Showing posts with label Saç Dökülmesi. Show all posts
Showing posts with label Saç Dökülmesi. Show all posts

Friday, December 25, 2009

Kadınların saçı erkek tipi dökülüyor

İSTANBUL - Saç Dökülmesi hem erkeklerde hem de kadınlarda görülebilen bir Sağlık sorunu olduğunu belirten Acıbadem Bakırköy Hastanesi Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, erkeklerde saç dökülmesinin daha sık görüldüğünü, bu durumun 25 yaşına kadar erkeklerin yüzde 25'ini, 40 yaşına kadar yüzde 40'ını, 50 yaşına kadar ise yüzde 50'sini etkilediğini söylüyor. Erkek tipi saç dökülmesi olarak bilinen “Androgenetik saç dökülmesi”, kadınların yüzde 20 ile 30'unu etkilerken, 25 yaşındaki erkeklerin yüzde 30'unda bu tip saç dökülmesi ortaya çıkıyor. Saç dökülmesi hakkında bilgiler veren Dr. Belma Bayraktar, saç dökülmesinin birçok nedeni olduğunu, tedaviden önce nedenleri tespit etmenin büyük önem taşıdığını söyledi, bu nedenleri ve yapılabilecekleri anlattı.
KALITIMSAL SAÇ DÖKÜLMESİErkeklik hormonunun etkisiyle güçlü saç telleri ince tüylere dönüşüyor, bu nedenle saçın uzama aşaması kısalıyor. Saç kökü faaliyeti de önemli ölçüde azalıyor. Bu tür saç dökülmesi önce alnın köşesinde, sonra da saç ayırma çizgisi ile başın üst kısmında ortaya çıkan saç boşlukları ile kendini gösteriyor. Erkeklik hormonu farklı miktarlarda da olsa, hem kadında hem erkekte bulunduğundan kalıtımsal saç dökülmesine kadınlarda da rastlanıyor.Androgenetik saç dökülmesi (erkek tipi saç dökülmesi): Erkeklik hormonu olan androjenler tarafından etkilenen, Genetik olarak yatkın kişilerde genellikle 20'li ve 30'lu yaşlarda ortaya çıkan ve öncelikle alın bölgesindeki saç çizgisinin çekilmesi ile sonra da tepe bölgesinin incelip açılmasıyla ortaya çıkan durumdur. Erkeklerin yüzde 30'u 25 yaşında, yüzde 40'ı 40 yaşında, yüzde 50'si 50 yaşında saç dökülmesiyle karşı karşıya kalıyor.İLAÇLAR VE BAZI HASTALIKLAR DA ETKENKadınların yüzde 20-30'unda erkek tipi saç dökülmesi görülüyor. Olağan saç dökülmesi: Ömrünü tamamlamış saç kendiliğinden veya dış etkilerle (tarama, yıkama, fırçalama) dökülüyor. Bunun yerine yeni saç çıkıyor. Günde ortalama 100 adet saç dökülüyor. Stres, yetersiz Beslenme ve Diyet, demir ve protein eksikliği, cerrahi müdahaleler, ateşli hastalıklar, mevsim değişiklikleri, tiroid bezi hastalıkları ve diğer endokrin bozukluklar, doğum sonrası ve menopoz gibi durumlarda yaşanılan hormonal değişiklikler olağan saç dökülmelerinin içinde yer alıyor. İlaçlara bağlı dökülmeleri şöyle sıralayabilirz.
