Showing posts with label Yemek Tarifleri. Show all posts
Showing posts with label Yemek Tarifleri. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Gaziantep yemekleri kitap oluyor

GAZİANTEP - Türkiye'nin en zengin mutfaklarından birine sahip olan Gaziantep'te ev kadınlarının yöresel Yemek Tarifleri kitapta toplayacak.
Sahan Restoranları'nın sahibi Tahir Tekin Öztan, İstanbul'da bir müşterisiyle yaşadığı diyalog sırasında Gaziantep yemeklerinin tamamının yazılı olduğu bir kitap bulunmadığını fark ettiğini ifade ederek, bunun üzerine bir çalışma başlattığını ve oluşturdukları dört kişilik bir ekibin Gaziantepli 60 yaş ve üstü ev kadınlarıyla görüşerek yöresel yemeklerin tariflerini görüntüleyip, fotoğrafladığını bildirdi.
''Gaziantepli kadınlar yemek tariflerini genelde Gaziantep şivesiyle yapıyorlar. Kitabın oluşturulmasının yanı sıra, Gaziantep'in şivesiyle anlatılan yemek tariflerinin bulunduğu bir CD de kitapla birlikte hazırlanacak'' diyen Öztan, bu şekilde Antep şivesinin de ölümsüzleşmesini sağlamak istediklerini söyledi.
Kitapta yemek tariflerinin yanında hangi mevsimde hangi yiyeceklerin tüketildiği, yemeklerin yapımında kullanılan araç ve gereçler gibi bilgilere de yer vereceklerini açıklayan Öztan, şöyle konuştu: ''Gaziantepli kadınların bütün gün evde neler yaptıklarını yazdık. Tek tek bunları belirledik. Çünkü bunların hepsi inanın 100 yıl sonra unutulacak. Kadınlar eskiden evin ekmeğini yapardı, salçasını yapardı, şiresini çıkarırdı, kuruluğunu yapardı, sabah akşam çalışırlardı. Bunları yazalım, bunları resimleyelim, bunları belgeleyelim ki, hiçbir zaman bunlar unutulmasın. Çünkü biz bu topraklarda yaşadık bu topraklarda büyüdük. Bunları kayıt altına alan mükemmel bir kitap oluşturmaya çalıştık.''
KİTABA GİRECEK TARİFLERE KOMİSYON ONAYI İki yıldan bu yana yaptıkları çalışmalar sonucunda yaklaşık bin kadınla görüştüklerini ve yemek tariflerini topladıklarını belirten Öztan, ''Ancak, kitabın yayımlanmasının ardından, 'Bu yemek Gaziantep'e ait değil ya da bu yemek böyle yapılmaz' şeklinde eleştirilerin önüne geçmek için akademisyenler, yazarlar ve Gaziantep'te yaptıkları yemeklerle iddialı olan ev hanımlarından oluşan bir komisyon kurduk. Bu komisyon yemek tariflerini inceledi, kendi aralarında tartıştı ve daha sonra tarifin kitaba konulup konulmayacağına karar verdi'' dedi.
Bu yılın ortalarına doğru kitabı yayımlamayı planladıklarını belirten Öztan, ''Bence çok güzel bir kaynak olacak. Bundan maddi bir beklenti içinde değilim. Gaziantep'e yaptığım yatırımda da bu düşünce içindeydim. Bu, bir şahsın değil bütün Gaziantep'in kitabı olacak. Herkesin emeği var. Bu kitabın dünyada da ödül almasını istiyoruz'' dedi.
ANTEP YEMEKLERİ KADINLARI SOSYALLEŞTİRİR Antep yemeklerinin kadını sosyalleştirdiğinE, bazı yemekleri kadınların yardımlaşarak yaptığına dikkati çeken Öztan, sözlerini şöyle tamamladı: ''Şu anda plazalarda, apartmanlarda oturan insanlar birbirlerini tanımıyor, ama, Gaziantep'te 7-8 komşu bir araya gelip yuvalama yapıyor. Bir Alışveriş, bir sosyalleşme oluyor. Kimse bu gözle olaya bakmıyor. Örneğin bir evde şire yapılacağı zaman bütün komşular, sülale yardıma gelir. Bizim yemeklerimiz yalnız lahmacun ve kebap değil, ev yemeklerimiz çok zengin. İnsanlar arasında komşuluk ilişkilerini geliştirerek sosyalleşmeyi de sağlıyor.''
SAĞLIKLI Beslenme REÇETESİKomisyonda yer alan yazarlardan Serpil Ocak da kendisinin Gaziantep'te yemek kitabını ilk çıkaran yazarlardan olduğunu, böyle bir çalışma içinde bulunmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Ocak, ''Güzel bir iş çıkacağını tahmin ediyorum. Gaziantep'in bütün yemekleri, tarihçesi ve her şeyiyle birlikte burada yer alacak'' dedi.
Yazar Özge Özsabuncuoğlu da ''Bu kitap bire bir yaşlıların ağzından alınan tarifleri içeriyor. Şimdi Diyet uzmanları, 'eskiler nasıl besleniyorsa öyle beslenelim' diyorlar. Bu kitapta ona öncülük edecek'' diye konuştu.
Kendisinin de iyi yemek yaptığını belirten araştırmacı, yazar Akten Köylüoğlu, ''Hazırlanan bu kitabın bence Sağlıklı Beslenme reçetesi olarak kabul edilmesi lazım, çünkü Antep yemeklerinde sebze bol tüketilir. Sanki herkes devamlı kebap yiyormuş hissi var insanlarda. Bizim pikniklerimizde bile eskiden bu kadar ne kebap yenilirdi ne de insanlar böyle obezdi. Çok özel günlerde kebap yapılırdı. Şimdi her hafta kebap yapılıyor. Bu yanlış bir beslenme tarzı. bizim bu kitapta verdiğimiz beslenmeler sağlıklı beslenme reçetesi olarak kabul edilmeli'' dedi.
Gaziantep yemekleri kitap oluyor

Bunları kadın sayfalarında görmek istemiyoruz

İSTANBUL - Gazetecilik kariyerine bir kadın dergisinde başlamış ve son yirmi yılda binlerce kadın dergisi okumuş birisi olarak klasik kadın dergilerinde çıkan bazı bölümlerden ne kadar sıkıldığımı ve o bölümlere koyulan bazi bilgileri bir daha asla duymak istemediğim gibi yeni gelen jenerasyonlara olduğu gibi hala bunların farkına varamamış ya da varmak istememiş olanlar da verilmemesi taraftarıyım. “Neden bahsediyorsun Aslıcım?” derseniz buyrun okuyun:
1- Hiç bir şekilde genelde daha okulu bitirmemiş 19 yaşındaki stajyerlere yazdırılan erkekleri elde etme, elde tutma, ele geçirme üzerine 10-20 veya 30 maddeli yazılara yer verilmesin. Bu çocukların tavsiyeleri ile de aklı başında kadınlar hareket etmesinler. Ben de zamanında yazdım, şimdi düşünüyorum, umarım çok ciddi hasar vermemişimdir kimsenin (ve tabii kendi) ilişkilerine.
2- “16 günde 8 kilo, No diet-diet, yiyelim zayıflayalım, pilates göbek eritir” gibi mit diyetlere de yer verilmesin, çok daha iyi olacak. “10 kilo vermenin yolu 10 ay ciddi antrenman ve ciddi Diyet, ve sonrasında kiloları verdim Yuppyy” şeklinde yoldan çıkmadan sağlıklı yaşama devam. Başka ve kolay yolu yok.
3- En sevdiğimiz kadın filmleri kategorisinde Pretty Woman, My Best Friend’s Wedding ve Runaway Bride, Terms of Endearment değilde American Gigolo, Pulp Fiction, Out of Sight olsun.
1994 yapımı Pulp Fiction filminde Uma Thurman...
4- Kolay Yemek Tarifleri de verilmesin, zor tarifleri denemeye zorlayalım okuyanları. O tarifleri de becerebiliriz biz, eğer biraz uğraşırsak, neler becermedik, yemek mi yapamayacağız!
5- Üniversite yıllarımda severek takip ettiğim JANE diye bir dergi vardı: her sayısında gerçek kadınların, aramızdan birilerinin yaptığı küçücük ama anlamlı işleri anlatan yazılar yayınlansın. Hatta bu kadınlar ünlü olmasın o yazı sayesinde, örnek olsunlar hepimize, hatırlansın, bilinsin.
6- Moda sayfalarında giyilebilecek kıyafetler olsun, çoğumuzun satın alamayacağı, ve muhtemelen giymemesi gereken (hatta giymesinin kanunen yasaklanması gereken) tip kıyafetleri göstermeyelim bile. Herkes kendini bilsin, bilmeye çalışsın, aynaya baksın evden çıkmadan, arkadaşına, kuaförüne sorsun en azından.
7- HPV* den kaç kişinin kurtulduğunu değilde kaç kişinin öldüğünü yazsınlar, belki o zaman hepimiz (her seferinde) Prezervatif kullanmayı daha ciddi düşünürüz. *Human Papilloma Virüsü
8- Güzel giyinenleri övmeye tamam ama şu Komik şeyler giyen kadınlarla dalga geçmeyelim, erkekler kendi hemcinsleri ile bizim kadar uğraşıyorlar mı? Hayır. Zaten uğraşsalar çoğunu beğenmezdik bile, değil mi?
9- Araba ve Teknoloji konusunda, Spor konusunda daha çok yazı çıksın. Hepimiz maç ve değişil spor karşılaşmalarını seyrediyoruz, bazen sevdiğimiz icin, bazen çıtırlara bakmak için, bazen sevgilimize yakın olmak için. Her zevke göre olsun bu yazılar: Tenis dünyasındaki yakışıklılardan, “Joao Alves gereçekten GS’ye yarar mı?” ya kadar gidelim.
Bunları kadın sayfalarında görmek istemiyoruz

Thursday, December 31, 2009

YILBAŞI GECESİNE ÇOK ÖZEL LEZZETLER

Balkabağı Çorbası



Malzemeler



1300 gr Balkabağı



4 Su Bardağı Süt



1 Su Bardağı Su



1 Soğan



4 Yemek Kaşığı Krema



2-3 Diş Karanfil



Yarım Demet Dereotu



Tuz, Karabiber



Toz Müskat



Kreton Ekmek (üzerine)







Hazırlanışı: Balkabağını soyup ufak dilimleyin ve derin bir tencereye alın. Üzerine sütü ve suyu ilave edin. Tuz, biber, müskat, soyulmuş soğan ve karanfilleri ekleyin. Kabaklar iyice yumuşayana kadar en az 40 dakika kaynatın.



Ateşten alınca soğan ve karanfilleri çıkarın. Kalan çorbayı mikserden veya tel süzgeçten geçirin. Sıcak olarak tabaklara paylaştırın.



Her tabağa bir kaşık krema, bir tutam ince kıyılmış dereotu ve kreton ekmeklerilave edip hemen servis yapın.



