Showing posts with label Magazin. Show all posts
Showing posts with label Magazin. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Ağırlık çalışmanın püf noktaları

AĞIRLIK

Seçeceğiniz ağırlık, belirlediğiniz tekrar sayısının sonuna yaklaştığınızda sizi güçsüz bırakacak kadar olmalıdır. Eğer belirlediğiniz sayının sonunda, daha devam edecek enerjiniz kalmışsa; az ağırlıkla çalışmışsınız demektir. Belirlenen sayıya ulaşamadan enerjinizi tüketmişseniz de fazla ağırlıkla çalışıyorsunuz demektir.



DİNLENME

Setler arasındaki dinlenmenin ölçüsünü kaçırmamak gerekiyor. Bu, oturup kendinize içecek bir şeyler söyleme aralığı değil. Dinlenme süresi, genelde çalışılan ağırlıkla alakalıdır ama 1.5 dakikayı geçmemesinde fayda vardır. 'Süperset' olarak tabir edilen çalışmalarda, tekrarlar arasında dinlenilmez; ama o, daha profesyonellerin işidir.



TOPARLANMA

Aslında ağırlık çalışmalarının en önemli evresidir. Metabolizma ne kadar ağır kaldırmışsa, o kadar uzun bir toparlanma sürecine ihtiyaç duyar. Çok ağır kilolarla çalışılmadığı sürece, genelde kas grupları, 24 saat içinde toparlanır. Unutmayın ki bu sürecin, dinlenme kadar; Beslenme ve uyku düzeniyle de alakası vardır.
Ağırlık çalışmanın püf noktaları

Bunları kadın sayfalarında görmek istemiyoruz

İSTANBUL - Gazetecilik kariyerine bir kadın dergisinde başlamış ve son yirmi yılda binlerce kadın dergisi okumuş birisi olarak klasik kadın dergilerinde çıkan bazı bölümlerden ne kadar sıkıldığımı ve o bölümlere koyulan bazi bilgileri bir daha asla duymak istemediğim gibi yeni gelen jenerasyonlara olduğu gibi hala bunların farkına varamamış ya da varmak istememiş olanlar da verilmemesi taraftarıyım. “Neden bahsediyorsun Aslıcım?” derseniz buyrun okuyun:
1- Hiç bir şekilde genelde daha okulu bitirmemiş 19 yaşındaki stajyerlere yazdırılan erkekleri elde etme, elde tutma, ele geçirme üzerine 10-20 veya 30 maddeli yazılara yer verilmesin. Bu çocukların tavsiyeleri ile de aklı başında kadınlar hareket etmesinler. Ben de zamanında yazdım, şimdi düşünüyorum, umarım çok ciddi hasar vermemişimdir kimsenin (ve tabii kendi) ilişkilerine.
2- “16 günde 8 kilo, No diet-diet, yiyelim zayıflayalım, pilates göbek eritir” gibi mit diyetlere de yer verilmesin, çok daha iyi olacak. “10 kilo vermenin yolu 10 ay ciddi antrenman ve ciddi Diyet, ve sonrasında kiloları verdim Yuppyy” şeklinde yoldan çıkmadan sağlıklı yaşama devam. Başka ve kolay yolu yok.
3- En sevdiğimiz kadın filmleri kategorisinde Pretty Woman, My Best Friend’s Wedding ve Runaway Bride, Terms of Endearment değilde American Gigolo, Pulp Fiction, Out of Sight olsun.
1994 yapımı Pulp Fiction filminde Uma Thurman...
4- Kolay Yemek Tarifleri de verilmesin, zor tarifleri denemeye zorlayalım okuyanları. O tarifleri de becerebiliriz biz, eğer biraz uğraşırsak, neler becermedik, yemek mi yapamayacağız!
5- Üniversite yıllarımda severek takip ettiğim JANE diye bir dergi vardı: her sayısında gerçek kadınların, aramızdan birilerinin yaptığı küçücük ama anlamlı işleri anlatan yazılar yayınlansın. Hatta bu kadınlar ünlü olmasın o yazı sayesinde, örnek olsunlar hepimize, hatırlansın, bilinsin.
6- Moda sayfalarında giyilebilecek kıyafetler olsun, çoğumuzun satın alamayacağı, ve muhtemelen giymemesi gereken (hatta giymesinin kanunen yasaklanması gereken) tip kıyafetleri göstermeyelim bile. Herkes kendini bilsin, bilmeye çalışsın, aynaya baksın evden çıkmadan, arkadaşına, kuaförüne sorsun en azından.
7- HPV* den kaç kişinin kurtulduğunu değilde kaç kişinin öldüğünü yazsınlar, belki o zaman hepimiz (her seferinde) Prezervatif kullanmayı daha ciddi düşünürüz. *Human Papilloma Virüsü
8- Güzel giyinenleri övmeye tamam ama şu Komik şeyler giyen kadınlarla dalga geçmeyelim, erkekler kendi hemcinsleri ile bizim kadar uğraşıyorlar mı? Hayır. Zaten uğraşsalar çoğunu beğenmezdik bile, değil mi?
9- Araba ve Teknoloji konusunda, Spor konusunda daha çok yazı çıksın. Hepimiz maç ve değişil spor karşılaşmalarını seyrediyoruz, bazen sevdiğimiz icin, bazen çıtırlara bakmak için, bazen sevgilimize yakın olmak için. Her zevke göre olsun bu yazılar: Tenis dünyasındaki yakışıklılardan, “Joao Alves gereçekten GS’ye yarar mı?” ya kadar gidelim.
Bunları kadın sayfalarında görmek istemiyoruz

