Showing posts with label Alışveriş. Show all posts
Showing posts with label Alışveriş. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Gaziantep yemekleri kitap oluyor

GAZİANTEP - Türkiye'nin en zengin mutfaklarından birine sahip olan Gaziantep'te ev kadınlarının yöresel Yemek Tarifleri kitapta toplayacak.
Sahan Restoranları'nın sahibi Tahir Tekin Öztan, İstanbul'da bir müşterisiyle yaşadığı diyalog sırasında Gaziantep yemeklerinin tamamının yazılı olduğu bir kitap bulunmadığını fark ettiğini ifade ederek, bunun üzerine bir çalışma başlattığını ve oluşturdukları dört kişilik bir ekibin Gaziantepli 60 yaş ve üstü ev kadınlarıyla görüşerek yöresel yemeklerin tariflerini görüntüleyip, fotoğrafladığını bildirdi.
''Gaziantepli kadınlar yemek tariflerini genelde Gaziantep şivesiyle yapıyorlar. Kitabın oluşturulmasının yanı sıra, Gaziantep'in şivesiyle anlatılan yemek tariflerinin bulunduğu bir CD de kitapla birlikte hazırlanacak'' diyen Öztan, bu şekilde Antep şivesinin de ölümsüzleşmesini sağlamak istediklerini söyledi.
Kitapta yemek tariflerinin yanında hangi mevsimde hangi yiyeceklerin tüketildiği, yemeklerin yapımında kullanılan araç ve gereçler gibi bilgilere de yer vereceklerini açıklayan Öztan, şöyle konuştu: ''Gaziantepli kadınların bütün gün evde neler yaptıklarını yazdık. Tek tek bunları belirledik. Çünkü bunların hepsi inanın 100 yıl sonra unutulacak. Kadınlar eskiden evin ekmeğini yapardı, salçasını yapardı, şiresini çıkarırdı, kuruluğunu yapardı, sabah akşam çalışırlardı. Bunları yazalım, bunları resimleyelim, bunları belgeleyelim ki, hiçbir zaman bunlar unutulmasın. Çünkü biz bu topraklarda yaşadık bu topraklarda büyüdük. Bunları kayıt altına alan mükemmel bir kitap oluşturmaya çalıştık.''
KİTABA GİRECEK TARİFLERE KOMİSYON ONAYI İki yıldan bu yana yaptıkları çalışmalar sonucunda yaklaşık bin kadınla görüştüklerini ve yemek tariflerini topladıklarını belirten Öztan, ''Ancak, kitabın yayımlanmasının ardından, 'Bu yemek Gaziantep'e ait değil ya da bu yemek böyle yapılmaz' şeklinde eleştirilerin önüne geçmek için akademisyenler, yazarlar ve Gaziantep'te yaptıkları yemeklerle iddialı olan ev hanımlarından oluşan bir komisyon kurduk. Bu komisyon yemek tariflerini inceledi, kendi aralarında tartıştı ve daha sonra tarifin kitaba konulup konulmayacağına karar verdi'' dedi.
