Showing posts with label Migren. Show all posts
Showing posts with label Migren. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Grip aşısı migreni artırmaz

Migreni ve sinüziti olanlar, grip aşısı olduğunda aşı hastalığı tetikliyormuş. Bu bilgi doğru mu? K.M./Yozgat

Hayır, bu tamamen yanlış bir bilgidir. Sinüzit, farenjit ve üst solunum yolu enfeksiyonlarında Migren krizleri ağırlaşabilir. Grip aşısının migren ya da sinüzit şikâyetlerini artırıcı bir yan etkisi söz konusu değildir.



Geçici felç olabilir

Ancak Alerji nedeniyle nadir de olsa anaflaktik şok görülebilir. 10 binde bir de olsa menenjit ve ensefalit gibi beyin ve beyin zarı iltihabı reaksiyonlarına yol açabilir. Omurilikte aynı şekilde iltihabi reaksiyonlara neden olabilir. Bunlara bağlı geçici ya da kalıcı felçler görülebilir. Ayrıca döküntü, kaşıntı, durup dururken kişinin grip olması ve ateşlenme gibi durumlar da görülebilir. Bazen de aşı yerinde ağrıya, kızarmaya, şişmeye ve iltihaplanmaya yol açabilir.



Önce test yapmak lazım!

Antibiyotikleri mutlaka beş gün mü kullanmalıyız? Daha kısa sürede bıraksak etkili olmaz mı? Y.Ş./İstanbul

Antibiyotik kullanımında yanlış uygulamalar yapılmaktadır. Bu yanlış uygulamalardan kaçınmak için kişi, ilaca başlamadan önce mutlaka antibiyogram testi yaptırmalıdır. Test boğaz veya burun salgısından ya da sinüsten ve akciğerden gelen balgamdan örnek alınarak yapılır. İdrar ve kandan da anlaşılır.



Kaşıntı yapabilir!

Antibiyogramın sonucunu almak için en az üç gün hatta bazen bir hafta beklemek gerekiyor. Enfeksiyonu olan, yüksek ateşli bir hastanın bu kadar uzun süre bekletilmesi sakıncalı olduğu için genelde hekimler test yapmadan ilaca başlıyorlar. Genelde de beş günlük antibiyotik veriyorlar. İlacın beş günlük verilmesindeki amaç ise testin sonucunu beklemek ve beklerken de mikroplardan korunmak... Ancak beş günlük antibiyotik tedavisi hastalarda, mideve bağırsak bozukluklarına neden olabiliyor. Bulantı, kusma ve hatta bazen kabızlığa da yol açabiliyor. Antibiyotik kullanımına bağlı olarak karaciğer ve böbrek harabiyetleri, ciltte döküntü, kaşıntı ve burun kanamalarına neden olabiliyor. Beş günün sonunda çıkan antibiyogram sonucuna göre hasta tedaviye devam ediyor ya da etmiyor. Kimi zaman antibiyogramda hasta için dirençli görülen antibiyotik iyileşme de sağlayabiliyor. Bu da laboratuvar ortamında vücudun verdiği reaksiyonların farklı olabildiğini gösteriyor.



Öğün atlamak zararlı!

Gastritim var. Zayıflamak için öğün atlıyorum. Bu doğru bir davranış mı? Ne yapmalıyım? A.L./Gaziantep

Tabii ki Diyet ve kalori kısıtlamasına gidilmelidir. Ancak yanlış uygulamalar, düzensiz ve tek yönlü Beslenme ve öğün atlamaları çok sık görüyoruz. Bunlar, vücutta metabolizmanın dengesizleşmesine yol açmaktadır.



Asit salgısı artıyor

Gastriti veya ülseri olan kişilerde açlık, asit salgısının çoğalmasına yol açarak ileride mide zarında tahrişlerin artmasına neden olabilir. Gastriti, reflüsü ve ülseri olan kişilerin, zayıflamak amacıyla diyet uygularken öğün atlamamaları gerekir. Mide şikayetlerinin artmasının yanı sıra açlık hissini daha da artıracak ve bu kez akşam yemeğinde de iki misli fazla yemek yenecektir. Bu da yapılan enerji kısıtlamasının boşa gitmesine yol açacaktır. Bu sebeple kalorisi hesaplanmış az miktarda Gıda ve daha sık (dört öğün) beslenme önerilmektedir.
Grip aşısı migreni artırmaz

Bazı besinlerle aranız iyi değil mi?

