Thursday, December 31, 2009

Yılbaşı gecesinin bedeli ağır olmasın

İSTANBUL - 'İstediğim kadar yiyip içeceğim' mantığı ile yılbaşı organizasyonuna girişmeyin, tek gecenin dahi çok şeyi bozabileceğini unutmayın." Bu uyarı, Diyetisyen Berrin Yiğit'e ait. Yiğit, yılbaşı gecesi yeme-içme konusunda aşırıya kaçmanın mide-bağırsak sorunlarına, baş ağrılarına, daha da önemlisi, ani kilo artışlarını neden olabileceğini söylüyor ve özellikle de zayıflama programında olanları uyarıyor. Peki 1 Ocak sabahına zinde ve formda uyanabilmek ve yılbaşı eğlencesinde alınacak kalorileri kontrol altında tutabilmek için o gece neyi ne kadar tüketmek gerekiyor? Kiloss Beslenme Danışmanlık Hizmetleri'nden Diyetisyen Berrin Yiğit, yılbaşı eğlencesinde aşırıya kaçmadan ve bedel ödemek zorunda kalmadan yiyip içmenin püf noktalarını şöyle özetliyor.İÇKİLERİNİZİ BUZLA SEYRELTİN, EN FAZLA ÜÇ KADEH İÇİN"Yılbaşı gecesi kendimi kısıtlamak istemiyorum" diyorsanız geceye, porsiyonları minik tutmakla başlayabilirsiniz. Kızartma, kuruyemiş ve tatlılar hariç her şeyin yarısını yemekle ilk adımı atabilirsiniz. Ancak önerim; alkol miktarını sınırlı tutmak için önceden kendinize söz verin. Geceye sodayla başlayın ve kendinize en fazla 2 kadeh alkol limiti koyun. Mesela Şarap veya light bira tercihi harika olur. Elinizde mutlaka içecek bir şey olsun istiyorsanız buzlu çay veya Diyet gazlı içecek olabilir. Yine şarap dahil içkilerinizi buzla seyreltebilirsiniz, o zaman 3 kadehe çıkmanızda sakınca olmaz.

YEMEĞE ÇORBAYLA BAŞLAYINYılbaşı yemeğine sebze çorbası gibi hafif ve az tuzlu bir kase çorbayla başlayın. Bu, doygunluğunuzu artıracağı için daha makul porsiyonlarla gözünüzü de midenizi de doyuracaktır. Kuruyemişlerden uzak durun, fazla kalori tuzakları olan aperatiflerden kaçınmak size ciddi kilo kontrolü sağlayacaktır.
Yeni yıl davetini siz veriyorsanız atıştırmalık sebze tabakları, minik mantarlı peynirler, lor peyniri topları, cherry domates peynir şişleri, kepekli etimek üzerine labne peynir, fesleğen yapraklı, ton balıklı ve somonlu kanepeler hazırlayabilirsiniz. Hindinizi, kestaneli pilav yerine fırında karışık sebzelerle servis edebilirsiniz. Tatlı olarak fırın poşetinde şekersiz pişmiş kabak tatlısını diyet dondurma ile servis edebilirsiniz. Ya da misafirleriniz için klasik tatları hazırlar kendinize ve formunu düşünenlere bu hafif lezzetleri sunabilirsiniz. EKSTRA KALORİYİ DENGELEMEK İÇİN KARDİYO YAPINYılbaşı günü alınacak ekstra kalorileri dengelemek üzere sabahtan yapacağınız kardiyo ağırlıklı Egzersiz çok faydalı olacaktır. Yeni yılda daha formda ve fit olmak istiyorsanız muhakkak bunun için bir tarih belirleyin aksi takdirde hiçbir zaman ulaşılamayacak bir hedef olarak kalacaktır.
Yılbaşı gecesinin bedeli ağır olmasın