Thursday, December 24, 2009

Şifa niyetine...

Bebeklikte tanısı konan ve bir protein metabolizma bozukluğu nedeniyle beyne zarar veren 'fenilketonüri' hastalığına yakalanan bebekler, çocuklar ve hasta yakınları için yeni bir Beslenme rehberi hazırlandı. Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Diyetetik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülden Köksal'ın hazırladığı 'Fenilketonüri ile Lezzet Yolculuğu' adlı kitap; kısıtlı besinlerle zor olan lezzeti yakalamaya çalışırken, uygulaması zor bir tıbbi beslenme tedavisini keyifli hale getiriyor. kitap ayrıca; fenilketonüri hastaları için eğitici ve lezzetli tarifler sunuyor.



Şifa niyetine...

Mutfağa girince eşim yere gazete seriyor

Ünlü belgeselci Coşkun Aral, 10 gün önce piyasaya çıkan 'Annemin Yemekleri' isimli kitabında; Karadeniz'den Ege'ye, Güneydoğu'dan Orta Anadolu'ya kadar yedi bölgenin lezzetlerini gözler önüne seriyor. Aral, annesi Nilüfer Aral'ın da tariflerinin yer aldığı, Hotpoint-Ariston'un desteği ile hazırlanan kitabını anlattı...



Bir yemek kitabı hazırlamak nereden aklınıza geldi?

Boğazıma düşkünüm. Çocukluğum zaten muhteşem yemeklerin pişirildiği bir evde geçti. Anne tarafım Arap ve Karadenizli, baba tarafım Türk, Arap, Kürt... Bu farklı kökenlerden gelen yemeklerin kokusuyla büyüdüm ben... Tat olayı zaten çocuk yaşta insanın beynine işliyor. Lezzet avcılığı da insanın evriminin önemli sonuçlarından biri... Tüm bu nedenlerle aklımda zaten uzun zamandır yemekle ilgili bir kitap yapmak vardı.



KİTAP ANNEME ARMAĞANIM

Kitabın ismi neden 'Annemin Yemekleri'?

Annemden Yemek Tarifleri aldım. Kalp ameliyatı geçirdiği dönemde, "Anne yılbaşına kadar elinde kitabın olacak" dedim. Kadıncağız da mutlu oldu.



Ne kadar sürede hazırladınız kitabı?

Bir hafta 10 gün gibi kısa bir süre içinde hazırlandı. Kitap çıkarma fikri ortaya atılır atılmaz, annem ve kız kardeşimden tarifleri aldık. Sonra eşim tarifleri topladı ve kitap kısa süre içinde basıma hazır hale geldi. Tabii tarifler içinden elemeler yaptık. Kolay malzemeyle, kolay bir şekilde pişirilebilecek olan yemekleri tercih ettik. İnsanlara ters gelebilecek yemek tariflerini koymadık. Kitabın boyutu, basılacağı kağıt özenle seçildi. Yani bir yandan yemek karıştırıp, bir yandan sayfaları rahatlıkla çevrilebilecek bir yemek kitabı hazırlamış olduk.



Siz yemek seçer misiniz?