Bu yılın ortalarına doğru kitabı yayımlamayı planladıklarını belirten Öztan, ''Bence çok güzel bir kaynak olacak. Bundan maddi bir beklenti içinde değilim. Gaziantep'e yaptığım yatırımda da bu düşünce içindeydim. Bu, bir şahsın değil bütün Gaziantep'in kitabı olacak. Herkesin emeği var. Bu kitabın dünyada da ödül almasını istiyoruz'' dedi.
ANTEP YEMEKLERİ KADINLARI SOSYALLEŞTİRİR Antep yemeklerinin kadını sosyalleştirdiğinE, bazı yemekleri kadınların yardımlaşarak yaptığına dikkati çeken Öztan, sözlerini şöyle tamamladı: ''Şu anda plazalarda, apartmanlarda oturan insanlar birbirlerini tanımıyor, ama, Gaziantep'te 7-8 komşu bir araya gelip yuvalama yapıyor. Bir Alışveriş, bir sosyalleşme oluyor. Kimse bu gözle olaya bakmıyor. Örneğin bir evde şire yapılacağı zaman bütün komşular, sülale yardıma gelir. Bizim yemeklerimiz yalnız lahmacun ve kebap değil, ev yemeklerimiz çok zengin. İnsanlar arasında komşuluk ilişkilerini geliştirerek sosyalleşmeyi de sağlıyor.''
SAĞLIKLI Beslenme REÇETESİKomisyonda yer alan yazarlardan Serpil Ocak da kendisinin Gaziantep'te yemek kitabını ilk çıkaran yazarlardan olduğunu, böyle bir çalışma içinde bulunmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Ocak, ''Güzel bir iş çıkacağını tahmin ediyorum. Gaziantep'in bütün yemekleri, tarihçesi ve her şeyiyle birlikte burada yer alacak'' dedi.
Yazar Özge Özsabuncuoğlu da ''Bu kitap bire bir yaşlıların ağzından alınan tarifleri içeriyor. Şimdi Diyet uzmanları, 'eskiler nasıl besleniyorsa öyle beslenelim' diyorlar. Bu kitapta ona öncülük edecek'' diye konuştu.
Kendisinin de iyi yemek yaptığını belirten araştırmacı, yazar Akten Köylüoğlu, ''Hazırlanan bu kitabın bence Sağlıklı Beslenme reçetesi olarak kabul edilmesi lazım, çünkü Antep yemeklerinde sebze bol tüketilir. Sanki herkes devamlı kebap yiyormuş hissi var insanlarda. Bizim pikniklerimizde bile eskiden bu kadar ne kebap yenilirdi ne de insanlar böyle obezdi. Çok özel günlerde kebap yapılırdı. Şimdi her hafta kebap yapılıyor. Bu yanlış bir beslenme tarzı. bizim bu kitapta verdiğimiz beslenmeler sağlıklı beslenme reçetesi olarak kabul edilmeli'' dedi.
Gaziantep yemekleri kitap oluyor

