Showing posts with label Eğlence. Show all posts
Showing posts with label Eğlence. Show all posts

Wednesday, December 9, 2009

Spor çocuğu geliştiriyor

İSTANBUL - Amerikan Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Prof. Dr. Nadire Berker, sporun çocuklar üzerindeki etkilerini şu şekilde özetliyor: Fiziksel açıdan kalp ve akciğerleri kuvvetlendirir, erişkin dönemde oluşabilecek kalp ve akciğer hastalığı riskini en aza indirir. Kasları, eklem bağlarını kuvvetlendirir, eklemleri besler. Mide bağırsak sisteminin düzenli çalışmasını sağlar ve sosyal açıdan çocuğu geliştirir.
Spor ve egzersizin yararları bilinmekle birlikte başlama zamanı, süresi ve türü tartışmalıdır. Çocukların yetenekleri ve gelişim düzeyleri birbirinden farklı olduğu için her egzersiz her çocuğa uygun olmaz. En doğrusu çocuğun beceri düzeyine göre ilerlemek, özellikle çok küçük yaş gruplarında çocuğun beceri düzeyine uygun zevkli aktiviteler bulmaktır.
Ana hatlarıyla önerilebilecek aktiviteleri şöyle sıralamak mümkün:
2-3 YAŞBahçede veya Oyun alanında koşma, salıncak, oyun bahçesi, su içinde oyunlar, yuvarlanma.
4-6 YAŞDans, yakalama, elim sende oyunları, ip atlama, yakartop, üç veya 4 tekerlekli bisiklet, bu yaştan sonra çocuk takım oyunlarına katılabilir.
ÖNERİLEN OYUNLARYakalamaca, yuvarlanma, ip atlama, yüzme, ebelemece, seksek, frizbi, yürüyüş, bisiklet.
2-6 YAŞ ARASI Bu yaş grubu çocuklar henüz fırlatma, yakalama, koşma, sıçrama, atlama gibi hareketin temel becerilerini öğrenmektedirler. Bu beceriler merkez sinir sisteminin doğru gelişmesine yardım eder. Bu yaş grubundaki çocuklarda düzenli bir egzersiz programı önerilmez. Temel motor becerileri geliştiren Oyunlar oynamak daha doğrudur.
7-10 YAŞ ARASI Bu grup çocuklar temel hareket becerilerini edinmişlerdir. Hafızaları ve karar verme yetileri gelişkin olduğundan bazı oyunların stratejilerini kavrayabilirler. Ancak bazı organize takım oyunlarının gerektirdiği karmaşık hareket ve becerileri başaramayabilirler. Bu grup çocukların temel becerilerini daha zor oyunlarda kullanabilmeleri için değişik Oyunlar oynanabilir. Bisiklet, top oyunları, tenis, masa tenisi, paten, dans, jimnastik, futbol, yüzme önerilebilir.
10 YAŞ VE ÜZERİ Artık çocuklar karmaşık aktivite gerektiren takım oyunlarına katılabilirler. Futbol ve basketbolda çocuğun fiziksel güvenliği önemlidir. Fiziksel yaralanma riski dışında Yarışma sporları ile birlikte kazanma ve kaybetme de başlar. Çocuklar kaybetmeye tahammül edemeyebilirler. Bu nedenle çocuğun doğru yönde odaklanmasına dikkat etmek gerekir. Bu yaşa dek aerobik veya dirençli egzersiz programlarına başlanması doğru değildir. Ergenliğe kadar uzun mesafe koşularına izin verilmemelidir.10 yaş üzeri çocuklarda orta şiddette bir aerobik egzersiz programına başlanmalıdır. Sıklık en fazla haftada 3 gün olmalı, antremanlar arası bir gün istirahat edilmelidir. Antreman süresi 30 dakikayı geçmemelidir. Tüm kasları geliştirmek için değişik şekillerde aktiviteler gereklidir. Organize takım sporları, koşu, paten, bisiklet, ip atlama, aerobik, yüzme, kürek, atletizm.
KAS GÜÇLENDİRMEDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALARTüm güçlendirme aktiviteleri eğitimli personel tarafından denetlenmelidir. Çocuk ne kadar büyük olursa olsun fizyolojik olarak gelişimini tamamlamadığı unutulmamalıdır. Ana amaç tüm egzersizler için doğru tekniğin öğrenilmesidir. Önce teknik öğrenilmeli, direnç daha sonra eklenmeli ve yavaş artırılmalıdır. Doğru nefes tekniği öğretilmelidir. Egzersizin hızı kontrol edilmeli ve ani hızlı germelerden kaçınılmalıdır. Vücut geliştirme ve ağırlık kaldırma yasaktır. Çok eklemi içeren tam eklem hareket açıklığı gerektiren egzersizler yapılmalıdır. Çocuğun söylenileni anladığından ve yapabildiğinden emin olunmalıdır. Yükler set başına 8-12 tekrar yapabilecek kadar olmalıdır, çok ağır yüklerden kaçınmak gerekir. Tüm ana kas gruplarını içeren 8-10 tane farklı egzersizi iki set halinde yapmak, egzersizler arasında 1-2 dakika dinlenmek gereklidir. Güçlendirme antremanları haftada 2 gün yapılmalı ve diğer zamanlarda farklı aktiviteler önerilmelidir.
