Showing posts with label Bilgisayar. Show all posts
Showing posts with label Bilgisayar. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Diyet listesi uygulanabilir olmalı

İZMİR - Günlük hayata adapte edilemeyen Diyet mitlerinin bir kenara bırakılmasını öneren Mayo Clinic uzmanlarına göre, yapılması gereken, doğru yiyecekleri bulmak, yemekten zevk alarak tüketmek, böylece strese girmeden zayıflama süreci geçirmek, doğru beslenmeyi öğrenmek ve eski kötü alışkanlıklara dönmemek.
Kilo vermek için öncelikle Sağlıklı Beslenme alışkanlıkları edinme ve hareketsiz yaşamı bir kenara bırakma konusunda kararlı olmak gerektiği belirtilen kitapta, şu 5 sağlıklı alışkanlığın edinilmesini öneriliyor:
KAHVALTIYI ATLAMAYIN''Güne iyi bir kahvaltıyla başlayın. Meyve ve sebzenin bulunmadığı öğününüz olmasın. Tahılları sofranızdan eksik etmeyin. Zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar tüketin, trans yağ ve doymuş yağlardan uzak durun. Her gün mutlaka Egzersiz yapın, hiçbir şey yapamıyorsanız her gün 1 saat yürüyün.''
BEŞ KÖTÜ ALIŞKANLIKÇoğu zaman önemsiz görülen ve terk edilmesi gereken 5 kötü alışkanlık ise şöyle sıralanıyor:
''Televizyon seyrederken asla yemek yemeyin. Şekeri hayatınızdan çıkarın, 'yapamam' diyorsanız tatlandırıcı olarak meyvelerden faydalanın. Aperitif olarak sadece meyve ve sebze yiyin, bir dilim kekin 4 elmaya eş değer olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Yağlı etten uzak durun, eti az yağlı veya yağsız tüketin. Fast food restoranlar başta olmak üzere dışarıda yemek yemeyi kesin.''
TELEVİZYON NEDEN ÇOK YEDİRİYOR?Mayo Clinic uzmanlarının önerilerini değerlendiren Diyetisyen Sinem Paker, ''Listenin başında Televizyon var, neden televizyon karşısında yemek yenmemeli?'' sorusuna şu karşılığı verdi:
''İnsanları adeta hipnotize ediyor. Bizi hareketsiz yapıyor. Eskiden çocuklar sokaklarda koşup oynarken şimdi televizyon, Bilgisayar karşısında. Toplumumuzda şişmanlığın artmasının başlıca sebebi budur, hareketsizlik çok arttı. Doyma hissi veya hızlı miktarlarda bir şekilde tükettiğinizde yediğinizi ayarlayamıyorsunuz. Yemeye başladıktan 20 dakika sonra beyinden doyma hissi emri gelir. Bu 20 dakika boyunca televizyon izlerseniz yediklerinizin miktarına adapte olamazsınız ve çok fazla yemiş olabilirsiniz. Ne yediğinizi bilmeniz, görmeniz, yediğinizin tadına varmanız gerekiyor. Televizyon bunu engelliyor. Çocuklarda çok sık düşülen bir hata. Çocuklara asla televizyon karşısında yemek yedirilmemeli. Aksi halde ileride büyük sorunlara yol açar.''
KİLO VERMENİN SIRRI, KARAR VERMEKTESinem Paker, kilo vermenin sırrının karar vermekte yattığını belirterek, ''Bu işi yapacağım diye düşünürseniz kilo verirsiniz ancak şu kıyafete gireceğim, yazın bikinime girmem lazım, şu düğün var hazırlanmam lazım mantığıyla yola çıkarsanız çok sıkıntılı oluyor'' dedi.
Hayat tarzı değişikliği yapılmayıp meseleye ''diyet'' gözüyle bakıldığında zayıflamada başarılı olunmadığını kaydeden Paker, ''Bir haftada 5 kilo, 10 günde 15 kilo verme, 3 ayda 20 kilo verme gibi hedefler olmamalı. Çünkü bedeni hızlı bir şekilde kilo vermeye endekslediğinizde çok hızlı şekilde de kilo alıyorsunuz. Bu yüzden hızlı kilo vermeyi önermiyoruz. Bu zahmet isteyen bir iş. Beslenme alışkanlıklarınızı mutlaka değiştirmelisiniz'' diye konuştu.
Paker, bu süreçte en sıkıntılı dönemin ilk 1 ay olduğunu, bu dönemde bedenin dirençle karşılık verdiğini, sonrasında ise vücudun buna alıştığını belirterek, şunları söyledi:
''Gazetelerde, dergilerde özellikle yaz öncesi bu dönemlerde çok fazla diyet listeleri çıkacaktır. Onları 3-5 gün uygularsanız sonrasında Yaşam şeklinize uygun olmadığı için hayatınıza adapte edemezsiniz. O zaman da kilo vermeden uzaklaşılıyor. O yüzden uzmanlarla kontak halinde olunması gerekiyor ki böylece hayatını zorlaştırmadan, sınırlar içine almadan kilo verilebilsin.'' Diyetisyen Sinem Paker, tek tip diyetlerle kilo vermede başarı sağlanamayacağını söylüyor.
DİYET LİSTESİ DEĞİL, KİŞİYE ÖZEL PROGRAMPaker, kişiye özel diyet programları gerektiğini belirterek, ''Kişinin çalışma koşulları, zevk aldığı şeyler, hayat tarzı, Sağlık durumu gibi kişisel programların uygulanması gerekiyor. Çünkü her vücut yeganedir'' dedi.
Paker, ''Sadece haşlama, sadece sebze yiyeceğim'' gibi bir sıkıntı yaşamanın doğru olmadığını kaydederek, ''Hayatımızdaki en büyük sosyallik yemek yemek. Sevdiklerimizle buluşacağımız zaman nereye gitsek, ne yesek, ne içsek diye düşünüyoruz. Böyle büyük bir sosyalliği hayatımızdan çıkarmak gibi bir hakkımız yok. Ama insanlar diyet deyince böyle bir sürece gireceğini düşünüyor. Oysa hayat tarzı haline getirmek için elinizin altındaki gıdalarla bunu yapmayı öğrenmek gerekiyor'' diye konuştu.
Diyet listesi uygulanabilir olmalı