5-6 yaşına kadar yemek seçermişim. Pırasa yemezmişim mesela... Kızım da şimdi benim gibi... Su böreğinin hamurunu yermişim sadece, makarna çok severmişim... Ama hazırladığım programlarda her şeyi yermişim gibi bir imajım oluştu. Oysa hiç öyle değilim, ben bir lezzet avcısıyım.



Mecburiyetten neler yediniz?

Mecburiyetten fare, köpek ve solucan yemiştim. Karga ve yılan da yedim. Ama bu kadar olmasa da bizim mutfağımızda da herkesin yiyemeyeceği şeyler var. Türkler'in, 'Sütlü ciğer' diye bir yemeği var. Akciğerin içine süt koyup, suda haşlıyorlar. Sonra da peynir gibi kesiyorlar... Kelle, mumbar dolması, kokoreç herkesin yiyeceği şeyler değil...



Evde kim yapıyor yemekleri?

Eşim de ben de yapıyoruz. Eşim çok iyi Suşi yapıyor mesela... Ben de evde olduğum zamanlar, etrafı kirletmemek koşuluyla bazı yemekleri yapmaya çalışıyorum. Ama ben yemek yaparken yere gazeteler koyuluyor... Erkeğin mutfağa girdiğinde olan bir hal vardır ya, o bende de var... Bir şeyler illaki dağılır, kırılır, kirlenir. Sakarlığım var ama lezzet avcılığım da var...



Kitabınızdaki yemeklerin hepsini yapabiliyor musunuz?

Yaparım. Hamur da açarım. Ama sürekli hamur açan bir ev kadını kadar kısa sürede, o kadar rahat ve ince hamur açamam. Bazı şeyleri ayırt etmek lazım; ben aşçı değilim. Ben o hamurun içinde bulunması gereken malzemeleri, bunların hangi oranlarda bulunması gerektiğini ve hamurun nasıl olması gerektiğini bilen insanım.



DAHA İYİSİNİ YAPABİLİRİZ

Yemek konusuna özel bir ilginiz var... Programlarınızdan zaten bunu görüyorduk, bu kitapla bunu daha da perçinlemiş oldunuz...

Türkiye, birçok kültürün yer aldığı bir coğrafya. İnanılmaz bir yemek çeşitliliği, yemek kültürü var. Böyle bir coğrafyada tek çeşit yemek yememiz, özel yemeklerin ortadan kalkması düşünülemez. Yemek çeşitliliğinin ortadan kalkmasının engellenmesi lazım. Bunun için çalışmak gerekiyor. Bölgesel yemek yapan daha çok yer açılmalı. Kebabı tanıdık. Ama Türk yemekleri sadece kebapla sınırlı olmamalı. Paris'e yüz binlerce insan sadece yemek yemek, Şarap tatmak, peynir yemek için gidiyor. Biz, bu topraklarda bundan da iyisini yapabiliriz.



Yemek programı yapmanız için teklifler almaya başladınız mı?

Daha bu sabah yeni bir teklif aldım. Hem de daha önce benim Program yapmak istediğim bir kanaldan. Benim bu işten anlamayacağımı düşünerek, program yapmamı istememişlerdi. Ama şimdi istiyorlar.



İLK KEZ 21 YAŞINDA MUTFAĞA GİRDİM

İlk kez ne zaman mutfağa girdiniz ?

21 yaşında Paris'e gittim. İlk kez o zaman girdim tek başıma mutfağa.



Dışarı çıktığınızda nerelerde yemek yiyorsunuz? Zorlanıyor musunuz iyi Restoran bulmakta?

'Çiya' bence Anadolu'nun Kayıp lezzetlerini keşfetmek için çok doğru bir adres. 'Cercis' var, Mardin mutfağı üzerine... Yabancı mutfaklar konusunda Türkiye çok kötü! Suşiyi, Tayland mutfağını, Çin yemeklerini, hatta İtalyan yemeklerini bile yiyecek bir yer bulamıyoruz. İyi olanlar küçük, kenarda kalmış, öyle çok isimleri orada burada yazılan yerler değil. Çin yemeğinin, olması gerektiği lezzette olabilmesi için, malzemelerin Çin'den getirilmesi lazım, bu da çok pahalı. Ayrıca Türk damak tadının yadırgayacağı şeyleri çıkarıyorlar. Sonuçta, Çin yemeğini gerçekten seven, tadını bilen birinin asla yemek istemeyeceği bir şey çıkıyor ortaya. 'Rejans' ise, gerçek Rus yemeği yemek isteyenlerin rahatça gidebileceği bir yer.