Çok içmek, çok eğlenmek anlamına gelmez

İSTANBUL - Genelde insanlar, yılbaşında çok içmeye koşullanırlar. Ancak yılbaşı gecesi içki içmek zorunda olunmadığı, içmek isteniyorsa da çok içmek zorunda olunmadığı unutulmamalı. Acıbadem Maslak Hastanesi Psikiyatri uzmanı Doç. Dr. Kültegin Ögel, "Alkollü içkiler, genelde ilk veya ikinci kadehten sonra “öfori” adı verilen neşeli ve keyifli olma etkisini yaratır. Bundan sonra içilen kadehler, neşeyi azaltıp, sarhoşluk, saldırganlık gibi etkilere yol açabilir" dedi, önerilerde bulundu ve 'Tadında' içebilmek adına şunları söyledi:"Bu nedenle çok içmenin eğlenmeyi artırmadığı hatırlanmalı.İçki içmeden önce düzgün bir yemekle karın doyurulmalı. Özellikle yağlı yiyecekler yemek, alkolün emilimini azaltır. İçilen her alkollü içkiden sonra bir bardak alkolsüz içki içilmeli. Örneğin her kadeh şaraptan sonra bir bardak su içilebilir. Tuzlu yiyeceklerden kaçınılmalı. Böylece fazla alkol alma ihtiyacı azaltır. Çok içmek kadar hızlı içmek de olumsuz etkiler oluşturur. Dans ederken alkollü içkilerden kaçınılmalı. Çünkü dans ederken su kaybı fazla olur. Oluşan su kaybını gidermek için alkollü içki içilirse, alkolün zararlı etkileri artar. Susuzluğun giderilmesi için alkolsüz içkiler tercih edilmeli. Meyve yemeye özen gösterilmeli. Meyve, ertesi gün daha iyi hissettirir. Kısa ama geniş bardaklar, uzun ve ince bardaklarla aynı miktarda içki içerir. Ancak bir illüzyon nedeniyle kısa bardakların daha az sıvı içerdiğini düşünülür. Bu yanılgıya düşmemeye özen gösterilmeli. Bir bardak kahve ya da soğuk hava, çok alkol alan kişiyi kendinize getiremez. Bunlar sadece daha uyanık olma izlenimi verir.

Çok içmek, çok eğlenmek anlamına gelmez

Gece çok yiyebilmek için tüm gün aç kalmayın

İSTANBUL - Kutlamaları takip eden, yeni yılın ilk gününde, aşırı ve dengesiz beslenmenin getireceği olumsuz etkilerle karşılaşmamamız için Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel şu önerilerde bulundu:
Aşırı ve dengesiz beslenmenin yol açacağı sorunları sadece yılbaşı ile sınırlamamak gerekir. Düzenli, sağlıklı ve kaliteli yemek seçimi yapan, az ve sık besin tüketenler için, sadece yılbaşında diğer günlerden daha fazla Gıda almak çok fazla sıkıntı yaratmaz. Ancak düzenli bir beslenme planı olanların da yılbaşında gıdayı fazla alması, ertesi gün kısa süreli mide ve baş ağrıları, hazımsızlık ve şişkinlik problemlerine neden olabilir. Oysa aşırı ve düzensiz beslenen ve çeşitli Sağlık problemleri olan kişilerin bu kutlamalarda daha dikkatli olmaları gerekir. Bu kişilerin beslenmesi yılbaşı gecesi yine aynı düzensizlikle ve sağlıksızlıkla devam ederse, kilo alımı devam edeceği Diyabet, kalp, böbrek gibi sağlık problemleri de ilerletebilir.
AKŞAM HİNDİ-PİLAV İÇİN GÜNDÜZ SEBZE-MEYVEYıl boyunca her gün için beslenme planı dengeli ve düzenli olmalı, besin grupları tüm öğünlere eşit olarak dağıtılmalı. Ancak yılbaşı gibi özel günlerde, her günden daha farklı olarak, yemek çeşitliliği ve miktarları daha fazla tüketilebilir. Bu nedenle, akşam tüketilecek besinlerin daha fazla olacağı düşünülerek, gün içinde sebze ve meyve ağırlıklı, az ve sık yiyerek gün tamamlanabilir ve akşam için diğer günlerden fazla yemek yiyebilmek için opsiyon bırakılabilir. Gün içinde sebze ve meyve ağırlıklı beslenen sağlıklı bir kişi, klasik yılbaşı menüsü olarak bilinen kestaneli iç pilavı ve hindi etini aşırıya kaçmadan tüketebilir. Ancak bol salata ile desteklemesi faydalı olan bu menünün yanında, aşırı yağlı ve karbonhidratlı yiyeceklerin tüketilmemesine özen göstermelidir. Hindi etinin miktarı dışında, pişirilirken haşlama ya da ızgara yönteminin uygulanması da önem taşır.
BOL YAĞLI KURUYEMİŞ YERİNE KURU MEYVEKutlama sırasında yemeğin yanında alkollü bir içecek tüketiliyorsa alkol oranı en az olan içecekle tercih edilmelidir. Alkol oranı en düşük olan ve tercih edilmesi en uygun alkollü içecek olan Şarap, en fazla 1-2 kadeh tüketilmelidir. Alkol oranı yüksek içeceklerin miktar olarak fazla tüketilmemesi ve eşlik eden yiyeceklerin dengesiz, yağ ve karbonhidrat oranı yüksek yiyeceklerden seçilmemiş olması, ertesi gün yaşanacak olumsuzlukları da ortadan kaldıracaktır. Bir kuruyemiş tabağı hazırlanırken içinde çok fazla fındık, fıstık değil, daha çok leblebi ve kuru meyvelerin olmasına özen gösterilmelidir. Bu, yılbaşı akşamında hem sindirimin daha da zorlaşmasına engel olur, hem de kalori alımını azaltır.
Gece çok yiyebilmek için tüm gün aç kalmayın