ÇOCUK SPORUNDA HASSAS NOKTALAR Büyüyen bağ ve kemikler: Çocukların kemikleri büyüklerinkinden farklıdır, kemik uçlarında büyüme plağı denilen ve uzamayı sağlayan kısımlar vardır. Bu büyüme plakları kızlarda 13-15, erkeklerde de 15-17 yaşa dek açık ve aktiftir. Kemiğe aşırı yük bindiğinde tendon ve bağlardan çok bu büyüme plakları zedelenir. Aşırı kullanıma bağlı olarak büyüme plaklarında enflamasyon oluşabilir.
Aşırı kullanım ve zedelenmeler: Çocuklarda fiziksel aktivite tek bir Spor değil, çeşitli fiziksel aktiviteleri içermelidir. Uzun saatler süren antremanlar gerektiren koşu, jimnastik ve Tenis gibi sporlarda aşırı kullanıma bağlı yaralanma riski artmaktadır. Maratona katılma yaşı da bu nedenle 16’dan 18’e çıkarılmıştır.
Kazanma Hırsı ve Yarattığı Sorunlar: Sporun sadece katılım için olmayıp madalya için yapılması bazı tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır. Sadece kazanmak için yapılan spor, sporcu için riskler taşır.
Kadın Sporcu Üçlemesi: Kız sporcularda görülen kadın sporcu üçlemesi bunların en bilinenidir. Aşırı antreman sonrasında gelişen anoreksi, amenore ve osteoporoz kız sporcuların sağlığını tehdit eden önemli bir sorundur.
Madde Bağımlılığı: Ciddi bir problem çocuk ve ergen sporcularda ergojenik maddelerin kullanımıdır. Profesyonel sporcuların daima kazanım mentalitesi ergen amatör sporculara da yerleştikçe madde kullanımı artmaktadır. Erken cinsel gelişme gösteren sporcularda steroidli maddelerin kullanımı araştırılmalıdır. Genç sporcular üretici firmalar tarafından güvenli oldukları iddia edilen Beslenme desteği ürünlerini de kullanmaktadırlar. Kreatin ve androstenedione gibi maddeler İnternet üzerinden satılabilmektedir. Ancak bu maddelerin çocuk ve ergenlerde uzun vadede güvenli olduğuna dair hiçbir Bilimsel kanıt yoktur. Koçlarının bile bu konuda teşvik ettiği genç sporcuları bu tür maddelerin kullanımından korumak hekimin ve ailenin birincil görevidir.
Aşırı Kullanım Sendromları: Genç sporcularda görülen ortopedik sorunların üzerinde önemle durulmalıdır. Yüzücülerde omuz sorunları ve koşucularda bacak ağrıları (shin splints) en sık gözlenen aşırı kullanım sendromlarıdır. Aşırı kullanım sendromlarını tanıyarak erkenden önlem alınırsa bunların Stres kıırıklarına yol açmaları önlenebilir.
Spora Bağlı Yaralanmalar: Bu tür yaralanmalar daha çok maç ve yarışma esnasında meydana gelmektedir. İyileşme sürecinde pasif değil, aktif bir istirahat gerekir, çocuğun tekrar spora dönebilmesi için konuda deneyimli bir hekim tarafından izlenmesi ve tedavisinin doğru planlanması şerttır. Futbol gibi saha sporlarında en sık diz ve ayak bilek yaralanmaları, yüzme gibi tekrar eden aktivite içeren sporlarda ise aşırı kullanım sendromları gözlenmektedir.
ÇOK AKTİF ÇOCUKLARDA EN SIK GÖZLENEN YARALANMALARAkut yaralanmalar ani ve travma sonrası olur. Küçük yaşlarda ezilme, burkulma ve zorlanmalar görülür. Ergenlerde kemik kırıkları ve bağ kopmaları olabilir. Yaşa bağlı olmaksızın gözde kanama, retina ayrışması, kornea çizilmesi; kemik kırıkları, bağ yaralanmaları, beyin zedelenmeleri, omurilik yaralanmaları görülebilir. Bu tür akut yaralanmaların nedenleri ekipmanın doğru olmayışı veya gerektiği gibi kullanılmayışıdır. Örneğin Basketbol ve raket sporlarında göz yaralanmaları nadir değildir.