Thursday, December 31, 2009

5 yaşındaki çocuk nasıl beslenmeli?

İSTANBUL - Bu sürecin hatta yetişkin birer birey haline gelindiğinde oluşabilecek Sağlık sorunlarıyla bile ilinti olduğunu belirten Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Ayça Ilıca Murat, bu dönemde doğru beslenme alışkanlıkları kazanma konusunda anne, baba ve aile büyüklerinin önemli birer örnek teşkil ettiğini vurguladı, süreç hakkında şu bilgileri verdi:
"Bu yaş grubundaki çocukların günlük olarak her besin grubundan tüketmesi sağlanmalıdır. Bu besin grupları süt ve süt ürünleri, et grubu, sebze–meyve grubu, yağ grubu ve tahıllardan oluşmaktadır. Yapılan fiziksel aktivite göz önünde bulundurularak çocukların günlük beslenme düzeni ayarlanmalıdır. Bu dönemde özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta kahvaltı yapma alışkanlığının oluşturulmasıdır. 1-2 dilim peynir çeşitleri, tam tahıllı ekmek, zeytin, pekmez-bal, süt, haftada 2-3 kere yumurta veya omlet, taze meyve, evde yapılmış kuru meyveli kek veya börek çocukların kahvaltılarında olabilecek gıdalardır.TEMEL GIDALARIN YETERLİ MİKTARDA ALINMASI ÖNEMLİBu yaş grubu çocukların oldukça aktif oldukları ve gelişimlerinin en yüksek düzeyde seyretti düşünülerek gereksinimleri karşılayacak hem besleyici değeri yüksek hem de çocukların severek tüketebileceği gıdalarla beslenmesi gerekmektedir. Her zaman olduğu gibi her öğün kendi içerisinde yeterli miktarlarda karbonhidrat, protein ve yağ içermelidir. Mutlaka kahvaltı arkasına ara öğün, öğle yemeği, bunu takip eden 1 veya 2 küçük ara öğün ve akşam yemeği Okul çocuğunun gereksinimlerini karşılayacak yemek sistemidir. Özellikle çocukların ana öğünlerde temel besin grubumuz olan ekmek ve ekmek türevi olan çorba–pilav–makarna gibi gıdalar, et/ tavuk haftada en az 1 gün balık ve mevsiminde olan herhangi bir sebze yemeği, bunun yanında oldukça önemli kalsiyum kaynakları olan süt ve yoğurt hem ana öğünlerde hem de ara öğünlerde tükettirilmelidir.HÜCRE YENİLENMESİ İÇİN PROTEİNBüyüme ve gelişme sırasında vücutta meydana gelen bir çok mekanizmada proteinlere önemli görevler düşer. Eğer vücudumuz protein alamazsa vücut hücreleri yenilenemez. Bu durumda büyüme yetersiz kalır. Vücut için temel protein kaynakların yiyeceklerimizden sağlanır.Proteinler bitkisel ve hayvansal kaynaklar olmak üzere iki kaynaktan elde edilir. Hayvansal kaynaklar yumurta, et, tavuk, balık, deniz ürünleri, süt,y oğurt gibi kaynaklardır. Proteinlerin bitkisel kaynakları ise kurufasuyle, nohut, mercimek gibi kurubaklagiller ve tahıl ürünleridir. Tabii bunların dışında hayatın başlangıcında aldığımız en değerli protein kaynağı anne sütüdür. Hayvansal kaynaklı proteinlerin biyoyararlılığı yüksektir. Yani vücudumuz bu proteinlerden daha çok yararlanır. Bitkisel kaynaklı proteinlerin vücut tarafından kullanımı ise daha düşüktür. Hayvansal besinlerin içinde proteinin vucüt tarafından en iyi kullanıldığı gıdalar anne sütü ve yumurtadır. Her ikisinde de bulunan proteinlerin neredeyse tamamı vücudumuz tarafından kullanılır. Bu yüzden yumurta ve anne sütündeki proteinler “örnek protein ” olarak adlandırılırlar.Çocuklarda büyümenin devam etmesi sebebiyle protein gereksinimi fazladır. Her yaş grubu için protein gereksinimi farklıdır. Alınan protein kaynaklarının vücudun kolay kullanabileceği kaynaklardan olması gerekir. Bu nedenle bitkisel kaynaklı proteinlerle beraber hayvansal kaynaklı proteinler de beslenmede kullanılmalıdır. Proteinin eksik alınması çocuklarda büyümeyi ve zihinsel gelişimi etkileyebilir.Büyüme-gelişme sorunları oluşabilir. Ayrıca proteinin vücutta bir çok önemli reaksiyonda yer aldığını düşünürsek bu reaksiyonlarda da aksamalar gerçekleşebilir.