At ve eşek etini nasıl ayırt edersiniz?

İSTANBUL - Türkiye dün Adana'dan gelen haberle sarsıldı. Çukurova Üniversitesi'nde, 3 bine yakın üniversite öğrencisinin barındığı kampus içerisindeki öğrenci yurtlarının yemek ihalesini alan firmanın at ve eşek eti kullandığı belirlendi. Yemek firmasının eti aldığı kasap dahil, diğer yemek şirketleri de takibe alındı.
Yine geçtiğimiz ay Adana'da 'at ve eşek etlerinin kalp rahatsızlığına iyi geldiğini, rahatlıkla yenilebileceğini' söyleyen Büyükşehir Belediye Başkan Vekili ve MHP Grup Sözcüsü Mustafa Tuncel görevinı Zihni Aldırmaz'a bırakmıştı.
Ucuz fiyata satılan bu etler; kıyma, salam, sucuk olarak denetimsiz kasap ve marketlerde halkın karşısına çıkıyor, ciddi Sağlık problemlerini de beraberinde getiriyor ve siz farkında olmadan birçok hastalığa da davetiye çıkartıyor. Peki bu riske düşmemek için ne yapmalı? Dana eti ile eşek - at etini nasıl ayırt edilmeli?
İstanbul Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Ana Bilim Dalı'nda görevli Prof. Dr. Bülent Nazlı at ve eşek eti ile dana eti arasında farklıları ve tüketicilerin bilmesi gereken noktaları ntvmsnbc için yorumladı:Lop et yani kemiksiz etler ayırmak oldukça zor. At ve eşek etinin özellikleri var ancak uzman veya deneyimli olmak lazım. Aksi takdirde ayırt etmek çok zor.
1) AT-EŞEK ETİ CİĞERE YAKIN RENKTEDİRMesela at ve eşek eti koyu kırmızı renkte olur, dana eti ise daha açık kırmızıdır. At eti özellikle hava ile temasa geçtiği zaman neredeyse ciğere yakın renk alır.
2) LİFLERİ ÇOK SERTTİRMesela at etinin lifi çok serttir. Çiğnendiğinde sertliği anlaşılır. Ancak bazı sığır etleri de sert olabilir.
3) YAĞI SARIDIRAt etinin yağı bayağı sarıdır. Ama buna paralel yine çok yağlı sığır ve dana etleri de sarı renk alabilir.
4) TADINDA FARK YOK Tadında ise herhangi bir fark yoktur. Yemeklerde sos ve baharatlarla hazırladıkları için ayırt etmek daha zor. Mesela Avrupa'da at eti çok değerli ve pahalı.