Aşırı Kullanım Yaralanmaları: Aşırı kullanım yaralanmaları çocukların büyüme gelişmelerini etkilediğinden erişkinlerdekinden daha önemlidir. Kemik ve eklemlerin çok fazla Stres altında kalması sonucu görülür.
Ayak bileği burkulmaları: Yaşı büyük çocuklarda ayakbileği bağlarında gerilme veya kopma bilek kırıklarından daha sıktır. Hemen tedavi edilmelidir.
Kırıklar: Aşırı kullanıma bağlı olarak büyüme plaklarında kırıklar oluşabilir.
Sever hastalığı: Topuk ağrılarıyla karakterizedir. Topuk kemiğinin büyüme noktasının aşırı kullanıma bağlı enflamasyonundan olur.
Ön diz ağrısı: Diz kapağının altında hissedilir. Diz hassas ve şiş olabilir. Genellikle uyluk etrfaındaki ana kas grupları olan kuadriseps ve hamstring kaslarının gerginliği sonucu oluşur.
Yüzücü omzu: Yüzmedeki tekarlayıcı kol atma hareketine bağlı olarak omuzun şişmesidir. Ağrı aralıklı olarak başlayıp giderek müzminleşebilir.
Bacak ağrıları (shin splint): Bacakların baldır kısımlarında ağrı ve rahatsızlık hissi mevcuttur. Aşırı antreman veya sert zeminde yapılan antremanlardan sonra gözlenir.
Spondilolizis: Bel kaslarının tekrarlayıcı dönme, geriye veya öne bükülme hareketleri sonucu zedelenmesinden olur ve sürgen bel ağrısına yol açar. Futbol, jimnastik, güreş gibi sporlarda sıktır.
Aşırı Kullanım Sendromlarını Artıran FaktörlerHızlı büyüme dönemleri veya esneklik-kuvvet arası farklarYetersiz ısınmaAşırı aktiviteKötü teknikUygunsuz ekipman
Tekrarlayan yaralanmalarYaralanma yeterince iyileşmeden spora dönüldüğünde gözlenir. Tam iyileşmeden spora dönen sporcunun yeniden yaralanma riski çok yüksektir. Vücut yaralı ve taze iyileşmiş kısmını kullanamadığından onu kompanse etmek için gereksiz veya hatalı hareketler yapabilir. En iyi çare tamamen iyileşmeyi beklemektir. Spor öncesi düzenli biçimde ısınma ve sonrasında da soğuma yapmak gereklidir. Müsabakaya çıkış da yavaş yavaş olmalıdır.
YARALANMAYA YOL AÇAN FAKTÖRLERGenelde 8 yaş altında çocuklar hala büyümekte oldukları için refleks ve tepki zamanları yavaştır, koordinasyonları tam değildir. Çocuklar farklı yaşlarda olgunlaştıkları için de aynı yaşta bile olsalar bazen boy ve kiloları arasında anlamlı farklar görülür. Farklı boyutlarda çocuklar aynı yaşta oldukları için birbirleriyle maç yaptıklarında yaralanma riski doğar. Çocuklar büyüyüp güçlendikçe de bu risk daha da artar. Ayrıca çocuklar bazı aktivitelerin risklerini erişkinler kadar iyi değerlendiremediklerinden farkında olmadan çok riskli durumların içine girebilirler. Temas sporlarında yaralanma riski yüksektir. Futbol diğer sporlara göre daha tehlikelidir. Boks ise çocuklar için uygun değildir. Astıımlı çocuklar spor yapamaz diye bir şey yoktur. İlaçlarla kontrol altında tutulan astımlı çocuklar da yaşıtları gibi spor yapabilirler.
ÇOCUĞA SPOR AYAKKABI ALIRKENÇocukların ayakları sürekli büyür. Bu nedenle ayakkabının burnu ile en uzun parmağın ucu arasında bir parmak mesafe olmalıdır. Dükkanda çocuğa her iki ayakkabı da giydirilmeli, içinde her gün giydiği normal çorapları olmalı, ayakkbı bağcıkları bağlanmalıdır. Birkaç dakika içinde aykkabının uyup uymadığı anlaşılır. Ayaklar akşamüzeri hafifçe şişeceğinden ayakkabı alışverişine akşam üzeri gidilmelidir.
Küçük çocuklarda birçok spor için çok amaçlı ayakkabı yeterlidir. Koşu ayakkabısı çok amaçlı bir ayakkabı olarak uygun değildir, çünkü koşu ayakkkabıları yana doğru harekete izin vermediklerinden yaralanma riskini artırırlar.
