Showing posts with label Domuz Gribi. Show all posts
Showing posts with label Domuz Gribi. Show all posts

Wednesday, December 23, 2009

Domuz gribine karşı vitaminli ekmek

Isparta'da, gribal enfeksiyonlara karşı vücudun bağışıklık sistemini güçlendiren, içerisinde B ve C vitamini, demir ve çinko elementlerinin bulunduğu ekmek üretildi. Ekmeğin Domuz Gribi virüsüne karşı da etkili olabileceği belirtiliyor.



Hediye Un Fabrikası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Kabalak, bir yıldır sürdürdükleri Ar-Ge çalışmaları sonrasında elde ettikleri vitaminli undan üretilen ekmeğin vücut direncini artırması, grip virüsü ve diğer virüslere karşı bağışıklık sistemini güçlendirmesinin amaçlandığını söyledi. Undan üretilen ekmeğin testlerinin başarılı sonuçlar verdiğini belirten Kabalak, ekmeğin seri üretimine başladıklarını kaydetti. Kurdukları laboratuvarda Gıda mühendisleri nezaretinde ekmeğin pişirilerek incelendiğini ifade eden Kabalak, "İnsanlar vitamin yetersizliğinden çoğu hastalıklara yenik düşüyor. Bir yıldır sürdürdüğümüz çalışmalar sırasında son dönemde ortaya çıkan H1N1 virüsü gibi gribal enfeksiyonlara karşıda dirençli vitaminleri de unumuza ekledik." dedi.



Ahmet Kabalak, buğdaydaki vitamin ve mineralli maddelerin kabukta olduğundan beyaz un imalatında büyük miktarının kepekle beraber ayrıldığını anlattı. Beyaz ekmekte vitamin ve mineral oldukça az olduğunu ifade eden Kabalak, "Toplumda temel gıda maddesi ekmek olduğu için dengeli ve yeterli bir beslenmeyi ekmekle sağlamamız hem kolay hem de ucuz olacaktır. Günümüzde çıkan değişik hastalıklar için Beslenme artık çok önemli hale gelmektedir. Gerekli vitamin ve mineral içeren gıdaları alamayan veya yoğun çalışmalarından dolayı beslenmelerine dikkat edemeyen insanlarımız vitaminli ve mineralli ekmek ile beslendikleri takdirde ihtiyacımız olan vitamin ve minerali temin edecektir." diye konuştu. Kabalak, ürettikleri ekmeği uzmanların gözetiminde Bilimsel verilere dayanarak ürettiklerini, kurslar düzenleyerek bunları bayilerine anlatacaklarını ifade etti.



"NORMAL EKMEKTE VİTAMİN YOK"



Gıda Mühendisi Nazan Besim normal unda vitaminli kısımların kepekle birlikte ayrıldığını, unda pek fazla vitamin bulunmadığını söyledi. Besim, "Normal ekmekte un, su, tuz ve maya kullanılıyor. Biz fabrikada ürettiğimiz una mineral ve vitamin takviyesi yapalım diye düşündük. C ve B grubu vitaminlerle birlikte demir, çinko ekledik. Daha sonra laboratuarımızda bulunan fırınımızda bu ekmeği denedik." dedi.



Deneme testlerinden başarılı sonuçlar aldıklarını ifade eden Besim, pişirme süresi, şekil, su, tuz katma gibi oranları belirlediklerini söyledi. Ürettikleri vitamin katkılı unu talep eden fırıncılara da vereceklerini kaydeden Besim, şöyle devam etti: "Ekmeğin seri üretimine başladık. Zamanla ekmeğin ilgi göreceğini düşünüyorum. İlk başta halk sanki ekmeğin içinde 'katkı maddesi vardır', 'yan etkisi vardır' diye tereddüt ediyor. Kullandığımız vitaminler tamamen sağlığa uygun, tamamen doğal yollardan elde edilen vitaminler. Günlük 1 ekmek yiyen birisi vitamin ve mineral bakımından vücudun ihtiyacının büyük bir kısmını karşılamış oluyor."



ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ...
Domuz gribine karşı vitaminli ekmek

Wednesday, December 16, 2009

Yanlış vitamin yarardan çok zarar getirir

İSTANBUL - Soğuk havalar ve Domuz Gribi salgını doğal beslenmeye, vücut dengemizi koruma ihtiyacına ve vitaminlere olan talebi artırdı. Oysa eczanelerden satın alınıp gelişigüzel kullanılan ya da internet sitelerinden sipariş edilen vitaminler yarardan çok zarar getirebiliyor. Vitaminlerin kesinlikle Doktor kontrolünde ve dozunda tüketilmesi gerektiğini söyleyen Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Dahiliye Bölümü’nden Prof. Dr. Birsel Kavaklı, vitamin kullanımında dikkat edilmesi gereken noktalara değindi.SAĞLIĞIN ANAHTARI: VİTA-AMİNEVitaminler, birçok fizyolojik olayda anahtar rol üstlenen moleküllerdir. Vitaminler insan vücudu tarafından sentezlenemedikleri için besinlerden sağlanması gerekmektedir. Vitaminlerin isimleri latincede hayat anlamına gelen ‘vita' ve nitrojen içeren anlamına gelen ‘amine' kelimelerinin kombinasyonundan türetilmiştir. Aslında günümüzde bilinen bütün vitaminler nitrojen içermez fakat ilk bulunan vitaminler içerdiği için isim bu şekilde kalmıştır. Sağlıklı bireylerde gıdalara ek olarak vitamin almaya gerek yoktur. Ancak vitamin ihtiyacını artıracak durumlar veya eksikliğinin saptandığı olgularda vitamin verilmesi gerekir.BİLİNÇSİZ VİTAMİN KULLANIMININ SAKINCALARIBilinçsiz vitamin kullanımı karaciğer bozukluğundan böbrek rahatsızlıklarına kadar pek çok hastalığa neden olabilir. Vitaminin doktor kontrolünde kullanılması gerekir. Kişinin kafasına göre ya da eş dost tavsiyesi ile vitamin alması kesinlikle yalnıştır. Mutlaka doktor önerisiyle alınmalıdır. Bilinçsizce tüketilen A vitamini karaciğer bozukluğuna, fazla C vitamini böbrek taşına ve mide rahatsızlıklarına, D vitamini intoksikasyona sebep olabilir.
ÇOÇUĞA D, Sigara İÇENE C, VEJETARYENE B12 Büyüme ve gelişme çağında, hamilelikte, ileri yaşlarda, kronik hastalığı olanlarda, alkolizmde eksikliği saptanan vitaminler kullanılmalıdır. Gerekli olan vitamin miktarı genellikle tavsiye edilen günlük miktar RDA olarak tanımlanmaktadır. Bu değerler ürünlerin etiket bilgilerinde yer almaktadır. Ama yine de ihtiyaç duyulan miktar kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Örneğin belirli hastalıklarda kişiye daha yüksek oranda vitamin tavsiye edilir; ayrıca ilaçlar vitaminlerin aktivitelerini engelleyebilmektedir. Belirli grupların özel vitaminlere daha fazla ihtiyacı vardır. Örneğin çocuklar (D vitamini), hamile bayanlar (folik asit), yaşlılar (D vitamini), sigara içenler (C vitamini), çok alkol tüketenler (B1 vitamini) veya vejeteryanlar (B12 vitamini) belirli vitaminlere daha fazla ihtiyaç duyarlar.
ANTİBİYOTİK TEDAVİSİNDE VİTAMİNGerekmedikçe vitamin kullanmak vücuda yarar yerine zarar getirecektir. Vitaminlerin bilinçli ve doğru kullanılması şarttır. Örneğin antibiyotik tedavisinde bağırsaktaki yararlı bakteriler de etkilenir. Buna bağlı olarak pamukçuk gibi mantar hastalıkları, ishal, hazımsızlık ve gaz şikayetleri ortaya çıkar. Bu nedenle antibiyotik tedavisinde özellikle B kompleks vitamini almak yararlıdır. SAĞLIĞIN ABC’SİNİ GELİŞİGÜZEL KULLANMAYINA, D, E, K ve C vitaminlerine ait zarar ve yan etkiler iyi bilinmektedir. A vitamini vücutta birikip karaciğer toksisitesine yol açar. A vitamini toksisitesi, onu bağlayan proteinlerin yok olması ve bu yüzden A vitamininin hücrelere hücum etmesiyle belirir. Bu genellikle vitaminlerin diyetten alınması durumunda ortaya çıkmaz; fakat kişinin takviye kullanması durumunda belirebilir. Belirtileri mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, ishal ve kilo kaybıdır. Kas ve sinir sistemi de iştahsızlık, sinirlilik, yorgunluk, uykusuzluk, bitkinlik, baş ağrısı ve kaslarda zayıflık belirtileri göstererek etkilenir.