Pastırmaya sarılı deniz tarağı ve humus



Malzemeler



16 adet deniz tarağı



16 dilim (çemeni alınmış ve çok ince dilimlenmiş) pastırma



100 gr. tereyağı



2 çorba kaşığı pulbiber



2 çorba kaşığı doğranmış frenk soğanı



5 çorba kaşığı zeytinyağı



humus için



150 gr. nohut



150 gr. tahin



limon suyu (1,5-2 limon)



1 diş sarımsak



1 çay kaşığı kimyon



tuz



Hazırlanışı: Bir çırpıda yutuverilecek kadar minik, bir o kadar da lezzetli bu atıştırmalığı hazırlamak biraz zaman alsa da denemeye değer. Bir gece önceden suya yatırdığınız nohutları iyice yumuşayana kadar haşlıyorsunuz. Haşlanmış nohutların kabuklarını aldıktan sonra tahin, limon suyu, sarımsak, kimyon, tuz ekleyip pürüzsüz bir kıvam alana kadar mutfak robotunda çekiyorsunuz. Humusunuz hazır... Bu arada pastırma dilimlerine sardığınız tarakları da dolaba kaldırıyorsunuz. Sıra geliyor lezzetin pekiştirilmesine… Tereyağını kızdırıyorsunuz, tabii kırmızı biber eklemeyi de unutmuyorsunuz. Bu karışımı da bir kenarda beklemeye alıyorsunuz. Son olarak da zeytinyağı eklediğiniz frenk soğanlarını robotta çekiyorsunuz. Bunlar servis öncesi ön hazırlık aşamaları. Sıra servise gelince; önce humusu ocakta bir parça ılıtıyorsunuz. Taraklar ise dışları yağlandıktan sonra doğru fırına (220 dereceye ayarlanmış) atılıyor… İçleri hafif çiğ kalacak şekilde üç dakika pişiriyorsunuz. Tabağa önce humusu, sonra tarakları koyuyorsunuz. Son olarak da üzerine önceden hazırlamış olduğunuz yağı gezdiriyor, sıcak olarak servis ediyorsunuz.



Mantar ve kestaneli iç pilavla doldurulmuş hindi



Malzemeler



5-8 kg’lık bütün hindi



yarım limonun suyu



tuz, karabiber



1 çorba kaşığı yoğurt



iç pilav için: 4 su bardağı pirinç



5 su bardağı tavuk suyu



2 adet soğan



200 gram tereyağı



1 su bardağı konserve mantar



1 çorba kaşığı dolmalık fıstık



1 çorba kaşığı kuşüzümü



1 çay kaşığı karabiber, tuz



1 tatlı kaşığı tozşeker



1 çay kaşığı yenibahar



yarım demet maydanoz



2 su bardağı haşlanıp ayıklanmış kestane



Hazırlanışı: Bütün hindiyi yıkayıp temizleyin. Limon suyu, tuz, karabiber ve yoğurdu karıştırıp hindinin üzerine sürün. Fırın poşetine yerleştirerek, 200 derecede fırında iki buçuk saat pişirin. Pilav için, yıkayıp süzdüğünüz pirinci tereyağında sürekli karıştırarak hafifçe kavurun. İnce doğranmış soğanları ilave edip, kavurma işlemini sürdürün. Önce fıstık, üzüm ve mantar, 5 dakika sonra tuz, karabiber, tozşeker ve 5 bardak kaynar suyu ilave edin. Pirinç suyunu çekene kadar pişirin. Tencerenin altını kapatıp, yenibahar ve ince kıyılmış maydanoz ekleyin. Demlenmeye bırakın. Daha sonra kestaneleri ilave edin. Pilavı hindiye doldurarak servis yapın.







Hindi



Malzemeler



1 adet hindi



Marinat malzemesi: 1 çay bardağı soya sosu, Yarım çay bardağı bal, 1 çay bardağı zeytinyağı, 1 adet limon (kabuğu çok ince kıyılmış)



İç malzemesi: 3 çay bardağı zeytinyağı, 4 çay bardağı soğan (piyaz doğranmış), 5 çay bardağı ayva (küp doğranmış), 2 çay bardağı su, 3 çay bardağı havuç (iri rendelenmiş), 4 çay bardağı mantar (ince kıyılmış), 3 çay bardağı badem (beyazlatılmış-iri kıyılır.







Hazırlanışı: Marinat malzemesini çırpın. Hindinin içini ve dışını çırpılan malzemeyle ovun. Üzerini folyo ile örtüp, en az 15 dakika dinlendirin. Arada bir marinat ile içini dışını tekrar ovun. Isıtılmış 2 çay bardağı zeytinyağında soğanı sararıncaya ve yumuşayıncaya kadar soteleyin. Ayvayı ilave edip, karıştırarak yumuşayıncaya kadar 5 dakika daha soteleyin. Kalan zeytinyağı, 2 çay bardağı su ve diğer bütün malzemeyi ekleyip karıştırın ve 5 dakika pişirin. Marinatladığınız hindinin içine hazırladığınız malzemeyi fazla sıkı olmayacak şekilde doldurun. Boyun ve geri kısmını çöp şiş batırarak kapatın. Yağlanmış derince bir fırın kabına hindiyi yerleştirin ve üzerini hava almayacak şekilde 2-3 kat alüminyum folyo ile sıkıca kapatın. Önceden ısıtılmış 190 derece fırında 1 saat 45 dakika pişirin. Bu süre içinde birkaç kez hindiyi fırından çıkarıp tepside biriken sudan üzerine sürün. Alüminyum folyoyu açın, hindinin üzerine tepside biriken sudan tekrar sürüp, 45 dakika daha pişirin. Hindiyi biraz dinlendirdikten sonra servis yapın.





Yılbaşı pilavı







Malzemeler: 4 kişilik



3 su bardağı baldo pirinç



250 gram hindi ciğeri



yarım kahve fincanı sıvıyağ



1 kahve fincanı dolmalık fıstık



1 çay bardağı kavrulmuş badem içi



2 çorba kaşığı tereyağı



1 adet küçük boy soğan



1 kahve fincanı dolmalık üzüm



250 gram haşlanmış kestane



yarım çay kaşığı tarçın, karabiber



1 tatlı kaşığı kıyılmış dereotu



3 tatlı kaşığı tozşeker



4 su bardağı tavuk suyu



1 tatlı kaşığı tuz



Hazırlanışı: Pirinci bol tuzlu sıcak suda bir saat dinlendirin. Ciğeri minik küp şeklinde doğrayarak sıvıyağda hafifçe kızartın. Tereyağını pilav tenceresine alarak dolmalık fıstık ve badem içlerini pembeleştirin. Üzerine süzdüğünüz pirinci ve yemeklik doğradığınız soğanı ilave edin. 5 dakika kavurun. Dolmalık üzüm, kestane, tarçın, karabiber, dereotu ve tozşekeri ekleyerek 1-2 saniye karıştırın. Tavuk suyunu ilave ederek kısık ateşte 15-20 dakika pişirin. Ocağın altını kapatmaya yakın tuzunu ayarlayın. 5-6 dakika demlendirerek servis yapın.



Pirinci bol tuzlu sıcak suda bir saat dinlendirin. Ciğeri minik küp şeklinde doğrayarak sıvıyağda hafifçe kızartın.





Yılbaşı keki



Malzemeler



3 yumurta



1,5 su bardağı şeker



1 su bardağı sıvı yağ



1 şişe soda



Yarım çay bardağı ince kesilmiş portakal kabuğu



3 adet kurutulmuş kivi



1 dilim kurutulmuş ananas



Yarım su bardağı kurutulmuş muz



Yarım çay bardağı kuru üzüm



Yarım su bardağı kurutulmuş mango



1 paket kabartma tozu



1 paket vanilya



3 bardak civarında un



Hazırlanışı: Yumurta ve şekeri iyice çırpın. kabartma tozunu ekleyip birkaç tur bir daha çırpın. Kuru meyveleri küp küp kesin. Ve hafifçe kaynatın. Su fokurdayınca içine atıp, 2 dakika içinde ocağın altını kapatıp tel süzgeçle alıp, suyunu süzdürün. peçeteyle kurulayın. Böyle yaparsanız meyveleriniz kekin dibine çökmez tüm kekin içine eşit yayılır. Ardından karıştırma kabına vanilya ve un ekleyip karıştırın. Şimdi sıra sıvı yağda. Onu da ekleyip karıştırın. Son olarak meyveleri ekleyip kabaca bir kaç tur karıp kek kalıbına alın. 170 derecede kekin üstü altın rengi olana dek pişirin.




Zencefilli yılbaşı kurabiyesi



Malzemeler:



300 gram margarin



4 su bardağı un



8 çorba kaşığı esmerşeker



2 adet yumurtanın akı



yarım çorba kaşığı tarçın



1.5 çorba kaşığı toz zencefil



bir su bardağından iki parmak fazla toz badem



glazür ve yeşil Gıda boyası



Hazırlanışı: Oda sıcaklığındaki margarin, un, esmerşeker, yumurta akı, tarçın, kabartma tozu ve zencefili karıştırarak hamur haline getirin. Daha sonra merdane ile 4-5 mm kalınlığında açın. İstediğiniz şekilde kalıpla kesin. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 35-40 dakika pişirip, üzerine gıda boyasıyla karıştırılmış glazür sürün. Renkli pasta süslerliyle servis yapın.







Kar desenli çikolatalı kurabiye



Malzemeler:



200 gram tereyağı



100 gram pudraşekeri (3/4 su bardağı)



1 yumurtanın sarısı (akını glazür için kullanacağız)



4-5 çorba kaşığı kakao



300 gram un (yaklaşık 3.5 su bardağı)



arzuya göre çekilmiş ceviz, fındık ya da yer fıstığı



üzeri için: benmari usulü eritilmiş bitter çikolata ve beyaz çikolata



ya da beyaz ve kakaolu glazür



Hazırlanışı: Öncelikle tereyağı ve pudraşekerini iyice çırpıyoruz. 1 yumurta sarısını ilave ediyoruz ve kakaoyu da. Ardından azar azar unu ekleyerek yumuşak bir hamur elde ediyoruz. Hamuru dinlendirmek için yarım saat buzdolabında kaldırıyoruz. Dinlenmiş hamuru merdaneyle açtıktan sonra yuvarlak kalıpları kullanarak şekil veriyoruz. Ancak kurabiyeler biraz büyük olmalı. Çünkü üstlerine kar desenleri yapacağız. Kurabiyeleri yağlı kağıt serili tepsiye yerleştiriyoruz. Önceden ısıtılmış 175 derece fırında 15-20 dakika pişiriyoruz. Üzerlerini süslemek için, benmari usulü erittiğiniz bir paket bitter çikolataya kurabiyeleri birer birer batırarak, buzdolabında koyup üzerindeki çikolatalar biraz donunca, üzerlerine bu kez yine benmari usulü erittiğiniz beyaz çikolata ile süslemeler yapabilirsiniz.







Noel kurabiyesi



Malzemeler:



Sable hamuru için: 1 paket margarin



1 adet yumurtanın sarısı



1 su bardağı pudraşekeri



1 paket kabartma tozu



aldığı kadar un



üzeri için: 1’er tatlı kaşığı değişik renklerde gıda boyası



bir buçuk tatlı kaşığı nişasta



1 çay kaşığı vanilya



3 tatlı kaşığı tozşeker



1 çay bardağı soğuk su



Hazırlanışı: Sable hamurunu hazırlamak için margarini, yumurta sarısı, pudraşekeri, kabartma tozu ve unu derin bir kapta kulak memesi kıvamını alana dek karıştırın. Daha sonra 15 dakika dinlendirin. Merdane ile açarak kalıp yardımıyla dilediğiniz şekli verin. Hafifçe yağladığınız fırın tepsisine yerleştirin. 120 derecede kurabiyeler kıtırlaşana dek pişirin. Üzeri için nişasta, vanilya ve tozşekeri suya ekleyin. Ağır ateşte koyu pelte kıvamı alana dek pişirin. Kullanacağınız renk miktarı kadar çay tabağı çıkartın. İçine 1’er tatlı kaşığı pelteden ve çay kaşığının ucu ile gıda boyalarından akıtarak karıştırın. Soğuyan kurabiyelerin üzerine fırça ile dilediğiniz biçimde sürün. 2 saat dinlendirerek servis yapın.