On yaşından sonra performansı artırıp ayakları korumak için spora özgü ayakkabılar seçilebilir. Koşu ayakkabısı dışında bütün ayakkabılar genç sporcunun ayağına zarar vermeden birbiri yerine kullanılabilirler.
ÇOCUĞUNUZ EMİN ELLERDE Mİ?Antrenörün Güvenlik ve emniyete verdiği önem, tüm katılanları oyuna dahil edip etmediği, kazanma-kaybetmeye olan yaklaşımı, çocuğa verdiği hedefler, antreman öncesi ısınma-soğuma periodları, çocukların fiziksel gelişim ve beceri düzeylerine göre gruplandırılması gibi faktörler çocuğun emniyeti açısından önemlidir.
ANNE-BABALARA ÖNERİLERTüm ana babalar çocuklarını başarılı birer sporcu olarak görmek isterler ancak çocuğa çok fazla baskı yapmak fiziksel ve ruhsal sıkıntılar yaratabilir. Çocuk spordan hoşlanmalıdır, zorlanırsa hayat boyu spordan nefret edebilir.
Üç çocuğu da aktif sporcu olan bir ebeveyn olarak, sporun çocuklara verdiği zevkin yakın tanığıyım. Ancak aşırı heyecanlı ve ihtiraslı anne babalarla antrenörlerin çocuklara verdikleri zararı da yakınen gözledim. Çoğu antrenörün çocuğu fair play, beceri ve eğlenceyi öğretmekten çok kazanmaya ittiğinin farkındayım. Spor bir stres değil Eğlence kaynağı olmalıdır. Spor faaliyeti çocuğa hayattaki herhangi bir sorunla başa çıkmayı öğretmenin eğlenceli bir yoludur. Çocuklar kaybettikleri zaman cezalandırılmak yerine ellerinden geleni yaptıkları ve yeni beceriler öğrendikleri için ödüllendirilmelidir.
Her çocuk farklı hızda olgunlaştığından takım sporu yaşı çocuktan çocuğa değişir. Bazen anne-babalar çocuğu bir spora iter ve onda çok başarılı olmasını bekler. Bu durumda çocuk her gün çok uzun süreyle antreman yapar. Ergenlik öncesi çocuklarda bu doğru değildir. Erken yaşta çok sayıda sporu öğrenen bir çocuk ileriki yaşlarda spesifik bir sporda dahja kolayca mükemmele ulaşmaktadır. Genelde 12 yaş öncesinde çocuklar antreman stresi ve sosyal yaşamlarına olan etkisi ile başa çıkacak kadar güçlü değildirler. Bu nedenle çocukların 12 yaşından önce tek bir sporda özelleşmeleri iyi değildir.
Özellikle gün boyu uzun saatler antreman yapmayı gerektiren yüzme, buz pateni, jimnastik gibi sporlarda sizin değil, çocuğun gönlünün bu işin içinde olduğundan emin olun. Çocuğa çok fazla performans baskısı yüklemeyin. Saha sporlarında koşu ayakkabıları kullanmasına izin vermeyin, ayak bileği burkulabilir. Ayakkabıları sık sık değiştirin. Hangi spor olursa olsun koruyucu aksam kullanın. Her zaman olumlu ve cesaret verici olun. Kişisel beceri ve kazanma yerine katılım ve elinden geleni yapmanın önemli olduğunu vurgulayın. Kendiniz de iyi örnek oluşturun. Asıl amacınızın çocuğunuzun sağlıklı, mutlu ve üretken bir erişkin olması olduğunu unutmayın.
SIK SORULAN SORULARÇocuğuma sporu nasıl sevdirebilirim?Televizyon seyretmesini ve Bilgisayar oyunlarını kısıtlayın. Kendiniz de spor yaparak ona örnek olun. Birlikte yapabileceğiniz koşu, yüzme, bisiklet, tenis basketbol gibi bir spora başlayın.
Aşırı yorulmalarını nasıl önlerim?Çocuğa serbest oyun zamanı tanıyın. Çok sayıda spora katılmak çocuğun motor becerilerini arttırır, sportmenlik, kendine güven duygularını geliştirir, sosyal yönden çocuğu zenginleştirir. Tek bir spora yönelmesini önleyin. Çocuk antremana gitmek istemiyorsa, veya antreman öncesi mutsuzsa durumu araştırın.
Maçlarda nasıl davranmalıyım?Sadece çocuğunuz için değil, tüm takım için tezahürat yapın. Çocuğunuzu müsabaka sırasında karışmayın, antrenörlük yapmaya kalkışmayın. Duygularınızı dizginleyin, çocuğunuzu destekleyin ama hep seyirci alanında kalın. Antrenörlere, hakemlere teşekkür etmeyi unutmayın.
Spor çocuğu geliştiriyor