D vitamini uzun etkilidir ve birikir. D vitamininin fazlası kandaki kalsiyumun yüksek konsantrasyonda olmasına neden olur. Kalsiyum böbrek taşı oluşturabilir. Kandaki yüksek kalsiyum seviyesi ayrıca kan damarlarının sertleşmesine neden olur ki; özellikle bu da kalp ve akciğer arterleri için tehlikelidir ve ölümcül olabilir. D vitamini toksisitesinin ek belirtileri ise; iştahsızlık, baş ağrısı, zayıflık, halsizlik, aşırı susuzluk, sinirliliktir.
E vitamini ile zehirlenme çok fazla miktarda alınırsa olur; fakat A ve D vitaminlerinde olduğu gibi kolay olmaz. Belirtileri baş ağrısı, zayıflık, baş dönmesi, halsizlik ve görme bozukluklarıdır.
K vitamini zehirlenmesi sadece K vitamini için suda çözünen kaynakları tüketen insanlarda meydana gelir. Belirtileri ise kırmızı hücrelerin hemolizi, sarılık ve beyinde hasarlanmadır.
Tiaminin (B1)anormal bir şekilde çok alımı sinir sistemini etkiler. Güçsüzlük, baş ağrısı, alınganlık ve uyku bozukluğuna yol açar. Ayrıca taşikardi yapabilir.
Yüksek miktardaki niasin (B3) sinir sisteminde, kandaki glukoz ve yağda uyuşturucu etkisi yaratabilir. Kusma, dilin şişmesi, bayılma gibi belirtiler meydana gelebilir. Ilaveten, karaciğerin fonksiyonunu etkileyebilir ve düşük kan basıncına neden olabilir.
B6 vitamininin uzun süreli yüksek dozda alımı, kimi zaman geri dönüşümü olmayan sinir hasarlarına neden olur. Ayaklarda uyuşmayla başlar, sonra ellerde his kaybolabilir ve ağız uyuşabilir. Daha başka toksik semptomlar ise yürümede zorluk, bitkinlik ve baş ağrısıdır. Alımı azaltıldığı zaman bu semptomlar azalır; fakat her zaman tamamen kaybolmaz.
Folat’ın toksisite belirtileri ishal, uyku bozukluğu ve alınganlıktır. B12 vitaminiyle olan yakın ilişkisinden dolayı, folatın yüksek miktarı B12 vitamini eksikliğini kapatır. C vitamini toksisitesi kusma, karın krampları uyku bozukluklarıdır. Böbrek taşına da yol açabilir.
VİTAMİN KULLANIMI KANSERİ TETİKLER Mİ?ABD'de yapılan bir Bilimsel araştırmada aşırı vitamin kullanımınıyla ilerlemiş prostat kanseri arasında bağlantı olabileceği bildirildi. araştırma kapsamında 300 bin erkeğin Sağlık durumlarına ve Beslenme alışkanlıklarına bakıldı. Bunlardan üçte birinin, her gün çeşitli vitaminler aldıkları ve yüzde 5'inin aşırı vitamin tükettiği belirlendi. Araştırmanın başlamasından itibaren geçen 5 yıl içinde, 10 bin 241 erkeğe prostat kanseri teşhisi konuldu. Journal of the National Cancer Institute dergisinde yayınlanan araştırmada, aşırı miktarda vitamin kullananlarda öldürücü prostat kanserine yakalanma riskinin hiç kullanmayanlara oranla iki kat fazla olduğu sonucuna varıldı. Bununla birlikte araştırmacılar, vitamin kullanımıyla prostat kanserinin ilk safhası arasında ilişki bulamadılar. Araştırmacılar, yüksek dozda vitaminin tümör ortaya çıkana kadar etkisinin fazla olmadığı; ancak tümör oluştuktan sonra muhtemelen hızla büyümesine yol açtığı tahmiminde bulundular. Daha az kapsamlı benzer araştırmalarda da aynı sonuca varılmasına karşın, aşırı miktarda vitamin kullanımıyla prostat kanseri arasında kesin bir ilişki bulunduğunu kanıtlamak için başka araştırmalara ihtiyaç olduğu da vurgulandı.
Yanlış vitamin yarardan çok zarar getirir