Türkiye'de ise öyle bir alışkanlık yok. Dolayısıyla tüketicilerin böyle bir ayrıma varmaları çok sınırlı.
3 bin kişi bile - ki bu çok büyük bir Deney demek - şüphelenmemiş, dolayısıyla bu etleri ancak kemikli haldeyken ayırmak gerekir. Bunun haricinde bu ayırım için laboratuar metodları var. Et ne olursa olsun, yapısına göre ayırabiliyoruz.
KÜÇÜK MARKET VE KASAPLARA DİKKATAt ve eşek eti riskinin büyük marketlerde olmaması lazım. Ancak küçük marketler ve kasaplarda söz konusu olabilir. Burada tehlikeli olan konu; etlerin kaçak ve kontrolsüz olarak devreye girmesi... Hiçbir veteriner hekim kontrolünden geçmediği için her türlü hayvansal köken hastalığı içerebilir. Bunlar Gıda olarak insanlara geçer ve çeşitli hastalıklara sebep olabilirler.
Bu etler, hiçbir kontrolden geçmediği ve hijyenik koşullarda gerçekleşmediği için hayvansal kökenli tehlike (ki bunları biz fiziksel, kimyasal ve biyolojik tehlikeler diye adlandırıyoruz) içerebilir. O nedenle risk tabii ki var. İnsanlar bunu yedikleri zaman gıda kökenli hastalıklara yakalanabilirler. Gıda zehirlenmeleri ya da gıda enfeksiyonları yaşayabilirler. Eğer hayvanlar, doğadan beslenirken bir takım kimyasal tehlikeleri de aldılar ise bunlar da insanlara geçebilir. Sonuçları kısa sürede açığa çıkabileceği gibi daha sonraki zamanlarda da belirebilir. Dolayısıyla burada "gıda güvenliği" sorunu söz konusu.
Denetimler yetersiz olduğu sürece insanların maalesef ekonomik parametreler için bu tür riskleri almaları kaçınılmaz oluyor.
GIDA GÜVENLİĞİ UZMANI VE VETERİNER HEKİM ŞARTBu nedenle "gıda güvenliği uzmanı" ve "veteriner hekim" şart. Çünkü konu direkt olarak hayvan ve hayvansal tehlikeyle ilişkilendirildiği için bunları anlayan bir uzmanın olması gerekiyor. Zaten Avrupa Birliği'nde de "gıda hekimliği" var. Bunları denetleyen kuruluşlar yani "veteriner ofis"leri mevcut. Bu tür hayvansal kökenli, onlardan ya da ürünlerinden geçen hastalıklardan insanları korumak için veteriner hekimler görevlendirilmiş durumda.
BU TÜR OLAYLAR BİTMEZ ÇÜNKÜ... Ancak Türkiye'de bu önemin yeterince anlaşılamadığı ve veteriner hekimlere böyle görevler verilmediği için bu gibi olaylar bitmiyor ve bitmezde...
İnsanlar, hayvanlardan daha zayıf. Düşünün; hayvanlarda ne yapıyorsa insanlarda da aynı etkiyi gösterecek. Bu tür etler yendiği zaman kısa süreli hastalıklara (zehirlenmeler ve enfeksiyonlar) neden oluyor. Eğer kuvvetli miktarda mikrop alınmışsa ya da etlerin toksini alınmamışsa ölümlere dahi yol açabiliyor. Şöyle anlatmak gerekirse; toksin, zehir demek. Mikropların bazırları toksin çıkartır. Eğer bu toksinler yaygın bir şekilde bulunuyorsa bunları pişirerek dahi engelleyemezsiniz. Çünkü bu toksinler, ısıya dayanıklıdır ve pişmiş ette de tehlikesini sürdürebilir.
Öte yandan kimyasal tehlikeler de var. Bu tür hayvanlar, nerede nası beslendiği belli olmadığından bir sürü kimyasal tehlikeyi de taşırlar. Tarım ilaçları veya kimsayal ilaçlar içerebilirler ki bunları da insanlar direkt olarak alırlar. Bu kimyasallarda uzun süreli hastalıklara neden olur. Belirtileri hemen çıkmayabilir, 3-5 sene sonra belirebilir.
Burada gıda güvenliği sorunu var bunun denetimleri sık sık yapılmalı. Adana'da bu tür olaylara rastlanıyor.
DOMUZ ETİ DE UCUZTek tırnaklılarla beraber domuz eti de var. Özellikle yaban domuzları çok ucuz olduklarından kıymalara, sucuklara, salamlara karıştırabilir. Yemeklerde ise belli bir sosla ve yağla hazırladığından lezzetinde ödün kaybı olmaz.
Domuz etini kişi diğer etlerden daha kolay ayırabilir. Evcil domuzlarda bu ayırım daha kolaydır. Eti bembeyazdır ve yağları daha belirgindir. Ancak yaban domuzu olduğu zaman iş biraz daha farklı. Kemiksiz eti, sığır etine benzer ve anlaması güçtür.
Böyle bir yanlışa düşmemek için kişi hazır kıyma veya parça et almayacak, kasabın teşhir dolabında gördüğü kemikli etten isteyecek. Çünkü gerek at gerek domuz eti olsun farketmez, etler parçalandıktan sonra ayırt etmek güçleşiyor. Bunun için ancak laboratuar analizi gerekiyor.
Lokanta ve umuma açık yerlerde de gıda güvenliği tehlikesi var. Bu nedenle denetimlerin arttırılması ve denetimi yapan kişilerin eğitimli ve bilirkişi olması şart. Bu hekimsel bir konu, hatta doktorluktan daha zor bir meslek. Çünkü bir sürü hayvan var ve bunlar hem canlıyken denetim altında tutuluyor hem de kesildikten sonra hekimlerin muayene meteryali haline dönüşüyor.
KİMLER RİSK GRUBUNDA?Hamileler, çocuklar, yaşlılar ve bazı hastalıklara sahip olan bireylerin bağışıklık sistemi daha zayıf olduğundan risk grubu oluşturuyorlar. İçinde mikrobiyolojik ya da kimyasal etkiler taşıyan sakıncalı etler, her türlü hastalığı beraberinde getirebiliyor. Özellikle beben ve anne beslenmesi aynı paralelde geliştiği için annenin aldığı tehlikeler, bebek için de geçerli olacaktır ve mutlak suretle zararı dokunacaktır.
Bu nedenle yaşlı evleri, kreşler, okullar, hastaneler gibi toplu tüketime açık mecralarda daha çok dikkat edilmelidir. Burada görev alan satın alma müdürlerinin ve personelin bilinçli olmaları ve veteriner hekim kontrolünden geçmiş etleri tercih etmeleri gerekir.
BESİN ZEHİRLENMELERİ NEDİR? Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, kramp gibi birçok hastalığın belirtisi olabilecek yakınmalar vardır. Eğer bu yakınmalar, son 3 gün içinde bir mikroorganizma ya da bunun zehiri bulaşmış bir besinin yenmesi sonucu ortaya çıkıyorsa, bu hastalığa besin zehirlenmesi denir.
Besin zehirlenmesi belirli bir alanda bir çok kişiyi etkileyebilir ya da salgınlar şeklinde görülür. Bazı durumlarda ise tek bir kişinin yediği besin sonucu zehirlenmesiyle meydana gelir. Dünyada oldukça sık karşılaşılan ve önemli bir sorundur. Hastalığın şiddeti zehirlenmeye neden olan mikroorganizmanın cinsine göre değişir. Eğer zehirlenme, bebeklerde ya da yaşlılarda ortaya çıkıyorsa daha ciddi seyreder ve ölümlere yol açabilir. Çünkü bu kişilerin vücutlarındaki sıvı miktarı yetişkin bir bireye göre daha azdır.
DOKTORA BAŞVURUN! Eğer 2 günden fazla süren ishal varsa (kanlı ishal de olabilir), bir günde 4-5 kez dışkılama varsa, kişinin ateşi yüksekse, karın ağrısı varsa mutlaka doktora başvurulmalıdır. Kusma sürekli ise ve özellikle bebeklerde ve yaşlılarda görülüyorsa sağlık kontolünden geçmek gerekir.
At ve eşek etini nasıl ayırt edersiniz?