Thursday, December 24, 2009

Sarımsak kanamayı artırıyor

Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Şenol, bağışıklık sisteminin, “vücudu, saldıran tüm yabancılardan korumak için programlanmış bir Bilgisayar sistemi gibi çalıştığını” söyledi.Bağışıklık sisteminin kuvvetli olması için “fazla güçlü kılınmasının hedeflenmediğine” dikkati çeken Şenol, “Çünkü, bağışıklık sisteminin fazlaca uyarılması ve çalışması, kişinin kendi hücreleri ya da dokuları ile ihtilafı anlamını taşımaktadır ve günümüzde artan Alerji ile eklem iltihaplarının nedeni olmaktadır. Arzulanan ise bağışıklık sisteminin yeterli ve zamanında çalışmasıdır” diye konuştu.Şenol, sürekli ya da yoğun Stres, hava kirliliği, kimyasal atıklara maruz kalmak, sigara, uykusuzluk ve fazla alkol alımının bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini dile getirerek, “Yaşlılık bağışıklık sisteminin de yaşlandığı, enfeksiyonlar ve kanser riskinin arttığı bir süreçtir. Stressiz Yaşam, düzenli uyku ve beslenme, düzenli hafif-orta düzeyde egzersiz, temiz çevre, kirlenmemiş su-gıda tüketimi bağışıklık sisteminin düzenli ve etkin çalışmasında önemlidir” dedi.İyi Beslenme ve demir, çinko, bakır, selenyum, vitamin A, B6, C ve E gibi vitamin ve minerallerin bağışıklık sisteminin yapı taşlarını oluşturduğunu anlatan Şenol, şunları kaydetti:“Ancak bu vitamin ve mineralleri almanın en iyi yolu dengeli beslenmedir. Son yıllarda tüm dünyada vitamin, bitkisel ürünler ve minerallerin, ilaç halinde kullanımına yaygın bir eğilim bulunmaktadır. Bunların ilaç halinde destek olarak kullanılmasının bağışıklık sistemini güçlendirici etkilerini kanıtlayan Bilimsel veri yoktur.C vitaminin olumlu etkisi olabileceğini bildiren çalışmalar olmakla birlikte, uzun süreli ve üç gramdan fazla yüksek doz kullanımı, ishal, mide rahatsızlıkları gibi olumsuz yan etkilere neden olabilmektedir.Yaşlılar, ciddi beslenme sorunları olanlar, Sigara ve fazla alkol alanlar, gebelik ve emzirme dönemleri, beslenme yetersizliği ya da artan beslenme gereksinimi nedeniyle vitamin E, çinko ve selenyum gibi vitamin ile mineral desteklerinin yararlı olabileceği özel durumlardır.”BİTKİSEL ÜRÜNLERŞenol, bitkisel ürünlerin doğal olmasının zararsız oldukları anlamına gelmediğine dikkati çekerek, “İki aydan uzun süreli ve fazla miktarda kullanımları sonucunda, ağır alerji, kullanılan diğer ilaçlarla birlikte böbrek, karaciğer hasarları, merkezi sinir sistemine olumsuz etkiler gibi pek çok zarara yol açabilmektedirler. Özellikle, ameliyat öncesi dönemlerde sarımsağın fazla tüketilmesi kanamayı artırmaktadır” uyarısında bulundu.Sarımsağın içinde yüksek oranda sülfür içeren bileşikler bulunduğunu anlatan Şenal, “Tiyosülfonat denilen bu bileşikler allisin içeriyor. Allisin ise kanı sulandırıcı etki gösteriyor. Bu nedenle özellikle kanama eğilimi yaratan aspirin ve benzeri ilaçlarla ve ameliyat öncesi dönemlerde alınmaması gerekiyor. Ameliyat sonrasında ameliyat bölgesinde kanama olan hasta bildirimleri bulunmaktadır ve bunlar bilimsel düzeyde kanıtla teyit edilmiştir” diye konuştu.“UZUN SÜRELİ, NEFESSİZ BIRAKAN Egzersiz DE ZARARLI”İlaç yapımında bitkilerin kullanıldığını ve zararsız olduğu kanıtlandıktan sonra piyasaya sürüldüğünü anlatan Şenol, bitkisel ürünlerin ise analitik çalışmalardan geçmediği için zararlı olabileceğinin unutulmaması gerektiğini bildirdi.Şenol, tavuk suyuna çorbadan, fazla sarımsak ya da baharat tüketimi ve bitki çaylarına kadar ev tipi reçetelerin fazladan zararı olmadığının bilindiğini, ancak bağışıklık sistemini güçlendirdiklerinin ya da hastalık bulgularını azalttığının da kanıtlanmadığını vurguladı.Hafif ve orta düzeyde egzersizin, genel direnci olumlu etkilediğini ifade eden Şenol, özellikle aç karnına ve 90 dakikayı geçen uzun süreli ve nefessiz bırakan egzersizlerin de bağışıklık sistemine olumsuz etkisi olduğunu kaydetti. Şenol, “Özellikle eklem ve kas ağrıları varken ve ateş 380 dereceden yüksekken egzersiz yapmak hastalık bulgularını çok ciddileştirebilir” dedi.Hastalıkların arttığı kış aylarında el yıkama, temiz Gıda ve su tüketimi, aşılanma, hasta kişilerden olabildiğince uzak durma, iyi uyku, yeterli sıvı alımının direnci yüksek tutacak kuralların başında geldiğini ifade eden Şenol, antibiyotiklerin sık ve gereksiz kullanılmasının da hem vücuda yararlı bakterileri yok ettiğini söyledi.
Sarımsak kanamayı artırıyor

Wednesday, December 23, 2009

Hastalara kilo kontrolü

Sağlık Bakanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre Türkiye Obezite ile Mücadele ve Kontrol Programı çerçevesinde, birinci basamak Sağlık kuruluşları ve toplum sağlığı merkezlerindeki personel, obezite ile mücadele konusunda bilgilendirilecek. Bu çerçevede, obezite tanısı ve tedavisi için klinik rehberler yayımlanacak. Sağlık kuruluşlarına herhangi bir nedenle başvuran bireylerin fazla kiloluk ve obezite açısından değerlendirmelerinin ve tedavilerinin yapılması sağlanacak. Piyasada zayıflama amaçlı satışa sunulan ürünlere yönelik denetimlere ilişkin mevzuat geliştirilecek.



Obezite ile mücadele çerçevesinde hayata geçirilecek diğer çalışmalar ise şöyle: Sağlık Bakanlığı bünyesinde bireylerin her an ulaşabilecekleri ve doğru bilgi alabilecekleri Obezite ile Mücadele Bilgi Hattı, ALO 184 içinde yer alması sağlanacak. Gebe ve emziklilik dönemi kadınların düzenli aralıklarla sağlık kuruluşlarına başvurarak kilo kontrolü ile ilgili danışmanlık hizmetlerinden yararlanmaları sağlanacak. İnteraktif, eğlenceli ve öğretici Eğitim teknikleri, Bilgisayar oyunları kullanılarak Okul öncesi ve ilköğretim çocukları obezite ile mücadele konusunda bilgilendirilecek. Okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve üniversite öğrencilerinin yılda 2 kez vücut ağırlığı ve boy uzunluğu ölçümleri yapılacak.



Gıda sanayi üst düzey yöneticilerine obezite ile mücadele sonsunda bilgilendirme toplantıları yapılacak. Gıda ürünleri etiketlerinde uluslararası yaklaşımlar dikkate alınarak tüketiciyi bilgilendirecek, kolay anlaşılabilir ve okunabilir şekilde besin öğeleri tablosunun yer almasının sağlanması, gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda Beslenme ve beyanları ile ilgili ilave düzenlemelerin yapılması sağlanacak.