Thursday, December 10, 2009

Domuz gribi alerjikleri vuruyor

İSTANBUL - Grip nedeniyle akciğerlerde oluşan bronşit, Alerji yüzünden zatürreye çevirerek, hastanın hayatını tehdit ediyor.
Memorial Hastanesi KBB Bölümü’nden Op. Dr. Pınar Korlu, domuz gribinden en çok etkilenen hasta grubunun alerjik hastalar olduğunu belirtiyor.
Alerjik hasta grubu, alerjik nezle ve alerjik astım hastaları arasındaki alerji ile bağlantılı tüm hastaları kapsamaktadır. Alerjik hasta grubunun gribal enfeksiyonlara karşı çok daha dikkatli davranması gerekir. Çünkü alerjik hastalıklar gribin, özellikle de domuz gribinin etkilerinin daha çok ortaya çıkmasına neden olur, hasta yatağa düşer ve hastalık daha ağır bir tabloyla seyreder.
SOLUNUM YOLLARI DAHA ÇABUK TIKANIRDomuz gribinin en karakteristik tablosu, burun ve kulak yolları ile solunum yollarını tıkayıcı bir etkiye sahip olması, dolayısıyla akciğerlere doğru hızla ilerleyerek solunum yetmezliğine neden olmasıdır. Hastanın geniz yolu tıkandığında kulak tıkanması ve bununla birlikte basınç ortaya çıkar. Kulaklarda açılıp kapanma hissi ve tıkanıklık alerjik olmayan kişilerde bile ortaya çıkabilen bir durumdur. Alerjik bir kişinin solunum yollarında ödem de olduğu için, araya giren ödem artırıcı faktör olan grip, bu şikayetleri daha da artırır. Domuz Gribi solunum yollarını çok çabuk etkileyerek hızla yayıldığı için akciğerlerde zatürre gelişebilir ve hasta solunum yetmezliği tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir.
ALERJİKLER ÖNLEM ALMALIAlerjik hastalar genel olarak sürekli Doktor kontrolünde hastalıklarını baskılayıcı tedavi altında olmalıdır. Ancak alerjik hastalıkların alevlendiği ve hastaların özellikle dikkatli olmaları gereken dönemler vardır. İlkbahar ve sonbahar dönemlerinde hastalık belirgin bir şekilde ortaya çıkmadan doktora başvurmak ve baskılayıcı ilaçları düzenli olarak kullanmak çok önemlidir. Alerjik hastaların özellikle ilaçlarının ayarlanması ve doktor kontrolünde olmaları gerekir.
ALERJİ VÜCUT DİRENCİNİ DÜŞÜRÜRGribal enfeksiyonlarda vücut direncinin önemi çok büyüktür. Halsizlik, kırgınlık, yüksek ateş ve burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösteren hastalık, düşük bir bağışıklık sistemi ile karşılaştığında hastayı kısa zamanda yatağa düşürür. Dinlenme, Beslenme alışkanlıkları, yorgunluk, Stres gibi faktörler de bir araya gelince hastalığın seyri olumsuz etkilenir. Alerjik hastalar vücut dirençleri düşük olduğundan, akciğer enfeksiyonlarına neden olan geniz akıntısının durdurulmasına yönelik ilaç tedavisinin uygulanması, bu hastalarda çok önemlidir.
HASTALIK ALEVLENMEDEN DOKTORA BAŞVURMALIÖzellikle sonbahar ve ilkbahar dönemlerinde alerji şikayetleri alevlenmektedir. Alerji hastalarının özellikle bu dönemlerde mevsimsel şikayetlerini kontrol altında tutmak için doktora başvurmaları ve ilaçlarını aksatmamaları çok önemlidir. Kış dönemine girerken de hastaların bağışıklık sistemini güçlü tutmak için ilaç tedavisi ile birlikte gribal enfeksiyonlardan korunmak için beslenme ve uyku düzenine dikkat etmeleri gerekir. Gribe yakalanmak bir yerden sonra hastanın elinde olmayan bir durumsa da korunmak ve daha hafif bir şekilde atlatmak için, alerji hastasının durumunu takip etmesi koruyucu bir önlem olacaktır.