Yüksek doz A vitamini, androjenler, mantar ilaçları, tansiyon ilaçları, bazı ağrı kesici şişlik giderici ilaçlar, pıhtılaşma önleyici ilaçlar, kanser ilaçları, tiroid ilaçları, ülser tedavisinde kullanılan ilaçlar, antiviral ilaçlar, epilepsi ilaçları, hormon ilaçları, psikiyatride kullanılan bazı ilaçlar, ilaçlara bağlı saç dökülmeleri genellikle geri dönüşümlüdür. Bazı Genetik Hastalıklar saç dökülmesiyle birlikte olabilir. Bazı hastalıklarda (Lupus, frengi, tiroid hastalıkları, AİDS gibi) saç dökülmesi görülebilir.
MEVSİMSEL SAÇ DÖKÜLMELERİSaçın sıkı bir şekilde toplanması ve sert taranması da dökülmeye neden oluyor. Mevsim geçişlerinde artan saç dökülmeleri normal kabul ediliyor, özellikle yaz sonu saçlar yoğun güneş ışını, havuz ve denizden sonra yıpranıyor, dökülme artıyor. Dökülme aylarca devam etmiyor, uzun sürüyor ve saçlarda belirgin seyrelme olursa bir cilt hekimine başvurmak gerekiyor.
AĞIR DİYETLER DE SAÇLARI DÖKÜYOR Saç dökülmesi yaşayan kişilerin önce bir cilt hekimine başvurması gerekiyor. Bazen kan tetkikleri yapılarak demir, çinko, biotin eksikliğinin saptanması, tiroid veya başka bir hastalık olup olmadığı, kullanılan ilaca bağlı mı döküldüğü, stresten mi kaynaklandığının araştırılması önem taşıyor. Çünkü bazen kullanılan ilacın kesilmesi bile çözüm olabiliyor. Aşırı diyetler de saçı dökebildiği için beslenmede protein ve vitaminden zengin beslenme önemli.
SAÇI SERT FIRÇALAMAK TRAVMA YARATIYORBeslenme dışında saçlara zarar verici işlemlerden mümkün olduğunca sakınmak gerekiyor. Perma, boya, sık sık fön çektirmek, saçları sık ve sert bir şekilde fırçalamak da döküyor. Saçların yapısına uygun şampuanla yıkanması gerekiyor, ayrıca zaman zaman evde de uygulanabilecek uygun karışımlarla saç maskeleri yapılması yarar sağlıyor. Dr. Belma Bayraktar, eczanelerde bulunan saç besleyici toniklerin bir cilt hekimine danışılarak kullanılabileceğini, saçların kurutucularla değil, doğal akışına bırakılarak kurutulmasını öneriyor.
DÖKÜLME BİR AYI AŞTIYSA HEKİME BAŞVURUN Dr. Belma Bayraktar, tüm bu uygulamalara rağmen dökülmenin bir aydan fazla sürmesi, saçların eski hacmini ve canlılığını kaybetmeye başlaması üzerine mutlaka hekime başvurulması gerektiğini söylüyor. Yağlı saçların sık ve uygun şampuanla yıkanmasını öneren Dr. Bayraktar, “Çünkü saçlar yağlanırsa daha çok dökülür. Kuru saçların ise yumuşak şampuanlarla yıkanması önerilir. Saçları sık ve sert fırçalamak uygun değildir” diyor.
Kadınların saçı 'erkek tipi' dökülüyor