Haftada en az dört gece parti parti dolaşıyorlar

Karanlık çökünce kendilerini dışarı atıyorlar. Haftanın en az dört gecesi sokakta olup; restoranlardan kafelere, konserlerden açılışlara, gece kulüplerinden partilere koşturup duruyorlar... Yorgunluk nedir bilmeden sürekli gezip tozan 'gece kuşları'; Cosmopolitan dergisinin yeni sayısında mercek altına alındı. Selin Miloşyan tarafından derlenen dosyada; parti parti gezen Eğlence tutkunlarının fiziki ve sosyolojik haritası çıkarıldı. İşte, 'Gece Kuşlarını Tanıma Kılavuzu'nun ayrıntıları...



YORULMAK NEDİR BİLMİYORLAR

Gece çıkmaktan, bir eğlence mekanından diğerine koşmaktan müthiş zevk alıyorlar. Bir yemekle başladıkları geceye, bir kafede devam ederken, oradan da içkili bir ortama geçip doyasıya dans etmek istiyorlar. Bu arada her zaman çeşitli mekanlarda karşılaştıkları tanıdık simaların ya da arkadaşlarının daveti üzerine geceyi bir ev partisinde sonlandırmaya karar veriyorlar. Hiç yorulmadan bazen araya konser, Sinema ya da Tiyatro gibi daha kültürel aktiviteleri sıkıştırmayı başarıyorlar. reklam, sanat, Moda, medya, halkla ilişkiler ve organizasyon gibi alanlarda çalışan insanlar, mecburen yoğun bir gece hayatına sahip oluyor. Meslek icra edilirken bir yandan da eğlencenin tadına varılıyor.



YENİ İLİŞKİLERİN BAŞLANGIÇ YERİ

Gece kuşları; gün ve saat hesabı yapmadan hayatı dolu dolu yaşayarak eğleniyor. Ayrıca işyerinde çalışırken, keyifli bir gecenin kendilerini beklediğini bilmek de onların stresini azaltıyor. Gece hayatı insanlara; yeni arkadaşlıkların ve yeni aşkların filizlendiği renkli bir ortam sunuyor. Davetlerden partilere koşturmanın bir avantajı da, yeni ilişkilere başlama şansı oluyor. Her gece dışarı çıkıp birkaç Program yapabilecek kapasitede olmak için ille de bekar olmak şart değil. Gece kuşu evli çiftler de evliliğin sıradanlığından uzak, monotonluğu kırmayı başarmış, hareketli bir düzen kurmuş oluyorlar. Yoğun bir tempoyla oradan oraya koşturan insanlar aslında bu hareketliliği çok seviyor. Yeni insanlarla tanışıyor, dostluklarını pekiştiriyor, keyifli sohbetler yapıyor, son trendlerden haberdar oluyorlar... Gece kuşları, hayatın bu hızlı akan, sürprizli yönüne bayılıyor.



GECE KUŞLARININ ORTAK NOKTALARI

Yaşları tabii ki 18'den büyük! Genellikle bekarlar ama aralarında evli olanlar da var. Keyif aldıkları için gece çıkıyorlar ama bazen işleri nedeniyle mecburi bir sosyallik yaşayanlar da oluyor. Salaş yerlere gitmek isteyenler Kadıköy ve Nevizade'de, daha çok para harcayabilenler ise Bebek- Boğaz hattında boy gösteriyorlar. Asmalımescit-Tepebaşı dolayları ise son dönemde coşmuş durumda. Eğlenmek için yaşadıklarını söylerler. En az haftanın dört günü dışarıdalar; bazı partilere kapıdan bakıp çıkıyorlar. Geceleri, gündüzden daha enerjik ve hareketli oluyorlar.



NEDEN GEZİYORLAR

ETEL BALER: "Akşamları sevdiklerimin katıldığı organizasyonlara gitmekten hoşlanıyorum. Çünkü tümüyle buluşmam için yeterli vaktim yok. Gece gezmeleri sayesinde dostlarımı birarada görme imkanı buluyorum."

ESRA ÜSTÜNKAYA: "Dışarıdaki eğlenceyi ve sosyal hayatı renkli bir tiyatro sahnesi gibi görüyorum ve izlemekten büyük keyif alıyorum. Programlarım spontane gelişiyor ve insanlarla iletişim çok hoşuma gidiyor."

DİDEM ÖZGEN (Parti organizatörü): "Sosyalleşmek benim için yemek yemek kadar doğal bir ihtiyaç ve büyük bir keyif. Dönemsel olarak azalan veya çoğalan yoğunlukta, ancak haftada en az dört gece çıkarım. Yaz aylarında hemen her gece dışarıdayım. Yaşlanıp bir köşede oturmak zorunda kaldığımda torunlarıma anlatacak eğlenceli hikayelerim olsun istiyorum."