Gıda maddeleri ile ilgili medyada yer alan reklamlar ve tanıtıcı faaliyetlere yönelik mevcut yasal düzenlemelerin güncellenecek, özellikle çocuklara ve gençlere yönelik gıda reklamları ile ilgili mevcut düzenlemeler yeniden değerlendirilecek. Toplumun fiziksel aktivite konusunda bilinçlendirilmesi çalışmaları yürütülecek ve yerel yönetimler tarafından toplumda fiziksel aktivitenin yaygınlaştırılmasına yönelik Spor tesisleri ve rekreasyon alanlarının yaygınlaştırılması teşvik edilecek.



ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ...
Hastalara kilo kontrolü

Monday, December 14, 2009

El bileğinden kolay anjiyo


nyildiz@hurriyet.com.tr
Bu sayede sabah Anjiyo olup, öğleden sonra işinize ya da evinize dönebiliyorsunuz. Anjiyonun el bileğinden yapılmasıyla gündelik yaşantıya dönmek de kolaylaşıyor.Koroner girişimlerde el bileği damarının kullanılmasının işlem sonrasında istenmeyen, can sıkıcı komplikasyonların azalmasını sağladığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ertan Ökmen sorularımızı yanıtladı. Anjiyonun el bileğinden yapılmasının avantajları nelerdir?Bilek damarı kasık damarının aksine cilt yüzeyine çok yakındır ve şişman hastalarda bile kolaylıkla girilebilir. Cilde yakınlık ve arkasındaki kemik doku aynı zamanda işlem sonrasında giriş deliğinin kapanmasında kolaylıkla kompresyon uygulanabiliyor. Kanama çok kolay kontrol altına alınabiliyor. Kasık damarı yolu yapılan stent girişimlerinde işlem esnasında yüksek dozda kanı sulandırıcı ilaçlar uygulanması nedeni ile işlemden hemen sonra damara girişi sağlayan kılıf çekilemez. Kılıfın çekilebilmesi için 4-6 saat bu ilaçların etkisinin geçmesi beklenir bu zaman zarfında hasta yatağında bacağını hareket ettirmeden yatmak zorundadır. 4-6 saat sonra kılıf çekilerek elle 15-20 dakika kompresyon ve sonrasında yine 4-6 saat kum torbası ile ağırlık konularak kanamanın durdurulması sağlanmaya çalışılır. Bu nedenle kasık damarı yolu ile tanısal koroner anjiyografi yapılan hasta 6 saat, balon ya da stent gibi tedavi edici girişim yapılan hasta ise yaklaşık 12 saat yatağında işlem yapılan bacağını hareket ettirmeden düz yatmak zorundadır. Ayağa kalkamaz, tuvalete gidemez. Bilek damarı yolu ile yapılan girişimlerde ise işlem sonrasında kılıf yüksek doz kanı sulandırıcı ilaçlara rağmen hemen çekilir. Hastaya bileklik benzeri bir materyal takılır ve bu bileklik iki saate yakın hastada takılı kalır, hastaneden çıkmadan önce de çıkarılarak bandaj yapılır. Hasta ertesi gün bandajını çıkarabiliyor. Tabii ki hasta işlemden hemen sora ayağa kalkabilir, oturabilir, tuvalete gidebilir, hatta işlem yapılan elini kullanabilir yemeğini kendi yiyebilir. Koroner tanısal işlemlerden sonra 6 saat hastanede yatmak yerine 2.5-3 saatte taburcu olabilir.Sabah anjiyoya girip, öğlen işe gidiyorlar
Anjiyosunu el bileğinden yaptıran kişiler işe ne kadar sürede geri dönebilir?
Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ertan ÖkmenEvet, eğer hasta isterse aynı gün içinde işine dönebilir. Elbette bunlar anjiyo sonucuna göre belirleniyor. Eğer anjiyoda tedavi gerektirecek bir sonuç çıkarsa o zaman hastaya farklı davranılıyor. Gerekiyorsa hastaneye yatırılıyor. İşlem nasıl yapılıyor?Anjiyo yapılacak cilt altı uyuşturuluyor ve işlem lokal anestezi altında yapılıyor. Kesi çok küçük olduğu için hasta ağrı hissetmiyor. Sonrasında da bir sıkıntı yaşanmıyor. Komplikasyon olabiliyor mu?Bilekten yapılan anjiyoda giriş yeriyle ilgili komplikasyon riski yüzde birin altında görülüyor. Yani neredeyse hiç yok. Anjiyodan sonra önemli olan giriş yerinin sıkıştırılmasıdır. Asıl işlem kataterin damar içine girmesi için açılan 3 mm’lik deliğin kapanmasıdır. Giriş yerinden kaynaklanan sıkıntılar bu deliğin iyi kapanamamasından kaynaklanır. Kasıktan yapılan anjiyoda kullanılan damar büyük bir damardır. Arkasındaki kemik dokular oldukça geride, kas ve yağ var. Özellikle kilolu kadınlarda yağdan dolayı iyi sıkışma sağlanamayabiliyor. El bileğinden yapılan anjiyoda damarın altında kemik olduğu için anjiyo sonrasında kullanılan bileklik benzeri bir materyal sayesinde kanama kısa sürede duruyor ve deliğin kısa sürede kapanması sağlanıyor. Anjiyonun riskleri ondan alınacak bilgilerin sağladığı kazanımlar düşünüldüğünde çok önemsiz kalıyor. Başarı oranı nedir?2007 yılından bu yana hem yurt dışından hem de yurt içinden bize başvuran yaklaşık 5000 civarında hastaya koroner anjiyografi ve stent girişimini bu yöntemle başarı ile uyguladık. Halen Fransa, Japonya, Çin, Belçika, Almanya, Hollanda gibi birçok ülkede standart olarak bu yöntem kullanılıyor. Anjiyonun sonuçları ne zaman ortaya çıkıyor?Sonuçlar anında ortaya çıkıyor. Çünkü işlem sırasında ne olduğunu anında görüyoruz. Darlıklar Bilgisayar ekranında daha çekerken görülüyor. Ve ne yapılması gerektiğine o anda karar veriyoruz. Böbrek yetmezliği olanlar için riskliEl bileğinden anjiyonun uygulanamayacağı hasta grupları var mı?Yapmayı istemediğimiz hasta grupları var. Bunlardan bir tanesi diyalize giren hastalar. Bu hastaların kol damarı üzerinde hareket etmek sıkıntılı olabiliyor. Kronik böbrek yetmezliği olan kişilerde de kol damarları önemli olduğundan uygulamamayı tercih ediyoruz. Ayrıca, herhangi bir kaza ya da yaralanma sonrasında kolunda travma oluşanlara da el bileğinden anjiyo yapılamıyor. Damar yapıları çok ince olan zayıf kişilere uygulama mümkün olabiliyor mu?Hayır, yapılamayacak gruplardan biri de çok zayıf olan kişiler. İri vücutlu kişilerin damarları zayıf olanlara nazaran daha geniş oluyor. Çok ince yapıdaki kişilerin damarlarını elimizle kontrol ediyoruz, gerekirse ultrasonla bakıyoruz ve damarların işlem için uygun çapta olup olmadığına karar veriliyor. Kullandığımız kataterler çok ince. Bu nedenle damar yapılarının inceliği nedeniyle işlemi yapamadığımız hasta oranı sadece yüzde birdir. Uygulamada ya da sonuçlarda kadın erkek arasında bir fark var mı?Her iki cins arasında uygulama açısından bir fark yok. Tek fark, kadınların damarları erkeklere oranla daha ince olması. Ama bu farklılık da uygulamada zorluk getirmiyor. Kadınlar mahremiyet düşüncesinden dolayı el bileğinden anjiyoyu tercih edebiliyorİşlem sonrasında bilekte herhangi bir iz kalıyor mu?El bileğinden anjiyo 3-4 mm’lik çok küçük bir kesiden yapılıyor. Yani üç veya dört toplu iğnenin başı kadar büyüklükte belli belirsiz bir iz oluyor. Bir kişiye birkaç defa el bileğinden anjiyo yapılabilir mi?Elbette mümkün. Böyle bir durumda, bir önceki işlemin gerçekleştirildiği yerin yarım santim üstünden yapabiliyoruz. Ya da karşı taraftaki bilekten yapıyoruz. Birkaç defa anjiyo yaptığımız ve daha sonra balon stent taktığımız hastalar var. Kişi anjiyo sonrasında gündelik yaşamına nasıl adapte olunuyor?Anjiyolu el bileğinden yaptıktan sonra hasta yürüyerek evine gönderiliyor. Gündelik yaşamında kolunu zorlamayacak her şey yapabilir. Zorunlu olmadığı sürece bandaj çıkarılmadan banyo yapılmasını önermiyoruz. Anjiyo ile ilgili olarak özel olarak uygulanması gereken bir Beslenme rejimi yok. Ancak anjiyonun sonucuyla ilgili yapılması gerekenler var. Eğer damarlarda tıkanıklık söz konusu ise kalp koruma diyeti dediğimiz kolesterolü düşük, az tuzlu, katı yağdan uzak, sebze meyve ağırlıklı bir beslenme rejimi uygulaması gerekiyor. Ama sonuçlar normalse ve kolesterol de yüksek değilse özel bir Diyet önermiyoruz. Ancak tüm anjiyolar için işlemden sonra kişilerin bol su içmeleri gerekiyor. Bu sayede işlem sırasında hastaya verilen boyanın vücuttan rahat atılması sağlanıyor. Hastaneden çıkıncaya kadar yaklaşık 2 litresini içmesini sağlamaya çalışıyoruz. Eve gittiklerinde de bol su içmelerini istiyoruz.
El bileğinden kolay anjiyo