Wednesday, December 23, 2009

Saçınız neden dökülüyor?


Sağlıklı bir kişinin saçlarının yüzde 15'inin dökülme evresinde olduğunu ve günde ortalama 50-100 tel saç dökülmesinin normal kabul ediliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, erkeklerde saç dökülmesinin daha sık görüldüğünü, bu durumun 25 yaşına kadar erkeklerin yüzde 25'ini, 40 yaşına kadar yüzde 40'ını, 50 yaşına kadar ise yüzde 50'sini etkilediğini belirtiyor. Erkek tipi Saç Dökülmesi olarak bilinen “Androgenetik saç dökülmesi”, kadınların yüzde 20-30'unu etkilerken, 25 yaşındaki erkeklerin yüzde 30'unda bu tip saç dökülmesi ortaya çıkıyor.
Saç dökülmesinin nedenleri nelerdir?Saç dökülmesinin birçok nedeni var. Tedaviden önce nedenleri tespit etmek büyük önem taşıyor.
• Kalıtımsal saç dökülmesi: Erkeklik hormonunun etkisiyle güçlü saç telleri ince tüylere dönüşüyor, bu nedenle saçın uzama aşaması kısalıyor. Saç kökü faaliyeti de önemli ölçüde azalıyor. Bu tür saç dökülmesi önce alnın köşesinde, sonra da saç ayırma çizgisi ile başın üst kısmında ortaya çıkan saç boşlukları ile kendini gösteriyor. Erkeklik hormonu farklı miktarlarda da olsa, hem kadında hem erkekte bulunduğundan kalıtımsal saç dökülmesine kadınlarda da rastlanıyor.• Androgenetik saç dökülmesi (erkek tipi saç dökülmesi): Erkeklik hormonu olan androjenler tarafından etkilenen, Genetik olarak yatkın kişilerde genellikle 20'li ve 30'lu yaşlarda ortaya çıkan ve öncelikle alın bölgesindeki saç çizgisinin çekilmesi ile sonra da tepe bölgesinin incelip açılmasıyla ortaya çıkan durumdur. Erkeklerin yüzde 30'u 25 yaşında, yüzde 40'ı 40 yaşında, yüzde 50'si 50 yaşında saç dökülmesiyle karşı karşıya kalıyor. Kadınların yüzde 20-30'unda erkek tipi saç dökülmesi görülüyor. • Olağan saç dökülmesi: Ömrünü tamamlamış saç kendiliğinden veya dış etkilerle (tarama, yıkama, fırçalama) dökülüyor. Bunun yerine yeni saç çıkıyor. Günde ortalama 100 adet saç dökülüyor. Stres, yetersiz Beslenme ve Diyet, demir ve protein eksikliği, cerrahi müdahaleler, ateşli hastalıklar, mevsim değişiklikleri, tiroid bezi hastalıkları ve diğer endokrin bozukluklar, doğum sonrası ve menopoz gibi durumlarda yaşanılan hormonal değişiklikler olağan saç dökülmelerinin içinde yer alıyor. • İlaçlara bağlı dökülmeler:
- Yüksek doz A vitamini,- Androjenler,- Mantar ilaçları,- Tansiyon ilaçları,- Bazı ağrı kesici şişlik giderici ilaçlar,- Pıhtılaşma önleyici ilaçlar,- Kanser ilaçları, tiroid ilaçları,- Ülser tedavisinde kullanılan ilaçlar,- Antiviral ilaçlar,- Epilepsi ilaçları,- Hormon ilaçları,- Psikiyatride kullanılan bazı ilaçlar,- İlaçlara bağlı saç dökülmeleri genellikle geri dönüşümlüdür. Bazı Genetik Hastalıklar saç dökülmesiyle birlikte olabilir. Bazı hastalıklarda (Lupus, frengi, tiroid hastalıkları, AİDS gibi) saç dökülmesi görülebilir. • Mevsimsel saç dökülmeleri: Saçın sıkı bir şekilde toplanması ve sert taranması da dökülmeye neden oluyor. Mevsim geçişlerinde artan saç dökülmeleri normal kabul ediliyor, özellikle yaz sonu saçlar yoğun güneş ışını, havuz ve denizden sonra yıpranıyor, dökülme artıyor. Dökülme aylarca devam etmiyor, uzun sürüyor ve saçlarda belirgin seyrelme olursa bir cilt hekimine başvurmak gerekiyor.