Domuz gribi alerjikleri vuruyor

Tuesday, December 8, 2009

Şirketlerin domuz gribi önlemleri


Dünya Sağlık Örgütü, 74 ülkeye yayılan ve Türkiye'de 115 kişinin ölümüne neden olan Domuz Gribi için alarm seviyesini altıya çıkarırken Türkiye'de de salgın tehlikesine karşı önlemler artırıldı. H1N1 virüsünün mutasyona uğraması korkusu ve Kurban Bayramı'yla birlikte salgın riskinin artacağı uyarıları, Sağlık Bakanlığı'nın yurt çapında aldığı önlemleri artırırken firmaları da kırmızı alarma geçirdi. Başta bankalar ve okullar olmak üzere pek çok kurum, olası bir grip salgını için termal kamera almaya başladı. Kurban Bayramı'nda yüzde 100 dolulukla çalışacak olan şehirlerarası otobüs firmaları, tam güvenli çalışma için otogarlara Mobil termal kamera talebinde bulunurken özel hastaneler de olası bir salgın riskine karşı Sağlık Bakanlığı'ndan tam yetki istedi. Domuz gribi korkusu, İstanbul'un Eğlence mekânlarına da sindi.

Bankalar termal kamera almaya başladı
Sağlık Bakanlığı'nın havalimanlarına önlem amaçlı koydurduğu termal kameralara son zamanlarda talep arttı. Aralarında banka, okul ve alışveriş merkezlerinin de yer aldığı pek çok şirket, fiyatı 15 bin ile 60 bin TL arasında değişen termal kameralardan edinmek için termal kamera satan şirketlere başvurdu. Domuz gribi salgınının kamu yetkililerinin ardından şirketleri de harekete geçirdiğini söyleyen Sentez Termal Kamera Görüntüleme ve Ölçüm Sistemleri'nin Satış Sorumlusu Hasan Tahsin Yazıcı şunları söyledi: "Bizden kamera talebinde bulunan firma sayısı her geçen gün artıyor. Okullar, bankalar, Sinema işletmecileri, alışveriş merkezleri, telekomünikasyon kurumları ve fabrikalar dahil pek çok şirket yetkilisi, bizi arayıp kamera talebinde bulundu. Domuz gribini tespit eden termal kameralardan bugüne kadar 40 tane sattık." Sağlık Bakanlığı'nın havaalanlarında uyguladığı yüksek Güvenlik uygulamalarının otogarlarda uygulanması için harekete geçen Türkiye Otobüsçüler Federasyonu (TOFED), Sağlık Bakanlığı'ndan Esenler Otogarı girişine termal kamera koyulması için talepte bulundu. Kurban Bayramı'yla birlikte taşınacak yolcu sayısında ciddi artış olacağını ve burada yolcuların güvenliği için termal kameraların gerekli olduğunu ifade eden TOFED Yönetim Kurulu Başkanı Rüştü Terzi, "Bayram öncesinde şehirlerarası otobüs işletmelerinin doluluk oranları yüzde 95-100 seviyesine çıkıyor. Bu nedenle Ulaştırma Bakanlığı'na ek sefer için talepte bulunduk. Sektörümüz domuz gribi salgını için önlemlerini aldı. Sağlık Bakanlığı, otogarı ilaçladı. Kurumsal firmalar otobüslerini domuz gribine karşı dezenfekte etti. Bazı firmalarımız maske bile dağıttı. Son olarak federasyon olarak Sağlık Bakanlığı'ndan otogar girişlerine termal kameralar yerleştirilmesi için talepte bulunduk. Yolculuğa çıkacak her yolcunun mobil termal kameralarla kontrolden geçirilmesi, salgına karşı alınacak önlemleri artıracaktır" diye konuştu.