Wednesday, December 9, 2009

İyi uyumayan çocuk şişman ve depresif oluyor

İSTANBUL - İyi uyumayan çocuklarda Obezite ve depresyona yatkınlığın daha fazla olduğunu söyleyen Memorial Suadiye Tıp Merkezi; çocuk sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Yıldırım, çocuklarda uykunun neden daha önemi olduğunu anlattı. Uyku yalnızca bir dinlenme aracı değildir. Uyku, beyin başta olmak üzere tüm organların rejenerasyonu için şarttır. Uyku sırasında Stres hormonları azalırken büyüme hormonu salınımı artar. Bu sayede uyku sırasında vücut kendini onarır, yeniden yapılandırır, protein sentezi artar ve vücut kendini yeni güne hazırlar.
DÜZENLİ UYKU HAFIZAYI GÜÇLENDİRİRUyku zamanı bakıcıların dört gözle bekledikleri soluklanma zamanı olurken; çocuklar için çok daha büyük bir öneme sahiptir. Çocuk uyku sırasında büyümektedir. Çocuk ne kadar küçükse, büyüme o kadar hızlı, uyku ihtiyacı da o kadar fazladır. Düzenli uyuyan çocukta büyüme daha hızlı olacaktır. Yine bu çocuklarda öğrenmenin daha net, hafızanın daha güçlü olduğu ortaya konmuştur. Yetersiz uyuyan çocuklarda durum tam tersidir. Yeterince uyuyamayan çocuklarda obezitenin daha sık olduğu saptanmıştır. Bu çocuklarda abur cubur yeme, fazla kalorili içecekler içme ve Televizyon ya da Bilgisayar karşısında geçirilen süre daha fazladır.
HİPERAKTİVİTE VE Depresyon RİSKİ AZALIRBilimsel araştırmalar okul öncesi çocuklarda düzenli uykunun hiperaktivite, anksiyete ve depresyonu azalttığını göstermiştir. Yine bir haftalık süre içinde 3-4 gün ve fazlası uykunun (bu da gün başına en az 11–12 saat uyku demektir) çocuklar için gerekli olduğu gösterilmiştir. Ergenlik döneminde uyku zamanı genellikle gece yarısından sonraya sarkar ve çocuk az uykuyla yetinmeye başlar.
Günlük 7–7,5 saat uykuyla yetinen çocuklarda Depresyon eğiliminin daha fazla olduğu gösterilmiştir. Bu çocuklarda depresyon sıklığının gece 22.00 den önce yatağa giren çocuklara göre % 42 daha fazla olduğu gösterilmiştir. Ergenlik döneminde ideal uyku zamanı 9 saat iken, birçok çocuk 7–7,5 saat uyku ile yetinmektedir.
ÇOÇUĞA UYKU SAATİ BELİRLEYİN Tüm çocukluk boyunca uykuya yatma zamanının mutlaka gece 22.00’den önce olması sağlanmalıdır. Bunu sağlamak her zaman çok kolay olmayabilir. Sağlıklı uyku alışkanlığının oturtulması erken bebeklik döneminde itibaren başlatılmalıdır.
ÇOÇUĞUN KENDİ KENDİNE UYKUYA DALMASINI SAĞLAYINÇocuk temas, anne göğsü, beslenerek ya da sallanarak uykuya dalmaya alışmışsa şartlı refleks oluşacaktır. Her uyandığında uyumak için zorunlu hale gelen bu koşulların varlığını isteyecektir. Böylece anne ya da bakıcı için uykusuz geceler başlayacaktır. Bu nedenle bebeklik döneminde geliştirilen uyku alışkanlığı konusunda ailenin çocukları ve kendi çıkarları açısından çocukların bağımsız uykuya dalabilme alışkanlığını oturtmaları gerekir. Çocuklarda genellikle ayrılık anksiyetesi söz konusudur. Çocuklar gece uyandıklarında gerçek ile rüya arasındaki ayrımı kavrayabilmek için daha uzun süreyle ihtiyaç duyarlar.
BESLENME ALIŞKANLIĞI DA ETKİLİUyku üzerinde bazı Beslenme ile ilgili etkenler de söz konusudur. Gece yarısı kan şekerinin düşmesi uyanmaya yol açacaktır. Bu açıdan uyku saatine yakın karbonhidrattan zengin gıdalardan (unlu ve şekerli) kaçınmak gerekir. Gıda alerjileri de kaşıntı, astım ve sindirim problemlerine yol açarak uyku kalitesini bozacaktır. İnek sütü alerjisi olan çocukta inek sütünün diyetten çıkarılması uyku kalitesinde düzelmeler sağlamaktadır. Ayrıca gıda alerjileri çocuklarda bademcik ve geniz etinin büyümesine yol açarak uyku problemlerine yol açacaktır. Kalsiyum, magnezyum ve B vitaminlerinin (özellikle B6) az alınması gece uyanmalarını artırır. Yatmadan önce alınan kafeinli gıdalar (birçok içecek ve çikolatada boldur) uyarıcı etkisi nedeniyle uykusuzluğa neden olabilir.
MASAL VEYA MASAJLA RAHATLATINDüzenli bir uyku saati, uyku öncesi masal ve rahatlatıcı bir Müzik, gün içerisinde bedensel aktivite için fırsat sağlanması, uyandığında onu bekleyen cazip aktivite ve sürprizler listesi sunmak, çocuğu güven objesi ile baş başa bırakmak (seveceği bir battaniye ya da oyuncağı), badem yağı, papatya ya da lavanta yağı ile Masaj yapmak uykuyu çocuk için sevimli hale getirilebilir.
İyi uyumayan çocuk şişman ve depresif oluyor