Ağır diyetler de saçları döküyor Saç dökülmesi yaşayan kişilerin önce bir cilt hekimine başvurması gerekiyor. Bazen kan tetkikleri yapılarak demir, çinko, biotin eksikliğinin saptanması, tiroid veya başka bir hastalık olup olmadığı, kullanılan ilaca bağlı mı döküldüğü, stresten mi kaynaklandığının araştırılması önem taşıyor. Çünkü bazen kullanılan ilacın kesilmesi bile çözüm olabiliyor. Aşırı diyetler de saçı dökebildiği için beslenmede protein ve vitaminden zengin beslenme önemli.
Saçı sert fırlamak travma yaratıyor Beslenme dışında saçlara zarar verici işlemlerden mümkün olduğunca sakınmak gerekiyor. Perma, boya, sık sık fön çektirmek, saçları sık ve sert bir şekilde fırçalamak da döküyor. Saçların yapısına uygun şampuanla yıkanması gerekiyor, ayrıca zaman zaman evde de uygulanabilecek uygun karışımlarla saç maskeleri yapılması yarar sağlıyor. Dr. Belma Bayraktar, eczanelerde bulunan saç besleyici toniklerin bir cilt hekimine danışılarak kullanılabileceğini, saçların kurutucularla değil, doğal akışına bırakılarak kurutulmasını öneriyor.
Dökülme bir ayı aştıysa hekime başvurun Dr. Belma Bayraktar, tüm bu uygulamalara rağmen dökülmenin bir aydan fazla sürmesi, saçların eski hacmini ve canlılığını kaybetmeye başlaması üzerine mutlaka hekime başvurulması gerektiğini söylüyor. Yağlı saçların sık ve uygun şampuanla yıkanmasını öneren Dr. Bayraktar, “Çünkü saçlar yağlanırsa daha çok dökülür. Kuru saçların ise yumuşak şampuanlarla yıkanması önerilir. Saçları sık ve sert fırçalamak uygun değildir” diyor.
Saç ürünleri dökülmeyi önlüyor mu?Son dönemde saç dökülmesini engelleyici ve yeniden saç çıkartıcı birtakım ürünler eczanelerde satılıyor. Bunlardan bazıları tablet şeklinde ağızdan alınan, saçı kökünden besleyip nemlendiren, yaşlanma karşıtı olmanın yanısıra içeriğinde buğday tohumu yağı, aminoasit, E vitamini, B vitamini, çinko, magnezyum, yağ asitleri, antioksidanlar da bulunuyor. Bu tür ürünlerin son derece faydalı olduğunu anlatan Dr. Belma Bayraktar, şunları söyledi: “Fakat en az 3 ay süreyle kullanılmaları gerekiyor. Bu ürünlerin bir kısmı ağız yoluyla alınıyor, ayrıca son derece faydalı tonik ve losyonlar da var. Fakat hepsinin cilt hekimi tarafından önerilmesi önem taşıyor. Erkek tipi dökülmede FDA onaylı iki ürün var. Fakat kullanım süresi oldukça uzundur, bırakıldığında ise aylar içersinde dökülme yeniden başlayabiliyor. Ayrıca saçlara uygulanan saç mezoterapisi yöntemiyle de son derece başarılı sonuçlar alınıyor. Bu tedavide bir takım saçı besleyici vitamin, mineraller enjektör yardımıyla saç köklerine veriliyor. Önce haftada bir, daha sonra seans aralıkları açılarak işleme devam ediliyor.”
Saçınız neden dökülüyor?