Sable hamurunu hazırlamak için margarini, yumurta sarısı, pudraşekeri, kabartma tozu ve unu derin bir kapta kulak memesi kıvamını alana dek karıştırın.











Kabak pastası



Malzemeler:



1 su bardağı süt



12 çorba kaşığı toz şeker



1 adet tart hamuru (pişmiş)



400 gr bal kabağı püresi



12 gr jelatin



3 adet yumurta,



Yarım çay kaşığı Hindistan cevizi , 1 çay kaşığı tarçın



6 çorba kaşığı pudra şekeri, 1 bardak kremşanti, 3 çorba kaşığı su







Hazırlanışı: Derince bir tencereye şeker, hindistan cevizini, tarçını, sütü, yumurta sarılarını ,suyu,ve bal kabağını koyup, üzerine jelatini serpin. Daha sonra tencereyi benmari usulü, sık sık karıştırarak karışımı 15 dakika pişirin. Tencereyi suyun içinden alın, kenarları sertleşmeye başlayıncaya kadar bir kenarda bekletin. Ayrı bir kapta, yumurta aklarını çırparak pudra şekerini de karıştırın. Bu kasede hazırladığınız karışımı, tencerede soğumaya bıraktığınız kabak karışımının içine katın.Ortaya çıkan karışımı tart hamurunun içine doldurun ve buzdolabında birkaç saat dondurun. Servis yapmadan üzerini krem şanti ve arzu ederseniz fıstıkla süsleyebilirsiniz...











Kabak Tatlısı



Malzemeler:



2 kg. bal kabağı



2,5 su bardağı şeker



4- 5 tane karanfil



1 su bardağı ceviz veya fındık içi



Hazırlanışı: Kabak dilimlenip soyulur, çekirdekleri çıkarılıp iki parmak genişliğinde doğranır, yıkanır.Tencereye bir kat kabak, bir kat şeker dizilip bir gece veya 4- 5 saat ağzı kapalı bekletilir. Birkaç tane karanfil atılır.Orta ateşte pişirilir. Şurubun koyulaşması için biraz da kapak açık olarak kaynatılır. Servis tabağına alınıp dövülmüş ceviz içi serpilir.





Kestaneli yılbaşı pastası



Malzemeler



Krem patiseri



2 yumurtanın tamamı



2 yumurtanın sarısı



2 su bardağı süt



½ su bardağı toz şeker



1 ½ su bardağı krema



4 adet jelâtin yaprak



Siyah kek



7 adet yumurtanın akı



4/1 su bardağı pudra şekeri (yumurta akıyla birlikte karıştırılacak)



1 su bardağı toz badem



1 ½ su bardağı pudra şekeri



4/1 su bardağı kakao



Hazırlanışı: Yılbaşı pastası bu, sıradan olmamalı… Dolce’nin parmak yedirten lezzetlerinden birini seçtik, tarifini aldık. İşe krem patiseriyi hazırlayarak başlıyorsunuz. Önce yumurtaları derin bir kabın içine kırıyor, ardından şeker ilave ediyor ve açık sarı renk olana kadar mikserle çırpıyorsunuz. Diğer tarafta sütü ateşte ısıtıyor, içine jelatin koyuyor ve eritiyorsunuz. Jelatinli sütü yumurtanın içine yavaş yavaş döktükten sonra benmari usulü pişiriyorsunuz. Çırptığınız kremayı da içine ilave ediyorsunuz. Elde ettiğiniz bu karışımı dolapta bir gece bekletiyorsunuz. İkinci adım siyah kekin hazırlanması.Yumurta akını mikserle çırpıyor ve malzemeleri iyice birbirine karıştırıyorsunuz. Son olarak da çırpılmış yumurta akını ve pudra şekerini ilave ediyor, kalıplara döküyor ve 180 derece fırında 15 dakika pişiriyorsunuz. Bundan sonra yapılacak şey kekle krem patiseriyi buluşturmak. Pişirdiğiniz kekin içine krem patiseri, kestane şekeri ve krokanı koyuyorsunuz. Üzerini ezilmiş kestaneyle kapatıyor, ve özel kestane sicim yapma makinesiyle çekip pastanın üzerine yerleştiriyorsunuz. İşte yeniyıla girerken ağzınızı tatlandıracak yılbaşı pastanız hazır.


YILBAŞI GECESİNE ÇOK ÖZEL LEZZETLER

YILBAŞI GECESİ VE ÖNCESİ NELER YEMELİYİZ?

Yılbaşından bir gün önce vücudun enerjiye ihtiyacı olduğunu belirten Diyetisyen Taylan Kümeli, yılbaşı gecesini C vitamini ve karbonhidrat ağırlıklı beslenmeyle karşılamayı öneriyor.





Bunun için sofralarda C vitamininden zengin gıdalara yer vermek, sağlıklı karbonhidrat kaynaklarını özellikle de sebze ve meyve ağırlıklı mönüleri tercih etmekte fayda olduğunu söyleyen Diyetisyen Kümeli, o gecenin zayıflama programında olanlar için tehdit unsuru olabileceğinin de altını çizdi.



"Bu durumla baş edebilmek için öncelikle mönüyü kontrol edip gerçekten canınızın istedigi besinleri makul oranlarda tüketmelisiniz" diyen Kümeli'nin tavsiyeleri şöyle:



"Besin kombinasyonlarına dikkat etmeli, örneğin et, tavuk ve balığın yanında karbonhidrat ağırlıklı besinleri seçmemeliyiz.ntvmsnbc.com'da yer alan habere göre; mesela ızgara somon ve patates püre servis ediliyorsa püre ile ekarte ederek, somonu yemelisiniz. Eğer alkol alacaksanız tatlı, meyve, ağır mezeler, kızartma türü yiyeceklerden uzak durmalısınız. Fazla alkol alınması vücudumuzda ödem oluşmasına neden olmaktadır. Bundan dolayı su atıcı ve toksinlerden arındırıcı bir Beslenme programı uygulanması gerekir. Alkol almadan en erken 10 dakika, en geç 2 saat önce muhakkak 1000 mg C vitamini alınmalı, alkol alımının ardından meyve tüketilmemelidir. Ayrıca her zaman olduğu gibi sindirim sorunu yaşamamak için yemekleri iyice çiğneyerek, yavaş yavaş yemeli ve küçük lokmalar halinde tüketmelisiniz.



YILBAŞINI EVDE GEÇİRECEKLER İÇİN ÖRNEK MÖNÜ



Diyetisyen Taylan Kümeli'nin, yılbaşı gecesini evde ve dışarda geçirecekler için hazırladığı örnek mönüler ise şöyle:



UYANINCA



1 bardak sıcak su + 1-2 dilim limon + 1 silme çay kaşığı zencefil



SABAH



1. seçenek



1 adet probiyotik sade yoğurt



1 tatlı kaşığı (silme) keten tohumu



1 yemek kaşığı yulaf ezmesi/ sade nesfit



2 yemek kaşığı ayıklanmış nar/1 orta boy elma



2. seçenek



1 dilim çok tahıllı ekmek



1 dilim light peynir



Maydanoz, tere, roka, domates, biber



ARA ÖĞÜN



2 orta boy mandalina veya kivi*1 fincan sıcak su içerisine 1’er poşet yeşil çay + rezene çayı + detoks çayı



ÖĞLE



1. Seçenek



1 kase sebze çorba



2 dilim light peynirli salata



2. Seçenek



1 tabak etsiz sebze yemeği (8 yemek kaşığı)



200 g Diyet yoğurt



Salata (yağsız)



ARA ÖĞÜN



1 adet Organik kuru kayısı + 5 adet organik badem



1 fincan sıcak su içerisine 1 parça kabuk tarçın + 2 adet karanfil + 1 silme çay kaşığı zencefil



AKŞAM



1. Seçenek



1 kase sebze veya domates çorbası



150 g ızgara veya fırında biftek, tavuk, hindi/ 200 gram ızgara balık



Yeşil salata



2. Seçenek



100 g ızgara veya fırında biftek, tavuk, hindi



½ tabak etsiz sebze yemeği ( 4 yemek kaşığı) veya haşlanmış sebze



100 g diyet yoğurt



2 SAAT SONRA



1 kase sütlü tatlı veya meyve tatlısı veya



1 porsiyon meyve veya



1/2 kase karışık kuruyemiş veya yağsız patlamış mısır



Not: Alkol alacaksanız 1-2 kadeh Şarap veya şampanya tüketebilirsiniz.



YENİ YILI DIŞARIDA KARŞILIYORSANIZ...



UYANINCA



Oda ısısında su (1 dilim limon da eklemelisiniz)



SABAH



1.Seçenek



1 dilim kepek ekmeği



1 kibrit kutusu kadar beyaz peynir



Domates, salatalık, sivribiber, maydanoz



1 fincan zencefilli ılık su



2.Seçenek



1 adet probiyotik sade yoğurt



1 yemek kaşığı yulaf



1 adet kivi



10 dakika sonra; 1 fincan ılık su



ARA ÖĞÜN



1 bardak light ayran



ÖĞLE



Tavuklu yeşil salata(150 g tavuk) / Peynirli salata(2 kk peynir)



1 bardak light ayran



ARA ÖĞÜN



1 adet mandalina + 1 ob yeşil elma



1 fincan ılık su



AKŞAM



Başlangıç



Peynir Tabağı (2 kibrit kutusu kadar ve beyaz peynir, dil peynir tercih etmeye çalışın)



Somon Füme veya somon carpaccio (1 dilim ve zeytin yağ ilavesi olmadan)



1 Dilim mozerella peyniri



Domates, salatalık



1 Kâse çorba (kremasız tercih etmeye çalışın)



ANA YEMEK



Fırında hindi/tavuk/balık (1 avuç içi büyüklüğünde tüketin) Patlıcan salatası (Sos ilave etmeyin)



Arzu edilen kadar ızgara/haşlama/sote veya çiğ sebze.



VEYA



Risotto veya Ravioli (4 yemek kaşığı ve yanında et/tavuk/balık tüketmeyin)



Arzu edilen kadar ızgara/haşlama/sote veya çiğ sebze



TATLI



Sorbe, dondurma, sütlü tatlılar ve meyve tatlıları tercih edin(1/2 porsiyon)



YILBAŞININ ERTESİ GÜNÜ İÇİN DETOX



Yeni yılda daha enerjik, zinde, formda ve mutlu olabilmek için içsel arınmaya yardımcı olacak, yılbaşı günü fazla atıştırmalarla kalori bombardımanına tutulmuş vücudumuzun hafiflemesini sağlayacak 1-2 günlük detoks programları ile zayıflama programınızın sekteye uğramasını engellemelisiniz.



Bol su ve bitki çayı tüketimine dayalı, kişileri çok sık aralıklarla küçük hacimli ama besleyiciliği yüksek besinlerle zindeleştiren 1. mönü veya daha pratik uygulamalı, özellikle geç uyanan bireyler için uygun 2. mönüyü denemelisiniz.



ÖRNEK MÖNÜ 1



1 büyük bardak limon dilimli, 1 kibrit kutusu taze zencefil veya 1 çay kaşığı toz zencefilli sıcak su



10 dakika sonra: 1 büyük bardak sıcak suya 1 poşet tarçınlı elma çayı + Detox çayı, 2 adet karanfil beraber demleyip ılık için.