Spor çocuğu geliştiriyor

İSTANBUL - Amerikan Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Prof. Dr. Nadire Berker, sporun çocuklar üzerindeki etkilerini şu şekilde özetliyor: Fiziksel açıdan kalp ve akciğerleri kuvvetlendirir, erişkin dönemde oluşabilecek kalp ve akciğer hastalığı riskini en aza indirir. Kasları, eklem bağlarını kuvvetlendirir, eklemleri besler. Mide bağırsak sisteminin düzenli çalışmasını sağlar ve sosyal açıdan çocuğu geliştirir.
Spor ve egzersizin yararları bilinmekle birlikte başlama zamanı, süresi ve türü tartışmalıdır. Çocukların yetenekleri ve gelişim düzeyleri birbirinden farklı olduğu için her egzersiz her çocuğa uygun olmaz. En doğrusu çocuğun beceri düzeyine göre ilerlemek, özellikle çok küçük yaş gruplarında çocuğun beceri düzeyine uygun zevkli aktiviteler bulmaktır.
Ana hatlarıyla önerilebilecek aktiviteleri şöyle sıralamak mümkün:
2-3 YAŞBahçede veya Oyun alanında koşma, salıncak, oyun bahçesi, su içinde oyunlar, yuvarlanma.
4-6 YAŞDans, yakalama, elim sende oyunları, ip atlama, yakartop, üç veya 4 tekerlekli bisiklet, bu yaştan sonra çocuk takım oyunlarına katılabilir.
ÖNERİLEN OYUNLARYakalamaca, yuvarlanma, ip atlama, yüzme, ebelemece, seksek, frizbi, yürüyüş, bisiklet.
2-6 YAŞ ARASI Bu yaş grubu çocuklar henüz fırlatma, yakalama, koşma, sıçrama, atlama gibi hareketin temel becerilerini öğrenmektedirler. Bu beceriler merkez sinir sisteminin doğru gelişmesine yardım eder. Bu yaş grubundaki çocuklarda düzenli bir egzersiz programı önerilmez. Temel motor becerileri geliştiren Oyunlar oynamak daha doğrudur.
7-10 YAŞ ARASI Bu grup çocuklar temel hareket becerilerini edinmişlerdir. Hafızaları ve karar verme yetileri gelişkin olduğundan bazı oyunların stratejilerini kavrayabilirler. Ancak bazı organize takım oyunlarının gerektirdiği karmaşık hareket ve becerileri başaramayabilirler. Bu grup çocukların temel becerilerini daha zor oyunlarda kullanabilmeleri için değişik Oyunlar oynanabilir. Bisiklet, top oyunları, tenis, masa tenisi, paten, dans, jimnastik, futbol, yüzme önerilebilir.
10 YAŞ VE ÜZERİ Artık çocuklar karmaşık aktivite gerektiren takım oyunlarına katılabilirler. Futbol ve basketbolda çocuğun fiziksel güvenliği önemlidir. Fiziksel yaralanma riski dışında Yarışma sporları ile birlikte kazanma ve kaybetme de başlar. Çocuklar kaybetmeye tahammül edemeyebilirler. Bu nedenle çocuğun doğru yönde odaklanmasına dikkat etmek gerekir. Bu yaşa dek aerobik veya dirençli egzersiz programlarına başlanması doğru değildir. Ergenliğe kadar uzun mesafe koşularına izin verilmemelidir.10 yaş üzeri çocuklarda orta şiddette bir aerobik egzersiz programına başlanmalıdır. Sıklık en fazla haftada 3 gün olmalı, antremanlar arası bir gün istirahat edilmelidir. Antreman süresi 30 dakikayı geçmemelidir. Tüm kasları geliştirmek için değişik şekillerde aktiviteler gereklidir. Organize takım sporları, koşu, paten, bisiklet, ip atlama, aerobik, yüzme, kürek, atletizm.
KAS GÜÇLENDİRMEDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALARTüm güçlendirme aktiviteleri eğitimli personel tarafından denetlenmelidir. Çocuk ne kadar büyük olursa olsun fizyolojik olarak gelişimini tamamlamadığı unutulmamalıdır. Ana amaç tüm egzersizler için doğru tekniğin öğrenilmesidir. Önce teknik öğrenilmeli, direnç daha sonra eklenmeli ve yavaş artırılmalıdır. Doğru nefes tekniği öğretilmelidir. Egzersizin hızı kontrol edilmeli ve ani hızlı germelerden kaçınılmalıdır. Vücut geliştirme ve ağırlık kaldırma yasaktır. Çok eklemi içeren tam eklem hareket açıklığı gerektiren egzersizler yapılmalıdır. Çocuğun söylenileni anladığından ve yapabildiğinden emin olunmalıdır. Yükler set başına 8-12 tekrar yapabilecek kadar olmalıdır, çok ağır yüklerden kaçınmak gerekir. Tüm ana kas gruplarını içeren 8-10 tane farklı egzersizi iki set halinde yapmak, egzersizler arasında 1-2 dakika dinlenmek gereklidir. Güçlendirme antremanları haftada 2 gün yapılmalı ve diğer zamanlarda farklı aktiviteler önerilmelidir.
ÇOCUK SPORUNDA HASSAS NOKTALAR Büyüyen bağ ve kemikler: Çocukların kemikleri büyüklerinkinden farklıdır, kemik uçlarında büyüme plağı denilen ve uzamayı sağlayan kısımlar vardır. Bu büyüme plakları kızlarda 13-15, erkeklerde de 15-17 yaşa dek açık ve aktiftir. Kemiğe aşırı yük bindiğinde tendon ve bağlardan çok bu büyüme plakları zedelenir. Aşırı kullanıma bağlı olarak büyüme plaklarında enflamasyon oluşabilir.
Aşırı kullanım ve zedelenmeler: Çocuklarda fiziksel aktivite tek bir Spor değil, çeşitli fiziksel aktiviteleri içermelidir. Uzun saatler süren antremanlar gerektiren koşu, jimnastik ve Tenis gibi sporlarda aşırı kullanıma bağlı yaralanma riski artmaktadır. Maratona katılma yaşı da bu nedenle 16’dan 18’e çıkarılmıştır.