Cildinizin yaşlanma sürecini yavaşlatın

İSTANBUL -
Güneş ışınları, Beslenme alışkanlıkları, derinin dış fiziksel ve kimyasal uyarılara fazla maruz kalması, Sigara kullanımı, fazla alkol tüketimi yaşlılık belirtilerini artırıyor, bu etkilerden kaçınmak yaşlanmayı yavaşlatabiliyor.

En büyük organ olan derinin de diğer organlarla birlikte 20 yaşından itibaren yaşlanmaya başladığını söyleyen Amerikan Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Buket Pençe, yaşlanırken ciltte oluşan değişiklikleri, bu süreci yavaşlatmak ve etkilerini azaltmak için neler yapılması gerektiğini anlattı.Derinin üst tabakası yani epidermis incelir ve kırışıklıklara neden olur, derinin yaralanması kolaylaşır. Epidermisin en üst tabakasının yenilenmesi gecikir ve deri soluk bir renk alır. Derinin onarımı yavaşlar ve küçük yaralar bile geç iyileşmeye başlar. Deriden su kaybı kolaylaştığı için deri kurur ve kaşınır. Deriden giren kimyasal maddelerin atılımı gecikir ve kontakt dermatitler yani ekzemalar artar. DERİNİN BARİYER FONKSİYONLARI BOZULURBunun nedeni ise derinin bariyer fonksiyonunun bozulmasıdır. Derinin yaşlanmasıyla melanosit denen renk yapan hücreler azalır. Ultraviyoleye karşı koruyuculuğu azalır güneş lekeleri artar. Derinin bağ dokusu yani elastik ve kollagen liflerdeki bozukluk nedeniyle deri gevşeyerek sarkar, elastikiyeti azalır, mimik çizgileri oluşur, sertleşir ve pürüzlenir. Deride kalın, pürtüklü lekeler artar, alerjik reaksiyonlara neden olan mast hücreleri azaldığı için erken tip ilaç ve besin alerjileri azalır. Eller ve yüzde deri altı yağ dokusu azalırken, uyluklar ve karında artar. Bu da kadınlarda kalça, erkeklerde bel bölgesinin genişlemesine neden olur. Derinin direnç fonksiyonu bozulduğu için deri kanserleri artar. Ter bezleri azalır ve sıcak çarpması riski artar. Deride kılcal damarların görünümü ile kendiliğinden oluşan morluklarda artış görülür. Derinin ısı regülasyonu bozulur ve yaşlılar daha çok üşür. Yaş ilerledikçe yüzde gözenekler genişler ve siyah noktalar artar. Saçlar incelir, yavaş uzar, dökülür, beyazlaşır. Erkeklerde Saç Dökülmesi 20’li yaşlarda, kadınlarda ise menapozdan sonra başlar. Yaşla kadınlarda çenede istenmeyen kıllar oluşurken, erkeklerde kaş, burun içi, kulak kılları uzar. Tırnaklar incelir, yavaş uzar, kurur, matlaşır ve kolay kırılırlar.
Bütün bu değişikliklere engel olabilmek için ilk ve en önemli yapılacak şey güneşten korunmaktır. Çünkü ultraviyole ışınları, deride serbest radikal üretimini artırarak ve antioksidan savunma kapasitesini azaltarak foto yaşlanmaya neden olurlar.İkinci aşamada deri yaşlanmasına engel olmak ve tedavi etmek amacıyla beslenmeye dikkat edilmeli, yaşa göre vitaminler, alfa hidroksi asitler, bitkisel ürünler, biyolojik faktörler, serbest radikal yakalayıcılar, antioksidanlar, bazı hormonlar dıştan veya ağızdan kullanılmalı alkol ve sigara içilmemelidir.
KOZMETİK AÇIDAN ÖNEMLİ VİTAMİNLERVitamin A ve deriveleri: Retinoik asit, betakaroten ve retinol en sık kullanılanlardır. Bunların hem ağızdan alınmaları hem de kozmetiklerde kullanılması güneşe ve diğer tüm etkenlere bağlı deri yaşlanmasını geriye döndürebilir. Bu etkinin görülebilmesi için retinoik asit içeren kozmetiklerin en az 6 hafta kullanılması gerekir. Ancak deriyi tahriş edici etkisine dikkat edilmeli, geceleri kullanılması tercih edilmelidir.Vitamin E: Kuvvetli bir antioksidandır. Ultraviyole ışınlarından korur, nemlendiricidir, kızarıklık ve lekelenmeyi engeller. Topikal kullanıldığında alfa tokoferol olarak kırışıklıkları önler ve kollajen sentezini artırır.Vitamin C: Antioksidan ve leke açıcıdır, hücrelerde kollajen sentezini düzenler ve ultraviyole ışınlarından korur.Vitamin B: Vitamin B3 (Niasin) derinin su kaybını önler, deriyi nemlendirir ve antioksidandır. Provitamin B5 (Pantenol) ise nemlendiricidir ve saç bakım ürünlerinde yüzde 5 oranında kullanılabilmektedir.
Alfa Hidroksi Asitler: Meyve asitleri olarak bilinirler. En çok kullanılanlar glikolik asit ve kaltik asittir. yüzde 2 oranında nemlendirici etkisi olan glikolik asittir, yüzde 8 ile 12 oranında kollajen sentezini artırır, yüzde 70 oranında ise peeling yapar.
Bitkisel Ürünler: Ginkgo biloba ekstresi, soya fasulyesi, mercimek ve kırmızı şarapta bulunurlar. Serbest radikallerden ileri gelen yaşlanmayı geciktirebilir. Piyasada vitaminlerle birlikte yaşlanma karşıtı preparatlarda bulunur.
Polifenoller: Yeşil çayda bulunurlar. C ve E vitamininden daha kuvvetli serbest radikal tutucudurlar. Saç toniklerinde erkek tipi saç dökülmesine karşı da kullanılırlar.
Aloe vera jeli: Ultraviyoleden koruyucu, kızarıklık düzeltici, nemlendirici olarak yaşlanmayı geciktirmek amacıyla kullanılır.
Biyolojik Faktörler: Kallikrein: Domuz pankreasından elde edilir. Yara iyileşmesini hızlandırır ve kırışıklık oluşumuna engel olur. Plasenta Ekstreleri, insan veya hayvan kaynaklı olabilir, hücre yenilenmesini sağlar, derinin esnekliğini artırır.
Cildinizin yaşlanma sürecini yavaşlatın