SABAHA KADAR EĞLENMEYİ ÇOK SEVİYORLAR

Melez şarkıcı Rihanna, her gece farklı bir kulüpte görülüyor. Rihanna'nın aynı akşam üç kulübe birden gittiği biliniyor. İngiliz şarkıcı Amy Winehouse, hareketli gece hayatıyla tanınıyor. Evinde sabaha kadar süren partiler yüzünden komşularının onu tahliye etmek için imza kampanyasına başladıkları biliniyor. Çılgın partilerin renkli siması Paris Hilton, eğlence hayatının en ünlü müdavimlerinden. Paris'in gittiği parti haftalarca konuşuluyor. Los Angeles gece hayatının müdavimlerinden olan Amerikalı oyuncu Mischa Barton, sık sık çok popüler olan Bardot adlı kulüpten çıkarken görüntüleniyor. 'Cadılar Bayramı' partisinde erkek kılığına girerek hayranlarını şaşırtan Amerikalı şarkıcı ve söz yazarı Katy Perry, çılgın partilerde sık sık boy gösteriyor.



TAVAF EDİYORLAR

Lüks harcamaları, Yaşam şekli ve gösterişli giyim tarzıyla dikkat çeken Süreyya Yalçın, yoğun gece hayatıyla adından sıkça söz ettiriyor. Demet Akalın, sevgilisiyle birlikte her gece en az dört mekan dolaşıyor. Gece gezmeyi çok sevdiğini söyleyen Tuba Ünsal, şu sıralar sık sık farklı eğlence mekanlarını tavaf ediyor. Hande Ataizi, yoğun bir gece hayatı olmadığını, herhangi bir organizasyon olmadığı takdirde sadece yemek yemek için çıktığını söylüyor. Gece hayatının Beslenme kaynağı olduğunu belirten şarkıcı Teoman, çıktığı gecelerde birkaç mekana birden gidiyor. Sosyetenin tanınmış simalarından Eda Taşpınar'ı da hemen her gece farklı bir organizasyonda görmek mümkün.
Haftada en az dört gece parti parti dolaşıyorlar

Tuesday, December 8, 2009

Şirketlerin domuz gribi önlemleri


Dünya Sağlık Örgütü, 74 ülkeye yayılan ve Türkiye'de 115 kişinin ölümüne neden olan Domuz Gribi için alarm seviyesini altıya çıkarırken Türkiye'de de salgın tehlikesine karşı önlemler artırıldı. H1N1 virüsünün mutasyona uğraması korkusu ve Kurban Bayramı'yla birlikte salgın riskinin artacağı uyarıları, Sağlık Bakanlığı'nın yurt çapında aldığı önlemleri artırırken firmaları da kırmızı alarma geçirdi. Başta bankalar ve okullar olmak üzere pek çok kurum, olası bir grip salgını için termal kamera almaya başladı. Kurban Bayramı'nda yüzde 100 dolulukla çalışacak olan şehirlerarası otobüs firmaları, tam güvenli çalışma için otogarlara Mobil termal kamera talebinde bulunurken özel hastaneler de olası bir salgın riskine karşı Sağlık Bakanlığı'ndan tam yetki istedi. Domuz gribi korkusu, İstanbul'un Eğlence mekânlarına da sindi.

Bankalar termal kamera almaya başladı
Sağlık Bakanlığı'nın havalimanlarına önlem amaçlı koydurduğu termal kameralara son zamanlarda talep arttı. Aralarında banka, okul ve alışveriş merkezlerinin de yer aldığı pek çok şirket, fiyatı 15 bin ile 60 bin TL arasında değişen termal kameralardan edinmek için termal kamera satan şirketlere başvurdu. Domuz gribi salgınının kamu yetkililerinin ardından şirketleri de harekete geçirdiğini söyleyen Sentez Termal Kamera Görüntüleme ve Ölçüm Sistemleri'nin Satış Sorumlusu Hasan Tahsin Yazıcı şunları söyledi: "Bizden kamera talebinde bulunan firma sayısı her geçen gün artıyor. Okullar, bankalar, Sinema işletmecileri, alışveriş merkezleri, telekomünikasyon kurumları ve fabrikalar dahil pek çok şirket yetkilisi, bizi arayıp kamera talebinde bulundu. Domuz gribini tespit eden termal kameralardan bugüne kadar 40 tane sattık." Sağlık Bakanlığı'nın havaalanlarında uyguladığı yüksek Güvenlik uygulamalarının otogarlarda uygulanması için harekete geçen Türkiye Otobüsçüler Federasyonu (TOFED), Sağlık Bakanlığı'ndan Esenler Otogarı girişine termal kamera koyulması için talepte bulundu. Kurban Bayramı'yla birlikte taşınacak yolcu sayısında ciddi artış olacağını ve burada yolcuların güvenliği için termal kameraların gerekli olduğunu ifade eden TOFED Yönetim Kurulu Başkanı Rüştü Terzi, "Bayram öncesinde şehirlerarası otobüs işletmelerinin doluluk oranları yüzde 95-100 seviyesine çıkıyor. Bu nedenle Ulaştırma Bakanlığı'na ek sefer için talepte bulunduk. Sektörümüz domuz gribi salgını için önlemlerini aldı. Sağlık Bakanlığı, otogarı ilaçladı. Kurumsal firmalar otobüslerini domuz gribine karşı dezenfekte etti. Bazı firmalarımız maske bile dağıttı. Son olarak federasyon olarak Sağlık Bakanlığı'ndan otogar girişlerine termal kameralar yerleştirilmesi için talepte bulunduk. Yolculuğa çıkacak her yolcunun mobil termal kameralarla kontrolden geçirilmesi, salgına karşı alınacak önlemleri artıracaktır" diye konuştu.