Eğlence mekânlarında öpüşen yok
Sigara yasağından sonra büyük Darbe yiyen eğlence mekânlarının tadı, domuz gribiyle iyice kaçtı. Gece hayatının kalbinin attığı İstanbul'un lüks eğlence mekânlarında şu sıralar el ele tutuşup öpüşen yok. Eğlence mekânlarının henüz Sigara yasağına bile alışamadığını belirten ünlü işletmeci Celal Çapa, "Türk insanı henüz sigarasızlığa bile alışamamışken şimdi bir de domuz gribi çıktı. Gribin doğrudan mekânlara etkisi olmasa da grip olanlar gelemediği için bir düşüş söz konusu. Ancak biz asıl düşüşü kriz nedeniyle yaşadık" dedi. Domuz gribi salgınına karşı dünyada alınan önlemlerin arttığına dikkat çeken Pürel'in üreticisi Çarmıklı Grubu İcra Kurulu Başkanı Osman Çarmıklı, Türkiye'de de hijyen konusunun ciddi şekilde uygulandığını söyledi. Son zamanlarda eğlence mekânları da dahil birçok işletmenin dezenfektan cihazları satın aldığına işaret eden Çarmıklı, buna bağlı olarak dezenfektan satışlarının maksimum düzeye çıktığını kaydetti.

Home ofis çalışma revaçta
Çalışanlarını domuz gribinden korumak isteyen kurumsal firmaların bu dönemdeki bir diğer tercihi ise evden çalışma sistemi. Gribe yakalanan çalışanlarına uzun süreli izin verip evden çalışma olanağı sağlayan Şirketler, bu dönemde izin politikalarında yumuşamaya gitti. "Domuz gribi nedeniyle home ofis çalışma sistemi bu dönemde hiç olmadığı kadar revaçta" diyen Human Resources Management Kurucu Ortağı Aylin Coşkunoğlu Nazlıaka şunları kaydetti: "Daha öncesinde devamsızlıkla ilgili çok hassas yaklaşan firmalar, domuz gribi döneminde kişilerin işe gelmemesini, evden çalışarak işe devam etmesini ister hale geldi. Ayrıca başta yabancı firmalar olmak üzere gribe karşı korunma yöntemleri Eğitim çalışmalarıyla anlatılıyor, afişler asılıyor. İşletmelere dezenfektanlar yerleştiriliyor." Özel sağlık kuruluşları yetki bekliyor Domuz gribine karşı devletin yetki verdiği 3 hastanenin artan hasta sayısıyla birlikte yetersiz kalacağına dikkat çeken Özel Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Başkanı Reşat Bahat, "Domuz gribi salgınında asıl tehlike, bayramdan sonra ortaya çıkacak. Çünkü herkes öpüşüyor. Hasta olan bir kişi, 20 kişiye bulaştıracak. Artık özel hastaneler de domuz gribi vakalarıyla ilgilenmeli" dedi. Özel sağlık kuruluşlarının 200 bine yakın çalışanı, 21 bin doktoru, 450 hastanesi ve 1860 özel sağlık ünitesiyle domuz gribi salgınıyla mücadeleye hazır olduğunu dile getiren Bahat, Sağlık Bakanımızla 1 ay önce yaptığım görüşmede, kendilerinin emrinde olduğumuzu ifade etmiştim. O dönem salgının ilerlemesi halinde bize başvuracaklarını belirtmişti. Bayramdan sonra artacak hasta sayısıyla birlikte bu yetkinin geleceğini düşünüyoruz " dedi.

HANGİ FİRMA, NE ÖNLEM ALDI ?
Seyidoğlu:
Domuz gribine karşı üretim tesisinde kırmızı alarm durumuna geçen Seyidoğlu firması, çalışanlarını en üst seviyede korumaya aldı. Gıda sektöründe hijyen ve sağlık kavramının önemine dikkat çeken Seyidoğlu Genel Müdürü Mehmet Göksu, "Çalışanımızın sağlığı, ürünlerimiz ve bizim de sağlığımız demektir. Domuz gribine karşı Hadımköy'deki fabrikamızda çalışan 400 personelimizi Sağlık Bakanlığı'ndan gelen uzman bir kadro tarafından 1 haftalık zorunlu eğitime tabi tuttuk. Fabrikanın girişine steril koruyucu jeller ve dezenfektanlar yerleştirdik. Fabrikaya girişte koruma maskesi ve üniforma giyme zorunluluğu getirdik. Daha önce de yapıyorduk ama şimdi kırmızı alarm seviyesine geçtik" dedi.

Yıldız Holding:
Holdingdeki tüm iletişim panolarına griple ilgili afişler asan Yıldız Holding, işyeri doktoru tarafından da bilgilendirici paneller düzenliyor. Şirket binaları steril maddelerle sık sık dezenfekte ettirilirken, ortak kullanım alanları da steril maddeyle her gün dezenfekte ediliyor. Gerekli ilaç ve maske stoku yapan ve isteyen çalışanlarına dağıtan holding, ayrıca şirketteki tüm lavabolara steril cihazlar taktırdı. Holding ayrıca aylık yemek mönüsünü vitamin yönünden daha zengin yemeklerden oluşturmaya başladı.