10 DAKİKA SONRA KAHVALTI



1 adet sade probiyotik yoğurt (1 silme tatlı kaşığı keten tohumu)



1 adet kivi + 2 yemek kaşığı nar



2 yemek kaşığı sade yulaf



ARA ÖĞÜN



1 bardak detox çayı + 2 adet sade light bisküvi



ÖĞLE



Doyana kadar haşlanmış brokoli + 200 gram light yoğurt (içine 1 adet kırmızı biber doğrayın, az pul biber, dereotu, maydanoz ilave edin.)



ARA ÖĞÜN



1 su bardağı light kefir



AKŞAM



160 gram light konserve ton balıklı Roka Salatası (sos: 1 yemek kaşığı zeytinyağı+limon)



2 SAAT SONRA



1 orta boy kabuklu yeşil elma + 1 tam ceviz içi



ÖRNEK MÖNÜ 2



1 büyük bardak limon dilimli sıcak su



GEÇ KAHVALTI



1 dilim çok tahıllı ekmek



1 kibrit kutusu light beyaz peynir



Domates, salatalık, maydanoz, biber



ARA ÖĞÜN



Bitki çayları



İKİNDİ



1 adet kivi + 1 adet mandalina + 5 adet tuzsuz badem



VEYA



1 su bardağı diyet süt veya yoğurt + 3 adet kuru kayısı



AKŞAM



1 kase domatesli tel şehriye çorba (bol maydanozlu)



Doyana kadar kereviz/ıspanak/kabak/bamya/lahana/brokoli yemeği



200 gr. diyet yoğurt



2 SAAT SONRA



1 porsiyon meyve+1 çay bardağı light kefir veya laktozsuz light süt (toz tarçın ilave edilmiş)


YILBAŞI GECESİ VE ÖNCESİ NELER YEMELİYİZ?

Friday, December 25, 2009

Galata Muhallebicisi nde yılbaşına özel tatlar

Restaurant sektöründe tarzıyla yeni bir Trend oluşturan 'Galata Muhallebicisi' muhteşem tatlarıyla 212 Alışveriş Merkezi'nde herkesin damak zevkine hitap ediyor. Yılbaşı haftasına özel çok değişik mönüler hazırlayan mekan, birbirinden özel spesyalleri ile de sizleri şaşırtacak. Çikolatalı baklavadan Galata muhallebisine, fırın sütlaçtan aşureye, fıstıklı baklavadan burma kadayıfa kadar birçok lezzeti tatmanız mümkün. Tel: 0212 602 33 33


'Galata Muhallebicisi'nde yılbaşına özel tatlar

Thursday, December 24, 2009

Mutfağa girince eşim yere gazete seriyor

Ünlü belgeselci Coşkun Aral, 10 gün önce piyasaya çıkan 'Annemin Yemekleri' isimli kitabında; Karadeniz'den Ege'ye, Güneydoğu'dan Orta Anadolu'ya kadar yedi bölgenin lezzetlerini gözler önüne seriyor. Aral, annesi Nilüfer Aral'ın da tariflerinin yer aldığı, Hotpoint-Ariston'un desteği ile hazırlanan kitabını anlattı...



Bir yemek kitabı hazırlamak nereden aklınıza geldi?

Boğazıma düşkünüm. Çocukluğum zaten muhteşem yemeklerin pişirildiği bir evde geçti. Anne tarafım Arap ve Karadenizli, baba tarafım Türk, Arap, Kürt... Bu farklı kökenlerden gelen yemeklerin kokusuyla büyüdüm ben... Tat olayı zaten çocuk yaşta insanın beynine işliyor. Lezzet avcılığı da insanın evriminin önemli sonuçlarından biri... Tüm bu nedenlerle aklımda zaten uzun zamandır yemekle ilgili bir kitap yapmak vardı.



KİTAP ANNEME ARMAĞANIM

Kitabın ismi neden 'Annemin Yemekleri'?

Annemden Yemek Tarifleri aldım. Kalp ameliyatı geçirdiği dönemde, "Anne yılbaşına kadar elinde kitabın olacak" dedim. Kadıncağız da mutlu oldu.



Ne kadar sürede hazırladınız kitabı?

Bir hafta 10 gün gibi kısa bir süre içinde hazırlandı. Kitap çıkarma fikri ortaya atılır atılmaz, annem ve kız kardeşimden tarifleri aldık. Sonra eşim tarifleri topladı ve kitap kısa süre içinde basıma hazır hale geldi. Tabii tarifler içinden elemeler yaptık. Kolay malzemeyle, kolay bir şekilde pişirilebilecek olan yemekleri tercih ettik. İnsanlara ters gelebilecek yemek tariflerini koymadık. Kitabın boyutu, basılacağı kağıt özenle seçildi. Yani bir yandan yemek karıştırıp, bir yandan sayfaları rahatlıkla çevrilebilecek bir yemek kitabı hazırlamış olduk.



Siz yemek seçer misiniz?

5-6 yaşına kadar yemek seçermişim. Pırasa yemezmişim mesela... Kızım da şimdi benim gibi... Su böreğinin hamurunu yermişim sadece, makarna çok severmişim... Ama hazırladığım programlarda her şeyi yermişim gibi bir imajım oluştu. Oysa hiç öyle değilim, ben bir lezzet avcısıyım.



Mecburiyetten neler yediniz?

Mecburiyetten fare, köpek ve solucan yemiştim. Karga ve yılan da yedim. Ama bu kadar olmasa da bizim mutfağımızda da herkesin yiyemeyeceği şeyler var. Türkler'in, 'Sütlü ciğer' diye bir yemeği var. Akciğerin içine süt koyup, suda haşlıyorlar. Sonra da peynir gibi kesiyorlar... Kelle, mumbar dolması, kokoreç herkesin yiyeceği şeyler değil...



Evde kim yapıyor yemekleri?

Eşim de ben de yapıyoruz. Eşim çok iyi Suşi yapıyor mesela... Ben de evde olduğum zamanlar, etrafı kirletmemek koşuluyla bazı yemekleri yapmaya çalışıyorum. Ama ben yemek yaparken yere gazeteler koyuluyor... Erkeğin mutfağa girdiğinde olan bir hal vardır ya, o bende de var... Bir şeyler illaki dağılır, kırılır, kirlenir. Sakarlığım var ama lezzet avcılığım da var...



Kitabınızdaki yemeklerin hepsini yapabiliyor musunuz?

Yaparım. Hamur da açarım. Ama sürekli hamur açan bir ev kadını kadar kısa sürede, o kadar rahat ve ince hamur açamam. Bazı şeyleri ayırt etmek lazım; ben aşçı değilim. Ben o hamurun içinde bulunması gereken malzemeleri, bunların hangi oranlarda bulunması gerektiğini ve hamurun nasıl olması gerektiğini bilen insanım.



DAHA İYİSİNİ YAPABİLİRİZ

Yemek konusuna özel bir ilginiz var... Programlarınızdan zaten bunu görüyorduk, bu kitapla bunu daha da perçinlemiş oldunuz...

Türkiye, birçok kültürün yer aldığı bir coğrafya. İnanılmaz bir yemek çeşitliliği, yemek kültürü var. Böyle bir coğrafyada tek çeşit yemek yememiz, özel yemeklerin ortadan kalkması düşünülemez. Yemek çeşitliliğinin ortadan kalkmasının engellenmesi lazım. Bunun için çalışmak gerekiyor. Bölgesel yemek yapan daha çok yer açılmalı. Kebabı tanıdık. Ama Türk yemekleri sadece kebapla sınırlı olmamalı. Paris'e yüz binlerce insan sadece yemek yemek, Şarap tatmak, peynir yemek için gidiyor. Biz, bu topraklarda bundan da iyisini yapabiliriz.



Yemek programı yapmanız için teklifler almaya başladınız mı?

Daha bu sabah yeni bir teklif aldım. Hem de daha önce benim Program yapmak istediğim bir kanaldan. Benim bu işten anlamayacağımı düşünerek, program yapmamı istememişlerdi. Ama şimdi istiyorlar.



İLK KEZ 21 YAŞINDA MUTFAĞA GİRDİM

İlk kez ne zaman mutfağa girdiniz ?

21 yaşında Paris'e gittim. İlk kez o zaman girdim tek başıma mutfağa.



Dışarı çıktığınızda nerelerde yemek yiyorsunuz? Zorlanıyor musunuz iyi Restoran bulmakta?

'Çiya' bence Anadolu'nun Kayıp lezzetlerini keşfetmek için çok doğru bir adres. 'Cercis' var, Mardin mutfağı üzerine... Yabancı mutfaklar konusunda Türkiye çok kötü! Suşiyi, Tayland mutfağını, Çin yemeklerini, hatta İtalyan yemeklerini bile yiyecek bir yer bulamıyoruz. İyi olanlar küçük, kenarda kalmış, öyle çok isimleri orada burada yazılan yerler değil. Çin yemeğinin, olması gerektiği lezzette olabilmesi için, malzemelerin Çin'den getirilmesi lazım, bu da çok pahalı. Ayrıca Türk damak tadının yadırgayacağı şeyleri çıkarıyorlar. Sonuçta, Çin yemeğini gerçekten seven, tadını bilen birinin asla yemek istemeyeceği bir şey çıkıyor ortaya. 'Rejans' ise, gerçek Rus yemeği yemek isteyenlerin rahatça gidebileceği bir yer.



KIZIM KOLA İÇMEDEN BÜYÜDÜ

Yemek yaparken hep taze ürünler mi kullanıyorsunuz, nerelerden Alışveriş yapıyorsunuz?

Organik, taze ürünler kullanıyoruz. Eşimin babasının yetiştirdiği domatesi, biberi, patlıcanı 'deep freeze'e koyuyoruz, kışın da onları yiyoruz. Konserve bir ürün alırsam, bize bir kalite güvencesi verenini tercih ediyorum.



Kızınız hamburger yemiyor mu? Kola içmiyor mu?

Yok. Zararlı şeyler yememesini sağladık bugüne kadar. Anlatıyoruz da ona. Umarım bu şekilde devam eder.





ÜNLÜLER HANGİ TAKIMI TUTUYOR?



HANGİ ünlü NEREDE OTURUYOR?







ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ...



Mutfağa girince eşim yere gazete seriyor

Tuesday, December 8, 2009

JAPON RESTORAN KURTULUŞU MAYMUN GARSONDA BULDU

12 yaşındaki Yat-chan ve ondan biraz daha küçük Fuku-chan artık restoranda hizmet eden birer servis elemanı. Tokyodaki bu ilginç restıranın adı Kayabukiya Taverna. Restoranın sahibi Kaoru Otsuka evindeki maymunların çok iyi iş gördüğünü düşününce dekarosyonunu da değiştirdiği restoranı için çok iyi yeni elemanlar bulduğunu fark etmiş.

Fuku-chan ve Yat-chan, restoranın müşterilerinin genel görüşüne göre çok yetenekliler hatta pek çok insandan daha becerikliler.Herşeyi patronlarını seyredek öğrenen bu şirin hayvanlar şu an tam randımanlı iş görüyorlar. Ama malesef sadece günde iki saat çalışabiliyorlar, bu da Japon Hayvan Hakları Koruma yasası gereği.


JAPON RESTORAN KURTULUŞU MAYMUN GARSONDA BULDU

AKREP KEBAP, YILAN IZGARA PEKİN SOKAKLARINDA...