AİLENİN BESLENME ALIŞKANLIKLARINI ÖRNEK ALIRÇocuklar genellikle renkli yiyecekleri severler. Bu nedenle özellikle et yedirmekte zorlanıyorsanız köftesini sebzelerle karışık pişirebilirsiniz veya tabağını renkli biberlerle, havuçla süsleyebilirisiniz. Ancak çocuklar çoğu zaman ailenin beslenme alışkanlıklarını örnek alırlar. Örneğin akşam yemeği için çocuğunuza etli bezelye gibi yemekler yapıyor ama siz bu yemeği sevmediğinizi söylüyorsanız O da yemeyecektir. Bu yüzden özellikle yemek seçen çocuğunuzla beraber sofraya oturmaya ve aynı yemekten yemeye özen göstermelisiniz.
Proteinli gıdaların yapısı yüksek ısıda bozulur. Bu nedenle yüksek ateşe maruz kalmaması ve kavrulmaması gerekir. Orta veya kısık ateşte pişirilmesi daha doğru pişirme teknikleridir. Ayrıca et, tavuk gibi gıdaların yağda kızartılması durumunda zararlı bazı kimyasal maddeler oluşur. Bu maddeler özellikle kanserin öncü maddelerini oluşturabilir. Bu nedenle et, tavuk gibi gıdaları kızartmak yerine haşlama veya fırında pişirme yöntemleri tercih edilebilir. Balıklar buğulama yapılabilir veya fırında pişirilebilir. Yumurta haşlanırken de rafadan değil tam olarak haşlanmalıdır.Böyle pişirilirse proteinin vücut tarafından kullanımı daha fazla olur. ÇOCUK ABUR CUBURLA KARNINI ŞİŞİRMEMELİBu yaş grubunda anneleri en çok üzen ve telaşlandıran konulardan bir tanesi çocuklarının iştahsız olup yemek yememeleridir. Çocuğumu doyuramıyorum, aç kalıyor düşüncesiyle ne yapacaklarını şaşıran anneler, doğru sandıkları bir çok yanlış yaparak yemek yemeği, ya çocukları için işkence haline getirirler ya da kendileri için büyük bir tehdit unsuru oluştururlar. Çocuklarda iştahı etkileyen en büyük etkenlerden birisi öğün aralarında abur-cuburla karnını doyurmalarıdır. Buna bağlı olarak doygunluk hisseden çocuk ana öğünlerde yemek yemeği reddedecektir. Oyalamak için ana yemek öncesi çocuğunuzun eline tutuşturduğunuz bir gofret veya bir dilim kek onu tıkayacak ve sofrada yiyecekleri reddetmesine neden olacaktır. Bu tip durumlarda çocuğun sofra düzenine alışık olması çok önemlidir. Çocuğunuz bir yaşına geldiğinde artık aile sofranıza oturur hale gelmeli ve yemek zamanının aile ile bir araya gelinen, herkesin yemek yediği eğlenceli bir vakit olduğunu öğrenmelidir. Bunun yanı sıra çocuğunuz gereksinimlerini karşılayacak küçük ara kahvaltılar ya da meyveler, kahvaltı ile öğle yemeği arasında, öğle yemeği ile akşam yemeği arasında verilebilir ancak bu ara öğünler iştahı kapatacak miktarda ve ana öğün saatine çok yakın olmamalıdır. Ayrıca yemek tabaklarının çocuğunuzun ilgisini çekecek tarzda renkli ve eğlenceli olması, tabağına yiyebileceği kadar yemek konması çocuğunuzun çok daha istekli yemek yemesini sağlayacaktır. Bunların dışında çocuğunuzla beraber Alışveriş yapmanız, sofra hazırlanırken yardım istemeniz hatta onun da yemek hazırlanmasında katkıda bunmasına fırsat tanımanız çocuğunuzun yemek yeme isteğini artırıcı yönde olumlu etkiler oluşturacaktır.
5 yaşındaki çocuk nasıl beslenmeli?