Eğlence mekânlarında öpüşen yok
Sigara yasağından sonra büyük Darbe yiyen eğlence mekânlarının tadı, domuz gribiyle iyice kaçtı. Gece hayatının kalbinin attığı İstanbul'un lüks eğlence mekânlarında şu sıralar el ele tutuşup öpüşen yok. Eğlence mekânlarının henüz Sigara yasağına bile alışamadığını belirten ünlü işletmeci Celal Çapa, "Türk insanı henüz sigarasızlığa bile alışamamışken şimdi bir de domuz gribi çıktı. Gribin doğrudan mekânlara etkisi olmasa da grip olanlar gelemediği için bir düşüş söz konusu. Ancak biz asıl düşüşü kriz nedeniyle yaşadık" dedi. Domuz gribi salgınına karşı dünyada alınan önlemlerin arttığına dikkat çeken Pürel'in üreticisi Çarmıklı Grubu İcra Kurulu Başkanı Osman Çarmıklı, Türkiye'de de hijyen konusunun ciddi şekilde uygulandığını söyledi. Son zamanlarda eğlence mekânları da dahil birçok işletmenin dezenfektan cihazları satın aldığına işaret eden Çarmıklı, buna bağlı olarak dezenfektan satışlarının maksimum düzeye çıktığını kaydetti.

Home ofis çalışma revaçta
Çalışanlarını domuz gribinden korumak isteyen kurumsal firmaların bu dönemdeki bir diğer tercihi ise evden çalışma sistemi. Gribe yakalanan çalışanlarına uzun süreli izin verip evden çalışma olanağı sağlayan Şirketler, bu dönemde izin politikalarında yumuşamaya gitti. "Domuz gribi nedeniyle home ofis çalışma sistemi bu dönemde hiç olmadığı kadar revaçta" diyen Human Resources Management Kurucu Ortağı Aylin Coşkunoğlu Nazlıaka şunları kaydetti: "Daha öncesinde devamsızlıkla ilgili çok hassas yaklaşan firmalar, domuz gribi döneminde kişilerin işe gelmemesini, evden çalışarak işe devam etmesini ister hale geldi. Ayrıca başta yabancı firmalar olmak üzere gribe karşı korunma yöntemleri Eğitim çalışmalarıyla anlatılıyor, afişler asılıyor. İşletmelere dezenfektanlar yerleştiriliyor." Özel sağlık kuruluşları yetki bekliyor Domuz gribine karşı devletin yetki verdiği 3 hastanenin artan hasta sayısıyla birlikte yetersiz kalacağına dikkat çeken Özel Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Başkanı Reşat Bahat, "Domuz gribi salgınında asıl tehlike, bayramdan sonra ortaya çıkacak. Çünkü herkes öpüşüyor. Hasta olan bir kişi, 20 kişiye bulaştıracak. Artık özel hastaneler de domuz gribi vakalarıyla ilgilenmeli" dedi. Özel sağlık kuruluşlarının 200 bine yakın çalışanı, 21 bin doktoru, 450 hastanesi ve 1860 özel sağlık ünitesiyle domuz gribi salgınıyla mücadeleye hazır olduğunu dile getiren Bahat, Sağlık Bakanımızla 1 ay önce yaptığım görüşmede, kendilerinin emrinde olduğumuzu ifade etmiştim. O dönem salgının ilerlemesi halinde bize başvuracaklarını belirtmişti. Bayramdan sonra artacak hasta sayısıyla birlikte bu yetkinin geleceğini düşünüyoruz " dedi.

HANGİ FİRMA, NE ÖNLEM ALDI ?
Seyidoğlu:
Domuz gribine karşı üretim tesisinde kırmızı alarm durumuna geçen Seyidoğlu firması, çalışanlarını en üst seviyede korumaya aldı. Gıda sektöründe hijyen ve sağlık kavramının önemine dikkat çeken Seyidoğlu Genel Müdürü Mehmet Göksu, "Çalışanımızın sağlığı, ürünlerimiz ve bizim de sağlığımız demektir. Domuz gribine karşı Hadımköy'deki fabrikamızda çalışan 400 personelimizi Sağlık Bakanlığı'ndan gelen uzman bir kadro tarafından 1 haftalık zorunlu eğitime tabi tuttuk. Fabrikanın girişine steril koruyucu jeller ve dezenfektanlar yerleştirdik. Fabrikaya girişte koruma maskesi ve üniforma giyme zorunluluğu getirdik. Daha önce de yapıyorduk ama şimdi kırmızı alarm seviyesine geçtik" dedi.