İstanbul İhracatçılar Birliği:
Domuz gribi salgınına karşı önlem alan bir diğer kuruluş ise İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB). Salgına karşı merkezin ilaçlandığını ifade eden İİB Başkanı Zekeriya Mete, ayrıca birlik binasındaki çalışanlara tıbbi maske dağıttıklarını söyledi. Merkezin lavabolarına dezenfekte özelliği taşıyan sıvı sabun koyduklarını belirten Mete, binanın en çok kullanılan alanlarına ise el temizleme jelleri koydurduklarını söyledi.

Akmerkez:
Her gün binlerce kişinin ziyaret ettiği Akmerkez de çalışanlarını ve misafirlerini hastalıktan korumak için hijyen uygulamalarını artırdı.Yeme-içme katında masa dezenfeksiyonu için görevlilere püskürtmeli dezenfektanlar dağıtılırken, ofis masaları, asansör düğmeleri ve yürüyen merdiven el tutamakları gibi diğer el teması olan genel alan temizliklerinde dezenfektanlı ürünler kullanılmaya başlandı. Tuvaletlerde ise dezenfektan içerikli sıvı el sabunları, ziyaretçilerin kullanımına sunuldu.

Denizbank:
Domuz gribiyle ilgili gelişmeleri işyeri hekimleri aracılığıyla takip eden Denizbank, tüm çalışanlarını iç duyurularla düzenli olarak bilgilendiriyor. Mevsimsel grip aşısının olunması yönünde çalışanlarını bilgilendiren firma, ayrıca tüm çalışanlarını özel sağlık sigortası kapsamına aldı. Denizbank, bankaya ait tüm binaları ilaçlayarak dezenfekte de ediyor.

Kocaeli Çiftliği:
Kocaeli'ndeki 6 bin metrekarelik üretim tesisinde "Oyalı" ve "Karlı" markalarıyla yöresel peynir ve kaşar üretimi yapan Kocaeli Çiftliği de domuz gribine karşı üst düzey alarmda. Salgın riskine karşı sağım ve üretim alanlarında üst düzey koruma önlemleri aldıklarına dikkat çeken firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Gör, "Bütün toplumun sağlığını etkileyen domuz gribe karşı özellikle gıda firmalarının tedbir alması şart. Biz Kocaeli Çiftliği olarak gıda ve Beslenme uzmanlarına danışarak özel önlemler aldık. Çiftliğimizin girişine yurtdışından getirttiğimiz özel dezenfektanlar koyduk. Personelimizden herhangi biri grip bile olsa özel Doktor tahsis ettik. En ufak bir rahatsızlıkta 3 gün izin veriyoruz" diye konuştu.

Ata Mobilya:
Ankara merkezli mobilya üreticisi Ata Mobilya ise domuz gribine karşı ilginç bir uygulamaya gitti. Firmalarına ait mağazalarda sergilenen mobilyaları özel dezenfektan ilaçlarıyla steril hale getiren firma yetkilileri, böylece müşterilere grip bulaşma ihtimalini asgari düzeye indirmiş oldu. Mobilya mağazalarında sergilenen ürünlere müşteriler dokunduğu için özel spreylerle dezenfekte ettiklerini dile getiren Ata Mobilya Genel Müdürü Erdal Atalay, ayrıca şirket personeline grip konusunda eğitim verdiklerini söyledi.

Temesist Raf Sistemleri:
Depo ve raf sistemleri üreticisi Temesist şirketinde, domuz gribine karşı tokalaşma ve öpüşme yasağı getirildi. Temesist binasına dezenfektanlar yerleştirildiğini kaydeden firmanın Genel Müdürü Halil İbrahim Gür, bina çalışanlarının ayrıca tıbbi eldiven ve maskelerle korunduğuna dikkat çekti.
Şirketlerin domuz gribi önlemleri