Thursday, December 24, 2009

Mutfağa girince eşim yere gazete seriyor

Ünlü belgeselci Coşkun Aral, 10 gün önce piyasaya çıkan 'Annemin Yemekleri' isimli kitabında; Karadeniz'den Ege'ye, Güneydoğu'dan Orta Anadolu'ya kadar yedi bölgenin lezzetlerini gözler önüne seriyor. Aral, annesi Nilüfer Aral'ın da tariflerinin yer aldığı, Hotpoint-Ariston'un desteği ile hazırlanan kitabını anlattı...



Bir yemek kitabı hazırlamak nereden aklınıza geldi?

Boğazıma düşkünüm. Çocukluğum zaten muhteşem yemeklerin pişirildiği bir evde geçti. Anne tarafım Arap ve Karadenizli, baba tarafım Türk, Arap, Kürt... Bu farklı kökenlerden gelen yemeklerin kokusuyla büyüdüm ben... Tat olayı zaten çocuk yaşta insanın beynine işliyor. Lezzet avcılığı da insanın evriminin önemli sonuçlarından biri... Tüm bu nedenlerle aklımda zaten uzun zamandır yemekle ilgili bir kitap yapmak vardı.



KİTAP ANNEME ARMAĞANIM

Kitabın ismi neden 'Annemin Yemekleri'?

Annemden Yemek Tarifleri aldım. Kalp ameliyatı geçirdiği dönemde, "Anne yılbaşına kadar elinde kitabın olacak" dedim. Kadıncağız da mutlu oldu.



Ne kadar sürede hazırladınız kitabı?

Bir hafta 10 gün gibi kısa bir süre içinde hazırlandı. Kitap çıkarma fikri ortaya atılır atılmaz, annem ve kız kardeşimden tarifleri aldık. Sonra eşim tarifleri topladı ve kitap kısa süre içinde basıma hazır hale geldi. Tabii tarifler içinden elemeler yaptık. Kolay malzemeyle, kolay bir şekilde pişirilebilecek olan yemekleri tercih ettik. İnsanlara ters gelebilecek yemek tariflerini koymadık. Kitabın boyutu, basılacağı kağıt özenle seçildi. Yani bir yandan yemek karıştırıp, bir yandan sayfaları rahatlıkla çevrilebilecek bir yemek kitabı hazırlamış olduk.



Siz yemek seçer misiniz?

5-6 yaşına kadar yemek seçermişim. Pırasa yemezmişim mesela... Kızım da şimdi benim gibi... Su böreğinin hamurunu yermişim sadece, makarna çok severmişim... Ama hazırladığım programlarda her şeyi yermişim gibi bir imajım oluştu. Oysa hiç öyle değilim, ben bir lezzet avcısıyım.



Mecburiyetten neler yediniz?

Mecburiyetten fare, köpek ve solucan yemiştim. Karga ve yılan da yedim. Ama bu kadar olmasa da bizim mutfağımızda da herkesin yiyemeyeceği şeyler var. Türkler'in, 'Sütlü ciğer' diye bir yemeği var. Akciğerin içine süt koyup, suda haşlıyorlar. Sonra da peynir gibi kesiyorlar... Kelle, mumbar dolması, kokoreç herkesin yiyeceği şeyler değil...



Evde kim yapıyor yemekleri?

Eşim de ben de yapıyoruz. Eşim çok iyi Suşi yapıyor mesela... Ben de evde olduğum zamanlar, etrafı kirletmemek koşuluyla bazı yemekleri yapmaya çalışıyorum. Ama ben yemek yaparken yere gazeteler koyuluyor... Erkeğin mutfağa girdiğinde olan bir hal vardır ya, o bende de var... Bir şeyler illaki dağılır, kırılır, kirlenir. Sakarlığım var ama lezzet avcılığım da var...



Kitabınızdaki yemeklerin hepsini yapabiliyor musunuz?

Yaparım. Hamur da açarım. Ama sürekli hamur açan bir ev kadını kadar kısa sürede, o kadar rahat ve ince hamur açamam. Bazı şeyleri ayırt etmek lazım; ben aşçı değilim. Ben o hamurun içinde bulunması gereken malzemeleri, bunların hangi oranlarda bulunması gerektiğini ve hamurun nasıl olması gerektiğini bilen insanım.



DAHA İYİSİNİ YAPABİLİRİZ

Yemek konusuna özel bir ilginiz var... Programlarınızdan zaten bunu görüyorduk, bu kitapla bunu daha da perçinlemiş oldunuz...