Monday, December 14, 2009

Yaşlanmayı durduran 6 faktör


Cilt yaşlanmasında etkili olan güneş ışınları, Beslenme alışkanlıkları, derinin dış fiziksel ve kimyasal uyarılara fazla maruz kalması, Sigara kullanımı, fazla alkol tüketiminin yaşlanmayı ve beraberinde gelişen yaşlılık belirtilerini artırabildiği, bu etkilerden kaçınılmasının yaşlanmayı yavaşlatacağı belirtiliyor. Amerikan Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Buket Pençe, "En büyük organ olan deri de diğer organlarla birlikte 20 yaşından itibaren yaşlanmaya başlar" diyor.Deri yaşlanmasını etkileyen faktörler;
1) Genetik yapı yani ailenin deri yapısı,2) Hormonlar: Özellikle hipofiz, tiroid, overler ve böbreküstü bezinin hormonları,3) Güneş ışınları (ultraviyole),4) Beslenme5) Sigara ve alkol,6) Stres,7) Çevre kirliliğidir.
Deri yaşlanırken deride oluşan değişiklikler ve bunların belirtilerini ise şöyle sıralayabiliriz:
1. Derinin üst tabakası (epidermis) incelir ve kırışıklıklara neden olur, derinin yaralanması kolaylaşır.2. Epidermisin en üst tabakasının yenilenmesi gecikir ve deri soluk bir renk alır.3. Derinin onarımı yavaşlar ve küçük yaralar bile geç iyileşmeye başlar.4. Deriden su kaybı kolaylaştığı için deri kurur ve kaşınır. 5. Deriden giren kimyasal maddelerin atılımı gecikir ve kontakt dermatitler (ekzema) artar. Bunun nedeni ise derinin bariyer fonksiyonunun bozulmasıdır.6. Derinin yaşlanmasıyla renk yapan hücreleri (melanosit) azalır ve koyu renk benler azalır.7. Ultraviyoleye karşı koruyuculuğu azalır güneş lekeleri artar.8. Derinin bağ dokusundaki (elastik ve kollagen lifler) bozukluk nedeniyle deri gevşer ve sarkarken, elastikiyeti azalır, mimik çizgileri oluşur, sertleşir ve pürüzlenir.9. Seboreik keratozlar (deride kalın, pürtüklü lekeler) artar.10. Alerjik reaksiyonlara neden olan mast hücreleri azaldığı için erken tip (anında oluşan) ilaç ve besin alerjileri azalır.11. Eller ve yüzde deri altı yağ dokusu azalırken, uyluklar ve karında artar. Bu da kadınlarda kalça, erkeklerde bel bölgesinin genişlemesine neden olur.12. Derinin immünolojik (direnç) fonksiyonu bozulduğu için deri kanserleri artar.13. Ter bezleri azalır ve sıcak çarpması riski artar.14. Deride kılcal damarların görünümü artar, kendiliğinden oluşan morluklar artar.15. Derinin ısı regülasyonu bozulur ve yaşlılar daha çok üşür.16. Yaş ilerledikçe yüzde gözenekler genişler ve siyah noktalar artar.17. Saçlar incelir, yavaş uzar, dökülür, beyazlaşır. Erkeklerde Saç Dökülmesi 20’li yaşlarda, kadınlarda ise menapozdan sonra başlar. Yaşla kadınlarda çenede istenmeyen kıllar oluşurken, erkeklerde kaş, burun içi, kulak kılları uzar.18. Tırnaklar incelir,yavaş uzar,kurur,matlaşır ve kolay kırılırlar.
Bütün bu değişikliklere engel olabilmek için ilk ve en önemli yapılacak şey güneşten korunmaktır. Çünkü ultraviyole ışınları, deride serbest radikal üretimini artırarak ve antioksidan savunma kapasitesini azaltarak foto yaşlanmaya neden olurlar.