KIZIM KOLA İÇMEDEN BÜYÜDÜ

Yemek yaparken hep taze ürünler mi kullanıyorsunuz, nerelerden Alışveriş yapıyorsunuz?

Organik, taze ürünler kullanıyoruz. Eşimin babasının yetiştirdiği domatesi, biberi, patlıcanı 'deep freeze'e koyuyoruz, kışın da onları yiyoruz. Konserve bir ürün alırsam, bize bir kalite güvencesi verenini tercih ediyorum.



Kızınız hamburger yemiyor mu? Kola içmiyor mu?

Yok. Zararlı şeyler yememesini sağladık bugüne kadar. Anlatıyoruz da ona. Umarım bu şekilde devam eder.





ÜNLÜLER HANGİ TAKIMI TUTUYOR?



HANGİ ünlü NEREDE OTURUYOR?







ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ...



Mutfağa girince eşim yere gazete seriyor

Wednesday, December 9, 2009

Bir kızını kanser aldı, şimdi diğeri de hasta

SAMSUN - 19 Mayıs ilçesinde yaşayan ve geçimini zaman zaman bulduğu inşaat işleriyle sağlamaya çalışan Halil İbrahim Küçük'ün peşini kötü kader bırakmıyor.
Yaklaşık 6 ay önce, kanser hastası kızı Aysu'yu 3.5 yaşında kaybeden Küçük'ün bu olaydan sonra dünyaya gelen kızı Aygül'e ender görülen ''fenilketonüri'' teşhisi konuldu.
Fenilketonüri ender görülen, zeka ve nörolojik gelişim geriliğine neden olabilen, kalıtımsal bir hastalık. Kızının özel diyetle beslendiğini ifade eden çaresiz baba, 6 aylık yaklaşık 2 bin 500 TL tutan harcamaları karşılayamadığını belirtti.
Hastalık nedeniyle proteinli gıdalarda bulunan fenilalanin isimli bir aminoasidi metabolizması kabul etmediği için kızının kırmızı ve beyaz et, sakatat, baklagil, çerez ve yumurta gibi yüksek protein içeren besinler tüketemediğini, sebze ve meyvenin Doktor kontrolünde yenilebildiğini ifade eden Küçük, çaresiz olduğunu söyledi.
Küçük, “Bir kızımın acısı geçmeden dünyaya gelen diğer kızımda da çaresiz bir hastalık olduğu anlaşıldı. İmkanım olsa 'Bu da benim kaderim' derdim ama bu hastalık tedavisi ve Beslenme diyeti çok pahalı. Bunu kendi imkanlarımla karşılamam mümkün değil. O nedenle çaresizim. İçişleri Bakanlığına başvurdum.
Ölen kızım için yardım toplanmıştı, o yardımların hasta kızıma kullanılması için. İçişleri Bakanlığından gelen cevapta ''yardımın kişisel olduğu'' için başka bir kişi için kullanılamayacağı bildirildi. Hesapta yaklaşık 70 bin lira olduğunu tahmin ediyorum. Bu para kızımın tedavisi için önemli bir miktar. Bana bu konuda yardımcı olunmasını istiyorum” dedi.
Bir kızını kanser aldı, şimdi diğeri de hasta

Haftada en az dört gece parti parti dolaşıyorlar

Karanlık çökünce kendilerini dışarı atıyorlar. Haftanın en az dört gecesi sokakta olup; restoranlardan kafelere, konserlerden açılışlara, gece kulüplerinden partilere koşturup duruyorlar... Yorgunluk nedir bilmeden sürekli gezip tozan 'gece kuşları'; Cosmopolitan dergisinin yeni sayısında mercek altına alındı. Selin Miloşyan tarafından derlenen dosyada; parti parti gezen Eğlence tutkunlarının fiziki ve sosyolojik haritası çıkarıldı. İşte, 'Gece Kuşlarını Tanıma Kılavuzu'nun ayrıntıları...