Kazanma Hırsı ve Yarattığı Sorunlar: Sporun sadece katılım için olmayıp madalya için yapılması bazı tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır. Sadece kazanmak için yapılan spor, sporcu için riskler taşır.
Kadın Sporcu Üçlemesi: Kız sporcularda görülen kadın sporcu üçlemesi bunların en bilinenidir. Aşırı antreman sonrasında gelişen anoreksi, amenore ve osteoporoz kız sporcuların sağlığını tehdit eden önemli bir sorundur.
Madde Bağımlılığı: Ciddi bir problem çocuk ve ergen sporcularda ergojenik maddelerin kullanımıdır. Profesyonel sporcuların daima kazanım mentalitesi ergen amatör sporculara da yerleştikçe madde kullanımı artmaktadır. Erken cinsel gelişme gösteren sporcularda steroidli maddelerin kullanımı araştırılmalıdır. Genç sporcular üretici firmalar tarafından güvenli oldukları iddia edilen Beslenme desteği ürünlerini de kullanmaktadırlar. Kreatin ve androstenedione gibi maddeler İnternet üzerinden satılabilmektedir. Ancak bu maddelerin çocuk ve ergenlerde uzun vadede güvenli olduğuna dair hiçbir Bilimsel kanıt yoktur. Koçlarının bile bu konuda teşvik ettiği genç sporcuları bu tür maddelerin kullanımından korumak hekimin ve ailenin birincil görevidir.
Aşırı Kullanım Sendromları: Genç sporcularda görülen ortopedik sorunların üzerinde önemle durulmalıdır. Yüzücülerde omuz sorunları ve koşucularda bacak ağrıları (shin splints) en sık gözlenen aşırı kullanım sendromlarıdır. Aşırı kullanım sendromlarını tanıyarak erkenden önlem alınırsa bunların Stres kıırıklarına yol açmaları önlenebilir.
Spora Bağlı Yaralanmalar: Bu tür yaralanmalar daha çok maç ve yarışma esnasında meydana gelmektedir. İyileşme sürecinde pasif değil, aktif bir istirahat gerekir, çocuğun tekrar spora dönebilmesi için konuda deneyimli bir hekim tarafından izlenmesi ve tedavisinin doğru planlanması şerttır. Futbol gibi saha sporlarında en sık diz ve ayak bilek yaralanmaları, yüzme gibi tekrar eden aktivite içeren sporlarda ise aşırı kullanım sendromları gözlenmektedir.
ÇOK AKTİF ÇOCUKLARDA EN SIK GÖZLENEN YARALANMALARAkut yaralanmalar ani ve travma sonrası olur. Küçük yaşlarda ezilme, burkulma ve zorlanmalar görülür. Ergenlerde kemik kırıkları ve bağ kopmaları olabilir. Yaşa bağlı olmaksızın gözde kanama, retina ayrışması, kornea çizilmesi; kemik kırıkları, bağ yaralanmaları, beyin zedelenmeleri, omurilik yaralanmaları görülebilir. Bu tür akut yaralanmaların nedenleri ekipmanın doğru olmayışı veya gerektiği gibi kullanılmayışıdır. Örneğin Basketbol ve raket sporlarında göz yaralanmaları nadir değildir.
Aşırı Kullanım Yaralanmaları: Aşırı kullanım yaralanmaları çocukların büyüme gelişmelerini etkilediğinden erişkinlerdekinden daha önemlidir. Kemik ve eklemlerin çok fazla Stres altında kalması sonucu görülür.
Ayak bileği burkulmaları: Yaşı büyük çocuklarda ayakbileği bağlarında gerilme veya kopma bilek kırıklarından daha sıktır. Hemen tedavi edilmelidir.
Kırıklar: Aşırı kullanıma bağlı olarak büyüme plaklarında kırıklar oluşabilir.
Sever hastalığı: Topuk ağrılarıyla karakterizedir. Topuk kemiğinin büyüme noktasının aşırı kullanıma bağlı enflamasyonundan olur.
Ön diz ağrısı: Diz kapağının altında hissedilir. Diz hassas ve şiş olabilir. Genellikle uyluk etrfaındaki ana kas grupları olan kuadriseps ve hamstring kaslarının gerginliği sonucu oluşur.
Yüzücü omzu: Yüzmedeki tekarlayıcı kol atma hareketine bağlı olarak omuzun şişmesidir. Ağrı aralıklı olarak başlayıp giderek müzminleşebilir.
Bacak ağrıları (shin splint): Bacakların baldır kısımlarında ağrı ve rahatsızlık hissi mevcuttur. Aşırı antreman veya sert zeminde yapılan antremanlardan sonra gözlenir.
Spondilolizis: Bel kaslarının tekrarlayıcı dönme, geriye veya öne bükülme hareketleri sonucu zedelenmesinden olur ve sürgen bel ağrısına yol açar. Futbol, jimnastik, güreş gibi sporlarda sıktır.
Aşırı Kullanım Sendromlarını Artıran FaktörlerHızlı büyüme dönemleri veya esneklik-kuvvet arası farklarYetersiz ısınmaAşırı aktiviteKötü teknikUygunsuz ekipman
Tekrarlayan yaralanmalarYaralanma yeterince iyileşmeden spora dönüldüğünde gözlenir. Tam iyileşmeden spora dönen sporcunun yeniden yaralanma riski çok yüksektir. Vücut yaralı ve taze iyileşmiş kısmını kullanamadığından onu kompanse etmek için gereksiz veya hatalı hareketler yapabilir. En iyi çare tamamen iyileşmeyi beklemektir. Spor öncesi düzenli biçimde ısınma ve sonrasında da soğuma yapmak gereklidir. Müsabakaya çıkış da yavaş yavaş olmalıdır.