İkinci aşamada deri yaşlanmasına engel olmak ve tedavi etmek amacıyla beslenmeye dikkat edilmeli, yaşa göre vitaminler, alfa hidroksi asitler, bitkisel ürünler, biyolojik faktörler, serbest radikal yakalayıcılar, antioksidanlar, bazı hormonlar dıştan veya ağızdan kullanılmalı alkol ve sigara içilmemelidir.Yaşlanmayı durduran vitaminler
1) Vitaminlerden Kozmetik açıdan en önemlileri:
Vitamin A ve deriveleri: Retinoik (tretinoin) asit, betakaroten (provitamin A), retinol en sık kullanılanlardır. Bunların hem ağızdan alınmaları hem de kozmetiklerde kullanılması güneşe ve diğer tüm etkenlere (genetik gibi) bağlı deri yaşlanmasını geriye döndürebilir. Bu etkinin görülebilmesi için retinoik asit içeren kozmetiklerin en az 6 hafta kullanılması gerekir. Ancak deriyi tahriş edici etkisine dikkat edilmeli, geceleri kullanılması tercih edilmelidir.Vitamin E: Kuvvetli bir antioksidandır. Ultraviyole ışınlarından korur. Nemlendiricidir. Kızarıklık ve lekelenmeyi engeller. Topikal kullanıldığında (dıştan) alfa tokoferol olarak kırışıklıkları önler ve kollajen sentezini artırır.Vitamin C: Antioksidan ve leke açıcıdır. Hücrelerde kollajen sentezini düzenler ve ultraviyole ışınlarından korur.Vitamin B: Vitamin B3 (Niasin) derinin su kaybını önler, deriyi nemlendirir ve antioksidandır. Provitamin B5 (Pantenol) ise nemlendiricidir ve saç bakım ürünlerinde %5 oranında kullanılabilmektedir.
2) Alfa Hidroksi Asit (AHA)ler: Meyve asitleri olarak bilinirler. En çok kullanılanlar glikolik asit ve kaltik asittir. %2 oranında nemlendirici etkisi olan glikolik asittir. %2 oranında nemlendirici etkisi olan glikolik asit, %8-12 oranında kollajen sentezini artırır, %70 oranında ise peeling yapar.
3) Bitkisel Ürünler: Flavonoidler (genistein vb.) ginkgo biloba ekstresi, soya fasulyesi, mercimek ve kırmızı şarapta bulunurlar. Serbest radikallerden ileri gelen yaşlanmayı geciktirebilir. Piyasada vitaminlerle birlikte yaşlanma karşıtı preparatlarda (ilaç) bulunur.
4) Polifenoller yeşil çayda bulunurlar: C ve E vitamininden daha kuvvetli serbest radikal tutucudurlar. Saç toniklerinde erkek tipi saç dökülmesine karşı da kullanılırlar.
5) Aloe vera jeli: Ultraviyoleden koruyucu, kızarıklık düzeltici, nemlendirici olarak yaşlanmayı geciktirmek amacıyla kullanılır.
6) Biyolojik Faktörler: Kallikrein: Domuz pankreasından elde edilir. Yara iyileşmesini hızlandırır ve kırışıklık oluşumuna engel olur.Plasenta Ekstreleri: İnsan veya hayvan kaynaklı olabilir. Hücre yenilenmesini sağlar, derinin esnekliğini artırır.Üçüncü sırada ise yaşlı deriyi düzeltmek ve daha fazla ilerlemesini engellemek amacıyla uygulanan kimyasal peeling (derinin üst tabakasının soyulması), mikrodermabrazyon, lazer, botulinum toksini, dolgu maddeleri ve estetik plastik cerrahi operasyonları gelmektedir.