Uçak hariç, uçan her şey; masa hariç dört bacaklı olan her şey, Denizaltı hariç yüzen herşey Çin'de yenilebiliyor.



Olimpiyat şehrinde, Wangfujing Yiyecek Sokağı'ndaki sokak satıcılarının tezgahları arasında gezintiye çıkarsanız, hayal edilebilir her türlü yiyeceğe rastlıyorsunuz.



Tepsilerde sunulan ve kazanlarda kaynayan kırmızı biberli keçi ciğeri,çöpe geçirilmiş akrep (akrep kebap), şişte kızartılmış denizatı, ızgara yılan, hindi şinitseli görebilirsiniz.



Batı'dan gelen ziyaretçiler geleneksel Çin mutfağından bu yiyecekleri satın alamıyorlar. Olimpiyatlardaki oyunlar boyunca yarışmacılar bu yiyecekleri yemiyorlar. Onlar kendi yüksek proteinli içecekleri ve karbonhidratlı özel yiyecekleri ile midelerini doyuyorlar. Köpek beyni çorbası ve sebzeli köpek ciğeri turistlere açık...



Zaten Pekin'in seyahat rehberleri de batılı ziyaretçileri tabaklarına alacakları yiyeceklerin kokusunun mide bulandırıcı olabileceği konusunda uyarıyor!



Olimpiyatlar nedeniyle yarım milyon insanın ziyaret etmesi beklenen Çin ekonomisi 3 haftadan fazla bir süre boyunca yurtiçinde üretilen değerleri sunabilecek. Tabii eğer ziyaretçilerin mideleri alabilirse...



Bu tatları denemek için çaba sarfedenler de var. Amerikalı bir ziyaretçi, Jackie Sİegel, köpek balığı yağı ile kızartılmış deniz yıldızı yemeği o kadar da kötü değil. Bununla beraber kırkayak, solucan ve akrep ise onu biraz rahatsız eden çeşitler olmuş.



Bir İngiliz ziyaretçi ise,tanesi 1.10 eurodan satılan denniz ATI şişlerinden yemeye cesaret etmiş.'O kadar da kötü değil. Kesinlikle çok farklı bir deneyim,' diyor.



Çin'de olimpiyatlar nedeniyle tüm dünyanın dikkatini çeken sokaktaki yiyecekler pek lezizi görünmüyor ve kokmuyor. Ancak Çinliler'in söylediklerine göre bazı faydaları var!



Bu sokakta Çinli Sun Hainan, denizatının erkeler için cinsel güç kazandırdığını söylüyor. Kadınlar içinse, kabuklu hayvanlar ideal. Ciltleri için faydalı. Ayrıca ona göre; kertenkelede kadınların cinsel gücüne yardımcı oluyor.


AKREP KEBAP, YILAN IZGARA PEKİN SOKAKLARINDA...

HOLLYWOOD, ŞİŞESİ 40 DOLARA SU İÇİYOR

Hollywood yıldızlarının harcamaları her zaman yüksek rakamlarla ifade ediliyor. Giyim, kozmetik, Tatil zevkeri her zaman pahalıya patlıyor.

Ancak bu kez ünlüler arasında pahalı ve şaşırtıcı bir moda başladı. O da şişesi değerli taşlarla bezeli 'su'lar. 750 mililitrelik şişelerde, 40 dolara kapış kapış satışan suların bizim içtiklerimizden farkı yok.

Ancak Swarovsky kristalleriyle süslenen şişeler, yıldızların gözüne oldukça albenili görünüyor.

Kırmızı swarovsky taşlı, ya da Karayiplerin mavi, mint kristaliyle bezeli olan ya da sınırlı sayıda üretilen pembe renkli 'Paris Pink' isimiyle satılan şişeler, ünlüler arasında gittikçe yaygınlaşıyor.

Sevgililer Günu ya da yeni yılda üretilen 'özel seriler'in fiyatı ise şişe başına 240 dolara kadar çıkabiliyor.


HOLLYWOOD, ŞİŞESİ 40 DOLARA SU İÇİYOR

BELGRAD ORMANI KİLOSU 100 AVROLUK MANTARLARLA DOLU

Bu arada, dikkat! Yazıyı okur okumaz bilinçsizce ormana gitmeyin; işi bilen, mantarları tanıyan birini bulun. Bir hata hayatınıza mal olabilir.



Jilber Barutçiyan bugüne kadar Avrupa, Küba, Hint Okyanusu ve Mısır’da mantarları incelemiş. Ancak Türkiye’de rastladığı türleri hiçbir yerde görmediğini söylüyor...



Geçtiğimiz günlerde Erzincan’ın Kemah ilçesine bağlı Kerer köyünde bulunan dört kiloluk dev mantar, aslında hakkında pek bir şey bilmediğimiz mantar konusunu gündeme getirdi. Milliyet Cafe, görüşünü almak için Jilber Barutçiyan‘la (46) Belgrad Ormanı’nda buluştu.



Barutçiyan, Türkiye’deki tek mikolog yani mantar uzmanı. Uzun yıllar İsviçre’de yaşamış, mantar araştırmalarına 23 yılını vermiş. Türkiye’de kilosu 3 bin avro civarında olan dünyanın en değerli mantarlarından yetiştiğini söyleyen Barutçiyan’a, “Peki nerede yetişiyor bu 3 bin avroluk mantar?” diye soruyoruz. “İşte şu yanındaki ağacın altında” diyor ve önemli bir konuya daha değiniyor: “Biz ayrıca Belgrad Ormanı’ndan İtalya’ya giden mantarlarımızı iki katına tekrar İtalya’dan satın alarak ‘Porcini’ diye de yiyoruz.”



Erzincan’da bulunan 4 kiloluk mantar sizi şaşırttı mı?



Hayır. Langamelia giganteus isimli bu mantarın Dünya rekoru 45 kilo çünkü.



Türkiye’de gerçekten tek misiniz?



Bildiğim kadarıyla evet. Tarım Bakanlığı’ndaki arkadaşların bile mikolog olmak için uzun yıllar çalışmalılar. Türkiye’de sadece kültür mantarı yetiştiren insanlar var.



Mantar merakınız nasıl başladı?



Doğa merakıyla. Arkeoloji okuyup İsviçre’ye gittim. Orada mantar toplamak Spor gibi bir şey. 20 yıl sonra hobimi bilimselliğe dönüştürmek istedim. Dünyada mantarcılık konusunda Eğitim veren hiçbir üniversite yok. Bu konuda tek diplomayı İsviçre Sağlık Bakanlığı veriyor. Bunu aldım. Türkiye maalesef bu konuyla ilgilenmiyor. Oysa ülkemizde 10 bin çeşidin üzerinde mantar var. Çoğunun ekonomik değeri de yüksek.



Ne oluyor bu değerli mantarlar?



Ormanlarda çürüyor. Oysa ayaklar altında ezilen pek çok mantarın kilosu 100-200 avro değerinde. Yeraltında yetişenlerin kilosu ise 1000-3 bin avro civarında.



Avrupa’ya satmıyor muyuz bunları?



Türkiye değerli mantarlardan bir-iki çeşit yolluyor Avrupa’ya. Oysa binlerce var.



Restoranlarımız faydalanmıyor mu bu mantarlardan?



Türkiye’den İtalya’ya giden mantarlarımızı tekrar Türkiye’ye iki katı fiyatla ithal ediyorlar maalesef. Yani mantarlarımızı İtalya’dan satın alıyoruz. “İtalya’dan porcini getirdik” diyerek insanlara bir tabağı 40 YTL’ye yediriyorlar.



Mantar konusunda köylülere danışılıyor. Bu doğru bir tavır mı?



“Köylüler bilir” deniyor ama pazarlarda öldürücü mantarlar bile satılıyor. Kültür mantarı da bayatsa zehirler. Bu bayat balık yemeye benzer.



Mantarın yedikten dört ay sonra da zehirleyebileceği doğru mu?



Evet. Mantarın zehirlemesi bir haftayla dört-beş ay içinde gerçekleşebilir. Yedikten 15-20 gün sonra başlar belirtiler.



Bir mantar yemeğini ertesi güne bırakmayıp o gün mü yemeli?



Pişmiş yemeği bir-iki gün buzdolabında saklayabilirsiniz. Ancak çiğ mantar araba bagajı, naylon torba, sıcak hava gibi ortamlarda hemen bozulur, zehirli hale döner. Marketten alırken son kullanma tarihine bakmalısınız. Diri ve buruşmamış olmalı.





“Orman benim laboratuarım”



Ormandan hiç çıkmıyorsunuz...



Evet. Belgrad Ormanı benim laboratuarım. Her sabah saat 8’de buradayım. Yıldız Teknik Üniversitesi, Fransız Kültür Merkezi ve Saint Pulcherie Lisesi’nde kurslar düzenledim. Ayrıca “Türkiye’nin Mantarları” diye bir kitap yazdım. Bu konuda Türkiye’de hiç kitap yok. Yayımlanması için sponsor arıyorum.



Evde bol mantar yiyor musunuz?



Evet, en sevdiğim mantar “Amanita caesarea”. “Yumurta mantarı” da deniyor. Avrupa’da kilosu 100 avro. Belgrad Ormanı’nda bunlardan sepet sepet var. Bu orman milyon dolarlar değerinde.



Doğru bildiğimiz yanlışlar



Mantar öldürmediyse zehirli değildir diye bir şey yok. Öldürücü olan her mantar zehirlidir ama her zehirli mantar öldürücü değildir.



Her zehirli mantarı pişirince zehri gitmez.



Mantarın sütü aksa da zehirli olabilir.



“Beyaz mantarlar zehirli değildir” inancı yanlış.



İlkbaharda zehirli mantar olmaz diye bir şey yok.



Kimisi “Pişirirken suyun içine gümüş kaşık koyun, kararırsa iyidir, kararmazsa mantar kötüdür” der. Oysa öldürücü mantarı pişirirsiniz, gümüş kaşığa hiçbir şey olmaz.



“Böcek ya da hayvanlar yerse biz de yiyebiliriz” denir. Yanlış. Sincaplar ve böcekleri zehirli mantarlar etkilemez.



Kültür mantarı zehirlemez diye bir şey yok. Eğer bayatsa diğer gıdalar gibi zehirler.



Zehirli mantar hemen öldürmeyebilir. Böbrek yetmezliğine yol açarak beş ay sonra öldürebilir.



Öldürücü bir mantara dokunmak zararlı değildir.


BELGRAD ORMANI KİLOSU 100 AVROLUK MANTARLARLA DOLU

ŞARAP YAPAN FİL

Güney Afrika dünyanın önemli şarap merkezlerinden biri. Ve şarapçılık onlarda geleneksel bir üretim esasında. 20 yüzyılla birlikte modernleşen üretim tekniklerinden dolayı, işe yarar bazı geleneksel yöntemlerden ortadan kalkmış. Güney Afrikanın önemli şarap üretim merkezlerinden biri Boplaas'ın yöneticisi Carel Nel ve Knysna Fil Parkının yöneticisi Ian Withers birgün oturup, geleneksel yöntemlerden bahsederken akıllarına unutulmuş bir fikir gelir. Güney Afrika'da binlerce yıl boyunca şarap için gerekli üzüm ezme işlemini filler gerçekleştirmiştir. Bunu tartışan iki kişiden biri şarap üreticisi diğeri de bir sürü filin yer aldığı parkın yöneticisi olunca ortaya müthiş bir işbirliği çıkar. Ve unutulmuş geleneksel yöntemlere geri dönülür.