İSTANBUL - Çoğu zaman neyin size iyi gelmediğini anlayamazsınız bile, teşhisi zordur. Çoğunlukla yorgunluk hali, şişkinlik, ruhsal durumda dalgalanmalar, aşırı heyecanlılık, Migren atakları ve yeme bozuklukları olarak karşımıza çıkan besin duyarlılığı yıllar geçtikçe ve doğa kirlendikçe artıyor. Klinik deneylerin besin alerjilerini romatizma ve astım gibi hastalıklarla da ilişkinlendirdiğini söyleyen Kiloss Beslenme ve Danışmanlık Merkezi'nden Diyetisyen Berrin Yiğit, besin duyarlılığını, "Çoğu zaman kompleks, kafa karıştırıcı ya da bilinmez tablolarla karşımıza çıkabilir. Genel olarak alerjik reaksiyon ve besin intoleransı olarak sindirim sisteminin gıdaları toksik algıladığı durumlardır" diye tanımladı ve besin intoleransı hakkında merak edilen noktalara değindi.
"Besin intoleransında yediğiniz gıdaların parçalanması ve sindirilmesinde sıkıntı yaşanır. Özellikle sık gözlenen bazı duyarlılıklar laktoz, tirozin, katkı maddeleri ve glutendir. Şöyle ki hassas olduğunuz gıda, barsaklarda zamanla aşınma yapar yani o özel gıdayı sık tüketirseniz, meydana gelen tahriş yara gibi bağışıklığı çökertebilir, gaz şikayetleri ve barsak rahatsızlıklarına neden olabilir. Örneğin laktoz intoleransı içlerinde en sık görülenlerdendir, süt ve ürünlerinin tüketilmesiyle genelde karında şişkinlik hissi oluşur, hafif kramplar girebilir, bu durumda sütün beslenmeden çıkarılması yararlı olabilir."
Besin intolerans testlerinin, bazı kişilerce zayıflama mucizesi olarak nitelendirildiğini belirten Yiğit, "Bu testler zayıflama mucizesi değildir ama vücudu sağlığa kavuşturduğu için kilo kaybı seyrinde yardımcıdır" dedi ve şöyle devam etti: "Tiramin ya da fenilalanin içeren gıdaların tüketilmesi ürtiker, migren, astım gibi belirtilerle hassasiyet oluşturur. Aşağıdaki listeye bakılacak olursa tiramin hassasiyeti olanların diyetlerinden çıkaracakları besinlerle hem şişkinlik şikayetleri azalacak hem de hissetmeden kalori kısıtlaması da yapmış olacaklar. Bu besinler, fermente peynirler, sosis, çikolata, krema, kırmızı Şarap, avakado, bira, ahududu ve mayadır. Yasaklanan gıdalar dışında vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olan soğan, Brüksel lahanası, sarımsak ve brokoli de bolca tüketilmelidir.
GLUTEN HASSASİYETİ İLE CİDDİ KALORİ KISITLAMASIEkmek, lavaş, simit, pide, hamburger, kek, börek, makarna gibi hamurlu gıdaları tüketememek, gluten intoleransı anlamına gelir. Özellikle buğday, arpa, yulaf ve çavdar gibi tahıllarda bulunan ayrıca günümüzde bisküvi, reçel gibi hazır gıdalarda kıvam verici olarak kullanılan gluteni yiyememek ciddi kalori kısıtlaması yapmak demektir.
SÜREKLİ ŞİŞİM, KENDİMİ GAZLI HİSSEDİYORUM DİYORSANIZ...Gıdaların sindirimi midede başlar. Yoğun asit içeriğinin mideye zarar vermemesi için mideyi çevreleyen mukoza tabakası vardır. Hassasiyet yaratan gıdaların tüketilmesi lezyonlara yol açar. Bu durum da sindirimin yavaşlamasına, barsaklara büyük moleküllerin gönderilmesine, inflamasyon denen ateşsiz iltihabi yaralara neden olabilir. Bu nedenle Gıda hassasiyeti olan kişiler sürekli kendilerini ödemli, gazlı ve şiş hissederler.
HASSAS OLDUĞUNUZ BESİNLERE DİKKAT!Vücut için gerekli besinlerin içeri, zararlı toksinlerin ya da maddelerin dışarı atılmasından sorumlu olan ince barsaklar hassas gıdaların büyük moleküler yapılarda hareketiyle normal fonksiyonlarını kaybedebilirler. Seçici bariyer görevi gören barsaklardaki işlevsel bozukluklar zamanla tekrarlandıkça ciddi boyutlara taşınabilir. Toksinler karaciğerde temizlenme görevini de tam olarak yapamazsa dolaşıma katılıp daha ciddi tablolar oluşturabilirler. İnflamasyon obeziteden, astıma, egzemaya kadar pek çok hastalıkta rol aldığına göre hassas olduğunuzu bildiğiniz gıdaları da tüketmemeye dikkat etmelisiniz."Bu tür şikayetlere ve sorunlara neden olan ve kişiye kötü gelen gıdaların besin intolerans testiyle anlaşıldığını belirten Yiğit, ne kadar çok gıda analizi yapılırsa tedavide başarının o kadar artacağını söyledi:
Bazı besinlerle aranız iyi değil mi?