Yaşlanmayı durduran 6 faktör

Wednesday, December 9, 2009

Erkeklere cilt bakımı tüyoları

İSTANBUL - Erkeklerde etkileyici ve sağlıklı bir görüntü için atılacak ilk adımın temiz ve bakımlı bir cilt olduğunu söyleyen Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan; Modern çağın metroseksüel erkeklerine basit ama etkili bakım tüyoları verdi:
Erkeklerde cilt bakımının temeli; cilt temizliği, nemlendiriciler ve güneş koruyucu kremlerdir. Ayrıca akne izi sorunu olanlar peeling ve lazerden, derin çizgileri oluşanlar ise botoks ve dolgu gibi neştersiz yöntemlerden yararlanabilir. Yaşlanmayı geciktirmek isteyen erkekler ise retinoik asit, vitamin C ve meyve asidi içeren kremler kullanabilir.
ERKEKLERİN CİLDİ DAHA KALINErkeklerin cilt yapısı kadınlardan farklıdır. Testesteron hormonu, cildin daha kalın, daha yağlı, gözeneklerin daha geniş olmasına neden olur. Yağ salgısının fazla olması aknenin erkeklerde daha şiddetli ve daha uzun sürmesine yol açar. Kas geliştirmek üzere veya atletik performansı arttırtmak amacıyla anabolik steroid değimiz ilaçların kullanılması da şiddetli akne formlarının ortaya çıkmasına neden olur.
SİVİLCELERİNİZİ SAKIN SIKMAYINAkne tedavisinde dıştan uygulanan ve ağızdan alınan ilaçlardan yararlanılır. Akneden kaynaklanan izlerin engellenmesi açısından tedavinin mümkün olduğunca erken başlanması ve sivilcelerin kesinlikle sıkılmaması gerekir. Akne izleri kişinin ileri yaşamında büyük bir sorun olabilir.
Akne izlerinin tedavisinde peeling (deriyi soyma), deri tıraşlama ve lazer işlemlerine başvurulur. Akne izinin şiddeti kullanılacak yöntemin çeşidini belirler. Peeling; hafif, orta ve derin şiddette derinin soyularak atılması, alttan yeni sağlıklı daha az izli bir derinin gelmesini hedefler.
ERKEK DAHA GEÇ YAŞLANIYORKollajen salgısı erkeklerde daha fazladır. Derinin kalın, kollajenin fazla olması erkeklerde cilt yaşlanmasının daha geç başlamasını sağlar. Deride incelme, çizgilerde belirginleşme 40-50’li yaşlarda kendini belli eder. Ancak dışarıda geçirilen zamanın daha fazla olması ve güneş koruyucu kullanımına önem verilmemesi, dışsal faktör kökenli yaşlanmanın erkeklerde daha belirgin olmasına sebebiyet verir ki; bu yüzden de erkeklerde derin kırışıklar daha belirgindir.
ÇİZGİLER ÇIKTIYSA BOTOKS ZAMANIDerin çizgilerin ortadan kaldırılması için botoks, dolgu enjeksiyonu ve lazer yöntemine başvurulur. Botoks ve dolgu kişinin günlük yaşamını etkilememesi ve kısa sürede yapılması açısından tercih edilmektedir.
Yaşlanmayı geciktirmek amacıyla retinoik asit, vitamin C, meyve asidi içeren kremlerden faydalanılır. Sigara ve alkol tüketiminin az olması, düzenli Beslenme ve Spor da yaşlanmanın gecikmesinde etkili olmaktadır.
EN ETKİLİ PEELİNG TIRAŞErkeklerin günlük yaptıkları sakal tıraşı; sakalların ve ölü deri tabakasının atılmasını sağlar. Tıraş aslında bir çeşit peeling görevi görür. Ancak cilt tıraştan dolayı hassaslaşır. Bu yüzden tıraş öncesi alkol ve mentol içermeyen tıraş kremleri tercih edilmelidir. Tıraşın, kılların yönüne göre yapılmasına özen gösterilmelidir.
Özellikle kıvırcık kıl yapısına sahip kişilerde deriden kabarık şekilde kendini belli eden kıl batıkları görülebilir. Kıl batığı kişiyi kozmetik olarak rahatsız etmenin yanında enfeksiyona da yol açabilir. Tıraşta hijyene önem verilmelidir. Tıraş sonrası ise cildi tahriş etmeyen nemlendirici sürülmelidir. Alkol içeren after-shave losyonlar ciltte yanma, batma ve karıncalanma gibi şikayetlere neden olur.
ERKEKLERE DE EPİLASYON YAPILIRErkeklerin son yıllarda dermatologlara başvurdukları sorunlardan biri de vücut kıllarından uzaklaşma yöntemleridir. Boyun, sırt ve göğüs kılları erkek hastalarda kozmetik olarak sorun yaratmaktadır. Lazer epilasyon; bu bölgelerdeki kılların uzaklaştırılmasında etkili olmaktadır. Lazer Epilasyon sadece kozmetik bir tedavi yöntemi olmayıp, boyun bölgesinde tıraştan kaynaklanan kıl batıklarını da tedavi edilmektedir.
TERLEYEN ERKEKLERE BOTOKSTer bezleri sayısı erkeklerde kadınlara göre daha fazladır. Fazla salgılanan ter, hastayı kozmetik olarak rahatsız etmenin yanında bakteri ve mantar enfeksiyonu gelişimine zemin hazırlar. Terin azaltılması amacıyla hafif vakalarda dıştan uygulanan ilaçlara başvurulur. Terleme çok ileri durumlardaysa botoks enjeksiyonu bu yönde de etkili olur.
HER ERKEĞİN KABUSU SAÇ DÖKÜLMESİ: Testesteron hormonu, Genetik olarak yatkınlığı olan kişilerde, erkek tipi Saç Dökülmesi dediğimiz saçın ön kısmında açılmaya neden olur. Dökülme otuzlu yaşlarda kendini belli eder. Genetik faktörlerin yanında yetersiz Beslenme, kullanılan ilaçlar ve stresin de dökülmede arttırıcı rolü vardır. Kimyasal maddelerin saça çok fazla uygulanması dökülmeyi arttırıcı diğer sebeplerdir. Erkek tipi dökülme medikal ve cerrahi yöntemlerle tedavi edilir. Medikal tedavilerin uzun süreli olduğu konusunda hastalar bilgilendirilmelidir.
Erkeklere cilt bakımı tüyoları