Boplaas'ın şu an tek fil işçisi Hary ve bu sene piyasaya sürülecek şarapların üretiminde bizzat rol oynamış. Her gün 3.5 tonluk ağırlığı ve 61 santimlik ayaklarıyla, yüzlerce kilo şarabı ezen fil Harry, insanların bu lezzetli şeyleri ezmek yerine neden yemediğini anlamıyormuş doğal olarak. Ama hergün hakkına düşen bir sürü üzümü mideye indiriyormuş, işverenin anlattığına göre. Hary şu an yaptığı işi becerebilmek için özel olarak eğitilmiş, ve eğer bu yılın şarapları beğenilirse pek çok arkadaşıyla beraber işine devam edecek.


ŞARAP YAPAN FİL

MÜKEMMEL SANDVİÇİN MATEMATİK FORMÜLÜ BULUNDU

İngiltere'nin güneybatısındaki Bristol Üniversitesi'nden bilim adamları, 9 değişken göz önüne alınarak yapılan hesaplamada mükemmel sandviçin içine ne kadar çedar peyniri, mayonez ve salata konulması gerektiğini hesapladılar.

Buna göre mükemmel sandviçin matematiksel formülü şöyle:

W=[1 ((bd)/6.5)) - s ((m-2c)/2) ((v p)/7t)] (100 l/100).

"W", milimetre olarak çedar peynirinin kalınlığını, "b" ekmeğin kalınlığını, "d" ekmeğin özelliğini (beyaz ya da tahıllı), "s" margarin ya da yağın miktarını, "m" mayonezin, "l" marulun, "p" turşunun, "v" domatesin miktarını gösteriyor.

Profesör Geoff Nute başkanlığındaki ekibin yaptığı araştırmanın ürünü olan formülün yüzlerce denek ve karmaşık ölçü aletleri kullanılarak hazırlandığı belirtildi.

"Oranlı sandviç" hazırlamak isteyenler "www.cheddarometer.com" sitesinden yararlanabilecek.


MÜKEMMEL SANDVİÇİN MATEMATİK FORMÜLÜ BULUNDU

MEYVENİN FAZLASI KİLO ALDIRIYOR

Meyvelerin ihtiyaçtan fazla tüketilmesi kilo aldırıyor. Hürriyet'in haberine göre; meyvelerle ilgili yapılan bir başka yanlış da sadece bunlarla beslenerek kilo vermeye çalışmak. Bu tek taraflı beslenme yağı değil, kasları eritiyor. Birçok başka ciddi soruna yol açabiliyor.

Meyveler yüksek lif, su, vitamin, mineraller içerir. Düşük kalorililer. Ancak bu özellikleri sınırsız tüketme özgürlüğü vermiyor. Diyetisyen Banu Kazanç, meyvelerin karbonhidrat içerdiğini belirterek, "Meyvelerde fruktoz denilen meyve şekeri var. Meyve fazla yendiğinde, fazla kalori alınıyor. Bu fazla kalori de kilo olarak yerleşir" diyor.

Kilo verdirmez, aldırır

Yazın karpuz, çilek, kiraz, kavun içeren düşük kalorili, tek besinden oluşan diyetlerle zayıflamaya çalışanların sayısı az değil. Zannediliyor ki sadece meyveyle beslenmek zayıflatır. Halbuki tam tersi, uzun süre uygulanan meyve diyetleri, kilo vermek yerine kilo aldırıyor. Kazanç, "Uzun süreli uygulanan meyve diyetleri düşük kalorili, karbonhidrat içeriği yüksek, proteinden fakir olduğu için Sağlık problemlerine yol açar. Unutmayın ki bunlar tek yönlü besin içeren diyetler. Metabolizmamızın çalışması için günlük almamız gereken amino asitlerden ve yağ asitlerinden yoksun" diyor.

Uzun süre bu tür diyetleri yapmak tansiyon düşüklüğü, sinirlilik, kas erimesiyle sonuçlanan birçok sağlık sorununa davetiye çıkarıyor.

Kalıcı kilo verilmez

Ayrıca bu tür diyetlerin uzun süre yapılması vucuttan yağın değil kasın yakılmasına neden olur. Bu kadar kısa zamanda verilen kilolar hiçbir zaman kalıcı ve sağlıklı olmaz. Yine bu tür diyetlerin bir diğer önemli sonucu, metabolizmayı yavaşlatması. Kilo vermeyi bir süre sonra tamamiyle durdurması.

Meyvelerin tüketim miktarları kadar, glisemik indeksi de önemli. Bundan kasıt, kan şekeri seviyesindeki etkisi. Diyetisyenler glisemik indeksi düşük gıdaları öneriyor. Elma, armut, şeftali gibi glisemik indeksi düşük meyveler daha uzun süre tok tutarlar ve vücutta insülinin daha az salgılanmasına sebep olurlar. Bunun sonucunda da metabolizmamız daha iyi çalışır. Glisemik indeksi yüksek meyveler olan incir, muz, üzümü hiç mi yemeyelim? Tabii ki yasak değiller ama miktarını iyi ayarlamak gerekiyor. Bir kişinin günde yemesi gereken meyve miktarı 3-5 porsiyon arasında değişir. Bu porsiyon miktarını gün içine dikkatlice dağıtılması en doğrusu.

İlla meyve diyeti yapacaksanız...

"Meyve diyeti nasıl yapılmalıdır?" sorusuna karşılık Banu Kazanç, "Maksimum bir hafta uygulamak kaydıyla olabilir" diyor. Ayrıca meyve diyetine başlamadan 1 hafta önce protein ağırlıklı bir beslenme programı öneriyor. Yani meyve diyetinden önceki hafta süt, yumurta, yoğurt, et, tavuk, balık içeren Diyet programı uygulanmalı.

Meyve suyu meyvenin yerini tutar mı?

Bu soru diyetisyenlere sık sorulur? Meyvelerden yararlanmak için posasıyla yemek gerekir. Meyveleri kabuğu ya da posasıyla yemek, daha çok vitamin, daha çok doygunluk hissi, daha çok bağırsak hareketliliği sağlar. Meyve suyu insülin düzeyine hızla yükseltir. Meyve salatası ise kısa zamanda açlık hissi yaratır, yarardan çok zarar verir.

Kuru ile yaş meyve arasında fark var mı?

Bu sorusunun yanıtına gelince, kalori açısından fark yok. Kuru meyvelerin daha çok şeker ve kalori içerdiği düşüncesi yaygın olsa da yanlış. Aralarındaki tek fark kurutulunca su kaybettikleri için daha tatlı bir his uyandırması. Fakat yaş meyveye göre şeker oranı aynı miktarda. Meyvenin yaş veya kurusu hiç fark etmez, hangisini istiyorsanız afiyetle yiyin.

Metabolizmayı hızlandırmak için meyve protein karışık mönüler yapın

Meyvelerin tüketilmesi sırasında metabolizmanın hızlı çalışması için vucudun insülin dengesinin korunması gerekiyor. Hızlı kilo vermek için de meyvelerin proteinli bir yiyecekle birlikte yenmesini öneriliyor. Meyve salatasıyla yoğurt, karpuz ile tuzsuz peynir, 1 muz ile 1 bardak süt içilmesi gibi. Bu kombinasyonlar kan şekeri düzeyini iyi kontrol ediyor ve uzun süre tokluk sağlıyor.

Alkolden sonra meyve yiyin

Yaz akşamları 1-2 kadeh içkiyle keyif yapmak hoş. Ancak özellikle diyet yapmaya devam edenler için önerilen içki şarap. Ama 2 kadehi geçmeden. Alkolden sonra yenilecek meyve, alkolün vücutta yarattığı toksitleri etkisiz hale getiriyor. Alkolun vücuttan hızla atılmasına yardımcı oluyor.

En iyi yaz meyveleri listesi

Erik: İçerdiği potasyumdan dolayı vücutta sıcak havanın neden olduğu şişkinliklerin, su toplamaların önüne geçmeye yardımcı. Ayrıca erik tokluk hissi de yaratan bir meyve. Erik tuzlanmadan yenmeli.

Kayısı: Beta karotenden zengin. Bu güneşin zararlı ışınlarına karşı cildi koruyarak, içerdiği şeker dengesiyle açlık hissini bastırır.

Kiraz: Bağırsakları iyi çalıştırır. Vücutta oluşan ödemlerin atılması ve verdiği tokluk hissi hissiyle iyi bir meyve.

Karpuz: Fazla likopen içeren karpuz önerilen yaz meyvelerinden. Karpuzu peynirle yemek istiyorsanız peynirin tuzsuzunu tercih edin.

1 porsiyon meyve ne demek?

Yine hatırlatalım, yaz meyvelerinin faydasından bahsederken bu meyveleri sınırsız yiyebileceğiniz şeklinde düşünmeyin. Fazla yemeniz şekerli diğer gıdalar gibi kilo aldırır. Ekmek, et, tavuk, balık, sebze içeren sağlıklı bir diyet yaparken, günde 3-5 porsiyon meyve tüketimi en doğrusu. Bir porsiyon meyveden kastedilen: 1 elma veya 15 kiraz veya 4 kayısı veya 1 şeftali veya 5 dilim karpuz veya 10 erik veya 10 çilek veya 4 dilim kavun veya 1 kivi.




MEYVENİN FAZLASI KİLO ALDIRIYOR

POŞET ÇAY 100 YAŞINDA

Times gazetesinin haberine göre "insanlık, bir çok çay tiryakisinin, dünyanın en güzel içeceklerinden birini, boz renkli, tadı bozuk ve zevksiz bir sıvıya çevirdiği için nefret ettiği bu buluşu, tamamen bir yanlış anlamaya borçlu."

Bir çok icat gibi poşet çay da kazara ortaya çıkmış. Bundan yüz yıl önce, New Yorklu kahve tüccarı Thomas Sullivan çay ticaretine girişmiş.

Ama işler pek iyi olmadığından biraz tasarruf yapayım diye düşünmüş ve çayını tanıtmak için muhtemel alıcılara yolladığı eşantiyonlardan kısmaya karar vermiş.

Çayı, eski usul bol bulamaç, torbalara doldurup yollamak yerine küçük miktarlarda, minik ipek poşetlere koyarak yollamaya başlamış.

Ama alıcılar Sullivan'ın eli sıkılığını yanlış anlamış. Poşetleri kesip içindeki çayı demliğe koymaları gerekirken, poşeti olduğu gibi demliğe atıvermişler.

Sullivan'ın icadı Amerika'da kısa zamanda tutulmuş. Çay tiryakileri kitleler halinde poşet çaya dönmüş. Ve ipek poşet de 1930'da yerini kağıda bırakmış.

Fakat poşet çayın, Amerika'dan İngiltere'ye gelişi tam 50 yıl gecikmeli. Çünkü İngiliz çay tiryakileri bu Amerikan icadına uzun süre kuşkuyla yaklaşmışlar.

Yine de bugün İngiltere'de poşet çaysız bir Yaşam düşünmek çok zor. Ülkede bir günde içilen 130 milyon fincan çayın yüzde 96'sı poşet çünkü.
POŞET ÇAY 100 YAŞINDA

DÜNYANIN EN İYİ 10 RESTAURANTI

Bu restaurantlar; sunumları, servisleri, lezzetleri ile hayal gücünüzü zorluyor. İngiliz Restaurant adlı Dergisi'nin hazırladığı 2008 San Pellegrino Dünya Lokantaları Listesi bu sene de kıyasıya bir yarışa Sahne oldu.