YARALANMAYA YOL AÇAN FAKTÖRLERGenelde 8 yaş altında çocuklar hala büyümekte oldukları için refleks ve tepki zamanları yavaştır, koordinasyonları tam değildir. Çocuklar farklı yaşlarda olgunlaştıkları için de aynı yaşta bile olsalar bazen boy ve kiloları arasında anlamlı farklar görülür. Farklı boyutlarda çocuklar aynı yaşta oldukları için birbirleriyle maç yaptıklarında yaralanma riski doğar. Çocuklar büyüyüp güçlendikçe de bu risk daha da artar. Ayrıca çocuklar bazı aktivitelerin risklerini erişkinler kadar iyi değerlendiremediklerinden farkında olmadan çok riskli durumların içine girebilirler. Temas sporlarında yaralanma riski yüksektir. Futbol diğer sporlara göre daha tehlikelidir. Boks ise çocuklar için uygun değildir. Astıımlı çocuklar spor yapamaz diye bir şey yoktur. İlaçlarla kontrol altında tutulan astımlı çocuklar da yaşıtları gibi spor yapabilirler.
ÇOCUĞA SPOR AYAKKABI ALIRKENÇocukların ayakları sürekli büyür. Bu nedenle ayakkabının burnu ile en uzun parmağın ucu arasında bir parmak mesafe olmalıdır. Dükkanda çocuğa her iki ayakkabı da giydirilmeli, içinde her gün giydiği normal çorapları olmalı, ayakkbı bağcıkları bağlanmalıdır. Birkaç dakika içinde aykkabının uyup uymadığı anlaşılır. Ayaklar akşamüzeri hafifçe şişeceğinden ayakkabı alışverişine akşam üzeri gidilmelidir.
Küçük çocuklarda birçok spor için çok amaçlı ayakkabı yeterlidir. Koşu ayakkabısı çok amaçlı bir ayakkabı olarak uygun değildir, çünkü koşu ayakkkabıları yana doğru harekete izin vermediklerinden yaralanma riskini artırırlar.
On yaşından sonra performansı artırıp ayakları korumak için spora özgü ayakkabılar seçilebilir. Koşu ayakkabısı dışında bütün ayakkabılar genç sporcunun ayağına zarar vermeden birbiri yerine kullanılabilirler.
ÇOCUĞUNUZ EMİN ELLERDE Mİ?Antrenörün Güvenlik ve emniyete verdiği önem, tüm katılanları oyuna dahil edip etmediği, kazanma-kaybetmeye olan yaklaşımı, çocuğa verdiği hedefler, antreman öncesi ısınma-soğuma periodları, çocukların fiziksel gelişim ve beceri düzeylerine göre gruplandırılması gibi faktörler çocuğun emniyeti açısından önemlidir.
ANNE-BABALARA ÖNERİLERTüm ana babalar çocuklarını başarılı birer sporcu olarak görmek isterler ancak çocuğa çok fazla baskı yapmak fiziksel ve ruhsal sıkıntılar yaratabilir. Çocuk spordan hoşlanmalıdır, zorlanırsa hayat boyu spordan nefret edebilir.
Üç çocuğu da aktif sporcu olan bir ebeveyn olarak, sporun çocuklara verdiği zevkin yakın tanığıyım. Ancak aşırı heyecanlı ve ihtiraslı anne babalarla antrenörlerin çocuklara verdikleri zararı da yakınen gözledim. Çoğu antrenörün çocuğu fair play, beceri ve eğlenceyi öğretmekten çok kazanmaya ittiğinin farkındayım. Spor bir stres değil Eğlence kaynağı olmalıdır. Spor faaliyeti çocuğa hayattaki herhangi bir sorunla başa çıkmayı öğretmenin eğlenceli bir yoludur. Çocuklar kaybettikleri zaman cezalandırılmak yerine ellerinden geleni yaptıkları ve yeni beceriler öğrendikleri için ödüllendirilmelidir.
Her çocuk farklı hızda olgunlaştığından takım sporu yaşı çocuktan çocuğa değişir. Bazen anne-babalar çocuğu bir spora iter ve onda çok başarılı olmasını bekler. Bu durumda çocuk her gün çok uzun süreyle antreman yapar. Ergenlik öncesi çocuklarda bu doğru değildir. Erken yaşta çok sayıda sporu öğrenen bir çocuk ileriki yaşlarda spesifik bir sporda dahja kolayca mükemmele ulaşmaktadır. Genelde 12 yaş öncesinde çocuklar antreman stresi ve sosyal yaşamlarına olan etkisi ile başa çıkacak kadar güçlü değildirler. Bu nedenle çocukların 12 yaşından önce tek bir sporda özelleşmeleri iyi değildir.
Özellikle gün boyu uzun saatler antreman yapmayı gerektiren yüzme, buz pateni, jimnastik gibi sporlarda sizin değil, çocuğun gönlünün bu işin içinde olduğundan emin olun. Çocuğa çok fazla performans baskısı yüklemeyin. Saha sporlarında koşu ayakkabıları kullanmasına izin vermeyin, ayak bileği burkulabilir. Ayakkabıları sık sık değiştirin. Hangi spor olursa olsun koruyucu aksam kullanın. Her zaman olumlu ve cesaret verici olun. Kişisel beceri ve kazanma yerine katılım ve elinden geleni yapmanın önemli olduğunu vurgulayın. Kendiniz de iyi örnek oluşturun. Asıl amacınızın çocuğunuzun sağlıklı, mutlu ve üretken bir erişkin olması olduğunu unutmayın.
SIK SORULAN SORULARÇocuğuma sporu nasıl sevdirebilirim?Televizyon seyretmesini ve Bilgisayar oyunlarını kısıtlayın. Kendiniz de spor yaparak ona örnek olun. Birlikte yapabileceğiniz koşu, yüzme, bisiklet, tenis basketbol gibi bir spora başlayın.
Aşırı yorulmalarını nasıl önlerim?Çocuğa serbest oyun zamanı tanıyın. Çok sayıda spora katılmak çocuğun motor becerilerini arttırır, sportmenlik, kendine güven duygularını geliştirir, sosyal yönden çocuğu zenginleştirir. Tek bir spora yönelmesini önleyin. Çocuk antremana gitmek istemiyorsa, veya antreman öncesi mutsuzsa durumu araştırın.
Maçlarda nasıl davranmalıyım?Sadece çocuğunuz için değil, tüm takım için tezahürat yapın. Çocuğunuzu müsabaka sırasında karışmayın, antrenörlük yapmaya kalkışmayın. Duygularınızı dizginleyin, çocuğunuzu destekleyin ama hep seyirci alanında kalın. Antrenörlere, hakemlere teşekkür etmeyi unutmayın.
Spor çocuğu geliştiriyor