5 yaşındaki çocuk nasıl beslenmeli?

İSTANBUL - Bu sürecin hatta yetişkin birer birey haline gelindiğinde oluşabilecek Sağlık sorunlarıyla bile ilinti olduğunu belirten Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Ayça Ilıca Murat, bu dönemde doğru beslenme alışkanlıkları kazanma konusunda anne, baba ve aile büyüklerinin önemli birer örnek teşkil ettiğini vurguladı, süreç hakkında şu bilgileri verdi:
"Bu yaş grubundaki çocukların günlük olarak her besin grubundan tüketmesi sağlanmalıdır. Bu besin grupları süt ve süt ürünleri, et grubu, sebze–meyve grubu, yağ grubu ve tahıllardan oluşmaktadır. Yapılan fiziksel aktivite göz önünde bulundurularak çocukların günlük beslenme düzeni ayarlanmalıdır. Bu dönemde özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta kahvaltı yapma alışkanlığının oluşturulmasıdır. 1-2 dilim peynir çeşitleri, tam tahıllı ekmek, zeytin, pekmez-bal, süt, haftada 2-3 kere yumurta veya omlet, taze meyve, evde yapılmış kuru meyveli kek veya börek çocukların kahvaltılarında olabilecek gıdalardır.TEMEL GIDALARIN YETERLİ MİKTARDA ALINMASI ÖNEMLİBu yaş grubu çocukların oldukça aktif oldukları ve gelişimlerinin en yüksek düzeyde seyretti düşünülerek gereksinimleri karşılayacak hem besleyici değeri yüksek hem de çocukların severek tüketebileceği gıdalarla beslenmesi gerekmektedir. Her zaman olduğu gibi her öğün kendi içerisinde yeterli miktarlarda karbonhidrat, protein ve yağ içermelidir. Mutlaka kahvaltı arkasına ara öğün, öğle yemeği, bunu takip eden 1 veya 2 küçük ara öğün ve akşam yemeği Okul çocuğunun gereksinimlerini karşılayacak yemek sistemidir. Özellikle çocukların ana öğünlerde temel besin grubumuz olan ekmek ve ekmek türevi olan çorba–pilav–makarna gibi gıdalar, et/ tavuk haftada en az 1 gün balık ve mevsiminde olan herhangi bir sebze yemeği, bunun yanında oldukça önemli kalsiyum kaynakları olan süt ve yoğurt hem ana öğünlerde hem de ara öğünlerde tükettirilmelidir.HÜCRE YENİLENMESİ İÇİN PROTEİNBüyüme ve gelişme sırasında vücutta meydana gelen bir çok mekanizmada proteinlere önemli görevler düşer. Eğer vücudumuz protein alamazsa vücut hücreleri yenilenemez. Bu durumda büyüme yetersiz kalır. Vücut için temel protein kaynakların yiyeceklerimizden sağlanır.Proteinler bitkisel ve hayvansal kaynaklar olmak üzere iki kaynaktan elde edilir. Hayvansal kaynaklar yumurta, et, tavuk, balık, deniz ürünleri, süt,y oğurt gibi kaynaklardır. Proteinlerin bitkisel kaynakları ise kurufasuyle, nohut, mercimek gibi kurubaklagiller ve tahıl ürünleridir. Tabii bunların dışında hayatın başlangıcında aldığımız en değerli protein kaynağı anne sütüdür. Hayvansal kaynaklı proteinlerin biyoyararlılığı yüksektir. Yani vücudumuz bu proteinlerden daha çok yararlanır. Bitkisel kaynaklı proteinlerin vücut tarafından kullanımı ise daha düşüktür. Hayvansal besinlerin içinde proteinin vucüt tarafından en iyi kullanıldığı gıdalar anne sütü ve yumurtadır. Her ikisinde de bulunan proteinlerin neredeyse tamamı vücudumuz tarafından kullanılır. Bu yüzden yumurta ve anne sütündeki proteinler “örnek protein ” olarak adlandırılırlar.Çocuklarda büyümenin devam etmesi sebebiyle protein gereksinimi fazladır. Her yaş grubu için protein gereksinimi farklıdır. Alınan protein kaynaklarının vücudun kolay kullanabileceği kaynaklardan olması gerekir. Bu nedenle bitkisel kaynaklı proteinlerle beraber hayvansal kaynaklı proteinler de beslenmede kullanılmalıdır. Proteinin eksik alınması çocuklarda büyümeyi ve zihinsel gelişimi etkileyebilir.Büyüme-gelişme sorunları oluşabilir. Ayrıca proteinin vücutta bir çok önemli reaksiyonda yer aldığını düşünürsek bu reaksiyonlarda da aksamalar gerçekleşebilir.