YORULMAK NEDİR BİLMİYORLAR

Gece çıkmaktan, bir eğlence mekanından diğerine koşmaktan müthiş zevk alıyorlar. Bir yemekle başladıkları geceye, bir kafede devam ederken, oradan da içkili bir ortama geçip doyasıya dans etmek istiyorlar. Bu arada her zaman çeşitli mekanlarda karşılaştıkları tanıdık simaların ya da arkadaşlarının daveti üzerine geceyi bir ev partisinde sonlandırmaya karar veriyorlar. Hiç yorulmadan bazen araya konser, Sinema ya da Tiyatro gibi daha kültürel aktiviteleri sıkıştırmayı başarıyorlar. reklam, sanat, Moda, medya, halkla ilişkiler ve organizasyon gibi alanlarda çalışan insanlar, mecburen yoğun bir gece hayatına sahip oluyor. Meslek icra edilirken bir yandan da eğlencenin tadına varılıyor.



YENİ İLİŞKİLERİN BAŞLANGIÇ YERİ

Gece kuşları; gün ve saat hesabı yapmadan hayatı dolu dolu yaşayarak eğleniyor. Ayrıca işyerinde çalışırken, keyifli bir gecenin kendilerini beklediğini bilmek de onların stresini azaltıyor. Gece hayatı insanlara; yeni arkadaşlıkların ve yeni aşkların filizlendiği renkli bir ortam sunuyor. Davetlerden partilere koşturmanın bir avantajı da, yeni ilişkilere başlama şansı oluyor. Her gece dışarı çıkıp birkaç Program yapabilecek kapasitede olmak için ille de bekar olmak şart değil. Gece kuşu evli çiftler de evliliğin sıradanlığından uzak, monotonluğu kırmayı başarmış, hareketli bir düzen kurmuş oluyorlar. Yoğun bir tempoyla oradan oraya koşturan insanlar aslında bu hareketliliği çok seviyor. Yeni insanlarla tanışıyor, dostluklarını pekiştiriyor, keyifli sohbetler yapıyor, son trendlerden haberdar oluyorlar... Gece kuşları, hayatın bu hızlı akan, sürprizli yönüne bayılıyor.



GECE KUŞLARININ ORTAK NOKTALARI

Yaşları tabii ki 18'den büyük! Genellikle bekarlar ama aralarında evli olanlar da var. Keyif aldıkları için gece çıkıyorlar ama bazen işleri nedeniyle mecburi bir sosyallik yaşayanlar da oluyor. Salaş yerlere gitmek isteyenler Kadıköy ve Nevizade'de, daha çok para harcayabilenler ise Bebek- Boğaz hattında boy gösteriyorlar. Asmalımescit-Tepebaşı dolayları ise son dönemde coşmuş durumda. Eğlenmek için yaşadıklarını söylerler. En az haftanın dört günü dışarıdalar; bazı partilere kapıdan bakıp çıkıyorlar. Geceleri, gündüzden daha enerjik ve hareketli oluyorlar.



NEDEN GEZİYORLAR

ETEL BALER: "Akşamları sevdiklerimin katıldığı organizasyonlara gitmekten hoşlanıyorum. Çünkü tümüyle buluşmam için yeterli vaktim yok. Gece gezmeleri sayesinde dostlarımı birarada görme imkanı buluyorum."

ESRA ÜSTÜNKAYA: "Dışarıdaki eğlenceyi ve sosyal hayatı renkli bir tiyatro sahnesi gibi görüyorum ve izlemekten büyük keyif alıyorum. Programlarım spontane gelişiyor ve insanlarla iletişim çok hoşuma gidiyor."

DİDEM ÖZGEN (Parti organizatörü): "Sosyalleşmek benim için yemek yemek kadar doğal bir ihtiyaç ve büyük bir keyif. Dönemsel olarak azalan veya çoğalan yoğunlukta, ancak haftada en az dört gece çıkarım. Yaz aylarında hemen her gece dışarıdayım. Yaşlanıp bir köşede oturmak zorunda kaldığımda torunlarıma anlatacak eğlenceli hikayelerim olsun istiyorum."



SABAHA KADAR EĞLENMEYİ ÇOK SEVİYORLAR

Melez şarkıcı Rihanna, her gece farklı bir kulüpte görülüyor. Rihanna'nın aynı akşam üç kulübe birden gittiği biliniyor. İngiliz şarkıcı Amy Winehouse, hareketli gece hayatıyla tanınıyor. Evinde sabaha kadar süren partiler yüzünden komşularının onu tahliye etmek için imza kampanyasına başladıkları biliniyor. Çılgın partilerin renkli siması Paris Hilton, eğlence hayatının en ünlü müdavimlerinden. Paris'in gittiği parti haftalarca konuşuluyor. Los Angeles gece hayatının müdavimlerinden olan Amerikalı oyuncu Mischa Barton, sık sık çok popüler olan Bardot adlı kulüpten çıkarken görüntüleniyor. 'Cadılar Bayramı' partisinde erkek kılığına girerek hayranlarını şaşırtan Amerikalı şarkıcı ve söz yazarı Katy Perry, çılgın partilerde sık sık boy gösteriyor.