Her yıl yüzbinlerce kişinin rezervasyon yaptırmak için iki ay sonrasına randevu aldığı restaurantlardan tutun deniz ürünlerini 'deniz sesi' efekti ile sunan ve fiyatları 300 doları bulan dünyanın en iyi restaurantlarını sizin için araştırdık.

En iyi restaurantlar listeye en fazla Restoran sokma konusunda, 8 yerle Fransa birinci olurken, ikinciliği 7 restoranla İspanyollar takip ediyor.

Kokusunu ve tadını önünüze getiremedik ama görmeye değer...

İşte ilk 10 restaurantın ayrıntıları...




1. El Bulli, İspanya

Farron Adria'nın işlettiği El Bulli Restoranı, 3. kez dünyanın en iyi restoranı seçildi. Dünyanın önde gelen 700 aşçı ve yemek uzmanı tarafından '50 en iyi restoran' listesinde bu yıl da İspanya'daki El Bulli restoranı birinciliği elden bırakmadı. Kendisi bölge malzemelerini Fransız tekniğiyle birleştirerek yerelliğe ve mevsimselliğe önem veren bir mutfak yaratmış ve "Yeni Katalan mutfağı"nın öncüsü olmuş.Kızartılmış Şanghay usulü tatlı çörek, Marakeş usulü yengeç, süt danası iliğiyle hazırlanmış pita, mutlaka denenmesi gereken lezzetler arasında

Nisan ayından Eylül ayına kadar hizmet veren ve öğlenleri servis yapmayan restoranda ortalama bir yemeğin fiyatı 300 dolar.

Adres: Cala Montjoi. Ap. 30 17480. Roses, Girona, İspanya. Tel (34) 972 150 457. www.elbulli.com



2. The Fat Duck, İngiltere

Son 3 yıldır El Bulli'yle kıyasıya rekabete giren 'Fat Duck'ın sahibi Heston Blumenthal, aynı zamanda Adria'nın da eski öğrencisi. Blumenthal yönetimindeki restaurantta 'Sound of Sea' (Denizin Sesi), isimli yemek masaya bir iPod ile servis ediliyor. Deniz ürünlerinden oluşan yemeğinizi yerken, kulağınıza iPod’unuzu takıp, denizin sesini dinleyebiliyorsunuz. Yumurta ve pastırmayla yapılan bir çeşit soğuk yemeği oldukça ünlü. Fiyatlar 80 sterlin’den başlıyor.

High Street, Bray, Berkshire, SL6 2AQ, İngiltere. (44) 1628 580 333. www.fatduck.co.uk



3. Pierre Gagnaire, Fransa

Paris’in en sıradışı ve belki de en pahalı restoranı. Fransız mutfağını yepyeni boyutlara taşıyan çok farklı bir yer. Pierre Gagnaire, Fransız mutfağının en önemli avangard temsilcisi. Moleküler gastronomi kavramının isim babası. Yediğiniz zaman tam olarak ne yediğinizi bir türlü anlamanız mümkün olmayan şaşırtıcı lezzet karışımları sunuluyor. Minnacık ama ağzınızda tam bir tat patlaması yaşatıyorlar. Zaten ’moleküler gastronomi’ denilen tarzın da nihai amacı bu sanırız. Sıcacık, çıtır çıtır porsiyon köy ekmekleri ve özellikle kestane unuyla yapılmış taze ekmekleri çok beğeniliyor. Enginar ve mantar salatası, ciğer ezmesi ile doldurulmuş dana rulo, çıtır fasulye tohumları ile servis edilen midyeli kaz ciğeri ezmesi Pierre Gagnaire’in spesiyaliteleri arasında Fiyatlar 95 Euro’dan başlıyor.

6 Rue Balzac, 75008 Paris, Fransa. (33) 158 361 250. www.pierre-gagnaire.com

4. Mugaritz, İspanya

İspanya, San Sebastian yakınlarında yer alan restoran, lüks ile doğallığı birleştiriyor. Bahçe içinde yer alan ve ahşap ağırlıklı döşenmiş mekanda, kaz ciğeri "foie gras" denemesi tavsiye ediliyor. Bask Bölgesi’ne özgü taze ve yöresel malzemeleri ve teknikleri temel alıp, bunların üzerinde çok yaratıcı, yepyeni bir mutfak geliştirmiş

Fiyatlar 85 Euro’dan başlıyor.

Otzazulueta Baserria, Aldura Aldea 20, 20100 Errenteria Gipuzkoa, İspanya. (34) 943 522 455. www.mugaritz.com



5. The French Laundry, ABD

Kaliforniya’daki The French Laundry (Fransız Çamaşırhanesi), isminin aksine Fransız değil, çağdaş Amerikan mutfağından lezzetler sunuyor. Taze bahçe otları ile dünyanın farklı yerlerinden gelen lüks ürünler ile birleştirmeyi seviyor. Çeşitli midye ve istiridye yemekleri, el yapımı gnocchi, golden chanterelle mantarı, ısırgan otu, hardal tohumu, tatlı şalgam ezmesi ve ilik püresi en çok tercih edilen lezzetler. Girişteki mavi kapısı ünlü.

Akşam yemeğinin ortalama fiyatı 240 Dolar. Şarap mönüsünde fiyatlar 35 ile 7900 Dolar arasında değişiyor. 6640 Washington Street, Yountville, CA 94599, ABD. (1) 707 944 2380. www.frenchlaundry.com



6. Per Se, ABD

Mönüsü her gün değişen restoranda, bir gün yediğiniz şeyi ertesi gün bulacağınızın garantisi yok.Amerikan mutfağından örnekler sunuluyor. Ancak şef Thomas Keller, klasik Fransız mutfağından etkilendiğini de belirtiyor. tavada kızartılmış süt danası eti ile yumurtadan oluşan "Schnitzel Holstein" Pan Roast "Ris de Veau"" mutlaka denenmesi gereken lezzetler arasında. Akşam yemeğinin ortalama fiyatı 250 Dolar. New York'a gidip de, Per Se'de yemek yemeyi düşünenler için belirtmekte fayda var; rezervasyonlar en az iki ay öncesinden alınıyor. 10 Columbus Circle, 4th floor, New York, NY 10019, ABD. (1) 212 823 9335. www.perseny.com



7. Bras, Fransa

Güney Fransa'nın bıçaklarıyla ünlü Laguiole kasabasında yer alıyor. Bras'ın en bilinen spesiyalitesi, Gargouillou de Jeunes Legumes. 30-40 çeşit sebzeden yapılan bu yemek, dünyanın en lezzetli sebze yemekleri arasında gösteriliyor. Yemeğin içine girecek her sebze, kendi aromasını muhafaza etmesi için ayrı ayrı baharatlanıyor ve pişiriliyor. Laguiole peynirleriyle hazırlanan patates püresi de popüler lezzetleri arasında yer alıyor.

Fiyatlar 100 Euro'dan başlıyor. Route de l'Aubrac, 12210 Laguiole, Fransa. (33) 0565 511 820. www.bras.fr



8. Arzak, İspanya

İspanya San Sebastian'da yer alan Arzak, Bask mutfağının geleneksel lezzetlerine farklı yorumlar getirmesiyle tanınıyor. Mutfakta annesinden öğrendiği tariflere Modern yorumlar kattığını belirten Arzak'ın karısı ve kızı da şef aşçı olarak mutfakta çalışıyorlar. Mönüdeki en ünlü yemek, kaz yağında trüf mantarı ve baharatlı İspanyol sosisi chorizo ile pişirilmiş yumurta. Ortalama bir akşam yemeği ise 130 Euro.

Avda. Alcade Jose, Elosegui, 273, Aldo de Miracruz 21, 20015 San Sebastian, İspanya. (34) 943 285 593. www.arzak.es



9. Tetsuya's, Avustralya

Tetsuya Wakuda, dünya gastronomisi üzerinde oldukça ciddi etkiler yapmış, Japonya doğumlu çok önemli bir şef. Buranın mutfak tarzı, yaratıcı (innovatif) Japon-Fransız sentezi. En ünlü yemekleri; rezene ve Japon baharatları ile marine edilmiş, Tazmanya’dan gelen okyanus alabalığı ve istiridye...

529 Kent Street, Sydney NSW 2000, Avustralya. (61) 292 67 2900. www.tetsuyas.com



10. Noma, Danimarka

Kaybolan İskandinavgeleneklerinin yeniden canlandırıyor. Zeytinyağı, doğal kurutulmuş domates ve zeytin yemeklerde sıkça kullanılıyor. Menüler, mevsime göre değişiyor. Tarihsel bir dokuyu barındıran, zarif, dostça ve sıcak bir karşılama ile ağırlanıyorsunuz.

Strandgade 93, 1401 Copenhagen K, Denmark

+45 3296 3297

www.noma.dk

11. L'Astrance, Fransa

12. Gambero Rosso, İtalya

13. Restaurant Gordon Ramsay, İngiltere

14. L'Atelier de Joël Robuchon, Fransa

15. Le Louis XV, Monaco

16. St John, İngiltere

17. Jean Georges, ABD

18. Alain Ducasse au Plaza Athénée, Fransa

19. Hakkasan, İngiltere

20. Le Bernardin, ABD

21. Alinea, ABD

22. Le Gavroche, İngiltere

23. Dal Pescatore, İtalya

24. Le Cinq, Fransa

25. Troisgros, Fransa

26. El Celler de Can Roca, İspanya

27. Restaurant de l'Hôtel de Ville, İsviçre

28. Hof Van Cleve, Belçika

29. Martín Berasategui, İspanya

30. Nobu London, İngiltere

31. Can Fabes, İspanya

32. Enoteca Pinchiorri, İtalya

33. Le Meurice, Fransa

34. Vendôme, Almanya

35. Die Schwarzwaldstube, Almanya

36. Le Calandre, İtalya

37. Chez Panisse, ABD

38. Charlie Trotter's, ABD

39. Chez Dominique, Finlandiya

40. DOM, Brezilya

41. Daniel, ABD

42. Oud Sluis, Hollanda

43. Cracco Peck, İtalya

44. Asador Etxebarri, İspanya

45. Les Ambassadeurs, Fransa

46. L'Arpège, Fransa

47. Tantris, Almanya

48. Oaxen Skärgärdskrog, İsveç

49. Rockpool (Fish), Avustralya

50. Le Quartier Français, Güney Afrika


DÜNYANIN EN İYİ 10 RESTAURANTI

MAVİ MELEK ASMALIMESCİT’E YERLEŞTİ…

Açık ve kapalı bölümleri bulunan mekanda, öğlen ve akşam yemekleri farklı konseptlerde hazırlanıyor.

Üst katını sigara içmeyen müşterilere ayıran Mavi Melek’te, akşamları Türk mutfağının seçkin örnekleri yer alırken, öğlen menüsünde ise, Diyet yapanlara yönelik ve restauranta özgü sebze güveçleri dikkat çekiyor.

Mimar Faruk Dülger’in şık tasarımının hakim olduğu, ithal şarapların ağırlık kazandığı mekanda, servisi birkaç yabancı dil konuşabilen elemanlar yapıyor. Çırağan ve Pera deneyimli Emin Usta’nın lezzetli yemeklerini tadabileceğiniz Mavi Melek’in fiyatları ise çok uygun.

İki kişilik bir akşam yemeği, bol çeşitli mezeler, 5 çeşit ara sıcak, tavuk, bonfile ya da balıktan oluşan ana yemek ve limitsiz içkiyle birlikte yaklaşık 50-55 YTL’ye mal oluyor. Öğlenleri ise lezzetli güveç ya da salatalara, içecek dahil 7-10 YTL ödüyorsunuz.