Alerjisi olanlar dikkat


Grip nedeniyle akciğerlerde oluşan bronşit, Alerji yüzünden zatürreye çevirerek, hastanın hayatını tehdit ediyor.
Memorial Hastanesi KBB Bölümü’nden Op. Dr. Pınar Korlu, domuz gribinden en çok etkilenen hasta grubunun alerjik hastalar olduğunu belirtiyor.
Alerjik hasta grubu, alerjik nezle ve alerjik astım hastaları arasındaki alerji ile bağlantılı tüm hastaları kapsamaktadır. Alerjik hasta grubunun gribal enfeksiyonlara karşı çok daha dikkatli davranması gerekir. Çünkü alerjik hastalıklar gribin, özellikle de domuz gribinin etkilerinin daha çok ortaya çıkmasına neden olur; hasta yatağa düşer ve hastalık daha ağır bir tabloyla seyreder.
Alerjenlerin solunum yolları daha çabuk tıkanır!
Domuz gribinin en karakteristik tablosu, burun ve kulak yolları ile solunum yollarını tıkayıcı bir etkiye sahip olması, dolayısıyla akciğerlere doğru hızla ilerleyerek solunum yetmezliğine neden olmasıdır. Hastanın geniz yolu tıkandığında kulak tıkanması ve bununla birlikte basınç ortaya çıkar. Kulaklarda açılıp kapanma hissi ve tıkanıklık alerjik olmayan kişilerde bile ortaya çıkabilen bir durumdur. Alerjik bir kişinin solunum yollarında ödem de olduğu için, araya giren ödem artırıcı faktör olan grip, bu şikayetleri daha da artırır. Domuz Gribi solunum yollarını çok çabuk etkileyerek hızla yayıldığı için akciğerlerde zatürre gelişebilir ve hasta solunum yetmezliği tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir.
Alerjik hastalar gribe karşı önlem almalı!
Alerjik hastalar genel olarak sürekli Doktor kontrolünde hastalıklarını baskılayıcı tedavi altında olmalıdır. Ancak alerjik hastalıkların alevlendiği ve hastaların özellikle dikkatli olmaları gereken dönemler vardır. İlkbahar ve sonbahar dönemlerinde hastalık belirgin bir şekilde ortaya çıkmadan doktora başvurmak ve baskılayıcı ilaçları düzenli olarak kullanmak çok önemlidir. Alerjik hastaların özellikle ilaçlarının ayarlanması ve doktor kontrolünde olmaları gerekir.
Alerji vücudun direncini düşürür
Gribal enfeksiyonlarda vücut direncinin önemi çok büyüktür. Halsizlik, kırgınlık, yüksek ateş ve burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösteren hastalık, düşük bir bağışıklık sistemi ile karşılaştığında hastayı kısa zamanda yatağa düşürür. Dinlenme, Beslenme alışkanlıkları, yorgunluk, Stres gibi faktörler de bir araya gelince hastalığın seyri olumsuz etkilenir. Alerjik hastalar vücut dirençleri düşük olduğundan, akciğer enfeksiyonlarına neden olan geniz akıntısının durdurulmasına yönelik ilaç tedavisinin uygulanması, bu hastalarda çok önemlidir.
Alerji hastaları hastalık alevlenmeden doktora başvurmalı
Özellikle sonbahar ve ilkbahar dönemlerinde alerji şikayetleri alevlenmektedir. Alerji hastalarının özellikle bu dönemlerde mevsimsel şikayetlerini kontrol altında tutmak için doktora başvurmaları ve ilaçlarını aksatmamaları çok önemlidir. Kış dönemine girerken de hastaların bağışıklık sistemini güçlü tutmak için ilaç tedavisi ile birlikte gribal enfeksiyonlardan korunmak için beslenme ve uyku düzenine dikkat etmeleri gerekir. Gribe yakalanmak bir yerden sonra hastanın elinde olmayan bir durumsa da korunmak ve daha hafif bir şekilde atlatmak için, alerji hastasının durumunu takip etmesi koruyucu bir önlem olacaktır.
Çocukları alerjik olan aileler de dikkat etmeli! Alerjik çocuğu olan ailelerin çocuklarının durumlarını doktorları ile düzenli olarak takip etmeleri, ilaçlarını kullanmaları, ev ortamını alerjenlerden uzaklaştırılmaları, beslenme ve uyku düzenine dikkat etmeleri ve kalabalık ortamlarda bulunmamalarına özen göstermeleri gerekmektedir.

Alerjisi olanlar dikkat