Türkiye, birçok kültürün yer aldığı bir coğrafya. İnanılmaz bir yemek çeşitliliği, yemek kültürü var. Böyle bir coğrafyada tek çeşit yemek yememiz, özel yemeklerin ortadan kalkması düşünülemez. Yemek çeşitliliğinin ortadan kalkmasının engellenmesi lazım. Bunun için çalışmak gerekiyor. Bölgesel yemek yapan daha çok yer açılmalı. Kebabı tanıdık. Ama Türk yemekleri sadece kebapla sınırlı olmamalı. Paris'e yüz binlerce insan sadece yemek yemek, Şarap tatmak, peynir yemek için gidiyor. Biz, bu topraklarda bundan da iyisini yapabiliriz.



Yemek programı yapmanız için teklifler almaya başladınız mı?

Daha bu sabah yeni bir teklif aldım. Hem de daha önce benim Program yapmak istediğim bir kanaldan. Benim bu işten anlamayacağımı düşünerek, program yapmamı istememişlerdi. Ama şimdi istiyorlar.



İLK KEZ 21 YAŞINDA MUTFAĞA GİRDİM

İlk kez ne zaman mutfağa girdiniz ?

21 yaşında Paris'e gittim. İlk kez o zaman girdim tek başıma mutfağa.



Dışarı çıktığınızda nerelerde yemek yiyorsunuz? Zorlanıyor musunuz iyi Restoran bulmakta?

'Çiya' bence Anadolu'nun Kayıp lezzetlerini keşfetmek için çok doğru bir adres. 'Cercis' var, Mardin mutfağı üzerine... Yabancı mutfaklar konusunda Türkiye çok kötü! Suşiyi, Tayland mutfağını, Çin yemeklerini, hatta İtalyan yemeklerini bile yiyecek bir yer bulamıyoruz. İyi olanlar küçük, kenarda kalmış, öyle çok isimleri orada burada yazılan yerler değil. Çin yemeğinin, olması gerektiği lezzette olabilmesi için, malzemelerin Çin'den getirilmesi lazım, bu da çok pahalı. Ayrıca Türk damak tadının yadırgayacağı şeyleri çıkarıyorlar. Sonuçta, Çin yemeğini gerçekten seven, tadını bilen birinin asla yemek istemeyeceği bir şey çıkıyor ortaya. 'Rejans' ise, gerçek Rus yemeği yemek isteyenlerin rahatça gidebileceği bir yer.



KIZIM KOLA İÇMEDEN BÜYÜDÜ

Yemek yaparken hep taze ürünler mi kullanıyorsunuz, nerelerden Alışveriş yapıyorsunuz?

Organik, taze ürünler kullanıyoruz. Eşimin babasının yetiştirdiği domatesi, biberi, patlıcanı 'deep freeze'e koyuyoruz, kışın da onları yiyoruz. Konserve bir ürün alırsam, bize bir kalite güvencesi verenini tercih ediyorum.



Kızınız hamburger yemiyor mu? Kola içmiyor mu?

Yok. Zararlı şeyler yememesini sağladık bugüne kadar. Anlatıyoruz da ona. Umarım bu şekilde devam eder.





ÜNLÜLER HANGİ TAKIMI TUTUYOR?



HANGİ ünlü NEREDE OTURUYOR?







ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ...