Ertesi gün işe gidecek olanları da ihmal etmeyen Mavi Melek’te, 10’dan fazla sarımsaksız meze bulunuyor. Pazı dolması ve yaprak ciğer ise özellikle tavsiye ediliyor.

İletişim 0212 245 69 58 ya da www. restaurantmavimelek.com


MAVİ MELEK ASMALIMESCİT’E YERLEŞTİ…

ÜNLÜLER DE BÖYLE YİYOR

Paris Hilton, Sharon Stone, Britney Spears, Amy Winehouse, Ben Affleck gibi ünlüler bakınnasıl yemek yiyorlar.








ÜNLÜLER DE BÖYLE YİYOR

SAĞLIKLI BESLENİRKEN ÇİKOLATA YİYEBİLİRSİNİZ

Milliyet Cafe'den Dilara Koçak'ın yazısı:

Çikolata ile ne zaman tanıştım hatırlamıyorum, ama hafızamı zorlayınca aklıma hep dayılarım geliyor... İlk hatırladığım dayı Özcan Dayı, yani annemin dayısı. Bakkal dükkânları vardı, ayda 1-2 kez görüşürdük ve benim çekmeceli çikolata dediklerimden getirirdi.

Diğeri ise Suphi dayım, annemin küçük kardeşi... Onun da bakkal dükkânı vardı, arada sürprizler yapardı. O zaman hiç aklıma gelmezdi tabii büyüdüğümde Beslenme uzmanı olacağım ve her şeyi olduğu gibi çikolatayı bir disiplin ve düzen içinde yiyeceğim.

Sağlığa zararlı mı?

Yeni dünyanın başlangıcında çikolata yorgunluğu gidermek için kullanılırdı. Tarih boyunca çikolataya sadece tadı güzel bir yiyecek olarak değil anjin ve dolaşım sorunları gibi farklı hastalıkların çaresi olarak bakıldı.

Çikolatayla Sağlık arasındaki bu olumlu bağlantı, çikolatanın üretiminin endüstriyelleşmesi ve şekerle doldurulmuş çok az kakao içeren şekerlemelerin (ve dolayısıyla daha az polifenol) üretilmeye başlamasıyla 19. yüzyılın sonlarında kayboldu. Çikolata sağlığa zararlı bir madde olarak algılanmaya başlandı.

Yağlı abur cubur yerine bitter çikolata

Kakaonun kardiyovasküler sisteme olan faydalarının antioksidan aktivitesine bağlı olabileceği bildiriliyor. Orta miktarda kakao tüketimi, kanın antioksidan kapasitesinin artmasına ve böylece kan damarlarının içine yerleşerek kan akışını bloke eden plakların oluşumundan sorumlu proteinlerin oksitlenmesinin azalmasına eden oluyor.

Meyve ve sebzelerin içerdiği birçok anti-kanser unsur arasında en önemlisi fitokimyasallardır. Laboratuvar araştırmaları bu bileşenlerin kanser gelişimini engellemede şaşırtıcı bir becerileri olduğunu gösteriyor. Her gün yüksek miktarda fitokimyasal tüketmek kanseri önlemede çok önemli.

Sütle birlikte yemeyin

Kakao bitkisinde tanelerin yüzde 50-57’si yağdan oluşur. Ancak çikolatanın sağlığa yararları içindeki yağ ve şekerden kaynaklanmaz. Çikolatada bol miktarda polifenol bulunur. Küçük bir parça bitter çikolatada bir bardak kırmızı şarabın iki katı kadar veya bir fincan yeşil çaydaki kadar polifenol vardır.

Bir araştırmaya göre çikolata sütle yenildiğinde bu etki polifenol emilimindeki dramatik değişimden dolayı kayboluyor.

Çikolatanın kardiyovasküler sisteme yararlı bir başka etkisi de zararlı kan plateletlerindeki (pıhtı hücresi) azalmadır, bu da pıhtı oluşumu riskini düşürüyor. Kakaodaki bazı maddelerin belli kanserlerin, özellikle akciğer kanserinin gelişimini yavaşlattığı da gözlenmiş. Çikolatanın anti kanser potansiyelinin anlaşılması için daha fazla araştırma yapılması gerekiyor ama mevcut bulgular çok olumlu ve kesinlikle çikolatanın son birkaç yıldır kazandığı kötü şöhreti doğrulamıyor.

Günde 40 gram bitter çikolata

Günde 40 gram bitter çikolata tüketimi vücuda önemli miktarda polifenol sağlayabilir ve böylece kadiyovasküler hastalıklar ve kanserin önlenmesine yardımcı olabilir. Önleyici etki eğer bitter çikolata tüketimi şekerli ve yağ dolu yiyeceklerin yerini alırsa daha da artacaktır. Çünkü bu abur cubur-larda hiçbir anti kanser bileşen yoktur ve bunların yenmesi kan kolesterol seviyelerinin yükselmesine ve kilo alınmasına neden olur.

Şekerin insanların Beslenme alışkan-lıklarının her zaman bir parçası olacağını kabul edersek, bu alışkanlığın hiçbir besin değeri olmayan abur cubur yerine bitter çikolatayla değiştirilmesi kronik hastalıkların önlenmesine önemli ölçüde katkıda bulunabilir. Sağlıklı beslenmenin keyifli olamayacağını kim söylemiş ki?

H2








SAĞLIKLI BESLENİRKEN ÇİKOLATA YİYEBİLİRSİNİZ

İYİ SEKSİN YİYECEKLERLE İLGİSİ YOK

Vatan'dan Mehmet Güler'in yazısı:

Biliyorum ve size hemen kötü haberi veriyorum. Yüzlerce denek üzerinde yapılan araştırmalar, cinsellikle gıdalar arasında doğrudan bir bağlantı olmadığını ortaya koyuyorlar. Yani insanlık tarihi kadar eski o afrodizyak yiyecekler masalı, son Bilimsel çalışmalar ışığında maalesef yerle bir oluyor. Yani bazı şeyleri yiyip daha güzel sevişmek pek mümkün değil. Ama gıdalarla seks hayatımız ve özellikle erkeklerin sperm sayısı ve kalitesi arasında bağlantı var.

Mutlaka izlenmesi gerek

Şimdi ortaya birtakım sorular atalım. Gelin yanıtlarını hep beraber arayalım. Bir kadının tabağındaki yiyeceklere bakarak sizi çekici bulup, bulmadığını anlayabilir misiniz? Bazı gıdalar ayın en zor günlerinde kadınların ağrısını - sancısını hafifletmeyi başarabilir mi? Meyve suyu içmek, spermlerin daha iyi üretilmesini ve yüzebilmesini sağlayabilir mı? Yediklerimiz, cinsel hayatımızı gerçekten değiştirebilir - iyileştirebilir, kalitesini artırabilir mi? Sıkı durun, hepsinin cevabı geliyor şimdi. NTV’nin yayınladığı Yemekler ve Gerçekler, hele de bu soruları bile yanıtlıyorsa, sizce de mutlaka izlenmesi gereken bir belgesel değil mi? Başlıyorum...

Eğer bebek istiyorsanız...

Yapılan araştırmalar, yediğimiz şeylerin seks hayatımızın kalitesini bir oranda etkilediğini ortaya koyuyor. Hele de bebek yapmayı planlıyorsanız, başarı ihtimalinizi yükseltmek için vücudunuzun olabildiğince formda olması gerekiyor. Bu da elbette sağlıklı bir Beslenme ile mümkün. Doğru gıdalarla, sperm sayısını bile artırabiliyorsunuz. Normal bir erkek, her boşalışında 40 ile 300 milyon sperm gönderiyor. Sağlıklı bir bebek sahibi olabilmek için, sperm sayıları kadar spermlerin iyi yüzebilmesi de gerekiyor. Örneğin, bol taze sebze ve meyveden oluşan bir Beslenme biçimi seçerseniz ve her gün iki kere birer büyük bardak meyve suyu içerseniz, hem spermlerinizin sayısını hem de kalitesi yükseltebilirsiniz. Yani ne yapın edin, günde iki defa meyveleri karıştırıp - sıkıp sularını için efendim. Bir de sofranızdan içinde selenyum, çinko ve B, C ve E vitamini olan gıdaları eksik etmeyin. Bunlar hem sperm sayınızı hem de kalitesini artıracak. Sevişmenize ve cinsel isteğinize pek bir faydası olmasa da, eğer bebek sahibi olmak istiyorsanız sizi daha sağlıklı bir hale getirip, işinizi kesinlikle kolaylaştıracak.

Boşuna çikolata yemeyin

Hemen bir küçük tüyo daha vereyim. Bir kadınla tanıştınız ve birlikte yemeğe çıktınız. Gözünüz onun tabağında olsun. Eğer partneriniz normalinden daha az yiyorsa, tabağında yemek bırakıyor, önündeki yemeği bitirmiyorsa, bu kesinlikle sizden etkilenmiş, sizi çekici bulmuş demektir. Yani işiniz yolunda gitmektedir. Eğer tabağını yalayıp yutuyorsa, bu belki de birlikte yediğiniz son yemek demektir.

Devam edelim... Sıra afrodiz- yak gıdalarda. Ben size maalesef baştan yok öyle bir şey diyeyim, hiç bekletmeyeyim. Gıdaların, libidonun artmasıyla bir ilgisi, kesin kanıtlanmış bir etkisi yok efendim. Yani hiç boşuna çikolataya, çileğe, istiridyeye falan abanmayın. Bunlar sadece zihni tetikliyor sevişme isteğine fayda etmiyor. Boşu boşuna kilo almayın.

İşin sırrı sebze ve meyvede

İşin sırrı, her gün mutlaka taze sebze ve meyve yemekte. Tekrar ediyorum, mümkün olduğunca çok balık, kalsiyumlu gıdalar, selenyum, çinko, B, C ve E vitamini tüketiniz. Gerisi inanının hikaye... Bir küçük son tüyo da hanımlara. Beslenmenizde içinde bol kalsiyum olan süt, balık ve peyniri artırırsanız, adet günlerinde çektiğiniz sıkıntıyı çok daha hafif atlatırsınız. Ruh halinizi daha sakin, zihninizi daha huzurlu tutarsanız. Hadi hepinize iyi .... Tövbe estağfurullah.,

H2






İYİ SEKSİN YİYECEKLERLE İLGİSİ YOK

ATİNA’NIN ÜNLÜ RESTAURANTI TÜRKİYE’DE

Deniz mahsülleri konusunda tüm dünyada 'sihirbaz' olarak tanınan şef Lefteris, Reina’da açılan Varoulko'da ustalığını sergilemeye başladı.

Atina’da Acropolis manzarasına karşı konumlanan Varoulko, ikinci şubesini İstanbul’un seçkin mekânlarından

Reina'da açtı.

Restaurant, Topaz Restaurant’ın sahibi Kaya Demirer ve Yunanistan’ın ünlü iş adamlarından, Olimpiakos takımının başkan yardımcısının oğlu Alexandros Louvaris ortaklığında açıldı.

Türkiye’ye şube açan ve Batı Avrupa’nın en prestijli mutfak ödülü olan 'Michelin yıldızı' ödülüne sahip olan Ege restoranı 'Varoulko', Yunanistan’ın en özel lezzetlerini Türk lezzetseverlere sunacak.

H2






ATİNA’NIN ÜNLÜ RESTAURANTI TÜRKİYE’DE