TAVAF EDİYORLAR

Lüks harcamaları, Yaşam şekli ve gösterişli giyim tarzıyla dikkat çeken Süreyya Yalçın, yoğun gece hayatıyla adından sıkça söz ettiriyor. Demet Akalın, sevgilisiyle birlikte her gece en az dört mekan dolaşıyor. Gece gezmeyi çok sevdiğini söyleyen Tuba Ünsal, şu sıralar sık sık farklı eğlence mekanlarını tavaf ediyor. Hande Ataizi, yoğun bir gece hayatı olmadığını, herhangi bir organizasyon olmadığı takdirde sadece yemek yemek için çıktığını söylüyor. Gece hayatının Beslenme kaynağı olduğunu belirten şarkıcı Teoman, çıktığı gecelerde birkaç mekana birden gidiyor. Sosyetenin tanınmış simalarından Eda Taşpınar'ı da hemen her gece farklı bir organizasyonda görmek mümkün.
Haftada en az dört gece parti parti dolaşıyorlar

Tuesday, December 8, 2009

Kızının diyetinden şekeri çıkardı

Amerikalı ünlü aktris Jessica Alba, kızı Honor'ın Beslenme programından şekeri tamamen çıkardı. Bir yaşındaki kızına şekerli meyve suyu ve asitli içecek içirmediğini söyleyen Alba, "Sadece doğal meyve sularıyla beslenmeye özen gösteriyorum. Suni şekerli şeylerin ona zarar vereceğine inanıyorum" dedi. Ünlü aktris, kızının en çok salatalık ve elma suyunu sevdiğini sözlerine ekledi.
Kızının diyetinden şekeri çıkardı

Bayram pilavı

Eti kuşbaşı doğrayın ve yumuşayana kadar haşlayın. Et suyunu saklayın. Fındık yağını tencereye koyup, üzerine haşlanmış eti ilave edin. Üzüm ve rendelenmiş havucu katın. Baharatları da koyup karıştırın. Pirinci, tuzunu, haşlanmış nohut ve et suyunu ilave edip pilavı pişirin. Bozmadan servis kabına alıp, sıcak servis yapın. Mutlu bayramlar diliyorum.



(10 kişilik) Hazırlama süresi: 20 dakika Pişirme süresi: 30 dakika



MALZEMELER



2 su bardağı baldo pirinç



1 bu bardağı haşlanmış nohut



2 havuç



Yarım kilo koyun eti



1 su bardağı kuru üzüm



1 tatlı kaşığı tarçın



1 tatlı kaşığı yenibahar



2 yemek kaşığı fındık yağı



3 su bardağı et suyu



Tuz



karabiber



* * *



Narlı su muhallebisi



Soğuk süte Mısır nişastasını ve şekeri ilave edin. Koyulaşıncaya kadar pişirin. Sonra kaselerin içini suyla ıslatın ve pişmiş muhallebiyi dökün. Oda sıcaklığında soğuttuktan sonra buzdolabında en az 2 saat soğutun. Üzerine gül suyu ve pudra şekeri serptikten sonra nar taneleriyle süsleyerek servis yapın.



MALZEMELER



1 litre süt



6 yemek kaşığı mısır nişastası



2 kahve fincanı tozşeker



Üzeri için:



1 kahve fincanı gül suyu



1 kahve fincanı pudra şekeri



2 adet iri nar



* * *





Mercimek çorbası



Bir gece önceden ıslattığınız mercimeği haşlayın. Ayrı bir tencerede soğanı rendeleyip, sarımsakla kavurun. Yağı ekleyip, salça ve domatesi katın. Haşladığınız mercimeği ve sıcak suyunu da ilave edin. Tuz ve taze karabiberi de ekleyebilirsiniz. 15 dakika sonra şehriyeyi ilave edin. 15 dakika daha pişirip servis yapın.



MALZEMELER



1.5 su bardağı yeşil mercimek



1 çay bardağı arpa şehriye



1 tatlı kaşığı domates salçası



1 adet domates



3 diş sarımsak



1 orta boy soğan



8 bardak sıcak su



2 yemek kaşığı fındık yağı


Bayram pilavı