Mutfağa girince eşim yere gazete seriyor

Saturday, December 19, 2009

Noel Baba artık bisiklete binip rejim yapacak

LONDRA - Prestijli tıp dergisi British Medical Journal'da yayımlanan bir araştırmaya göre, koca göbeği ve sürekli kızakla seyahat etmesiyle Noel Baba Sağlık açısından kötü örnek oluyor ve rejim yapması, yaya gitmesi veya bisiklete binmesi gerekiyor.
Avustralyalı halk sağlığı doktoru Nathan Grills, Noel Baba'nın sevildiği ülkeler ile çocuklarda Obezite oranının yüksek olduğu ülkeler arasında "epidemiolojik açıdan" bir ilişki bulunduğunu savunarak, Noel Baba'nın imajı, "obezite iyi huy ve neşeli olmakla eş anlamlı" mesajı verse de bunun çocuklarda obezitenin nedeni olduğunu söylemek için erken sayılacağını belirtti.
Bazı ülkelerde "bel çevresi ve aile obezitesi için kötü bir alışkanlık olan" Noel Baba'ya pasta ve brendi bırakma geleneğine dikkati çeken Dr. Grills, makalesinde, "Aslında, Noel Baba'yı havuç ve kerevizleri geyiklerle paylaşmaya özendirmeli" dedi.
Bazı kartpostallarda Noel Baba'nın hala pipo içerken resmedildiğini belirten Grills, 12 yaşında bir çocuğun, "Tüttürüyor, en az 99 yaşında olmalı ve hala akciğer kanserinden ölmemiş" şeklindeki düşünme şeklinin tahmin edilebileceğine işaret etti.
NOEL BABA NE KASK TAKIYOR NE KEMERMakalede, Noel Baba'nın bazı tehlikeli aktivitelerden ve özellikle kızağıyla Dünya'nın çevresinde seyahat ederken kemerini bağlamaması ve kask takmaması yüzünden ağır şekilde eleştirilebileceği belirtilerek, salgın hastalık döneminde, sokaklara ve Alışveriş merkezlerine dadanan dublörleri aracılığıyla domuz gribine yakalanma veya hastalığı bulaştırma riskinin gerçek olduğu kaydedildi.
Dr. Grills, Noel Baba'nın potansiyel bir enfeksiyonlu hastalık taşıyıcısı olduğunu ve bir araştırmaya göre de üzerlerine ortalama 10 kez aksırılıp öksürüldüğünü belirtti.
Avustralyalı Doktor, Noel Baba olarak çalışanların sağlık kontrolünden geçirilmemesine hayret ettiğini ve her fırsatta burnu akan, sümüklü çocukları kucaklarına aldıklarını, onlara sarıldıklarına dikkati çekti.
Noel Baba artık bisiklete binip rejim yapacak