El bileğinden anjiyo


nyildiz@hurriyet.com.tr
Bu sayede sabah Anjiyo olup, öğleden sonra işinize ya da evinize dönebiliyorsunuz. Anjiyonun el bileğinden yapılmasıyla gündelik yaşantıya dönmek de kolaylaşıyor.Koroner girişimlerde el bileği damarının kullanılmasının işlem sonrasında istenmeyen, can sıkıcı komplikasyonların azalmasını sağladığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ertan Ökmen sorularımızı yanıtladı. Anjiyonun el bileğinden yapılmasının avantajları nelerdir?Bilek damarı kasık damarının aksine cilt yüzeyine çok yakındır ve şişman hastalarda bile kolaylıkla girilebilir. Cilde yakınlık ve arkasındaki kemik doku aynı zamanda işlem sonrasında giriş deliğinin kapanmasında kolaylıkla kompresyon uygulanabiliyor. Kanama çok kolay kontrol altına alınabiliyor. Kasık damarı yolu yapılan stent girişimlerinde işlem esnasında yüksek dozda kanı sulandırıcı ilaçlar uygulanması nedeni ile işlemden hemen sonra damara girişi sağlayan kılıf çekilemez. Kılıfın çekilebilmesi için 4-6 saat bu ilaçların etkisinin geçmesi beklenir bu zaman zarfında hasta yatağında bacağını hareket ettirmeden yatmak zorundadır. 4-6 saat sonra kılıf çekilerek elle 15-20 dakika kompresyon ve sonrasında yine 4-6 saat kum torbası ile ağırlık konularak kanamanın durdurulması sağlanmaya çalışılır. Bu nedenle kasık damarı yolu ile tanısal koroner anjiyografi yapılan hasta 6 saat, balon ya da stent gibi tedavi edici girişim yapılan hasta ise yaklaşık 12 saat yatağında işlem yapılan bacağını hareket ettirmeden düz yatmak zorundadır. Ayağa kalkamaz, tuvalete gidemez. Bilek damarı yolu ile yapılan girişimlerde ise işlem sonrasında kılıf yüksek doz kanı sulandırıcı ilaçlara rağmen hemen çekilir. Hastaya bileklik benzeri bir materyal takılır ve bu bileklik iki saate yakın hastada takılı kalır, hastaneden çıkmadan önce de çıkarılarak bandaj yapılır. Hasta ertesi gün bandajını çıkarabiliyor. Tabii ki hasta işlemden hemen sora ayağa kalkabilir, oturabilir, tuvalete gidebilir, hatta işlem yapılan elini kullanabilir yemeğini kendi yiyebilir. Koroner tanısal işlemlerden sonra 6 saat hastanede yatmak yerine 2.5-3 saatte taburcu olabilir.Sabah anjiyoya girip, öğlen işe gidiyorlar
Anjiyosunu el bileğinden yaptıran kişiler işe ne kadar sürede geri dönebilir?
Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ertan ÖkmenEvet, eğer hasta isterse aynı gün içinde işine dönebilir. Elbette bunlar anjiyo sonucuna göre belirleniyor. Eğer anjiyoda tedavi gerektirecek bir sonuç çıkarsa o zaman hastaya farklı davranılıyor. Gerekiyorsa hastaneye yatırılıyor. İşlem nasıl yapılıyor?Anjiyo yapılacak cilt altı uyuşturuluyor ve işlem lokal anestezi altında yapılıyor. Kesi çok küçük olduğu için hasta ağrı hissetmiyor. Sonrasında da bir sıkıntı yaşanmıyor. Komplikasyon olabiliyor mu?Bilekten yapılan anjiyoda giriş yeriyle ilgili komplikasyon riski yüzde birin altında görülüyor. Yani neredeyse hiç yok. Anjiyodan sonra önemli olan giriş yerinin sıkıştırılmasıdır. Asıl işlem kataterin damar içine girmesi için açılan 3 mm’lik deliğin kapanmasıdır. Giriş yerinden kaynaklanan sıkıntılar bu deliğin iyi kapanamamasından kaynaklanır. Kasıktan yapılan anjiyoda kullanılan damar büyük bir damardır. Arkasındaki kemik dokular oldukça geride, kas ve yağ var. Özellikle kilolu kadınlarda yağdan dolayı iyi sıkışma sağlanamayabiliyor. El bileğinden yapılan anjiyoda damarın altında kemik olduğu için anjiyo sonrasında kullanılan bileklik benzeri bir materyal sayesinde kanama kısa sürede duruyor ve deliğin kısa sürede kapanması sağlanıyor. Anjiyonun riskleri ondan alınacak bilgilerin sağladığı kazanımlar düşünüldüğünde çok önemsiz kalıyor. Başarı oranı nedir?2007 yılından bu yana hem yurt dışından hem de yurt içinden bize başvuran yaklaşık 5000 civarında hastaya koroner anjiyografi ve stent girişimini bu yöntemle başarı ile uyguladık. Halen Fransa, Japonya, Çin, Belçika, Almanya, Hollanda gibi birçok ülkede standart olarak bu yöntem kullanılıyor. Anjiyonun sonuçları ne zaman ortaya çıkıyor?Sonuçlar anında ortaya çıkıyor. Çünkü işlem sırasında ne olduğunu anında görüyoruz. Darlıklar Bilgisayar ekranında daha çekerken görülüyor. Ve ne yapılması gerektiğine o anda karar veriyoruz. Böbrek yetmezliği olanlar için riskliEl bileğinden anjiyonun uygulanamayacağı hasta grupları var mı?Yapmayı istemediğimiz hasta grupları var. Bunlardan bir tanesi diyalize giren hastalar. Bu hastaların kol damarı üzerinde hareket etmek sıkıntılı olabiliyor. Kronik böbrek yetmezliği olan kişilerde de kol damarları önemli olduğundan uygulamamayı tercih ediyoruz. Ayrıca, herhangi bir kaza ya da yaralanma sonrasında kolunda travma oluşanlara da el bileğinden anjiyo yapılamıyor. Damar yapıları çok ince olan zayıf kişilere uygulama mümkün olabiliyor mu?Hayır, yapılamayacak gruplardan biri de çok zayıf olan kişiler. İri vücutlu kişilerin damarları zayıf olanlara nazaran daha geniş oluyor. Çok ince yapıdaki kişilerin damarlarını elimizle kontrol ediyoruz, gerekirse ultrasonla bakıyoruz ve damarların işlem için uygun çapta olup olmadığına karar veriliyor. Kullandığımız kataterler çok ince. Bu nedenle damar yapılarının inceliği nedeniyle işlemi yapamadığımız hasta oranı sadece yüzde birdir. Uygulamada ya da sonuçlarda kadın erkek arasında bir fark var mı?Her iki cins arasında uygulama açısından bir fark yok. Tek fark, kadınların damarları erkeklere oranla daha ince olması. Ama bu farklılık da uygulamada zorluk getirmiyor. Kadınlar mahremiyet düşüncesinden dolayı el bileğinden anjiyoyu tercih edebiliyorİşlem sonrasında bilekte herhangi bir iz kalıyor mu?El bileğinden anjiyo 3-4 mm’lik çok küçük bir kesiden yapılıyor. Yani üç veya dört toplu iğnenin başı kadar büyüklükte belli belirsiz bir iz oluyor. Bir kişiye birkaç defa el bileğinden anjiyo yapılabilir mi?Elbette mümkün. Böyle bir durumda, bir önceki işlemin gerçekleştirildiği yerin yarım santim üstünden yapabiliyoruz. Ya da karşı taraftaki bilekten yapıyoruz. Birkaç defa anjiyo yaptığımız ve daha sonra balon stent taktığımız hastalar var. Kişi anjiyo sonrasında gündelik yaşamına nasıl adapte olunuyor?Anjiyolu el bileğinden yaptıktan sonra hasta yürüyerek evine gönderiliyor. Gündelik yaşamında kolunu zorlamayacak her şey yapabilir. Zorunlu olmadığı sürece bandaj çıkarılmadan banyo yapılmasını önermiyoruz. Anjiyo ile ilgili olarak özel olarak uygulanması gereken bir Beslenme rejimi yok. Ancak anjiyonun sonucuyla ilgili yapılması gerekenler var. Eğer damarlarda tıkanıklık söz konusu ise kalp koruma diyeti dediğimiz kolesterolü düşük, az tuzlu, katı yağdan uzak, sebze meyve ağırlıklı bir beslenme rejimi uygulaması gerekiyor. Ama sonuçlar normalse ve kolesterol de yüksek değilse özel bir Diyet önermiyoruz. Ancak tüm anjiyolar için işlemden sonra kişilerin bol su içmeleri gerekiyor. Bu sayede işlem sırasında hastaya verilen boyanın vücuttan rahat atılması sağlanıyor. Hastaneden çıkıncaya kadar yaklaşık 2 litresini içmesini sağlamaya çalışıyoruz. Eve gittiklerinde de bol su içmelerini istiyoruz.
El bileğinden anjiyo