Yıldız Holding:
Holdingdeki tüm iletişim panolarına griple ilgili afişler asan Yıldız Holding, işyeri doktoru tarafından da bilgilendirici paneller düzenliyor. Şirket binaları steril maddelerle sık sık dezenfekte ettirilirken, ortak kullanım alanları da steril maddeyle her gün dezenfekte ediliyor. Gerekli ilaç ve maske stoku yapan ve isteyen çalışanlarına dağıtan holding, ayrıca şirketteki tüm lavabolara steril cihazlar taktırdı. Holding ayrıca aylık yemek mönüsünü vitamin yönünden daha zengin yemeklerden oluşturmaya başladı.

İstanbul İhracatçılar Birliği:
Domuz gribi salgınına karşı önlem alan bir diğer kuruluş ise İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB). Salgına karşı merkezin ilaçlandığını ifade eden İİB Başkanı Zekeriya Mete, ayrıca birlik binasındaki çalışanlara tıbbi maske dağıttıklarını söyledi. Merkezin lavabolarına dezenfekte özelliği taşıyan sıvı sabun koyduklarını belirten Mete, binanın en çok kullanılan alanlarına ise el temizleme jelleri koydurduklarını söyledi.

Akmerkez:
Her gün binlerce kişinin ziyaret ettiği Akmerkez de çalışanlarını ve misafirlerini hastalıktan korumak için hijyen uygulamalarını artırdı.Yeme-içme katında masa dezenfeksiyonu için görevlilere püskürtmeli dezenfektanlar dağıtılırken, ofis masaları, asansör düğmeleri ve yürüyen merdiven el tutamakları gibi diğer el teması olan genel alan temizliklerinde dezenfektanlı ürünler kullanılmaya başlandı. Tuvaletlerde ise dezenfektan içerikli sıvı el sabunları, ziyaretçilerin kullanımına sunuldu.

Denizbank:
Domuz gribiyle ilgili gelişmeleri işyeri hekimleri aracılığıyla takip eden Denizbank, tüm çalışanlarını iç duyurularla düzenli olarak bilgilendiriyor. Mevsimsel grip aşısının olunması yönünde çalışanlarını bilgilendiren firma, ayrıca tüm çalışanlarını özel sağlık sigortası kapsamına aldı. Denizbank, bankaya ait tüm binaları ilaçlayarak dezenfekte de ediyor.

Kocaeli Çiftliği:
Kocaeli'ndeki 6 bin metrekarelik üretim tesisinde "Oyalı" ve "Karlı" markalarıyla yöresel peynir ve kaşar üretimi yapan Kocaeli Çiftliği de domuz gribine karşı üst düzey alarmda. Salgın riskine karşı sağım ve üretim alanlarında üst düzey koruma önlemleri aldıklarına dikkat çeken firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Gör, "Bütün toplumun sağlığını etkileyen domuz gribe karşı özellikle gıda firmalarının tedbir alması şart. Biz Kocaeli Çiftliği olarak gıda ve Beslenme uzmanlarına danışarak özel önlemler aldık. Çiftliğimizin girişine yurtdışından getirttiğimiz özel dezenfektanlar koyduk. Personelimizden herhangi biri grip bile olsa özel Doktor tahsis ettik. En ufak bir rahatsızlıkta 3 gün izin veriyoruz" diye konuştu.

Ata Mobilya:
Ankara merkezli mobilya üreticisi Ata Mobilya ise domuz gribine karşı ilginç bir uygulamaya gitti. Firmalarına ait mağazalarda sergilenen mobilyaları özel dezenfektan ilaçlarıyla steril hale getiren firma yetkilileri, böylece müşterilere grip bulaşma ihtimalini asgari düzeye indirmiş oldu. Mobilya mağazalarında sergilenen ürünlere müşteriler dokunduğu için özel spreylerle dezenfekte ettiklerini dile getiren Ata Mobilya Genel Müdürü Erdal Atalay, ayrıca şirket personeline grip konusunda eğitim verdiklerini söyledi.

Temesist Raf Sistemleri:
Depo ve raf sistemleri üreticisi Temesist şirketinde, domuz gribine karşı tokalaşma ve öpüşme yasağı getirildi. Temesist binasına dezenfektanlar yerleştirildiğini kaydeden firmanın Genel Müdürü Halil İbrahim Gür, bina çalışanlarının ayrıca tıbbi eldiven ve maskelerle korunduğuna dikkat çekti.
Şirketlerin domuz gribi önlemleri