocuklarını 1,5- 2 yaşına kadar emzirdikleri bilinmektedir. Gebeliğinde fazla kilo alan anneler hamileliğin ilk 4 ayını atlattıktan sonra toparlanma dönemi sonrası diyet yapmaya başlayabilirler.
Kiloları ne kadar sürede vermeliler?Dyt. Şefika Aydın: Yapılan çalışmalarda hamilelik sonrasında haftalık 0.5kg kilo kaybı annenin gereksinimlerini azaltmamakta ve süte her hangi bir etkide bulunmamaktadır. Annenin aylık vermesi uygun görülen kilo 2’dir. Toplam süreç annenin fazla kilosuna bağlıdır. Gebeliğinde 15 kilonun üzerinde alan anne ile gebelik döneminde 9-12 kg alan annenin kalan kilosunu verme süresi kişiden kişiye değişmektedir. Fakat fazla kilolarda süreci daha uzuna yaymak kiloyu korumanın en önemli adımıdır. Hızlı verilen kilo annede kas kaybına sebep olur. Yorgunluk, baş ağrısı, kan şekerinin düşmesi, Stres, ağız kokusu kemik minerilizasyonunda azalma gibi birçok Sağlık problemleri oluşturmaktadır.
Emzirmek forma sokar mı?Op. Dr. Remzi Aydın: Emzirmek eylemi anne için yoğun bir metabolizma artışı demektir. Bu hem bebeğe verilecek sütün içindeki maddelerin kalorisi, hem de emzirme eylemi için harcanan kalori demektir. Bu kalori harcamaları tabii ki annenin forma girişini hızlandırabilir. Sadece dikkat edilecek nokta anne sütünü çoğaltabilmek için bilinçsizce kalori alışında artışa yol açmamaktır. Yoksa süt verildiği sürece forma girmek bir yana daha da fazla kilo alımına yol açılabilir.
Emziren annelere beslenme önerileri
Dyt: Sefika Aydın: Emziren anneler aşağıdaki önerilerimizi dikkate almalıdırlar. • Doğumdan sonra bebek emzirilirken gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı besin alınmalıdır. Emziklilikte su metabolizmasında artış vardır. Alınan su süt salgılanmasıyla, metabolik su ise artan yiyecek alımıyla artmaktadır. Süt miktarının değişmemesi için annenin sıvı alımını arttırmak gerekir. Günlük alınan toplam sıvı miktarı yaklaşık 3000 ml olmalıdır. Bu miktar pratik ölçüler ile 12 su bardağı su, süt, ayran, hoşaf, komposto, limonata, şerbet, meyve suları şeklinde önerilmelidir. Çay, kahve gibi içeceklerin süt verimini azalttığı bilinmektedir• Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmelidir.• Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kuru baklagil yenilmelidir.• Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur karışımı yemekleri, portakal, mandalina, domates, maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmelidir. Bireysel özelliklere göre gaz yapıcı besinler çıkartılabilir.• Vitaminlerden zengin sebze ve meyveler diyette her öğün olmalıdır.• Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar tüketilmemelidir.• D vitamini besinlerde bulunmaz. Ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Bu nedenle emzikli anne güneşlenmeye özen göstermelidir.• Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinlerde yeterince alınmayan iyot, ancak iyotlu tuzun kullanılması ile anne sütünden bebeğe geçer.• Kuru meyveler ve kuru yemişler yoğun enerjileri yanında, demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir.• Kansızlığa neden olduğundan yemeklerle birlikte çay içilmemelidir. Çayı kuşluk, ikindi gibi öğün aralarında, yani yemek yendikten 1-2 saat sonra açık olarak içilmeli, çaylara limon suyu eklenmelidir. İçecek olarak ıhlamur, nane, papatya, kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir.• Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, limonata tercih edilmelidir.• Pekmez kan yapıcıdır, şeker boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden birisidir.
Doğum sonrası kilo vermenin yolları