Wednesday, December 16, 2009

Yüksek tansiyona DASH tedavisi

İSTANBUL - DASH, (Dietary Approaches to Stop Hypertension) yani “Hipertansiyonu düşürmede diyetsel yaklaşımlar’ son yıllarda hipertansiyonun tedavisinde kullanılan bir Beslenme modeli. Hipertansiyon, gelişmiş ülkelerde sıklıkla karşılaşılan bir halk sağlığı problemi. tedavi edilmeyen hipertansiyon, birçok hastalığa neden olabiliyor. Araştırmalar, hipertansiyon oluşumunda diyetsel faktörlerin etkili olduğunu gösteriyor. Çalışmalara göre uygun bir beslenme planı ile kan basıncının düşürülebildiğini belirten Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü Diyetisyen Tuğçe Aytulu'ya göre, beslenme planında hedef, gıdalarla alınan sodyum miktarını azaltmak, yeterli ve dengeli bir beslenme planı oluşturmak. Aytulu, DASH planıyla ilgili şu bilgileri veriyor:Sodyum, hipertansiyonun oluşumunda önemli bir mineraldir. Sofra tuzunun yaklaşık yarısı sodyumdan oluşur. Hipertansiyon için beslenme planı doymuş yağlardan, kolesterolden ve katı yağlardan fakir, meyve, sebze ve az yağlı süt ve süt ürünlerinden ise zengin olacak şekilde düzenlenir. Bu planda tam tahıl ürünleri, balık, kümes hayvanları ve yağlı tohumlar (fındık, badem gibi) da kullanılır. Ancak kilonun kontrolü de önemlidir. Yapılan bazı araştırmalara göre vücut ağırlığı normalin üzerindeyse, yüzde 10’luk kilo kaybı tansiyonun düşmesine yardımcı olabilmektedir.
Hipertansiyonun beslenme tedavisinde, aynı zamanda posa, magnezyum, potasyum ve kalsiyum açısından zengin bir beslenme tedavisi uygulanır. Hipertansiyonun tedavisinde hekiminizin önerdiği ilaç tedavisine uygun olarak beslenme alışkanlıklarınızın da, biyokimyasal özelliklerinize göre düzenlenmesi gerekir. Bu konuda bir beslenme uzmanından yardım alabilirsiniz.
GÜNLÜK BESLENMEDE NASIL UYGULANIR?Öğün aralarında meyve tüketin. Meyveler, hem posa hem de potasyum içeriği nedeni ile hipertansiyonun kontrolüne yardımcı olabilir. Ancak aşırı meyve tüketimi de kilo kontrolünü zorlaştırabilir. Günde 4-5 porsiyon yeterli olacaktır.
Sebze tüketimini artırın. Hergün 1 tabak salata ve 1 tabak sebze yemeği yemeye özen gösterin. Ancak pişirilen sebzelere tuz eklemeyin ve az miktarda sıvı yağ kullanarak pişirin.
Kalsiyum, hipertansiyonun kontrolü için gerekli bir mineraldir. Bu nedenle süt ve süt ürünleri tüketmeniz yararlı olacaktır. Tercihinizi az yağlı olanlarından yapın. Ancak “az yağlı ürün” düşük kalorili ürün anlamına gelmez. Aşırı tüketimlerden kaçının. Günlük olarak, 1 dilim peynir, 1 bardak az yağlı süt ve 1 kase yoğurt yeterli olacaktır.
Badem, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar magnezyum açısından zengin oldukları için, hipertansiyonun beslenme tedavisine yardımcı olurlar. Ancak miktarları iyi ayarlanmalı ve aşırı tüketimden kaçınılmalıdır. 2 yemek kaşığı veya 15 gram yağlı tohum alımı yeterlidir. Ayrıca tuzsuz olanlar tercih edilmelidir.
Posanın artırılabilmesi için meyve ve sebzelerin suyunu tüketmek yerine kendilerini tüketin. Kabuklu olarak yenebilenleri kabuklu tüketin.
Unutmayın, beslenme bir bütündür. Hiçbir Gıda mucize yaratmaz. Besinler çeşitlendirildiğinde beslenme anlam kazanır.TUZU AZALTMANIN PÜF NOKTALARIGıdaları satın alırken etiketlerini okuyun. Gıdaların etiketinde tuz, sodyum olarak görünebilir. Düşük sodyumlu olanları tercih edin. Yemeklerinizi düşük sodyumlu tuzla veya tuzsuz olarak pişirin. Düşük sodyumlu tuz kullanacaksanız hekiminize veya diyetisyeninize danışın. Sofrada tuz kullanmayın. Onun yerine lezzetlendirmede limon, baharatlar ve sirke yardımcı olabilir. Dışarıda yediğiniz yemeklerde salam, sosis gibi işlenmiş etlerle hazırlanmış ürünler yerine içine tuz eklenmemiş, turşusuz taze salatalar tercih etmeye çalışın. Alışveriş yaparken konserveler yerine taze satılan gıdaları tercih edin.Et, tavuk, balık alırken tütsülenmemiş, işlenmemiş ve konserve edilmemiş olanlarını tercih edin. Kahvaltılık tahıl gevrekleri alırken düşük sodyumlu olanlarını tercih edin. Unutmayın, bir gıdadan tuz tadı almamanız sodyum içermediğini göstermez. Soya sosu, hardal gibi gıdalar veya içinde MSG (mono sodyum glutamat) bulunan gıdaları tüketmeyin. Bunların yerine taze sebzelerden ve baharatlardan kendiniz soslar hazırlayın. Yemek aralarında atıştırmak için tuzlu krakerler yerine meyve tüketin. Soda, asitli içecekler, kabartma tozu sodyum içerir. Bu nedenle tüketiminden kaçının.

Yüksek tansiyona 'DASH' tedavisi