AİLENİN BESLENME ALIŞKANLIKLARINI ÖRNEK ALIRÇocuklar genellikle renkli yiyecekleri severler. Bu nedenle özellikle et yedirmekte zorlanıyorsanız köftesini sebzelerle karışık pişirebilirsiniz veya tabağını renkli biberlerle, havuçla süsleyebilirisiniz. Ancak çocuklar çoğu zaman ailenin beslenme alışkanlıklarını örnek alırlar. Örneğin akşam yemeği için çocuğunuza etli bezelye gibi yemekler yapıyor ama siz bu yemeği sevmediğinizi söylüyorsanız O da yemeyecektir. Bu yüzden özellikle yemek seçen çocuğunuzla beraber sofraya oturmaya ve aynı yemekten yemeye özen göstermelisiniz.
Proteinli gıdaların yapısı yüksek ısıda bozulur. Bu nedenle yüksek ateşe maruz kalmaması ve kavrulmaması gerekir. Orta veya kısık ateşte pişirilmesi daha doğru pişirme teknikleridir. Ayrıca et, tavuk gibi gıdaların yağda kızartılması durumunda zararlı bazı kimyasal maddeler oluşur. Bu maddeler özellikle kanserin öncü maddelerini oluşturabilir. Bu nedenle et, tavuk gibi gıdaları kızartmak yerine haşlama veya fırında pişirme yöntemleri tercih edilebilir. Balıklar buğulama yapılabilir veya fırında pişirilebilir. Yumurta haşlanırken de rafadan değil tam olarak haşlanmalıdır.Böyle pişirilirse proteinin vücut tarafından kullanımı daha fazla olur. ÇOCUK ABUR CUBURLA KARNINI ŞİŞİRMEMELİBu yaş grubunda anneleri en çok üzen ve telaşlandıran konulardan bir tanesi çocuklarının iştahsız olup yemek yememeleridir. Çocuğumu doyuramıyorum, aç kalıyor düşüncesiyle ne yapacaklarını şaşıran anneler, doğru sandıkları bir çok yanlış yaparak yemek yemeği, ya çocukları için işkence haline getirirler ya da kendileri için büyük bir tehdit unsuru oluştururlar. Çocuklarda iştahı etkileyen en büyük etkenlerden birisi öğün aralarında abur-cuburla karnını doyurmalarıdır. Buna bağlı olarak doygunluk hisseden çocuk ana öğünlerde yemek yemeği reddedecektir. Oyalamak için ana yemek öncesi çocuğunuzun eline tutuşturduğunuz bir gofret veya bir dilim kek onu tıkayacak ve sofrada yiyecekleri reddetmesine neden olacaktır. Bu tip durumlarda çocuğun sofra düzenine alışık olması çok önemlidir. Çocuğunuz bir yaşına geldiğinde artık aile sofranıza oturur hale gelmeli ve yemek zamanının aile ile bir araya gelinen, herkesin yemek yediği eğlenceli bir vakit olduğunu öğrenmelidir. Bunun yanı sıra çocuğunuz gereksinimlerini karşılayacak küçük ara kahvaltılar ya da meyveler, kahvaltı ile öğle yemeği arasında, öğle yemeği ile akşam yemeği arasında verilebilir ancak bu ara öğünler iştahı kapatacak miktarda ve ana öğün saatine çok yakın olmamalıdır. Ayrıca yemek tabaklarının çocuğunuzun ilgisini çekecek tarzda renkli ve eğlenceli olması, tabağına yiyebileceği kadar yemek konması çocuğunuzun çok daha istekli yemek yemesini sağlayacaktır. Bunların dışında çocuğunuzla beraber Alışveriş yapmanız, sofra hazırlanırken yardım istemeniz hatta onun da yemek hazırlanmasında katkıda bunmasına fırsat tanımanız çocuğunuzun yemek yeme isteğini artırıcı yönde olumlu etkiler oluşturacaktır.
5 yaşındaki çocuk nasıl beslenmeli?

Fast food diyabeti etkiliyor

Beslenme alışkanlıklarının değiştiği günümüzde, daha kolay ve daha çabuk karın doyurmak için tercih edilen "fast food" türü yiyeceklerin Diyabet riskini neredeyse 2 kat artırdığı bildirildi.
ABD'deki Boston Üniversitesinde görev yapan Julie Palmer, her iki yılda bir Beslenme alışkanlıkları ve Yaşam biçimlerine ilişkin sorular yönelttiği ve düzenli olarak Doktor kontrolünden geçirilmelerini sağladığı 44 bin 72 kadını 10 yıl boyunca gözlemledi.
'Fast food' diyabeti etkiliyor

"Fast food" diyabet riskini artırıyor

İtalyan Haber ajansı ANSA'da çıkan habere göre, ABD'deki Boston Üniversitesinde görev yapan Julie Palmer, her iki yılda bir Beslenme alışkanlıkları ve Yaşam biçimlerine ilişkin sorular yönelttiği ve düzenli olarak Doktor kontrolünden geçirilmelerini sağladığı 44 bin 72 kadını 10 yıl boyunca gözlemledi.



Araştırma, haftada bir veya iki kez "fast food" türü yiyecekler tüketen kadınların bu 10 yıllık süre zarfında kilo aldıklarını ve Diyabet hastalığına yakalanma risklerinin bu tür bir alışkanlığı olmayanlara nazaran neredeyse 2 kat arttığını ortaya koydu.
"Fast food" diyabet riskini artırıyor